Casiye Suresi 14. Ayet — Elfaz
İnananlara söyle, Allah'ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
1قُلْḳulsöyleEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselereHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3اٰمَنُواāmenūinanan(lara)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
4يَغْفِرُواyeğfirūaffetsinlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
5لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimseleriHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6لَاlāHarf-i Nefi
7يَرْجُونَyercūneummayan(ları)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
10لِيَجْزِيَli yecziyecezalandırması içinTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek
11قَوْمًاḳavmenbir toplumuİsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
12بِمَاbimāsebebiyleHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13كَانُواkānūolduklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
14يَكْسِبُونَyeksibūneyapıyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.