Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.

وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

ve iƶā HaDera l-ḳismete ūlū l-ḳurbā ve l-yetāmā ve l-mesākīnu fe rzuḳūhum minhu ve ḳūlū lehum ḳavlen meǎ'rūfen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāne zaman
2حَضَرَHaDeraح ض رHazır bulunmak, var olmak, huzurunda durmak, zarar vermek, el altında olmak. Gelmek veya varmak, hazır veya hazırlanmış olmak, birinin yanında olmak veya birinin huzuruna gelmek, kendini bir şeye veya kişiye takdim etmek, bir kişiyi ziyaret etmek, bir yerin yakınında olmak, bir yerde yaşamak veya ikamet etmek, bir şeye tanık olmak veya görmek, bir şeyi gözle görmek, cevap vermek veya yanıtlamak, tartışmak veya münazara etmek, biriyle mücadele etmek ve üstesinden gelmek, rahatsız etmek.hazır bulunursa
3الْقِسْمَةَl-ḳismeteق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.(miras) taksim(in)de
4اُو۬لُواūlūا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç
5الْقُرْبٰىl-ḳurbāق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.akrabalar
6وَالْيَتَامٰىve l-yetāmāي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmakve öksüzler
7وَالْمَسَاكِينُve l-mesākīnuس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekve yoksullar
8فَارْزُقُوهُمْfe rzuḳūhumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.onları rızıklandırın
9مِنْهُminhuondan
10وَقُولُواve ḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve söyleyin
11لَهُمْlehumonlara
12قَوْلًاḳavlenق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöz
13مَعْرُوفًاmeǎ'rūfenع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıgüzel

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mîras taksim edilirken yakınlar, yetimler, yoksullar bulunursa o maldan onları da rızıklandırın ve kendilerine güzel sözler söyleyin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Mîras taksim edilirken yakınlar, yetimler, yoksullar bulunursa o maldan onları da rızıklandırın ve kendilerine güzel sözler söyleyin.

Adem Uğur

(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

Ahmed Hulusi

Mirasın paylaştırılması sırasında (miras hakkı bulunmayan) akrabalar, yetimler ve yoksullar da orada bulunuyorlarsa, onlara da az bir şey verip gönüllerini hoş edin.

Ahmet Tekin

Paylaşma sırasında, mirastan payı olmayan akrabalar, öksüzler, dullar, çevresi, çaresi olmayan yoksullar, hazır bulunurlarsa, onların da geçimlerine, giyim kuşamlarına yardımcı olun, onlara İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun güzel sözler söyleyin.

Ahmet Varol

Paylaştırma anında yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunurlarsa onlara da ondan bir şeyler verin ve kendilerine güzel sözler söyleyin. [1]

Ali Bulaç

(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.

Ali Fikri Yavuz

Ölünün terikesi (mirası) bölünürken vereseden olmayıp ölüye yakınlığı bulunanlar, yetimler ve yoksullar hazır bulunurlarsa, gönüllerini almak için, o bölünen maldan kendilerine bir şey verin ve onlara güzel söz söyleyin.

Ali Rıza Safa

Paylaştırma sırasında, yakınlar, yetimler ve yoksullar da bulunurlarsa, onlara da geçimleri için ondan bir pay verin ve onlara güzel söz söyleyin.

Bayraktar Bayraklı

Yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel söz söyleyiniz.

Bekir Sadak

Taksimde, yakinlar, yetimler ve duskunler bulunursa, ondan onlara da verin, guzel sozler soyleyin.

Celal Yıldırım

Mîras taksiminde (mirasçı olmayan) hısımlar, öksüzler ve yoksullar hazır bulunursa, azık olacak ölçüde onlara da bir şey verin ve güzel söz söyleyin (kırıcı, incitici olmayın).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Vâris olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunurlarsa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

Diyanet İşleri

Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.

Diyanet İşleri (eski)

Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin.

Diyanet Vakfi

(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Miras taksimi yapılırken uzak akraba, yetimler ve yoksullar da orada hazır bulunuyorlarsa, hem onlara ondan bir miktar verin, hem de gönül alıcı sözler söyleyin.

Elmalılı Hamdi Yazır

miras taksim olunurken uzak karabeti bulunanlar ve yetimler, miskinler de hazır bulunuyorlarsa hem kendilerine ondan biraz bir şey verin hem de gönüllerini alacak sözler söyleyin

Erhan Aktaş

Mirasın paylaşılması esnasında, orada bulunan yakınları, yetimleri ve yoksulları da yararlandırın ve onları incitmeyecek bir üslup kullanın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mirasın paylaşılması esnasında, orada bulunan yakınları, yetimleri ve yoksulları da yararlandırın ve onları incitmeyecek bir üslup kullanın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mirasın paylaşılması esnasında, orada bulunan yakınları, yetimleri ve yoksulları da yararlandırın ve onları incitmeyecek bir üslup kullanın.

