(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.

بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْلِيهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ فِي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا

bel Zenentum en len yenḳalibe r-rasūlu ve l-mu'minūne ilā ehlīhim ebeden ve zuyyine ƶālike fī ḳulūbikum ve Zenentum Zenne s-sev'i ve kuntum ḳavmen būran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1بَلْbelherhalde
2ظَنَنْتُمْZenentumظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.siz sandınız
3اَنْenki
4لَنْlen
5يَنْقَلِبَyenḳalibeق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpdönmeyecekler
6الرَّسُولُr-rasūluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resul
7وَالْمُؤْمِنُونَve l-mu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve mü'minler
8اِلٰٓىilā
9اَهْلِيهِمْehlīhimا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarailelerine
10اَبَدًاebedenا ب دKalmak, ikamet etmek, sürekli/kalıcı olarak oturmak, devamlı kılmak, zaman (mutlak anlamda), uzun süre, sonsuz/ebedi/sonsuza dek, sınırsız/bölünemez, kalıcı/daimi, asosyal/yabancı, asla (olumsuz yapıda kullanıldığında)bir daha asla
11وَزُيِّنَve zuyyineز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.ve süslendirildi
12ذٰلِكَƶālikebu
13فِي
14قُلُوبِكُمْḳulūbikumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpgönüllerinizde
15وَظَنَنْتُمْve Zenentumظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.ve zanda bulundunuz
16ظَنَّZenneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.bir zan ile
17السَّوْءِs-sev'iس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötü
18وَكُنْتُمْve kuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve oldunuz
19قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir topluluk
20بُورًاbūranب و رYok olmuş, nesli tükenmiş, yıkılmış, kötüleşmiş/bozulmuş, yıkıcı, kayıp/zarar/eksiklik durumunda, etkisiz, durağan/sönük, aranmayan/istenmeyenhelaki hak etmiş

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hattâ siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarına çocuklarına dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk hâline geldiniz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hattâ siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarına çocuklarına dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk hâline geldiniz.

Adem Uğur

Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Ahmed Hulusi

Aslında siz Rasul ve iman edenlerin, ailelerine asla geri dönmeyeceklerini zannettiniz! Bu fikir bilincinize güzel göründü de, böylece kötü zanda bulundunuz; helakı haketmiş bir topluluk oldunuz!

Ahmet Tekin

'Aslında siz, peygamber ve mü’minlerin ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize, akıllarınıza süslenip güzel gösterildi de, ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız. Helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.'

Ahmet Varol

Hayır. Siz Peygamber'in ve mü'minlerin ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sandınız. Bu sizin kalplerinize çekici kılındı ve kötü zanda bulundunuz da helake uğramış bir topluluk oldunuz.

Ali Bulaç

Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.

Ali Fikri Yavuz

Daha doğrusu siz (ey münafıklar), zannettiniz ki, Peygamber ve müminler bir daha ailelerine dönmiyecekler. Bu zan da kalblerinizde yerleşti. (Allah, Peygambere zafer vermez diye), kötü zanda bulundunuz da helâke düşen bir kavim oldunuz.

Ali Rıza Safa

Hayır! Siz sanmıştınız ki, elçi ve inananlar, ailelerine bir daha asla dönemeyecekler. Bu düşünce, yüreklerinize çekici gösterildi; kötü düşüncelere kapıldınız ve güzelliklerden yoksun bir toplum oldunuz.

Bayraktar Bayraklı

"Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi,kötü duygulara kapıldınız. Siz,helaki hak etmiş bir toplum oldunuz."

Bekir Sadak

Aslinda siz, Peygamberin ve inananlarin, ailelerine bir daha donmeyeceklerini sanmistiniz. Bu, gonullerinize guzel gorunmustu de kotu sanida bulunmustunuz. Hayirsiz bir topluluk oldunuz.

Celal Yıldırım

Hayır, siz, Peygamberle mü'minlerin ailelerine bir daha dönemiyeceklerini sanmıştınız. Bu, kalblerinizde size çok cazip görünmüştü de kötü zanda bulunmuştunuz ve yok olmaya yüztutan bir kavim olmuştu nuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Tam aksine siz, resulün ve müminlerin artık ailelerine hiç dönemeyeceklerini sandınız, bu gönlünüze hoş geldi. Kötü zanna kapıldınız ve kaybedenler siz oldunuz!”

