Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

se yeḳūlu leke l-muḣallefūne mine l-eǎ'rābi şeğaletnā emvālunā ve ehlūnā fe steğfir lenā yeḳūlūne bi elsinetihim mā leyse fī ḳulūbihim ḳul fe men yemliku lekum mine (a)llahi şey'en in erāde bikum Derran ev erāde bikum nef'ǎn bel kāne (a)llahu bimā teǎ'melūne ḣabīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1سَيَقُولُse yeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyecekler ki
2لَكَlekesana
3الْمُخَلَّفُونَl-muḣallefūneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekgeri bırakılanlar
4مِنَmine-dan
5الْاَعْرَابِl-eǎ'rābiع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, AraplaşmakAraplar-
6شَغَلَتْنَاşeğaletnāش غ لMeşgul etmek, tutmak, meşguliyet - meslek, iş, istihdambizi alıkoydu
7اَمْوَالُنَاemvālunāم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallarımız
8وَاَهْلُونَاve ehlūnāا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarve çocuklarımız
9فَاسْتَغْفِرْfe steğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekmağfiret dile
10لَنَاlenābizim için
11يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonlar söylüyorlar
12بِاَلْسِنَتِهِمْbi elsinetihimل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dilleriyle
13مَاbir şeyi
14لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirolmayan
15فِي
16قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerinde
17قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
18فَمَنْfe menkim?
19يَمْلِكُyemlikuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.engel olabilir
20لَكُمْlekumsizin için
21مِنَminekarşı
22اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
23شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişherhangi bir şeyle
24اِنْineğer
25اَرَادَerādeر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istese
26بِكُمْbikumsize
27ضَرًّاDerranض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmekbir zarar vermek
28اَوْevyahut
29اَرَادَerādeر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istese
30بِكُمْbikumsize
31نَفْعًاnef'ǎnن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.bir yarar vermek
32بَلْbelhayır
33كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
34اللّٰهُ(a)llahuAllah
35بِمَاbimāolduklarınızı
36تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)
37خَبِيرًاḣabīranخ ب رBilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık.haber almaktadır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bedevilerden geri kalanlar, diyecekler ki sana: Bizi mallarımız ve çoluğumuz çocuğumuz oyaladı, artık sen, yarlıganma dile bize; gönüllerinde olmayanı dilleriyle söylerler; de ki: Gerçekten de size bir zarar eriştirmek isterse, yahut bir fayda vermek dilerse Allah'tan, herhangi bir sûretle ona âit birşeyi kim giderebilir? Hayır; Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bedevilerden geri kalanlar, diyecekler ki sana: Bizi mallarımız ve çoluğumuz çocuğumuz oyaladı, artık sen, yarlıganma dile bize; gönüllerinde olmayanı dilleriyle söylerler; de ki: Gerçekten de size bir zarar eriştirmek isterse, yahut bir fayda vermek dilerse Allahʼtan, herhangi bir sûretle ona âit birşeyi kim giderebilir? Hayır; Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Adem Uğur

Bedevîlerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ahmed Hulusi

Bedevilerden geri bırakılanlar: "Bizi mallarımız ve çoluk çocuğumuz meşgul etti; bizim için mağfiret dile" diyecekler. . . Onlar gerçekte, öyle düşünmediklerini dillendiriyorlar! De ki: "Sizde bir zarar açığa çıkarmayı irade ederse ya da sizde bir fayda oluşturmayı irade ederse; kim Allah'ın istediğine karşı koyabilir?". . . Hayır, Allah yaptıklarınızdan (yaratanı olarak) haberdardır.

Ahmet Tekin

Yakında, savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalan Bedevî Araplardan bazıları, sana: 'Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu, bizi meşgul etti. Allah’tan bizim bağışlanmamızı, koruma kalkanına alınmanızı dile.' diyecekler. Onlar kalplerinde, akıllarında olmayanı, dilleriyle söylüyorlar. 'Allah, size bir zarar gelmesini dilerse, veya bir fayda elde etmenizi isterse, O’na karşı kimin birşey yapmaya gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.' de.

Ahmet Varol

Bedevilerden geride bırakılanlar sana diyecekler ki: 'Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Bundan dolayı bizim için bağışlanma dile!' Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: 'Allah eğer size bir zarar dilerse veya bir yarar dilerse O'na karşı sizin için kim ne yapabilir? Hayır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.'

Ali Bulaç

Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır."

Ali Fikri Yavuz

(Henüz iman kalblerinde yerleşmemiş olduğundan Hudeybiye seferinden) geri kalan bazı Bedevî’ler sana şöyle diyeceklerdir: “- Mallarımız ve ailelerimiz bizi, (seninle Hudeybiye seferine çıkmaktan) alıkoydu. Onun için bize mağfiret dile.” Onlar, kalblerinde olmıyan şeyi ağızlarıyla söyliyecekler. (Ey Rasûlüm, sen onlara) de ki:”- Eğer Allah size bir zarar dilerse, yahud size bir fayda dilerse, artık onun dilemesinden sizi kim koruyabilir? Doğrusu Allah bütün yaptıklarınızdan haberdar bulunuyor.

Ali Rıza Safa

Geride kalan Araplar, şöyle diyecekler: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu; bizim için, Allah'tan bağışlanma dile!" Yüreklerinde olmayan bir şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah, sizi bir yitime uğratmayı veya yarar sağlamayı dilerse, sizin için dilediği bir şeye, kim engel olabilir?" Hayır! Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

Bedevilerden savaştan geri kalanlar sana, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Bizim için af dile" diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah size bir zarar vermeyi dilerse, yahut bir fayda murat ederse, onun sizin için dilediğine kim engel olabilir? Doğrusu şu ki, Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır."

Bekir Sadak

Bedevilerin savastan geri kalmis olanlari, sana: «Bizi mallarimiz ve ailelerimiz alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile» diyecekler. Dilleriyle, gonullerinde bulunmayani soylerler; de ki: «Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O'na karsi kimin gucu bir seye yeter? Kaldi ki, Allah yaptiklarinizdan haberdardir.»

Celal Yıldırım

Bedevilerden (savaşa katılmayıp) geri kalanlar ise, «bizi mallarımız ve ailemiz oyaladı. Bizim için bağışlanma dile..» diyecekler. Onlar kalblerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Eğer Allah sizi bir zarara uğratmayı dilerse veya size bir yarar sağlamak isterse, O'na karşı kim bir şey yapmaya güç bulabilir ? Elbette Allah yaptıklarınızdan haberlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Arap kabilelerinden savaşa katılmayanlar sana, gönüllerinde olmayanı dillerinin ucuyla söyleyerek, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu, bu yüzden Allah’ın bizi bağışlamasını iste” diyecekler. Onlara şöyle de: “Size bir zarar gelmesini isterse veya size iyilik etmeyi murat ederse, sizin için Allah’a karşı herhangi bir şey yapmaya kimin gücü yeter? Hayır! Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir;

Diyanet İşleri

Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

Diyanet İşleri (eski)

Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: 'Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile' diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: 'Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.'

Diyanet Vakfi

Bedevîlerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki: «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bedevilerden (savaştan) geri bırakılanlar yakında sana: "Bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize bağışlama dile!" diyeceklerdir. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: "Eğer Allah sizi bir zarara uğratmayı dilerse veya size bir yarar sağlamayı dilerse Allah'a karşı kim birşey yapabilir? Doğrusu Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yakında diyecek sana o a'rabilerden geri bırakılanlar ki: "bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize istiğfar ediver!" Kalblerinde olmıyan şey'i ağızlariyle söyliyecekler, de ki şimdi hakkınızda Allahdan kim bir şey'e malik olabilir eğer size bir zarar irade buyurur yahud bir menfeat irade buyurursa? Doğrusu Allah ne yapıyorduğunuza habir bulunuyor

Erhan Aktaş

Bedevi Araplardan geri kalanlar, sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bedevi Araplardan geri kalanlar, sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Araplardan geri bırakılanlar, sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Fizilal-il Kuran

Bedevilerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile». Onlar kalblerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: «Allah size bir zarar vermek dilemiş, yahut size bir fayda vermek istemiş olsa Allah'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır hiç kimse engel olamaz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.»

