Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

وَتَرٰيهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِعِينَ مِنَ الذُّلِّ يَنْظُرُونَ مِنْ طَرْفٍ خَفِيٍّ وَقَالَ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ الْخَاسِرِينَ الَّذِينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَلَٓا اِنَّ الظَّالِمِينَ فِي عَذَابٍ مُقِيمٍ

ve terāhum yuǎ'raDūne ǎleyhā ḣāşiǐyne mine ƶ-ƶulli yenZurūne min Tarfin ḣafiyyin ve ḳāle (e)lleƶīne āmenū inne l-ḣāsirīne (e)lleƶīne ḣasirū enfusehum ve ehlīhim yevme l-ḳiyāmeti elā inne Z-Zālimīne fī ǎƶābin muḳīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَتَرٰيهُمْve terāhumر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.yine onları görürsün
2يُعْرَضُونَyuǎ'raDūneع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.sunulurlarken
3عَلَيْهَاǎleyhāona (ateşe)
4خَاشِعِينَḣāşiǐyneخ ش عAlçakgönüllü/mütevazı/itaatkar olmak, sessiz ve alçak olmak, gözleri veya sesi kısmak, batış yerinde batmak/neredeyse kaybolmak, tutulmak/uzaklaşmak, zayıflamak, solmak/kurumak, davranışta veya seste veya gözlerde alçakgönüllülük taklidi yapmak, bir şeyi fırlatmak, başı ve vücudu eğmek, korkak olmak.başlarını öne eğik
5مِنَmine
6الذُّلِّƶ-ƶulliذ ل لAlçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmakaşağılıktan
7يَنْظُرُونَyenZurūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbakarlar
8مِنْmin
9طَرْفٍTarfinط ر فDüşmanın hattının uç noktasına saldırmak, bir şey seçmek, uç nokta, kenar, yan/bitişik/dış kısım, taraf, sınır, son, yeni edinilen, yakınlık, kenar bölgelergöz ucuyla
10خَفِيٍّḣafiyyinخ ف يFark edilemez/belli belirsiz, gizli/saklı/örtülü, görüşe silik veya karanlık, bastırılmış veya boğulmuş, zihin için belirsiz, gizli bir durumdan açığa çıkmak (gizlenen şey açığa çıktı).gizli gizli
11وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve demişlerdir
12الَّذِينَ(e)lleƶīne
13اٰمَنُٓواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
14اِنَّinneşüphesiz
15الْخَاسِرِينَl-ḣāsirīneخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.asıl ziyana uğrayanlar
16الَّذِينَ(e)lleƶīne
17خَسِرُواḣasirūخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ziyan edenlerdir
18اَنْفُسَهُمْenfusehumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerini
19وَاَهْلِيهِمْve ehlīhimا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarve ailelerini
20يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
21الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
22اَلَٓاelābakın
23اِنَّinnegerçekten
24الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler
25فِيiçindedirler
26عَذَابٍǎƶābinع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
27مُقِيمٍmuḳīminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhsürekli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve görürsün ki onlar, ateşin önüne getirildikleri zaman düştükleri horluktan ürküp titremedeler ve cehenneme, göz ucuyla gizlice bakmadalar ve inananlarsa şüphe yok ki derler, ziyana düşenler, kıyâmet gününde kendilerini ve yakınlarını ziyana düşürenlerdir. İyice bil ki zulmedenler, şüphesiz, sürekli bir azâp içindedir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve görürsün ki onlar, ateşin önüne getirildikleri zaman düştükleri horluktan ürküp titremedeler ve cehenneme, göz ucuyla gizlice bakmadalar ve inananlarsa şüphe yok ki derler, ziyana düşenler, kıyâmet gününde kendilerini ve yakınlarını ziyana düşürenlerdir. İyice bil ki zulmedenler, şüphesiz, sürekli bir azâp içindedir.

Adem Uğur

Ateşe arz olunurlarken onların, zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da: İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

Ahmed Hulusi

Onları, zilletten huşu etmişler (baş eğip pusmuşlar), gizli bakışla bakıyor oldukları halde ona (ateşe) arz olunurlarken görürsün. . . İman edenler dedi ki: "Asıl hüsrana uğrayanlar şunlardır; kıyamet sürecinde nefslerini ve yakınlarını hüsrana uğratmışlardır! Dikkat edin! Muhakkak ki zalimler yerleşmiş bir azap içindedirler. "

Ahmet Tekin

Ateşe atılırlarken, onların, zilletten başlarını öne eğerek, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İman edenler: 'İşte kıyamet günü asıl hüsrana uğrayanlar, dünyada birbirlerini, kendilerini, ailelerini, vatandaşlarını, milletlerini, hak yoldan uzaklaştırarak zarara, ziyana uğratan liderler, güç ve iktidar sahipleridir' diyecekler. Unutmayın, baskı zulüm ve işkence yaparak temel hak ve hürriyetleri kısıtlayanlar, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenler, haksızlık yapanlar, kurtuluşu mümkün olmayan, özel, kesintisiz, sürekli bir azap içindedirler.

Ahmet Varol

Onların, aşağılıktan boyun bükmüş halde ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla gizlice baktıklarını görürsün. İman edenler de derler ki: 'Asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana uğratanlardır. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azap içindedirler!'

Ali Bulaç

Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azab içindedirler.

Ali Fikri Yavuz

Ve o kâfirleri, ateşe arz edilirlerken, zilletten boyunlarını bükerek göz altından (ateşe) bakarlarken göreceksin. İman etmiş olanlar da şöyle diyeceklerdir: “- Gerçekten hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsrana uğratanlardır.” Bilin ki, zalimler devamlı bir azab içindedirler.

Ali Rıza Safa

Onların, aşağılanmış biçimde başlarını eğerek göz ucuyla baktıkları sırada, ateşe salındıklarını da göreceksin. İnananlar ise şöyle derler: "Gerçekten yitime uğrayanlar, Yeniden Yaratılış Günü'nde, hem kendilerini hem de ailelerini yitime uğratanlardır!" Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, kalıcı bir ceza içindedirler.

Bayraktar Bayraklı

Ateşe atıldıklarında onların, zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar şöyle derler: "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlar bunlardır."Biliniz ki, zalimler kesinlikle süreli bir azap içerisindedirler!

Bekir Sadak

Asagiliktan baslari one egilmis, goz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, atese sunulduklarini gorursun. Inananlar: «Husranda olanlar, kiyamet gunu kendilerini de, ailelerini de husranda birakanlardir» derler. Iyi bilin ki, zalimler surekli bir azap icindedirler.

Celal Yıldırım

Onların, alçaklık ve aşağılıktan korktukları halde Cehennem azabına getirildiklerini, göz ucuyla ona baktıklarını görürsün. İmân edenler ise, şöyle derler: Şüphesiz ki hüsrana uğrayanlar, Kıyamet günü hem kendilerini, hem ailelerini ziyana sürükleyenlerdir. Haberiniz olsun ki, zâlimler şüphesiz devamlı azâb içindedirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine ateşe atılırlarken onların, aşağılanmaktan ötürü başları eğik halde göz ucuyla etrafa baktıklarını göreceksin. İman edenler de, “Gerçek anlamda kayba uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem kendilerine uyanları ziyan edenlermiş meğer!” diyecekler. İyi bilinmeli ki zalimler sürekli bir azap içinde olacaklardır.

Diyanet İşleri

Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

Diyanet İşleri (eski)

Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün. İnananlar: 'Hüsranda olanlar, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır' derler. İyi bilin ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.

Diyanet Vakfi

Ateşe arz olunurlarken onların, zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da: İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sen, onların aşağılıktan dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarlarken ateşe sunulduklarını görürsün, iman edenler de: «Gerçekten zarara uğrayanlar hem kendilerine hem de ailelerine kıyamet günü yazık etmiş olan kimselerdir.» diyeceklerdir. İyi bilin ki zalimler devamlı bir azap içerisindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen onları, o ateşe sunulurlarken aşağılanmadan dolayı boyunlarını bükerek göz altından bakarlarken göreceksin! iman etmiş olanlar da şöyle derler: "Gerçek zarara uğrayanlar Kıyamet günü hem kendilerine hem ailelerine yazık etmiş kimselerdir." Bakın zalimler gerçekten sürekli bir azap içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve göreceksin onları o ateşe arz olunurlarken, zilletten boyunlarını bükerek göz altından bakarlarken, iyman etmiş olanlar da şöyle demekte: gerçek husrana düşenler Kıyamet günü kendilerine ve ailelerine hasar eden kimselermiş! Bakın zalimler hakıkaten mukım bir azab içindedirler

