En'am Suresi 17. Ayet — Elfaz
Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
1وَاِنْve inve eğerBağlaç+Şart Edatı
2يَمْسَسْكَyemseskesana dokundursaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
5فَلَاfe lāyokturSonuç Edatı+Harf-i Nefi
7لَهُlehuonuHarf-i Cer+Zamir
8اِلَّاillābaşkaİstisna Edatı
9هُوَhuvekendisindenZamir
10وَاِنْve inve eğerBağlaç+Şart Edatı
11يَمْسَسْكَyemseskesana dokundursaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.
12بِخَيْرٍbi ḣayrinbir hayırHarf-i Cer+İsimخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.
13فَهُوَfe huvekuşkusuz OSonuç Edatı+Zamir
14عَلٰىǎlāHarf-i Cer
16شَيْءٍşey'inşeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş