Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ

fe Sbir inne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve steğfir li ƶenbike ve sebbiH bi Hamdi rabbike bi l-ǎşiyyi ve l-ibkāri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاصْبِرْfe Sbirص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.o halde sabret
2اِنَّinnemutlaka
3وَعْدَveǎ'deو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)va'di
4اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
5حَقٌّHaḳḳunح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçektir
6وَاسْتَغْفِرْve steğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve istiğfar et
7لِذَنْبِكَli ƶenbikeذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçuna
8وَسَبِّحْve sebbiHس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmekve an
9بِحَمْدِbi Hamdiح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.övgü ile
10رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbini
11بِالْعَشِيِّbi l-ǎşiyyiع ش وGece boyunca gitmek, görüşü zayıf olmak, gece körlüğü olmak, geri çekilmek, terk etmek. isha - karanlığın başlangıcı, erken gece, alacakaranlık, akşam. ashiyyatan - gece yolu, akşam. ya'shu - yeryüzünden ürün toplamak veya almak, yardım etmek, destek olmak, kurtarmak, korumak, birine bir şey vermek, birine fayda sağlamak.akşam
12وَالْاِبْكَارِve l-ibkāriب ك رBakirlik, ilk defa, erkenden gitmek, sabah erkenden gitmek, sabah erken kalkmak, sabah vakti, genç deve, genç dişi deve, hiç doğurmamış dişi devesabah

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık sabret, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve suçunun yarlıganmasını dile ve akşam ve sabah çağlarında, Rabbine hamd ederek tenzîh et onu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Artık sabret, şüphe yok ki Allahʼın vaadi gerçektir ve suçunun yarlıganmasını dile ve akşam ve sabah çağlarında, Rabbine hamd ederek tenzîh et onu.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vâdi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.

Ahmed Hulusi

Sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır! Yanlışların için istiğfar et! Akşam ve sabah Rabbinin hamdi olarak tespih et!

Ahmet Tekin

Sen sabrederek mücadeleye devam et. Allah’ın va’di haktır, doğrudur. Günahından dolayı bağışlanma, koruma kalkanına alınma dile. Rabbini, akşama doğru ve sabahları erken hamd ile tesbih et.

Ahmet Varol

Şu halde sen sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Günâhın için bağışlanma dile ve akşam, sabah Rabbini hamd ile tesbih et.

Ali Bulaç

Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm, müşriklerin eziyetlerine) sabret; çünkü Allah’ın (zafere dair) vaadi gerçektir. (Müminler âdet edinsinler diye) günahın için mağfiret dile, akşam-sabah hamd ile Rabbini tesbih et (veya beş vakit namaz kıl).

Ali Rıza Safa

Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Suçların için bağışlanma dile ve akşam-sabah övgülerle yücelterek Efendini an.

Bayraktar Bayraklı

O halde sabret! Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini övgü ile an!.

Bekir Sadak

Sabret, Allah'in verdigi soz suphesiz gercektir. Sucunun bagislanmasini dile; Rabbini aksam, sabah, overek tesbih et.

Celal Yıldırım

O halde (Ey Peygamber!) sabret. Şüphesiz ki Allah'ın va'di haktır. Günahının bağışlanmasını dile ve akşam-sabah Rabbına hamd ile tesbîh et..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Resulüm!) Sen şimdi sabret, çünkü Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşir; günahının bağışlanmasını iste ve sabah akşam rabbini hamd ile tesbih et.

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!

Diyanet İşleri (eski)

Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vâdi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam sabah Rabbini hamd ile tesbih et!

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde sabret, çünkü Allahın va'di haktır hem günahına istiğfar ve akşam, sabah rabbına hamdiyle tesbih et

Erhan Aktaş

O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Suçların için bağışlanma dile. Akşam sabah Rabb'ini hamd ile tesbih et.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Suçların için bağışlanma dile. Akşam sabah Rabb'ini hamd ile tesbih et.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Kusurların için bağışlanma dile. Akşam sabah Rabb'ini hamd ile tesbih et.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile. Rabbini akşam sabah överek tesbih et.

Gültekin Onan

Şu halde sen sabret. Gerçekten Tanrı'nın vaadi haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah rabbini hamd ile tesbih et.

Hamdi Döndüren

Sen sabret, çünkü Allah’ın sözü gerçektir. Günahından dolayı bağışlanma iste! Sabah akşam, Rabbini överek tesbih et!

Hasan Basri Çantay

Şimdi sen (Habibim) sabret. Çünkü Allahın va'di gerçekdir. Günahının yarlığanmasını iste. Akşam, sabah Rabbini hamd ile (tenzih ve) tesbih et.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Şimdi sabret. Şüphesiz Allah'ın va'di (22) gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste ve akşam sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (22. Allah'ın va'di, dostlarını muzaffer kılması şeklinde yorumlanmıştır.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Artık sabret! Çünki Allah’ın va'di haktır; günâhının bağışlanmasını dile ve akşam ve sabah Rabbine hamd ile (O’nu) tesbîh et!