Fizilal-il Kuran

Eğer miras bölüşümü sırasında pay sahibi olmayan uzak akrabalar, yetimler ve yoksullar hazır bulunursa onlara da bir şeyler veriniz ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyiniz.

Gültekin Onan

(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.

Hamdi Döndüren

Miras bölüşülürken, (mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa, bir şeyler vererek onları da bundan rızıklandırın ve kendilerine güzel söz söyleyin.

Hasan Basri Çantay

Miras taksim olunurken (mirascı olmayan) hısımlar, yetimler, yoksullar da hazır bulunursa kendilerini ondan (bir şey vererek) rızıklandırın, (gönüllerini alarak) güzel sözler de söyleyin.

Hasib Asutay

(Mirastan pay almayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunurlarsa kendilerini de ondan rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

Hayrat Neşriyat

Mîras taksîm olunurken (vâris olmayan) akrabâlar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin!

İbni Kesir

Miras taksim olunurken; yakınlar, yetimler ve miskinler de hazır bulunursa, onları da rızıklandırın. Hem de güzel söz söyleyin.

Mehmet Okuyan

(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras paylaşımında hazır bulunduğu zaman, bundan (mirastan) onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin!

Muhammed Esed

(Mirasın) bölüştürülmesi sırasında (öteki) akrabalar, yetimler ve muhtaçlar hazır bulunduklarında, onlara geçinmeleri için bir kısmını ayırın ve onlarla nazik bir şekilde konuşun.

Mustafa İslamoğlu

(Miras) taksimi sırasında, (diğer) akraba, yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin; ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyin!

Ömer Nasuhi Bilmen

Tereke taksim edilirken uzak karabet sahipleriyle yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa ondan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel sözler de söyleyiniz.

Ömer Öngüt

Miras taksiminde (mirasta hissesi olmayan) akrabalar, yetimler ve yoksullar hazır bulunursa, onları da bundan rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

Suat Yıldırım

Miras taksim edilirken varis olmayan akrabalar, yetimler, fakirler de orada bulunuyorlarsa, onlara da bir şey verin ve gönüllerini alacak tatlı sözler de söyleyin.

Süleyman Ateş

(Miras düşmeyen) Akrabalar, öksüzler, yoksullar da (miras) taksim(in)de hazır bulunursa bir şeyler vererek onları da ondan rızıklandırın (gönüllerini hoş edin) ve onlara güzel söz söyleyin.

Süleymaniye Vakfı

Mirasın paylaşımı sırasında akrabalar, yetimler ve çaresiz kalmış kimseler bulunursa mirastan onları da rızıklandırın ve onlara marufa uygun söz söyleyin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mirasın paylaştırılması sırasında, yakınlar, yetimler ve çaresiz kalmış kimseler bulunursa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel bir söz söyleyin.

Şaban Piriş

Akrabalar, yetimler ve yoksullar, taksim sırasında yanınızda olursa onlara da ondan bir şeyler verin ve onlara güzel söz söyleyin.

Tefhim-ul Kuran

(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar; yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.

Ümit Şimşek

Mirasın taksimi sırasında, vâris olmayan akraba, yetim ve yoksullar da orada bulunacak olursa, onlara da terekeden birşeyler verin ve gönül alıcı söz söyleyin.

Yaşar Nuri Öztürk

Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər bölgü vaxtı orada qohumlar, yetimlər və kasıblar iştirak edərlərsə, onlara o maldan bir şey verin, özlərinə də xoş söz deyin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Malın (vərəsələr arasında) bölünməsi zamanı varis olmayan qohumlar, yetimlər və yoxsullar da orada iştirak edərlərsə, onlara da o maldan bir şey verin və gözəl sözlərlə könüllərini alın!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn bei der Teilung der Erbschaft Familienangehörige, Waisen oder Bedürftige anwesend sind, so muß man ihnen etwas davon geben und freundlich mit ihnen sprechen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn bei der Teilung die Verwandten und die Waisen und die Armen anwesend sind, so schenkt ihnen etwas davon und sprecht freundliche Worte zu ihnen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sollten Verwandte, Bedürftige und Arme bei der Aufteilung (des Nachlasses) anwesend sein, so gebt ihnen davon und sagt ihnen ein gütiges Wort!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And should the poor relatives, the orphans and the needy be present at the occasion of dividing the heritage and distributing it among the heirs, then provide. them with some portion of it as a gesture to avoid a disappointment of their expectation and the envy they feel at the superior advantages of others. And let your dissertation with them be a sweet discourse.

Abdul Haleem

If other relatives, orphans, or needy people are present at the distribution, give them something too, and speak kindly to them.

Abdullah Yusuf Ali

But if at the time of division other relatives, or orphans or poor, are present, feed them out of the (property), and speak to them words of kindness and justice.