Gültekin Onan

Bedevilerden geride bırakılanlar sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ehlimiz (ailelerimiz) meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Tanrı, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Tanrı'ya karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Tanrı yaptıklarınızı haber alandır."

Hamdi Döndüren

Bedevilerden, geri kalanlar sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Artık bizim için Allah’tan mağfiret dile.” Onlar, kalplerinde olmayanı, dilleriyle söylerler. De ki: “Allah size bir zarar veya bir yarar vermek isterse, Allah’ın sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdardır!

Hasan Basri Çantay

Bedevilerden geri bırakılanlar yakında sana "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Onun için bizim yarlığanmamızı isteyiver" diyecekler. Onlar kalblerinde olmayan şey'i dilleriyle söylerler. Sen de ki: "Allah size bir zarar diler, yahud size bir faide dilerse Allah (ın meşiyyetinden ve kazaasından) her hangi bir şeyle sizi kim men'edebilir? Hayır, Allah yapmakda olduğunuz her şeyden hakkıyle haberdardır".

Hasib Asutay

Bedevilerden geri kalmış (Hudeybiye seferine katılmamış) olanlar, sana diyecekler ki: (6) 'Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile. ' Onlar dilleriyle kalplerinde olmayanı söylerler. De ki: Eğer (Allah) size bir zarar dilerse veya size bir yarar isterse sizin için Allah'a karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (6. Hudeybiye'nin dönüşünden sonra.)

Hayrat Neşriyat

Bedevîlerden geri bırakılanlar, sana: 'Bizi (bu sefere iştirâk etmekten) mallarımız ve âilelerimiz alıkoydu; bu yüzden bizim için (Allah’dan) mağfiret dile!' diyecektir. (Onlar)dilleriyle, kalblerinde olmayanı söylüyorlar. De ki: 'Eğer (Allah) size bir zarar (dokundurmak)ister veya size bir fayda (vermek) dilerse, sizin için Allah’dan (gelecek) bir şeye (karşı, onu def' edecek bir güce) kim mâlik olabilir? Hayır! Allah, yapmakta olduklarınızdan hakkıyla haberdardır.'

İbni Kesir

Bedevilerden geri bırakılanlar sana diyeceklerdir ki: Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile. Kalblerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: Allah, size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse; O'na karşı kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır.

Mehmet Okuyan

Göçebelerden geride kalmış olanlar sana şöyle diyecekler: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!” Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “(Allah) size bir zarar (vermeyi) dilerse veya bir yarar elde etmenizi isterse sizin için Allah’a karşı kimin bir şeye gücü yetebilir ki!” Gerçek şu ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Muhammed Esed

Geride kalan bedeviler sana: "Mallarımız ve ailelerimiz(e bakma mecburiyeti) bizi (gelmekten) alıkoydu; öyleyse (ey Muhammed,) Allah'tan bizim için mağfiret dile!" diyecekler. (Böylece) onlar kalplerinde olmayan bir şeyi dile getiriyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek veya yarar sağlamak isterse, kim Allah'ın istediği bir şeyi geri çevirebilir? Hayır, (kimse çeviremez) ama Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır!

