Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

وَلْيَخْشَ الَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا

ve l yeḣşe (e)lleƶīne lev terakū min ḣalfihim ƶurriyyeten Diǎāfen ḣāfū ǎleyhim fe l yetteḳū (a)llahe ve l yeḳūlū ḳavlen sedīden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلْيَخْشَve l yeḣşeخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.kaygı duyanlar
2الَّذِينَ(e)lleƶīne
3لَوْlevşayet
4تَرَكُواterakūت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.bırakırlarsa
5مِنْmin
6خَلْفِهِمْḣalfihimخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkalarında
7ذُرِّيَّةًƶurriyyetenذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek.çocuklar
8ضِعَافًاDiǎāfenض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.güçsüz
9خَافُواḣāfūخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakçekinsinler
10عَلَيْهِمْǎleyhimonların durumundan
11فَلْيَتَّقُواfe l yetteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorksunlar
12اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
13وَلْيَقُولُواve l yeḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve söylesinler
14قَوْلًاḳavlenق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöz
15سَدِيدًاsedīdenس د دDoğru yapmak, doğruya yöneltmek, isabet etmek, kapamak, tıkamak, engel olmak, düzeltmek, ödemek, borç ödemek, yardım etmekdoğru

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artlarında âciz ve küçük soy-sop bırakacağını düşünerek onlar için nasıl korkup üzüntüye düşerler; yetimler için de Allah'tan korksunlar da sözün doğrusunu söylesinler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Artlarında âciz ve küçük soy-sop bırakacağını düşünerek onlar için nasıl korkup üzüntüye düşerler; yetimler için de Allahʼtan korksunlar da sözün doğrusunu söylesinler.

Adem Uğur

Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksızlık etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Ahmed Hulusi

Arkalarında, kendilerini koruyamayacak çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar için nasıl endişelenecek olurlarsa, öylece endişe duysunlar Allah'tan. Allah'tan korksunlar ve mertçe doğruyu konuşsunlar.

Ahmet Tekin

Geride, çaresiz, güçsüz çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyanlar, yetimler, dullar ve yoksullarla ilgili de aynı endişeyi duysunlar. Allah’a sığınsınlar, emirlerine yapışsınlar, günahlardan arınıp, azaptan korunsunlar ve doğru, yol gösterici, aydınlatıcı, güven telkin edici söz söylesinler.

Ahmet Varol

Arkalarında güçsüz çocuklar bıraktıklarında onlar için endişeye kapılanlar (başkaları için de öylece) korksunlar. Allah'tan korksun ve doğru söz söylesinler.

Ali Bulaç

Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklardan dolayı korku duyanların, (vasiyetleri altında olanlar için de) içleri ürpertiyle titresin. Allah'tan korksunlar ve onlara doğru söz söylesinler.

Ali Fikri Yavuz

Öldükten sonra geride, âciz ve küçük çocuklar bıraktıkları takdirde, gadra ve zulme uğrayacaklar diye endişe edenler, himayeleri altındaki yetimler hakkında da aynı korkuyu taşısınlar. Böylece Allah’dan sakınıp kendi evlâdları yerinde olan yetimler hakkında da gerçek ve doğru söz söylesinler.

Ali Rıza Safa

Onlar da sakınsınlar. Arkalarında güçsüz çocuklar bıraksalardı, onlar için kaygı duyarlardı. Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşısınlar ve adaletli söz söylesinler.

Bayraktar Bayraklı

Geriye zayıf çocuklar bırakmaktan endişe etsinler ve onlar üzerinde titresinler. Allah'tan sakınıp doğru söz söylesinler.

Bekir Sadak

Arkalarinda ciliz cocuklar biraktiklari takdirde, bundan endise edecek olanlar, haksizlik yapmaktan korksunlar; durust soz soylesinler.