Abul A'la Maududi

If other near of kin orphans and needy are pre sent at the time of division of inheritance give them some thing of it and speak to them kindly.

Aisha Bewley

If other relatives or orphans or poor people attend the sharing-out, provide for them out of it and speak to them correctly and courteously.

Al-Hilali & Khan

And when the relatives and the orphans and Al-Masâkîn (the poor) are present at the time of division, give them out of the property, and speak to them words of kindness and justice.

Ali Quli Qarai

And when the division is attended by relatives, the orphans and the needy, provide for them out of it, and speak to them honourable words.

Amatul Rahman Omar

And when there are present at the division (of the heritage other) relatives and the orphans and the needy, then give them something out of it and speak to them kind words.

Arthur John Arberry

and when the division is attended by kinsmen and orphans and the poor, make provision for them out of it, and speak to them honourable words.

Bijan Moeinian

When the inheritance is being distributed, give something to the relatives, orphans and the needy ones who are present and be nice to them.

E. Henry Palmer

And when the next of kin and the orphans and the poor are present at the division, then maintain them out of it, and speak to them a reasonable speech.

Edip-Layth

If the distribution is attended by the relatives, the orphans, and the needy, then you shall give them part of it and say to them a kind saying.

George Sale

And when they who are of kin are present at the dividing of what is left, and also the orphans, and the poor; distribute unto them some part thereof; and if the estate be too small, at least speak comfortably unto them.

Hamid S. Aziz

If at the time of division, other relatives, orphans or the poor are present, then bestow on them out of it, and speak to them in words of reason and kindness.

Mahmoud Ghali

And when the near of kin (Literally: endowed with kinship, "nearness) and the orphans and the indigent are present at the division, then provide for them out of it, and say to them beneficent saying.

Marmaduke Pickthall

And when kinsfolk and orphans and the needy are present at the division (of the heritage), bestow on them therefrom and speak kindly unto them.

Mohamed Ahmed - Samira

And when the relatives and orphans and the needy collect at the time of the division (of property) provide for them too, and talk kindly to them.

Muhammad Asad

And when [other] near of kin and orphans and needy persons are present at the distribution [of inheritance], give them something thereof for their sustenance, and speak unto them in a kindly way.

Mustafa Khattab

If ˹non-inheriting˺ relatives, orphans,[1] or the needy are present at the time of distribution, offer them a ˹small˺ provision from it and speak to them kindly.

Progressive Muslims

And if the distribution is attended by the relatives and the orphans and the needy, then you shall give them part of it and say to them a kind saying.

Sahih International

And when [other] relatives and orphans and the needy are present at the [time of] division, then provide for them [something] out of the estate and speak to them words of appropriate kindness.

Sam Gerrans

And when present at the division are relatives, and the fatherless, and the poor: give to them therefrom; and speak to them a fitting word.

Shabbir Ahmed

If at the time of distribution of the inheritance, relatives, orphans, and the needy are present, give them from it and treat them kindly.

Syed Vickar Ahamed

But if at the time of division other relatives, or orphans, or poor, are present, feed them out of the (property) and speak to them words of kindness and justice.

Taqi Usmani

If the relatives (who are not heirs) and the orphans and the needy are present at the time of distribution, give them some of it, and speak to them in fair words.

The Monotheist Group

And if the distribution is attended by the relatives and the orphans and the needy, then you shall give them part of it and say to them a kind saying.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et lorsque les proches parents, les orphelins, les nécessiteux assistent au partage, offrez-leur quelque chose de lʹhéritage, et parlez-leur convenablement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema nêz û lêzim, yên sêwî û belengaz (ew ên ku ne waris in) li ser parvekirina mîrateyê hazir bibin, vêca ji vî malî hinekî jê bidine wan û ji wan re peyveke xweş bibêjin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer bij de verdeling de verwanten, de wezen en de behoeftigen aanwezig zijn, geeft hun daarvan dan iets voor hun levensonderhoud en spreekt tot hen op een vriendelijke manier.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien de verwanten, weezen en armen tegenwoordig zijn bij de deeling, verdeel dan een gedeelte onder hen, en spreek hen ten minste vriendelijk aan, indien er weinig aanwezig is.

Hollandaca — Siregar

En wanneer bij de verdeling verwanten (zonder erfrecht) en wezen en armen aanwezig zijn: voorziet hen ervan en spreekt tot hen met vriendelijke woorden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда присутствуют при разделе (наследства) родственники (умершего) (у которых нет никаких прав на это имущество), сироты и бедняки, то наделяйте их из этого [дайте немного] (до того, как приступите к дележу имущества между наследниками) и скажите им слово благое.

Rusça — Osmanov

Если при разделе наследства присутствуют родственники, сироты и бедняки, то одарите их [какой-то] долей из него и добрым словом.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När arv skiftas i närvaro av anförvanter, faderlösa och behövande, ge dem då något därav för deras behov och ha vänliga ord för (alla).