Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
اِلَّا الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا
illā l-musteD'ǎfīne mine r-ricāli ve n-nisā'i ve l-vildāni lā yesteTīǔne Hīleten ve lā yehtedūne sebīlen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ancak yurtlarından göçmek için bir düzen, bir yol bulamayan gerçekten de âciz erkeklerle kadınlar ve çocuklar bu hükümden dışarı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ancak yurtlarından göçmek için bir düzen, bir yol bulamayan gerçekten de âciz erkeklerle kadınlar ve çocuklar bu hükümden dışarı.
Adem Uğur
Erkekler, kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadır.
Ahmed Hulusi
Ancak hicrete imkanı olmayan güçsüz, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar bundan müstesnadır.
Ahmet Tekin
Ancak gerçekten çaresiz kalan, çare icat edecek gücü olmayan, bir çıkış yolu bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu ihtarlara muhatap değildir.
Ahmet Varol
Ancak erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalan ve bir yol bulamayan zavallılar (mustaz'aflar, ezilenler) müstesnadırlar.
Ali Bulaç
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.
Ali Fikri Yavuz
Erkek, kadın ve çocuklardan gücü yetmiyen biçarelerle hicret için yol bulamıyanlar müstesna (onlar cehennemlik değillerdir.)
Ali Rıza Safa
Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan, hiçbir gücü olmayan ve yol bulamayan umarsızlar başkadır.
Bayraktar Bayraklı
Erkekler, kadınlar ve çocuklardan, aciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır.
Bekir Sadak
Caresiz kalan, yol bulamayan zavalli erkek, kadin ve cocuklar mustesnadirlar.
Celal Yıldırım
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan cidden âciz olup bir çare bulmaya güç getiremiyenler ve bu yüzden (hicrete) yol bulamıyanlar müstesna..
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Erkekler, kadınlar ve çocuklar içinden zayıf sayılanlar (yani) çaresiz kalanlar ve hiçbir kurtuluş yolu bulamayanlar müstesnadır.
Diyanet İşleri
Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
Diyanet İşleri (eski)
Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar müstesnadırlar.
Diyanet Vakfi
Erkekler, kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç...
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ancak gerçekten zayıf, hiç birşeye gücü yetmeyen ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ancak hakikaten zebun olanlar: Hiç bir çareye gücü yetmiyen ve hicret için yol bulamıyan erkekler, kadın, çocuklar müstesna
Erhan Aktaş
Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf erkek, kadın ve çocuklar hariç.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf erkek, kadın ve çocuklar hariç.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mustaz'af erkek, kadın ve çocuklar hariç.
Fizilal-il Kuran
Yalnız, çaresiz kalan, hiç bir çıkar yol bulamayan ezilmiş, erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadırlar.
Gültekin Onan
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.
Hamdi Döndüren
Ancak, çare bulamayan ve yol bilmeyen güçsüz bırakılmış erkek, kadın ve çocuklar bunun dışındadır.
Hasan Basri Çantay
Erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan za'f ve acz içinde bırakılıb da hiç bir çareye gücü yetmeyen ve (hicrete) bir yol bulamayanlar müstesna.
Hasib Asutay
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan güçsüz bırakılıp bir çare bulmaya gücü yetmeyen ve (hicret için) yol bulamayanlar müstesnadır.
Hayrat Neşriyat
Ancak erkekler, kadınlar ve çocuklardan (hicret etmek için) hiçbir çâreye gücü yetmeyen ve hiçbir yol bulamayan âciz bırakılmış kimseler müstesnâ.
İbni Kesir
Ancak erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalarak bir yol bulamayan zavallılar müstesnadır.
Mehmet Okuyan
Hiçbir çareye gücü yetmeyen, (hicret için) hiçbir yol bulamayan zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.
Muhammed Esed
Ama -erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun- hiçbir gücü olmayan ve kendilerine doğru yol gösterilmeyen çaresiz kimseler bunların dışındadır:
Mustafa İslamoğlu
Ne ki ezilen kesimlere mensup erkek, kadın ve çocuklardan hiçbir gücü olmayan ve yol göstericisi de bulunmayan kimseler bundan müstesnadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ancak erkeklerden ve kadınlardan ve çocuklardan zayıf sayılıp da hiçbir çareye güçleri yetmeyenler ve hiçbir doğru yol bulamayanlar müstesna.
Ömer Öngüt
Erkek, kadın ve çocuklardan zayıf olup, hiçbir çareye gücü yetmeyen ve hicret etmek için bir yol bulamayanlar müstesnâdır.
Suat Yıldırım
(98-99) Ancak, her türlü imkândan mahrum ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadırlar. Çünkü bunları Allah’ın affedeceği umulur. Allah gerçekten afüv ve gafurdur (affı ve mağfireti boldur).
Süleyman Ateş
Yalnız hiçbir çareye gücü yetmeyen ve göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.
Süleymaniye Vakfı
Hiçbir çözüme gücü yetmeyen, bir çıkış yolu da bulamayan ezilmiş erkek, kadın ve çocuklar bunların dışındadır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Güçsüz hale getirilmiş, çaresiz kalmış ve bir çıkış yolu bulamamış erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadır.
Şaban Piriş
Yalnızca, erkek, kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan güçsüz bırakılanlar müstesnadır.
Tefhim-ul Kuran
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) da bulamayanlar başka.
Ümit Şimşek
Ancak, erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun, bir çare veya hicret için bir imkân bulamayan güçsüz kimseler müstesnadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Kadınlardan, erkeklerden, yavrulardan hiçbiri beceri gösteremeyen, hiçbir yol bulamayanların durumu farklıdır.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Ancaq zülmə qarşı çarə tapmağa qadir olmayan və hicrət etməyə yol tapa bilməyən zəif kişi, qadın və uşaqlar istisnadır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Yalnız hicrət etməyə yol və çarə tapmağa qadir olmayan aciz kişi, qadın və uşaqlar müstəsnadır.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Ausgenommen die schwachen, hilflosen Männer, Frauen und Kinder, die nicht auswandern, weil sie keinen Ausweg wissen und sich nicht herauszuhelfen vermögen.
Almanca — Der Edle Quran
Ausgenommen die Unterdrückten unter den Männern, Frauen und Kindern, die keine Möglichkeit haben auszuwandern und auf dem Weg nicht rechtgeleitet sind.
Almanca — M. A. Rassoul
Ausgenommen davon sind die unterdrückten Männer, Frauen und Kinder, die über keinerlei Möglichkeit verfügen und keinen Ausweg finden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Ausgenommen sind die Unterdrückten von den Männern, Frauen und Kindern, die keinen Ausweg haben und keine Möglichkeit (zur Hidschra) finden.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But exempt from this -scheme of classification relative to the stay- at home are the men who are deficient in bodily vigour through age, the women and the children who are deficient in bodily or muscular strength who have no stratagem to use against the enemy or be able to lead in a course of action nor determine the course of events.
Abdul Haleem
but not so the truly helpless men, women, and children who have no means in their power nor any way to leave-
Abdullah Yusuf Ali
Except those who are (really) weak and oppressed - men, women, and children - who have no means in their power, nor (a guide-post) to their way.
Abul A'la Maududi
except the men, women, and children who were indeed too feeble to be able to seek the means of escape and did not know where to go .-
Aisha Bewley
Except for those men, women and children who really are oppressed and do not have any other possibility and are not guided to any way.
Al-Hilali & Khan
Except the weak ones among men, women and children who cannot devise a plan, nor are they able to direct their way.
Ali Quli Qarai
Except the abased among men, women and children, who have neither access to any means nor are guided to any way.
Amatul Rahman Omar
Different however is the case of those (actually) weak - men, women and children, who can find no device, nor means (to emigrate).
Arthur John Arberry
except the men, women, and children who, being abased, can devise nothing and are not guided to a way;
Bijan Moeinian
Exempted are the weak men, women and children who did not have neither the means nor a guide to migrate.
E. Henry Palmer
Save for the weak men, and women, and children, who could not compass any stratagem, and were not guided to a way;
Edip-Layth
Except for those men, women, and children who were oppressed and could not devise a plan nor could be guided to a way.
George Sale
Except the weak among men, and women, and children, who were not able to find means, and were not directed in the way;
Hamid S. Aziz
Save for the weak (oppressed) men, and women, and children, who had no means, stratagem or guidance;
Mahmoud Ghali
Except (the ones) deemed weak among the men and women and newborns (who) are unable (to contrive) a device and are not guided to a way.
Marmaduke Pickthall
Except the feeble among men, and the women, and the children, who are unable to devise a plan and are not shown a way.
Mohamed Ahmed - Samira
But those who are helpless, men, women and children, who can neither contrive a plan nor do they know the way,
Muhammad Asad
But excepted shall be the truly helpless - be they men or women or children - who cannot bring forth any strength and have not been shown the right way:
Mustafa Khattab
Except helpless men, women, and children who cannot afford a way out—
Progressive Muslims
Except for those who were oppressed from the men, women, and children who could not devise a plan nor could be guided to a way.
Sahih International
Except for the oppressed among men, women and children who cannot devise a plan nor are they directed to a way -
Sam Gerrans
Save the oppressed among the men, and the women, and the children — without means, nor guided to a path;
Shabbir Ahmed
Exempted are the feeble, whether men or women, and children who are unable to devise a plan and to find a way out.
Syed Vickar Ahamed
Except those who are (really) weak and oppressed— Among men, women, and children— Who have no means in their power, nor (a guide post) to direct their way.
Taqi Usmani
except the oppressed men and women and children, who cannot have means (to emigrate), nor can find a way.
The Monotheist Group
Except for those who were oppressed from the men, women, and children who could not devise a plan nor could be guided to a way.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
A lʹexception des impuissants: hommes, femmes et enfants, incapables de se débrouiller, et qui ne trouvent aucune voie:
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar niet voor die onderdrukte mannen, vrouwen en kinderen die tot geen list in staat zijn en die geen goede weg gewezen werd.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Uitgenomen de zwakken onder de menschen, de vrouwen en kinderen; zij, die niet in staat zouden zijn eene list uit te denken, en niet op den weg werden geleid,
Hollandaca — Siregar
Behalve de ondaedrukten van de mannen en de vrouwen en de kinderen die niet tot macht in staat zijn, en die geen weg kunnen vinden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
кроме слабых мужчин, женщин и детей, которые не могут ухитриться (чтобы отклонить от себя притеснение) и не находят [не знают] пути (чтобы избавиться от страданий, в которых они находятся).
Rusça — Osmanov
[и избегнут его] разве что беспомощные из мужчин и женщин и детей, которые не могут хитрить и не находят пути [для выезда из Мекки] и
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Till dem skall inte räknas de svaga och förtryckta - män, kvinnor och barn - som inte kunde bryta upp och som var osäkra om vägen;