Erhan Aktaş

Onları, aşağılanmalarından dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman edenler: "Zarara uğrayanlar, kendilerini ve taraftarlarını kiyamet günü zarara uğratmış olan kimselerdir." dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azabın içindedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları, aşağılanmalarından dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman edenler: "Zarara uğrayanlar, kendilerini ve taraftarlarını Kıyamet Günü zarara uğratmış olan kimselerdir." dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azabın içindedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları, aşağılanmalarından dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman edenler: "Zarara uğrayanlar, kendilerini ve taraftarlarını Kıyamet Günü zarara uğratmış olan kimselerdir." dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azabın içindedirler.

Fizilal-il Kuran

Yine onları; aşağılıktan başlarını öne eğmiş vaziyette ateşe sunulurlarken göz ucuyla gizli gizli bakarken görürsün. İnananlar da: «İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır» derler. Bakın, gerçekten zalimler sürekli bir azap içindedirler.

Gültekin Onan

Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İnananlar da: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefslerini, hem de ehlini (yakınlarını) hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler kalıcı bir azab içindedirler.

Hamdi Döndüren

Yine sen onları, ateşe atılırlarken, aşağılık bir duruma düşmelerinden dolayı, başlarını öne eğerek, göz ucuyla (çevrelerine) gizli gizli baktıklarını görürsün! İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlar bunlardır!” derler. Dikkat edin! Zâlimler sürekli bir azap içindedirler!

Hasan Basri Çantay

Onların (ateşe) arz olunurlarken, zilletden boyunlarını büke büke göz ucuyle (nasıl) bakacaklarını göreceksin. iman etmiş olanlar (şöyle) demiş (ler) dir (diyeceklerdir): "Gerçek hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerini de tarafdarlarını da hüsrana uğratanlardır". Gözünüzü açın ki zaalimler muhakkak sürekli bir azab içindedirler.

Hasib Asutay

Ona (ateşe) sunulurlarken, onların zilletten boyunlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da 'İşte asıl ziyana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır' (19) derler. İyi bilin ki, zalimler gerçekten ebedî bir azap içindedirler. (19. Onların ebedî cehennemde kalmalarına sebep olanlardır.)

Hayrat Neşriyat

Yine onları görürsün ki, zilletten boyunlarını bükmüş kimseler olarak göz ucu ile(ateşe) bakarlarken, ona arz olunurlar. Îmân edenler ise der ki: 'Asıl hüsrâna uğrayanlar, kıyâmet günü hem kendilerini, hem de âilelerini (işte böyle) hüsrâna uğratanlardır!' Dikkat edin! Şübhesiz ki zâlimler, devamlı bir azab içindedirler.

İbni Kesir

Ve onları ateşe sunulurken zilletten başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli çevreye bakarken göreceksin. İman etmiş olanlar da derler ki: Hüsranda olanlar; kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır. İyi bilin ki; zalimler muhakkak sürekli bir azab içindedirler.

Mehmet Okuyan

Ona (ateşe) sunulurlarken onların, hor görülmekten dolayı (başlarını öne) eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da “Şüphesiz ki kaybedenler, kıyamet günü kendilerine ve ailelerine (destekçilerine) yazık edenlerdir.” diyeceklerdir. Dikkat edin! Zalimler, ebedî bir azap içindedir.

Muhammed Esed

Ve sen onları, zavallı şekilde boyunlarını bükerek (çevrelerine) göz ucuyla bakarken o (akibet)e atladıklarını göreceksin; o zaman iman edenler, "(Bu) Kıyamet Günü hüsrana uğrayanlar, kendilerini ve arkalarından gidenleri mahvedenlerdir!" diyecekler. Gerçek şu ki zalimler, ebedi azaba mahkum olacaklar,