Diyanet İşleri

(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.

Diyanet İşleri (eski)

Aslında siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, gönüllerinize güzel görünmüştü de kötü sanıda bulunmuştunuz. Hayırsız bir topluluk oldunuz.

Diyanet Vakfi

Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu siz, peygamberin ve müminlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kötü zanna düştünüz de düşkün blr topluluk oldunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden ailelerine dönemiyecekler zannettiniz ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a.

Erhan Aktaş

Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır! Siz, Resul ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır! Siz, Rasul ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir toplum oldunuz.

Fizilal-il Kuran

Aslında siz Peygamberin ve mü'minlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönlünüze güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helakı hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Gültekin Onan

Hayır, siz Peygamberin ve inançlıların ehline (ailelerine) ebediyen dönmeyeceklerini (yenkalib) zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.

Hamdi Döndüren

Siz, Peygamber’in ve mü’minlerin, bir daha asla ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. İşte siz, bu düşünce, kalplerinizde güzel gösterildiği içindir ki, kötü zanda bulundunuz ve böylece helâk edilmeyi hak eden bir topluluk oldunuz.

Hasan Basri Çantay

Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkum bir kavm oldunuz.

Hasib Asutay

Aslında siz peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu (düşünce) gönüllerinizde çekici kılındı da kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Hayrat Neşriyat

'Hayır! Peygamberin ve mü’minlerin (müşrikler tarafından öldürülüp) ebediyen âilelerine dönmeyeceğini sanmıştınız. Bu, kalblerinizde süslü gösterildi ve (onlar hakkında)kötü zan ile zanda bulundunuz ve helâk(e müstehak) olmuş bir topluluk oldunuz!'

İbni Kesir

Hayır, siz; peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine bir daha dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin kalblerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz. Ve helake mahkum bir kavim oldunuz.

Mehmet Okuyan

Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.

Muhammed Esed

Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu, kalplerinize güzel göründü. Siz (bu tür) haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!"

Mustafa İslamoğlu

Aksine sizler, Rasul'ün ve mü'minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle berbat bir zanna kapıldınız da, sonunda kredisi tükenmiş bir toplum olup çıktınız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hayır. Siz sandınız ki, Peygamber ve mü'minler ailelerine asla dönmeyeceklerdir. Bu kalblerinizde süslenmiş idi ve kötü bir zan ile zanda bulunmuştunuz ve siz helâke mahkûm bir kavim oldunuz.

Ömer Öngüt

Aslında siz Peygamber'in ve müminlerin âilelerine bir daha aslâ dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de siz kötü zanda bulundunuz ve helâka mahkûm bir kavim oldunuz.

Suat Yıldırım

Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine artık geri dönemeyeceklerini düşündünüz. Bu hayal, gönüllerinizde allanıp pullandı ve yerleşti. Kötü zanlara düştünüz ve helâki hak etmiş kimseler oldunuz.

Süleyman Ateş

Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Süleymaniye Vakfı

Aslında siz, Allah'ın elçisinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceklerini zannetmiştiniz. Bu, kalplerinize süslü gösterildi. Kötü zanda bulundunuz ve kaybetmiş bir topluluk haline geldiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Aslında siz, bu Elçi'nin ve müminlerin, ailelerinin yanına bir daha dönemeyeceklerini tahmin etmiştiniz. Bu, içinizi sevinçle doldurmuştu. Kötü düşüncelere kapılıp kendini bitirmiş bir topluluk haline geldiniz.

Şaban Piriş

Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.

Tefhim-ul Kuran

Hayır, siz peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, sizin kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir kavim oldunuz.