Celal Yıldırım

Arkalarında elleri ermez, güçleri yetmez çocuklarını bırakacak olsalardı, onlar hakkında endişe duyanlar, (vasilik ettikleri yetimler hakkında da) aynı endişeyi duysunlar (ve bu hususta da) Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, sağlam ve doğru söz söylesinler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bırakmış olmaları halinde onlar hakkında endişe duyacak olanların (başkalarının yetimleri için de) kalpleri sızlasın; Allah’tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Diyanet İşleri

Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Diyanet İşleri (eski)

Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.

Diyanet Vakfi

Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksızlık etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyacak olanlar, (yetimler hakkında da aynı) endişeyi duysunlar, Allah'dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Titresin o kimseler ki, arkalarında elleri ermez, güçleri yetmez çocuklar bırakacak olsalardı onlar için endişe duyacaklardı. O halde Allah'tan korksunlar ve sağlam söz söylesinler.

Elmalılı Hamdi Yazır

hem titresin o kimseler ki arkalarına elleri ermez, güçleri yetmez bir zürriyyet bırakacak olsalardı onlara karşı korkacaklardı, o halde Allahdan korksunlar ve sağlam söz söylesinler

Erhan Aktaş

Arkalarında küçük ve aciz evlat bırakanlar, onlara karşı nasıl endişe duyuyorlarsa, aynı endişeyi onlar hakkında da duysunlar. Allah'a karşı takva ehl-i olsunlar ve doğru olan şey neyse onu söylesinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Arkalarında küçük ve aciz evlat bırakanlar, onlara karşı nasıl endişe duyuyorlarsa, aynı endişeyi onlar hakkında da duysunlar. Allah'a karşı takva[2] ehli olsunlar ve doğru olan şey neyse onu söylesinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Arkalarında küçük ve aciz evlat bırakanlar, onlara karşı nasıl endişe duyuyorlarsa, aynı endişeyi onlar hakkında da duysunlar. Takva ehli olsunlar ve doğru olan şey neyse onu söylesinler.

Fizilal-il Kuran

Arkalarında güçsüz çocuklar bırakıp ölecek olsalar çocuklarının hali nice olur diye kaygı duyanlar yetimlere haksızlık etmekten korksunlar, Allah'tan sakınsınlar ve doğru konuşsunlar.

Gültekin Onan

Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklarından dolayı korku duyanların, (vasiyetleri altında olanlar için de ) içleri ürpertiyle titresin. Tanrı'dan korksunlar ve onlara doğru söz söylesinler.

Hamdi Döndüren

(Mirasçılar), kendileri arkalarında güçsüz çocuklar bıraksalardı, onların (gelecekleri) konusunda endişe duyarlardı. Öyleyse, onlar (başkalarının çocukları için de aynı) endişeyi taşısınlar, Allah’tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.

Hasan Basri Çantay

Arkalarında aciz ve küçük evladlar bırakdıkları takdirde onlara karşı (halleri ne olacak diye düşünüb) endişe edenler, (himayeleri altındaki yetimler ve diğer mirasçılar hakkında da aynı hissi taşımamakdan) saygı ile korksun (lar), Allahdan sakınsınlar, (gerek vasıyler, gerek onların nezdinde bulunanlar hatıra gönüle bakmayarak) sözü dosdoğru söylesinler.

Hasib Asutay

Arkalarında zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onların durumundan endişe edenler, (öksüzlerin hakkına dokunmaktan) titreyip sakınsınlar. Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.

Hayrat Neşriyat

Hem (yetimler hakkında) korksun o kimseler ki, eğer kendileri arkalarında güçsüz(ve küçük) evlâdlar bırakacak olsalardı, onlar hakkında endişe edeceklerdi. Öyle ise (diğer yetimler hakkında da) Allah’dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler!

İbni Kesir

Arkalarında küçük ve aciz çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar için endişe edecek olanlar, haksızlıktan çekinsinler, Allah'tan sakınsınlar ve sözü de dosdoğru söylesinler.

Mehmet Okuyan

Geriye gücü yetmez nesiller bıraktıkları takdirde (hâlleri ne olur) diye endişe edenler, (yetimlere haksızlık etmekten de) korkup titresinler! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olsunlar ve doğru söz söylesinler!