Mustafa İslamoğlu

Geride kalan bedeviler, "Mallarımız ve çocuklarımız bizi (sana katılmaktan) alıkoydu; artık Allah'tan bizim için af dile!" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dile getiriyorlar. De ki: "Peki, şayet Allah size bir zarar vermeyi veya bir yarar sağlamayı dilemiş olsa, O'nun sizin için takdir ettiği şeye kim engel olabilir? Elbette hiç kimse! Ki zaten Allah yaptıklarınızdan ayrıntısıyla haberdardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bedevilerden geri bırakılmış olanlar, sana diyeceklerdir ki, «Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, artık bizim için mağfiret dile.» Onlar kalblerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. De ki: «Eğer sizin hakkınızda bir zarar dilerse veya sizin hakkınızda bir menfaat murad ederse artık sizin için Allah'tan bir şeye kim mâlik olabilir? Doğrusu Allah Teâlâ işlediğiniz şeyden bihakkın haberdardır.»

Ömer Öngüt

Bedevilerden geri kalmış olanlar yakında sana gelip: "Mallarımız ve âilelerimiz bizi alıkoydu (da gelemedik). Allah'tan bizim için bağışlanmamızı dile!" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleri ile söylerler. Resulüm! De ki: "Allah size bir zarar gelmesini isterse veya bir fayda elde etmenizi isterse, O'na karşı sizin için kim ne yapabilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır. "

Suat Yıldırım

(Hudeybiye seferine katılmayıp) kaçak durumda geri kalan bedevîler sana gelip: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı da ondan katılamadık. Ne olur bizim için Allah’tan af dile!" derler. Onlar aslında, dilleriyle, kalplerinde olmayan şeyler söylerler. De ki: Şimdi hakkınızda Allah bir zarar veya fayda vermek isterse, kim O’na karşı koyup engelleyebilir? Hayır! İş sizin iddia ettiğiniz gibi değil. Allah her şeyden haberdar olduğu gibi sizin gazaya katılamayışınızın gerçek sebebinden de haberdardır.

Süleyman Ateş

Göçebe Araplardan geri bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile." Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayan bir şeyi söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar vermek istemiş, yahut size bir yarar vermek istemiş olsa Allah'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber almaktadır."

Süleymaniye Vakfı

Taşralı Araplardan geride kalanlar: "Bizi, mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti; o yüzden bizim için Allah'tan bağışlanma dile!" diyeceklerdir. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Peki, Allah size bir zarar vermek isterse ya da size bir fayda sağlamak isterse ona karşı sizin için kim ne yapabilir?" Hayır; Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çöl araplarından geride bırakılanlar sana şöyle diyeceklerdir: "Mallarımız ve ailemiz bütün vaktimizi aldı; bizim için Allah'tan bağışlanma dileğinde bulun." İçlerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size kötülük yapmayı istese ya da onun isteği size iyilik yapmak olsa kim bunun önüne geçebilir?" Hayır; Allah yaptığınız her şeyin içyüzünü bilir.

Şaban Piriş

Geride kalan bedeviler, sana: -Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile diyeceklerdir. Kalblerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: Eğer Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse kim sizin için bir şeye sahip olabilir? Oysa hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Tefhim-ul Kuran

Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: «Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.» Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: «Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır.»