İbni Kesir

Şimdi sen; sabret, Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Günahının yarlığanmasını dile, sabah akşam Rabbını hamd ile tesbih et.

Mehmet Okuyan

Sabret! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste! Akşam sabah Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)!

Muhammed Esed

o halde sıkıntılara karşı sabırlı ol; çünkü, Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir, günahların için bağışlanma dile ve Rabbinin şanını sabah akşam yücelt.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde dirençli ol! Zira Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Hatan için af dile ve akşam sabah hamd ile Rabbinin yüceliğini dile getir!

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık sabret. Şüphe yok ki, Allah'ın vaadi hakdır ve kusurun için mağfiret iste ve akşam ve sabah Rabbine hamd ile tesbihte bulun.

Ömer Öngüt

Resulüm! Sabret! Çünkü Allah'ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste! Rabbini akşam sabah hamd ile tesbih et!

Suat Yıldırım

O halde, sen sabret! Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Hem günahından istiğfar et, sabah akşam Rabbine hamd ederek zikir ve ibadete devam et.

Süleyman Ateş

Sabret, Allah'ın va'di mutlaka gerçektir. Günahına da istiğfar et ve akşam sabah Rabbini övgü ile an.

Süleymaniye Vakfı

Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir. Günahın için de bağışlanma dile; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir. Günahın için de bağışlanma dile; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et.

Şaban Piriş

Sen de sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile, sabah akşam hamd ederek Rabb'ini tesbih/tenzih et.

Tefhim-ul Kuran

Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.

Ümit Şimşek

Sabret; Allah'ın vaadi gerçektir. Günahın için bağışlanma dile ve akşam sabah Rabbini hamd ile tesbih et.

Yaşar Nuri Öztürk

Öyleyse sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. Günahın için af dile. Akşam ve sabah, Rabbini överek tespih et!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səbir et! Həqiqətən, Allahın vədi haqdır. Günahının bağışlanmasını dilə, axşamüstü və sübh çağı Rəbbini həmd ilə təriflə.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər! Allahın əmrinə, müşriklərin əziyyətinə) səbr et. Allahın (sənə və möʼminlərə verdiyi zəfər) vəʼdi haqdır. (Ümmətinin sənin özünə aid etdiyin) günahının bağışlanmasını dilə. Axşam-səhər Rəbbini həmd-səna ilə təqdis et! (Daim Allahı zikr et və ya gündə beş vaxt namaz qıl!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Harre geduldig aus! Gottes Verheißung ist wahr. Bitte darum, deine Schuld möge dir verziehen werden! Lobpreise deinen Herrn abends und morgens!

Almanca — Der Edle Quran

So sei standhaft. Gewiß, Allahs Versprechen ist wahr. Und bitte um Vergebung für deine Sünde und lobpreise deinen Herrn am Abend und am frühen Morgen.

Almanca — M. A. Rassoul

So sei denn geduldig. Wahrlich, die Verheißung Allahs ist wahr. Und suche Vergebung für deine Missetaten und lobpreise deinen Herrn am Abend und am Morgen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Also übe dich in Geduld! Gewiß, ALLAHs Versprechen ist wahr. Und bitte um Vergebung für deine Verfehlung, und lobpreise mit dem Lob deines HERRN während der Abend- und der Morgenzeit!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, be patient O Muhammad and bear with them their faults and limitations; the promise of Allah, your Creator, is the truth personified. Invoke Allah's forgiveness for any instance where you went short of a standard or showed apprehension, and praise Allah, your Creator, in acknowledgement of His Divine favours and extol His glorious attributes evening and morning.

Abdul Haleem

So be patient, Prophet, for what God has promised is sure to come. Ask forgiveness for your sins; praise your Lord morning and evening.

Abdullah Yusuf Ali

Patiently, then, persevere: for the Promise of Allah is true: and ask forgiveness for thy fault, and celebrate the Praises of thy Lord in the evening and in the morning.

Abul A'la Maududi

Be steadfast, then, (O Prophet), Allah's promise is true. Seek forgiveness for your shortcomings, and celebrate the praise of your Lord, evening and morning.

Aisha Bewley

So remain steadfast. Allah’s promise is true. Ask forgiveness for your wrong action and glorify your Lord with praise in the evening and the early morning.

Al-Hilali & Khan

So be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, the Promise of Allâh is true, and ask forgiveness for your fault[1] and glorify the praises of your Lord in the ‘Ashî (i.e. the time period after the midnoon till sunset) and in the Ibkâr (i.e. the time period from early morning or sunrise till before midnoon) [it is said that, that means the five compulsory congregational Salât (prayers) or the ‘Asr and Fajr prayers].

Ali Quli Qarai

So be patient! Allah’s promise is indeed true. And plead for [Allah’s] forgiveness for your sin, and celebrate the praise of your Lord morning and evening.

Amatul Rahman Omar

So patiently persevere. The promise of Allâh is true. Ask His protection for (those who committed) offence against you and declare the holiness of your Lord along with His praise at nightfall and in the early hours of the morning.

Arthur John Arberry

So be thou patient; surely God's promise is true. And ask forgiveness for thy sin, and proclaim the praise of thy Lord at evening and dawn.