Mustafa İslamoğlu

Yine sen onları, zilletten iki büklüm vaziyette, etrafı feri kaçmış gözlerle ve kaçamak bakışlarla süzerek (ateşe) atılırlarken bir izlemelisin! Zaten iman edenler de: "Kıyamet Günü kaybedenler, hem kendilerini hem de takipçilerini mahvedenlerdir" demişlerdi. Bakın, işte bu zalimler kalıcı bir azaba mahkum olacaklar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onları göreceksin ki zilletten mütevaziler oldukları, zayıfca göz kapağını depreterek baktıkları halde ateşe arzolunacaklardır ve imân etmiş olanlar da diyeceklerdir ki: «Şüphe yok, hüsrâna düşenler o kimselerdir ki, Kıyamet gününde nefslerini ve amellerini hüsrâna uğratmış olurlar.» Uyanın! Muhakkak ki, zalimler ebedî bir azab içindedirler.

Ömer Öngüt

Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucu ile etrafa gizli gizli bakışırlarken sunulduklarını görürsün. Mümin olanlar da (o zaman): "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve âilelerini ziyana sokanlardır. " diyecekler. İyi bilin ki zâlimler sürekli bir azap içindedirler.

Suat Yıldırım

Onları uğradıkları zilletten dolayı boyunları bükük, yürekleri titrer vaziyette cehennemin önüne getirildiklerinde, korkudan, sadece göz ucuyla ateşe baktıklarını fark edersin. Müminler ise (bu manzara karşısında): "En büyük kayba uğrayanlar, hem kendilerini hem de ailelerini kıyamet gününde hüsrana sürükleyenlerdir." derler. İyi bilin ki zalimler devamlı bir azap içindedirler.

Süleyman Ateş

Yine onları görürsün: Aşağılıktan başlarını öne eğmiş vaziyette ateşe sunulurlarken göz ucuyla gizli gizli bakarlar. İnananlar da: "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem ailelerini ziyan edenlerdir. Bakın, gerçekten zalimler sürekli bir azab içindedirler" demişlerdir.

Süleymaniye Vakfı

Onları, ateşin karşısına konulmuş, itibarsızlıktan boyunları bükük ve göz ucuyla bakarken göreceksin. (Bunları gören) Müminler şöyle diyeceklerdir: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar mezardan kalkış günü kendini ve ailesini hüsrana uğratanlarmış!" Bilin ki yanlışlara dalmış o kimseler, kalıcı bir azap içindedirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların, ateşin karşısına, itibarsızlıktan dolayı boyunlarını bükmüş halde çıkarıldıklarını göreceksin. Göz ucuyla bakınacaklar, inanıp güvenenler ise şöyle diyeceklerdir: "Demek ki asıl kaybedenler, (mezardan) kalkış günü kendini ve ailesini kaybedenlermiş." Bilin ki yanlışlar içindeki o kimseler, kalıcı bir azap içinde olacaklardır.

Şaban Piriş

Onların ateşe sunulurken alçaltılmanın korkusu ile, gizlice göz ucuyla baktıklarını görürsün. İman edenler şöyle der: -Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini hüsrana uğratmışlardır, Şunu iyi bilin ki zalimler kalıcı bir azap içindedirler.

Tefhim-ul Kuran

Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: «Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem de yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır» dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azab içindedirler.

Ümit Şimşek

Ateşe sunulduklarında, onları boynu bükük, göz ucuyla bakarken görürsün. İman edenler ise derler ki: 'Asıl ziyan edenler, kıyamet günü kendilerini ve yakınlarını hüsrana atanlardır.' Bilmiş olun ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve göreceksin onları, zilletten ezilip büzülmüş halde ürkek bakışlarla bakarken, ateşe salınırlar. İnananlar şöyle derler: "Gerçek hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini perişan edenlerdir. Dikkat edin, zalimler, sürüp gidecek bir azabın içindedir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Cəhənnəm qarşısına gətirildikləri zaman sən onların zəlillikdən başlarını aşağı salıb gözucu gizlin-gizlin baxdıqlarını görəcəksən. Möminlər deyəcəklər: “Şübhəsiz ki, ziyana uğrayanlar Qiyamət günü özlərini və ailələrini itirənlərdir”. Həqiqətən, zalımlar daimi əzab içində olacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ona (cəhənnəm atəşinə) gətirilib göstərildikləri zaman sən onların zillətdən boyunlarını büküb (dəhşətdən gözlərinin ucu ilə) gizlin-gizlin (oda) baxdıqlarını görəcəksən. İman gətirənlər deyəcəklər: ″Həqiqətən, (əsl) ziyan çəkənlər qiyamət günü özlərini və ailələrini (özlərinə bağlı olanları) ziyana uğradanlardır!″ Bilin ki, zalımlar (kafirlər) daimi əzab içində olacaqlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Du wirst sehen, wie sie vor die Hölle geführt werden. Vor lauter Schmach entwürdigt, werfen sie verstohlene Blicke um sich. Die Gläubigen werden sagen: ʺDie Verlierer sind die, die sich selbst und ihre Angehörigen am Tag der Auferstehung verloren haben.ʺ Die Ungerechten befinden sich in ewiger Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