Ümit Şimşek

Bedevîlerden geri kalmış olanlar sana gelip 'Mallarımız ve ailelerimiz bizi oyaladı; bizim için Allah'tan af dile' diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki: Allah sizin için bir zarar veya bir yarar murad etse, Ondan size gelecek olan şeyi kim engelleyebilir? Doğrusu, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Bedevilerden, geri bırakılmış olanlar sana şöyle diyecekler: "Bizleri, mallarımız ve ailelerimiz oyaladı. O halde bizim için Allah'tan af dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar dilerse, yahut bir yarar murat ederse, O'nun sizin için dilediğine kim engel olabilir?" Doğrusu şu ki, Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Geri qalan bədəvilər sənə: “Var-dövlətimiz və ailələrimiz bizi döyüşə getməkdən yayındırdı. Allahdan bizim üçün bağışlanma dilə!”– deyəcəklər. Onlar qəlblərində olmayanları dilləri ilə deyirlər. De: “Əgər Allah sizə bir zərər yetirmək və ya bir xeyir vermək istəsə, Onun edəcəyi işin qarşısını kim ala bilər?” Xeyr, Allah sizin nə etdiyinizdən xəbərdardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Hüdeybiyyə səfərindən) geri qalan bədəvi ərəblər sənə deyəcəklər: ″Mal-dövlətimiz və ailələrimiz başımızı qatdı (səninlə yola çıxa bilmədik). (Allahdan) bizim bağışlanmağımızı dilə!″ Onlar ürəklərində olmayanı dilləri ilə deyirlər. (Onlara) de: ″Əgər Allah sizə bir zərər, yaxud bir xeyir vermək istəsə, bu işdə Allaha bir şeylə kim mane ola bilər?!″ Bəli, Allah sizin nə etdiyinizdən xəbərdardır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die zurückgebliebenen Wüstenaraber werden dir sagen, wenn du zurückkehrst: ʺUns haben unsere Güter und unsere Angehörigen so beschäftigt, daß wir nicht mitgezogen sind. So bitte Gott für uns um Vergebung!ʺ Sie sagen mit ihrer Zunge, was sie nicht in ihren Herzen haben. Sprich: ʺWer kann für euch gegen Gott etwas tun, wenn Er euch schaden oder nützen will? Gott weiß genau, was ihr getan habt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Die Zurückgelassenen der Wüstenaraber werden zu dir sagen: ʺUnser Besitz und unsere Angehörigen haben uns (zu sehr) beschäftigt; so bitte für uns um Vergebung.ʺ Sie sagen mit ihren Zungen, was nicht in ihren Herzen ist. Sag: Wer vermag denn für euch bei Allah etwas (zu ändern), wenn Er für euch Schaden will oder wenn Er für euch Nutzen will? Aber nein! Allah ist dessen, was ihr tut, Kundig.

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen unter den Wüstenarabern, die zurückblieben, werden zu dir sagen: ʺBeschäftigt haben uns unsere Besitztümer und unsere Familien, darum bitte um Verzeihung für uns.ʺ Sie sagen mit ihren Zungen, was nicht in ihren Herzen ist. Sprich: ʺWer vermag etwas für euch bei Allah (auszurichten), wenn Er euch Schaden oder Nutzen zufügen will? Nein, Allah ist dessen wohl kundig, was ihr tut.

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Zurückgebliebenen von den Wüstenarabern werden dir sagen: ʺUns beschäftigten unser Vermögen und unsere Familien, so bitte für uns um Vergebung!ʺ Sie sagen mit ihren Zungen, was nicht in ihren Herzen ist. Sag: ʺWer verfügt für euch über etwas von ALLAH, wenn ER für euch Schädigendes will, oder für euch Nützliches will?ʺ Nein, sondern ALLAH ist dessen, was ihr tut, allkundig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Mark well. O Muhammad what the stay-at-home desert Arabs will say to you: " We were unable to be part of your expedition and join battle (if there is any) on account of our constant attention to our commercial transactions and to our families, and we seek your help in invoking Allah': forgiveness on our behalf". They speak with their tongues in their cheeks and what they utter and what their hearts forge do not together accord. Say) to them: " who is he who has power to restrain Allah from a contemplated action and prevent the coming-on of a calamity or of prosperity? But indeed Allah has been well acquainted with what you were doing".

Abdul Haleem

The desert Arabs who stayed behind will say to you, ‘We were busy with our property and our families: ask forgiveness for us,’ but they say with their tongues what is not in their hearts. Say, ‘Whether it is God’s will to do you harm or good, who can intervene for you?’ No! God is fully aware of everything you [people] do.

Abdullah Yusuf Ali

The desert Arabs who lagged behind will say to thee: "We were engaged in (looking after) our flocks and herds, and our families: do thou then ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say: "Who then has any power at all (to intervene) on your behalf with Allah, if His Will is to give you some loss or to give you some profit? But Allah is well acquainted with all that ye do.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), the bedouins who were left behind say to you: "We were occupied with our goods and families. So ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say to them: “Who can be of any avail to you against Allah if He should intend to cause you any harm or confer upon you any benefit?” Allah is well aware of all that you do.