Ümit Şimşek

Aslında siz Peygamberin de, mü'minlerin de bir daha asla evlerine geri dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Çünkü böylesi gönlünüze hoş gelmiş ve pek kötü bir zanda bulunmuş, böylece helâki hak eden bir topluluk olup çıkmıştınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Doğrusu, siz elə zənn edirdiniz ki, Peyğəmbər və möminlər heç vaxt öz ailələrinə qayıtmayacaqlar. Bu, şeytan tərəfindən qəlbinizdə bəzədilmişdi. Siz pis fikrə düşüb məhvə məhkum adamlar oldunuz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yoxsa (ey münafiqlər!) siz elə güman edirdiniz ki, Peyğəmbər və möʼminlər (döyüşdə həlak olub) bir daha öz ailələrinə qayıtmayacaqlar? Bu sizin ürəyinizə xoş gəlmiş və siz (Allah barəsində) pis fikrə düşmüşdünüz. Və (elə buna görə də) siz məhvə düçar edilmiş (yaxud xeyirsiz) bir qövm oldunuz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr habt wohl gemeint, daß der Gesandte und die Gläubigen nie mehr zu ihren Angehörigen zurückkehren würden. Das habt ihr in euren Herzen für schön erachtet, und ihr stelltet schlimme Mutmaßungen an. Ihr seid eine dem Verlust geweihte Schar.

Almanca — Der Edle Quran

Aber nein! Ihr meintet, daß der Gesandte und die Gläubigen niemals mehr zu ihren Angehörigen zurückkehren würden, und das ist euch in euren Herzen ausgeschmückt worden. Und ihr hegtet die böse Erwartung und wart ein Volk des Niedergangs.

Almanca — M. A. Rassoul

Nein, ihr meintet, daß der Gesandte und die Gläubigen nimmermehr zu ihren Familien zurückkehren würden, und das wurde euren Herzen wohlgefällig gemacht, und ihr hegtet einen bösen Gedanken, und ihr waret ein verderbtes Volk.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Nein, sondern ihr dachtet, daß der Gesandte und die Mumin niemals zu ihren Familien zurückkehren werden, und dies wurde in euren Herzen schön gemacht, ihr habt das schlechte Denken gedacht, und ihr wart verlorene Leute.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In effect you people thought that the Messenger together with the faithful believers should be caught in the jaws of death and never would they return back safe to their people. This mental anticipation allured your hearts by hopes of relief, and you hugged this evil thought to your hearts and you were a morally depraved people.

Abdul Haleem

No! You thought that the Messenger and the believers would never return to their families and this thought warmed your hearts. Your thoughts are evil, for you are corrupt people:

Abdullah Yusuf Ali

"Nay, ye thought that the Messenger and the Believers would never return to their families; this seemed pleasing in your hearts, and ye conceived an evil thought, for ye are a people lost (in wickedness)."

Abul A'la Maududi

(But the truth is not what you say.) You had imagined that the Messenger and the believers would never return to their families, and this notion was embellished in your hearts. You harboured an evil thought, and you are an immensely evil people."

Aisha Bewley

No, you thought that the Messenger and the muminun were not going to return to their families, and that seemed pleasing to your hearts and you thought evil thoughts and you were a blighted people.

Al-Hilali & Khan

"Nay, but you thought that the Messenger (صلى الله عليه وسلم) and the believers would never return to their families, and that was made fair-seeming in your hearts, and you did think an evil thought and you became a useless people going for destruction."

Ali Quli Qarai

Rather you thought that the Apostle and the faithful will not return to their folk ever, and that was made to seem decorous to your hearts, and you entertained evil thoughts, and you were a ruined lot.

Amatul Rahman Omar

`(Hypocrites!) Nay, the fact is that you thought that the Messenger and the believers would never return to their families. (This was a thought) that was made to appear pleasing to your minds. You entertained an evil thought. And you were a people doomed to perish.'

Arthur John Arberry

Nay, but you thought that the Messenger and the believers would never return to their families, and that was decked out fair in your hearts, and you thought evil thoughts, and you were a people corrupt. '

Bijan Moeinian

My prayer will not help you at all, if He decides to punish you. The fact of the matter is that you were proud of the wisdom of your action in saving yourselves from the danger into which Mohammad and his supporting believers were going. You are indeed a sinful doomed people."

E. Henry Palmer

Nay, ye thought that the Apostle and the believers would not ever return again to their families; that was made seemly in your hearts! and ye thought evil thoughts, and ye were a corrupt people.

Edip-Layth

Alas, you thought that the messenger and those who acknowledge would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.

George Sale

Truly ye imagined that the apostle and the true believers would never return to their families; and this was prepared in your hearts: But ye imagined an evil imagination; and ye are a corrupt people.