Und du siehst, wie sie ihm vorgeführt werden, demütig vor Unterwürfigkeit und mit verborgenen Blicken schauend. Und diejenigen, die glauben, sagen: ʺDie (wahren) Verlierer sind diejenigen, die sich selbst und ihre Angehörigen am Tag der Auferstehung verlieren.ʺ Ja gewiß, die Ungerechten befinden sich in beständiger Strafe.

Almanca — M. A. Rassoul

Und du wirst sie ihr ausgesetzt sehen, gedemütigt, voller Schmach (und) mit verstohlenem Blick schauend. Diejenigen aber, die gläubig sind, werden sagen: ʺWahrlich, die Verlierenden sind diejenigen, die am Tage der Auferstehung ihrer selbst und ihrer Angehörigen verlustig gegangen sind.ʺ Wahrlich, die Frevler sind langdauernder Pein (ausgesetzt)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und du siehst sie ihm (dem Feuer) ausgesetzt sein als Gedemütigte von der Erniedrigung, sie schauen mit verstecktem Blick. Und diejenigen, die den Iman verinnerlichten, sagten: ʺGewiß, die wirklichen Verlierer sind diejenigen, die sich selbst und ihre Familie am Tag der Auferstehung verloren.ʺ Jedenfalls, die Unrecht-Begehenden sind in einer andauernden Peinigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And you shall see them exposed thereto -the Fire- and back they recoil with abhorrence from it, mortified with fear and humiliation, glancing with stealthy eyes and catching a glimpse of it. And there shall say those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues: "losers indeed are those who lost themselves in vanity, and their crimes lost them mercy and lost them their families on the Day of Resurrection. Indeed the wrongful of actions have brought on themselves eternal suffering".

Abdul Haleem

You will see them exposed to the Fire, abject in humiliation, glancing furtively, while those who believed exclaim, ‘The losers are the ones who have lost themselves and their people on the Day of Resurrection.’ Truly the evildoers will remain in lasting torment;

Abdullah Yusuf Ali

And thou wilt see them brought forward to the (Penalty), in a humble frame of mind because of (their) disgrace, (and) looking with a stealthy glance. And the Believers will say: "Those are indeed in loss, who have given to perdition their own selves and those belonging to them on the Day of Judgment. Behold! Truly the Wrong-doers are in a lasting Penalty!"

Abul A'la Maududi

You shall see them, as they are brought face to face with the chastisement, in a state of abject humiliation, looking with a furtive glance. But the believers will say: "Surely the true losers are they who lose themselves and their kindred on the Day of Resurrection." Lo, the wrong-doers will be in an enduring torment.

Aisha Bewley

You will see them as they are exposed to it, abject in their abasement, glancing around them furtively. Those who have iman will say, ‘Truly the losers are those who lose themselves and their families on the Day of Rising.’ The wrongdoers are in an everlasting punishment.

Al-Hilali & Khan

And you will see them brought forward to it (Hell) made humble by disgrace,[1] (and) looking with stealthy glance. And those who believe will say: "Verily, the losers are they who lose themselves and their families on the Day of Resurrection. Verily, the Zâlimûn [i.e. Al-Kâfirûn (disbelievers in Allâh, in His Oneness and in His Messenger صلى الله عليه و سلم, polytheists, wrong-doers)] will be in a lasting torment. (Tafsir At-Tabari).

Ali Quli Qarai

You will see them being exposed to it, humbled by abasement, looking askance secretly. And the faithful will say, ‘Indeed the losers are those who have ruined themselves and their families on the Day of Resurrection. Look! The wrongdoers are indeed in lasting punishment.