Aisha Bewley

Those Arabs who remained behind will say to you, ‘Our wealth and families kept us occupied, so ask forgiveness for us. ’ They say with their tongues what is not in their hearts. Say: ‘Who can control Allah for you in any way whether He wants harm for you or wants benefit for you?’ Allah is aware of what you do.

Al-Hilali & Khan

Those of the bedouins who lagged behind will say to you: "Our possessions and our families occupied us, so ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say: "Who then has any power at all (to intervene) on your behalf with Allâh, if He intends you hurt or intends you benefit? Nay, but Allâh is Ever All-Aware of what you do.

Ali Quli Qarai

The Bedouins who were left behind will tell you, ‘Our possessions and our families kept us occupied. So plead [to Allah] for our forgiveness!’ They say with their tongues what is not in their hearts. Say, ‘Who can be of any avail to you against Allah, should He desire to cause you harm or desire to bring you benefit? Rather Allah is well aware of what you do.’

Amatul Rahman Omar

Those of the desert Arabs (who contrived to be) left behind will say to you (by way of apology), `We were occupied in looking after our belongings and families, so ask for protection for us (from God). ' They say with their tongues that which is not in their hearts. Say, `Who has any power to help you against (the decree of) Allâh if He intends to do you some harm? Or (who can avert His grace) if He intends to do you some good. Indeed, Allâh is Well Aware of all that you do (and He will treat you accordingly).

Arthur John Arberry

The Bedouins who were left behind will say to thee, 'We were occupied by our possessions and our families; so ask forgiveness for us!' They say with their tongues what is not in their hearts. Say: 'Who can avail you aught against God, if He desires hurt for you, or desires profit for you? Nay, but God is ever aware of the things you do.

Bijan Moeinian

Those Arabs [in south of Medina], who did not join you, will ask you to pray for their forgiveness on the basis of lame excuses. They [do not feel any remorse in their failure to accompany you and] are not sincere. Say: "God is fully aware of your actions….

E. Henry Palmer

The desert Arabs who were left behind shall say, 'Our wealth and our people occupied us; ask pardon then for us!' - they speak with their tongues what is not in their hearts! Say, 'Who can control for you aught from God, if He wish you harm or wish you advantage?' Nay, God of what ye do is well aware!

Edip-Layth

The Arabs who lagged behind will say to you: "We were preoccupied with our money and our family, so ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say, "Who then would possess any power for you against God if He wanted harm to afflict you or if He wanted benefit for you?" No, God is fully Aware of everything you do.

George Sale

The Arabs of the desert who were left behind will say unto thee, our substance and our families employed us, so that we went not forth with thee to war; wherefore ask pardon for us. They speak that with their tongues, which is not in their hearts. Answer, who shall be able to obtain for you any thing from God to the contrary, if he is pleased to afflict you, or is pleased to be gracious unto you? Yea verily, God is well acquainted with that which ye do.

Hamid S. Aziz

Those of the dwellers of the desert who were left behind will say to you, "Our property and our families kept us busy, so ask forgiveness for us. " They say with their tongues what is not in their heart. Say, "Then who can control anything for you from Allah if He intends to do you harm or if He intends to do you good. Nay, Allah is Aware of what you do:

Mahmoud Ghali

The Arabs of the desert who were left behind will soon say to you, "Our riches and our families occupied us; so ask forgiveness for us!" They say with their tongues what is not in their hearts. Say, "Then who can possess for you anything from Allah, in case He wills harm for you, or He wills profit for you? No indeed, (but) Allah has been Ever-Cognizant of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Those of the wandering Arabs who were left behind will tell thee: Our possessions and our households occupied us, so ask forgiveness for us! They speak with their tongues that which is not in their hearts. Say: Who can avail you aught against Allah, if He intend you hurt or intend you profit? Nay, but Allah is ever Aware of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

The Arabs of the desert who had stayed behind will now say to you: "We were occupied with our flocks and herds and families, so ask forgiveness for us. They say with their tongues what is not in their hearts. Tell them: "Who can prevail with God for you if He wish you harm or benefit? Surely God is well aware of what you do.