Hamid S. Aziz

"Nay! You rather thought that the messenger and the believers would not ever return to their families, and this was made fair-seeming to your heart, and you thought an evil thought and you were a worthless people. "

Mahmoud Ghali

No indeed, (but) you surmised that the Messenger and the believers would never come over to their own families at all, and that was adorned (i. e., made alluring) in your hearts, and you surmised woeful surmises, and you were a futile people."

Marmaduke Pickthall

Nay, but ye deemed that the messenger and the believers would never return to their own folk, and that was made fairseeming in your hearts, and ye did think an evil thought, and ye were worthless folk.

Mohamed Ahmed - Samira

In fact you imagined that the Prophet and the faithful would never come back home; and this seemed pleasing to your hearts, and you entertained evil thoughts. You are a people lost.

Muhammad Asad

Nay, you thought that the Apostle and the believers would never return to their kith and kin: and this seemed goodly to your hearts. And you entertained [such] evil thoughts because you have always been people devoid of all good!"

Mustafa Khattab

The truth is: you thought that the Messenger and the believers would never return to their families again. And that was made appealing in your hearts. You harboured evil thoughts ˹about Allah˺, and ˹so˺ became a doomed people."

Progressive Muslims

Alas, you thought that the messenger and the believers would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.

Sahih International

But you thought that the Messenger and the believers would never return to their families, ever, and that was made pleasing in your hearts. And you assumed an assumption of evil and became a people ruined."

Sam Gerrans

The truth is, you thought that the Messenger and the believers would never return to their families; and that was made fair in your hearts, and you thought an evil thought and are a people ruined.

Shabbir Ahmed

Nay, you thought that the Messenger and the believers would never come back to their folk and families. And it was made pleasing in your hearts that you did think evil, for, you are a people devoid of virtue."

Syed Vickar Ahamed

"No, you thought that the Messenger (the Prophet) and the believers would never return to their families; And this seemed pleasing in your hearts, and you thought an evil thought, and you are people lost. "

Taqi Usmani

But you thought that the Messenger and the believers would never ever return to their families, and it seemed good to your hearts, and you thought an evil thought and became a people who are ruined (by their selfishness)."

The Monotheist Group

Alas, you thought that the messenger and the believers would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Vous pensiez plutôt que le Messager et les croyants ne retourneraient jamais plus à leur famille. Et cela vous a été embelli dans vos cœurs; et vous avez eu de mauvaises pensées. Et vous fûtes des gens perdusʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Belê, we hizir dikir ku pêxember û mumîn dê qet li malbatên xwe venegerin. Ev di dilê we de hate xemilandin û we gumana xerab kiribû û hûn bûne civateke sezawarê (musteheqê) helakê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Ja zeker, jullie dachten dat de gezant en de gelovigen nooit meer naar hun families zouden terugkeren. En in jullie harten leek dat aantrekkelijk. Jullie hadden slechte gedachten en jullie waren verloren mensen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, gij hebt u verbeeld, dat de gezant en de ware geloovigen nimmer tot hunne gezinnen zouden terugkeeren, en dit was voor uwe harten behagelijk gemaakt; maar gij zijt een verdorven volk.

Hollandaca — Siregar

Jullie veronderstelden zelfs dat de Boodschapper en de gelovigen nooit tot hun families zouden terugkeren en dat werd (door de Satan) in jullie harten schoonschijnend gemaakt en jullie koesterden slechte gedachten en jullie werden een vernietigd volk.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Наоборот, вы думали, что посланник и верующие (которые вместе с ним) никогда не вернутся к своим семьям [вы думали, что они все погибнут]! И было разукрашено это (сатаной) в ваших сердцах [душах], и предполагали вы скверными раздумьями (что якобы Аллах не поможет Своему пророку и верующим против их врагов) и были (вы) народом обреченным (на погибель).

Rusça — Osmanov

А, так вы полагали, что ни Посланник, ни верующие ни за что и никогда не вернутся к своим семьям? Это представлялось в прекрасном свете вашим сердцам, и вы лелеяли самые злые надежды и [тем] обрекали себя на гибель.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ja, det gick så långt att ni frågade er om Profeten och de troende alls skulle komma tillbaka till de sina, vilket innerst inne föreföll er vara det bästa (som kunde hända). Och i ert stilla sinne tänkte ni onda tankar eftersom ni är onda människor!ʺ