Amatul Rahman Omar

And you shall see them being presented to it (the agony) humiliating themselves because of disgrace, looking with a furtive glance. And those who believe will say, `As a matter of fact, the losers are those who have lost themselves and their families on the Day of Resurrection.' Beware! the wrongdoers will be, infact, suffering from constant agony.

Arthur John Arberry

And thou shalt see them, as they are exposed to it, abject in humbleness, looking with furtive glance; and the believers shall say, 'Surely the losers are they who lose themselves and their families on the Day of Resurrection; surely the evildoers are in lasting chastisement.

Bijan Moeinian

You will see how humiliated they are when they encounter the hell. They look at Hell while trying to avoid looking at it. The believers then will have the last word saying: "The real failure is to loose one’s soul and folks on the Day of Judgment. Indeed the losers will suffer an everlasting torture."

E. Henry Palmer

and thou mayest see them exposed to it, humbled with abasement, looking with a stealthy glance. And those who believe shall say, 'Verily the losers are they who have lost themselves and their family's too upon the resurrection day!' Ay, verily, the unjust are in lasting torment!

Edip-Layth

You will see them being displayed to it, in fearful humiliation, and looking, while trying to avoid looking. Those who acknowledged will say, "The losers are those who lost themselves and their families on the day of resurrection. The transgressors will be in a lasting retribution."

George Sale

And thou shalt see them exposed unto hell fire; dejected, because of the ignominy they shall undergo: They shall look at the fire sideways, and by stealth; and the true believers shall say, verily the losers are they who have lost their own souls, and their families, on the day of resurrection: Shall not the ungodly continue in eternal torment?

Hamid S. Aziz

And you shall see them brought before it (the Fire) humbled by disgrace, looking with veiled eyes (or furtively). And those who believe shall say, "Surely the true losers are they who have lost themselves and their followers on the Day of Resurrection. Now surely the iniquitous shall remain in lasting torment."

Mahmoud Ghali

And you will see them set before (the Fire), submissive in humbleness, looking with the furtive (Literally: concealed) glance. And the ones who have believed will say, "Surely the losers are they who lose their (own) selves and their own families on the Day of the Resurrection. Verily the unjust are surely in perpetual torment."

Marmaduke Pickthall

And thou wilt see them exposed to (the Fire), made humble by disgrace, and looking with veiled eyes. And those who believe will say: Lo! the (eternal) losers are they who lose themselves and their housefolk on the Day of Resurrection. Lo! are not the wrong-doers in perpetual torment?

Mohamed Ahmed - Samira

You should see them brought before the Fire, abject in disgrace, looking stealthily. And those who believe will say: "They who forfeit their souls and families on the Day of Resurrection will really be losers." Is it not that sinners will suffer a lasting torment?

Muhammad Asad

And thou wilt see them exposed to that [doom], humbling themselves in abasement, looking [around] with a furtive glance - the while those who had attained to faith will say, "Verily, lost on [this] Day of Resurrection are they who have squandered their own and their followers’ selves!" Oh, verily, the evildoers will fall into long-lasting suffering,

Mustafa Khattab

And you will see them exposed to the Fire, fully humbled out of disgrace, stealing glances ˹at it˺. And the believers will say, "The ˹true˺ losers are those who have lost themselves and their families on Judgment Day." The wrongdoers will certainly be in everlasting torment.

Progressive Muslims

And you will see them being displayed to it, in fearful humiliation, and looking, while trying to avoid looking. And those who believed will Say: "The losers are those who lost their souls and their families on the Day of Resurrection. The transgressors will be in a lasting retribution."

Sahih International

And you will see them being exposed to the Fire, humbled from humiliation, looking from [behind] a covert glance. And those who had believed will say, "Indeed, the [true] losers are the ones who lost themselves and their families on the Day of Resurrection. Unquestionably, the wrongdoers are in an enduring punishment."

Sam Gerrans

And thou wilt see them being exposed to it, humble from weakness, looking on with a furtive glance; and those who heed warning will say: “The losers are those who lose themselves and their families on the Day of Resurrection”; in truth, the wrongdoers are in lasting punishment.