Muhammad Asad

Those of the bedouin who stayed behind will say unto thee: "[The need to take care of] our chat­tels and our families kept us busy: do then, [O Prophet,] ask God to forgive us!" [Thus,] they will utter with their tongues something that is not in their hearts. Say: “Who, then, has it in his power to avert from you aught that God may have willed, whether it be His will to harm you or to confer a benefit on you? Nay, but God is fully aware of what you do!

Mustafa Khattab

The nomadic Arabs, who stayed behind, will say to you ˹O Prophet˺, "We were preoccupied with our wealth and families, so ask for forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say, “Who then can stand between you and Allah in any way, if He intends harm or benefit for you? In fact, Allah is All-Aware of what you do.

Progressive Muslims

The Nomads who lagged behind will say to you: "We were preoccupied with our money and our family, so ask forgiveness for us. " They say with their tongues what is not in their hearts. Say: "Who then would possess any power for you against God if He wanted harm to afflict you or if He wanted benefit for you" No, God is fully Aware of everything you do.

Sahih International

Those who remained behind of the bedouins will say to you, "Our properties and our families occupied us, so ask forgiveness for us. " They say with their tongues what is not within their hearts. Say, "Then who could prevent Allah at all if He intended for you harm or intended for you benefit? Rather, ever is Allah, with what you do, Acquainted.

Sam Gerrans

Those who were left behind of the desert Arabs will say to thee: “Our possessions and our families engaged us, so ask thou forgiveness for us.” They say with their tongues what is not in their hearts. Say thou: “Who has power for you against God in anything if He intends for you harm or intends for you benefit?” The truth is, God is aware of what you do.

Shabbir Ahmed

The Bedouins, who were left behind, will tell you, "Our properties and families kept us occupied, so ask forgiveness for us!" They will utter with their tongues what is not in their hearts. Say, "Who can avert from you Allah's Law of Requital, whether it is harm or benefit to you?" Nay, but Allah is Aware of all that you do.

Syed Vickar Ahamed

The desert Arabs (the Bedouins) who fell behind (to avoid fighting) will say to you: "We were engaged in (looking after) our flocks and herds, and our families: Do you then ask forgiveness for us. " They say with their tongues what is not in their hearts. Say (to them): "Who then has any power at all (to intervene) on your behalf with Allah, if His Will is to give you some loss or to give you some profit? No! Allah is always All Aware (Khabir) with all that you do.

Taqi Usmani

Those of the Bedouins who remained behind will say to you, "Our possessions and our families kept us busy, (hence we could not accompany you in your journey to Hudaibiyah). So, pray to Allah for our forgiveness." They say with their tongues what is not in their hearts.Say, “Then, who has power to help you in any thing against Allah, if He intends to do you harm, or intends to do you good? Rather, Allah is fully aware of what you do.