Bijan Moeinian

[You (Mohammad) will be helped in the same manner too; therefore] Be patient as God delivers what He promises. Glorify your Lord in the morning and in the evening and ask forgiveness for your sins.

E. Henry Palmer

Be thou patient, then; verily, God's promise is true: and ask thou forgiveness for thy sins, and celebrate the praise of thy Lord in the evening and in the morn.

Edip-Layth

So be patient, for the promise of God is true, and seek forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord at dusk and dawn.

George Sale

Wherefore do thou, O prophet, bear the insults of the infidels with patience; for the promise of God is true: And ask pardon for thy fault; and celebrate the praise of thy Lord, in the evening and in the morning.

Hamid S. Aziz

Therefore, be patient; surely the promise of Allah is true; and ask protection for your fault and sing the praise of your Lord in the evening and the morning.

Mahmoud Ghali

So (endure) patiently; (This is addressed to the Prophet) surely the promise of Allah is true. And ask forgiveness for your guilty (deed), and extol with the praise of your Lord at nightfall and before the rising of the sun.

Marmaduke Pickthall

Then have patience (O Muhammad). Lo! the promise of Allah is true. And ask forgiveness of thy sin, and hymn the praise of thy Lord at fall of night and in the early hours.

Mohamed Ahmed - Samira

So persevere; the promise of God is true; and seek forgiveness for your sins, and chant the praises of your Lord evening and morning.

Muhammad Asad

hence, remain thou patient in adversity - for, verily, God’s promise always comes true - and ask forgiveness for thy sins, and extol thy Sustainer’s glory and praise by night and by day.

Mustafa Khattab

So be patient ˹O Prophet˺, ˹for˺ Allah’s promise is certainly true. Seek forgiveness for your shortcomings.[1] And glorify the praises of your Lord morning and evening.

Progressive Muslims

So be patient, for the promise of God is true, and seek forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord evening and morning.

Sahih International

So be patient, [O Muúammad]. Indeed, the promise of Allah is truth. And ask forgiveness for your sin and exalt [ Allah ] with praise of your Lord in the evening and the morning.

Sam Gerrans

So be thou patient; the promise of God is true. And ask thou forgiveness for thy transgression; and give thou glory with the praise of thy Lord evening and morning.

Shabbir Ahmed

Hence, (O Prophet) remain patient in adversity - for, verily, Allah's Promise always comes True. And dispel and guard yourself against the slander and schemes of the alarmists, intended to cause dissension. And extol the Glory and Praise of your Lord night and day, working hard to set up the Divine Order for everyone to behold that He is Praiseworthy. (47:19), (48:2) - 'Zanb' also means sticking a blame or slander behind one's back for character assassination).

Syed Vickar Ahamed

Patiently await, (O Prophet!): The Promise of Allah is true: And ask forgiveness for your fault, and celebrate the Praises of your Lord in the evening (‘Asr prayer), and in the morning (Faj’r prayer)

Taqi Usmani

So, be patient - surely the promise of Allah is true - and seek forgiveness for your sins, and proclaim the purity and praise of your Lord in the afternoon and at dawn.

The Monotheist Group

So be patient, for the promise of God is true, and seek forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord evening and morning.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Endure donc, car la promesse dʹAllah est vérité, implore le pardon pour ton péché et célèbre la gloire et la louange de ton Seigneur, soir et matin.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca tu bêhna xwe fireh bike. Bêguman soza Xwedê daye heq û rast e. Lêborîna gunehên xwe bixwaze. Sibeh û êvarê hemdê Xwedayê xwe bike û ji her kêmasiyê wî pak bidêre.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Volhard dus geduldig, want Gods toezegging is waar, vraag om vergeving voor jouw zonde en prijs de lof van jouw Heer in de avond en ʹs ochtends vroeg.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom, o profeet! verdraag de beleedigingen der ongeloovigen met geduld; want de belofte van God is waar. Vraag vergiffenis voor uwe dwaling en verkondig den lof van uwen Heer, des avonds en des ochtends.

Hollandaca — Siregar

Wees daarom geduldig: voorwaar, de belofte van Allah is waar. En vraag vergeving voor jouw zonde en prijs de Glorie van jouw Heer met Zijn lofprijzing, in de avond en in de ochtend.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Терпи же (о, Посланник) (что тебе причиняют многобожники) (как и терпели пророки, которые были до тебя)! Поистине, обещание Аллаха (о том, что Он помогает Своим посланникам) истинно (и оно не меняется). И проси прощения (о, Пророк) за грех твой [не потому, что Пророк грешен, а чтобы увеличить его награду] и восславляй Господа твоего, вознося хвалу Ему, вечером [в конце дня] и утром [в начале дня]!

Rusça — Osmanov

Терпи же [, Мухаммад,] ибо обещанное Аллахом непреложно. Проси прощения за свой грех, славь в хвале Господа твоего и утром и вечером.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ha därför tålamod (Muhammad) - Guds löfte är sanning (och Hans ord står fast) - och be Honom förlåta din synd. Och lova och prisa din Herre morgon och afton.