Shabbir Ahmed

And you will see them facing it, humiliated, looking and yet not looking. And those who believe will say, "Verily, lost on this Day of Resurrection are those who had wasted their own 'Self' and their families." Oh, verily, the wrongdoers will fall into lasting suffering.

Syed Vickar Ahamed

And you will see them being brought up for the (penalty) in a humble frame of mind because of (their) disgrace, (and) looking with a unsteady glance. And the believers will say: Verily, those (wrongdoers) are indeed in loss, (those) who have given to ruin themselves and those belonging to them on the Day of Judgment. Truly, the wrongdoers are in a lasting penalty!

Taqi Usmani

And you will see them that they will be presented to it (the Fire), downcast because of humiliation, looking with stealthy glance. And those who believe will say, "The real losers are those who have lost their own selves and their families on the Day of Judgment." Be aware that the wrongdoers are in lasting punishment.

The Monotheist Group

And you will see them being displayed to it, in fearful humiliation, and looking, while trying to avoid looking. And those who believed will say: "The losers are those who lost their souls and their families on the Day of Resurrection. The transgressors will be in a lasting retribution."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et tu les verras exposés devant lʹEnfer, confondus dans lʹavilissement, et regardant dʹun œil furtif, tandis que ceux qui ont cru diront: ʺLes perdants sont certes, ceux qui au Jour de la Résurrection font leur propre perte et celle de leurs famillesʺ. Les injustes subiront certes un châtiment permanent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ew ji agirê dojehê re têne rapêşkirin, tu wan dibînî ku ji rebenî û riswayî bitirs in ku di bin çavên xwe de bi hêdî û dizî (li ezabê xwe) dinêrin. Ên ku bawerî anîne dibêjin: Yên ku bi rastî xesirîne, ew ên ku roja qiyametê xwe û xelkê xwe xistine xesarê. Guhdar bin! Bêguman ên zalim di nav ezabekî seraqetî de ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jij ziet dat zij, deemoedig door de vernedering, eraan worden blootgesteld, terwijl zij steels uit de ooghoeken kijken. Maar zij die geloven zeggen: ʺDe verliezers zijn zij die zichzelf en hun families verliezen op de opstandingsdag.ʺ Zeker, de onrechtplegers bevinden zich in een blijvende bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En gij zult hen aan het vuur der hel blootgesteld zien, verplet door de schande welke zij zullen ondergaan; zij zullen zijdelings en steelsgewijze naar het vuur zien, en de ware geloovigen zullen zeggen: Waarlijk, de verliezers zijn zij, die op den dag der opstanding hunne eigene zielen en hunne gezinnen hebben verloren. Zullen de goddeloozen niet in de eeuwige marteling verblijven?

Hollandaca — Siregar

En jij zult zien hoe zij naar haar (de Hel) worden gesleept, vrezend door de vernedering. Zij kijken met een zwakke blik. En degenen die geloven zeggen: ʺVoorwaar, de verliezers zijn degenen die zichzelf en hun families verlies hebben toegebracht op de Dag der Opstanding.ʺ Weet dat de onrechtvaardigen in een eeuwige bestraffing zullen verken.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ты (о, Посланник) увидишь, как они [неверующие] будут представлены перед ним [Адом] поникшими от унижения, они будут смотреть, скрывая взоры (от страха). И скажут те, которые уверовали (когда окажутся в Раю и уже после того, как увидят что случилось с неверующими): «Поистине, потерпевшие убыток – те, которые нанесли убыток самим себе и своим семьям в День Воскрешения (войдя в Ад)!» О да, поистине, беззаконники (в Вечной жизни) (окажутся) в постоянном [непрекращающемся] наказании [в Аду]!

Rusça — Osmanov

Ты увидишь, что, когда их приведут к огню, смиренными от унижения, они будут смотреть искоса, те же, которые уверовали, скажут: ʺВоистину, терпят ущерб те, которые сами себе и своим семьям нанесли урон в День воскресенияʺ. О да! Ведь нечестивцы вечно пребудут в наказании,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och du skall se dem föras fram till (Elden), uppgivna, förödmjukade, kastande förstulna blickar (omkring sig), medan de troende säger: ʺFörlorarna (denna) Uppståndelsens dag är de som har förverkat sina och sina meningsfränders själar!ʺ Ja, de orättfärdiga måste (utstå) ett ändlöst lidande