The Monotheist Group

The Nomads who lagged behind will say to you: "We were preoccupied with our money and our family, so ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say: "Who then would possess any power for you against God if He wanted harm to afflict you or if He wanted benefit for you?" No, God is fully Aware of everything you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux des Bédouins qui ont été laissés en arrière te diront: ʺNos biens et nos familles nous ont retenus: implore donc pour nous le pardonʺ. Ils disent avec leurs langues ce qui nʹest pas dans leurs cœurs. Dis: ʺQui donc peut quelque chose pour vous auprès dʹAllah sʹIl veut vous faire du mal ou sʹIl veut vous faire du bien? Mais Allah est Parfaitement Connaisseur de ce que vous œuvrez.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew bedewiyên ku xwe li paş hiştine (û beşdarî cenga Hudeybiyê nebûne), dê ji te re bibêjin: Mal û eyalên me em mijûl kirin (me nekarî digel te derkevin Hudeybiyê, vêca) ji Xwedê lêborîna me bixwaze. Ew, tiştê ku bi zimanê xwe dibêjin, ne ya di dilê wan de ye. Bibêje: Eger Xwedê bixwaze zerarekê bide we, yan jî bixwaze feydeyekê bide we, qey li hemberî Xwedê kî dikare tiştekî bike? Belkî Xwedê bi her çi tiştê ku hûn dikin agahdar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij van de bedoeïenen die achtergelaten zijn zullen tot jou zeggen: ʺOnze bezittingen en onze families hielden ons bezig. Vraag dus vergeving voor ons.ʺ Met hun tongen zeggen zij wat niet in hun harten is. Zeg: ʺWie zou voor jullie tegen God ook maar iets kunnen uitrichten als Hij jullie schade wenst te berokkenen of als Hij jullie voordeel wenst te geven?ʺ Integendeel, God is over wat jullie doen welingelicht.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De Arabieren van de woestijn, die achtergelaten werden, zullen tot u zeggen: Ons vermogen en onze gezinnen eischen onze tegenwoordigheid, zoodat wij niet met u ten krijg trekken; vraag dus vergiffenis voor ons. Zij spreken datgene met hunne tongen, wat niet in hunne harten is. Antwoord: Wie zal in staat zijn, eenig tegenovergesteld ding voor u van God te verkrijgen, indien het hem behaagt, u te bedroeven, of zoo het hem behaagt, barmhartig omtrent u te zijn? Ja, waarlijk, God is wel bekend met hetgeen gij doet.

Hollandaca — Siregar

Degenen onder de bedoeïenen die achtergebleven waren zullen tot jou zeggen: ʺOnze bezittingen en gezinnen hielden ons bezig, vraag daarom vergeving voor ons.ʺ Zij zeggen met hun tongen wat niet in hun harten is. Zeg: ʺWie heeft dan de macht om iets van Allah voor jullie te voorkomen, als Hij iets slechts tegen jullie wenst te doen, of als Hij een gunst voor jullie wenst?ʺ Maar Allah is Alwetend over wat jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажут тебе (о, Посланник) оставленные позади из арабов [которые не вышли с тобой в поход на Мекку] (когда ты вернешься): «Отвлекло нас наше имущество и наши семьи. Попроси же (у Аллаха) прощения для нас (за то, что мы остались)!» Они говорят своими языками [устами] то, чего нет в их сердцах [душах]. Скажи (им) (о, Пророк): «А кто властен [способен] для вас (удержать) (хоть) что-нибудь (если оно придет) от Аллаха, если Он захочет вам вреда [а именно потери вашего имущества или смерти членов ваших семей] или захочет вам пользы [а именно помощи и трофеев]?» О, нет (ведь они лгут, что остались из-за имущества и семей, они остались из-за своих сомнений в вере), (и) Аллах сведущ в том, что вы делаете!

Rusça — Osmanov

Арабы-кочевники, не выступившие в поход, скажут тебе: ʺНас удержали [от похода] наше имущество и наши семьи. Посему проси прощения для нас [у Аллаха]ʺ. У них на устах - то, чего нет в их сердцах. Спроси [, Мухаммад]: ʺКто же в состоянии [помочь] вам перед Аллахом хоть в чем-либо, если Он захочет причинить вам вред или если Он захочет принести вам пользу?ʺ Да никто! И Аллах осведомлен о том, что вы вершите.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De ökenaraber som inte gick med er kommer att säga till dig: ʺVi var fullt upptagna av (att skydda) vår egendom och våra familjer; be därför Gud förlåta oss!ʺ Men dessa ord som går över deras läppar kommer inte från hjärtat. Säg: ʺVem har makt att hindra att ni drabbas av ett ont om Gud har bestämt det, eller (att beröva er) något gott som Han vill ge er? Men Gud är väl underrättad om vad ni företar er.