Muhammed Esed

Ve onlar, (o kanuni mirasçılar) (Allah'tan) korksunlar; eğer kendileri arkalarında kendi haklarını koruyamayacak durumda olan çocuklar bıraksalardı onlar için mutlaka endişe duyarlardı; işte böyleleri, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olsunlar ve (yoksulların hakları konusunda) dürüst ve insaflı olan neyse onu dile getirsinler.

Mustafa İslamoğlu

Artık korksun onlar ki; eğer kendileri, arkalarında korunmaya muhtaç cocuklar bıraksalardı, onlar için endişelenirlerdi. Allah'a karşı sorumluluk bilincini kuşansınlar da doğru dürüst konuşsunlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve korksunlar o kimseler ki, arkalarından küçük, zayıf çocuklar bırakacak olsalardı, onların üzerine korkup endişede bulunacaklardı. O halde Allah Teâlâ'dan sakınsınlar ve dürüst söz söylesinler.

Ömer Öngüt

Arkalarında küçük ve âciz çocuklar bırakıp da, onlara bir kötülük gelmesinden korkanlar (başkaları için de öylece) korksunlar. Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.

Suat Yıldırım

Arkalarında eli ermez, gücü yetmez küçük çocuklar bıraktıkları takdirde, onların halleri nice olur diye endişe edenler, yetimlere haksızlık etmekten de öylece korksunlar da Allah’ın cezalandırmasından sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Süleyman Ateş

Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde onların durumundan endişe edecek olanlar, (öksüzlerin hakkına dokunmaktan) çekinsinler. Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.

Süleymaniye Vakfı

Arkalarında korunmaya muhtaç çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur diye) endişe edecek olanlar, (yetimlere haksızlık etmekten) çekinsinler de Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınsın ve dosdoğru sözler söylesinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkalarında zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, Allah'tan çekinsinler de doğru söz söylesinler.

Şaban Piriş

Arkalarında cılız çocuklar bırakacak olsalar korku ve endişe duyacak olanlar, (haksızlıktan) korksunlar ve Allah'tan sakınsınlar da (yetimlere) doğru söz söylesinler.

Tefhim-ul Kuran

Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklardan dolayı korku duyanlar, (vasiyetleri altında olanlar için de) içleri ürpertiyle titresin. Allah'tan sakınsınlar ve onlara doğru söz söylesinler.

Ümit Şimşek

Mirasçılar, arkalarında güçsüz ve korunmasız çocuklar bıraktıkları takdirde onlar hakkında nasıl endişelenirlerse, öylece korksunlar ve Allah'tan sakınıp sözün doğrusunu söylesinler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ürperip titresin o kimseler ki, kendi arkalarında zayıf ve çaresiz aile fertleri bırakmış olsalardı, onlar için korku ve endişe duyacaklardı. O halde, Allah'tan korksunlar ve haksızlığı önleyici sağlam bir söz söylesinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qoy özlərindən sonra zəif övladlar qoyub gedəcəkləri təqdirdə onlardan ötrü qorxan kəslər yetimlərdən ötrü də qorxsunlar. Qoy onlar Allahdan qorxsunlar və doğru söz söyləsinlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Özlərindən sonra (aciz və zəif) övladlar qoyub gedəsi olan şəxslər, onlardan ötəri necə qorxurlarsa, (yetimlərdən ötrü də) o cür qorxsunlar! Və buna görə də onlar Allahın qəzəbindən çəkinərək sözün doğrusunu danışsınlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Jeder muß sich davor hüten, die Waisen ungerecht zu behandeln; daran sollen sich insbesondere diejenigen halten, die minderjährige Kinder haben, die vielleicht Waisen werden und ungerecht behandelt werden könnten; sie sollen Gott fürchten und im Reden und Handeln gerecht und korrekt sein.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen sollen sich fürchten, die, wenn sie schwache Nachkommenschaft hinterließen, um sie bangen würden; darum sollen sie sich vor Allah hüten und treffende Worte sagen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und fürchten sollen sich diejenigen, die, wenn sie schwache Nachkommen hinterließen, für sie bangen würden; Allah sollen sie fürchten und geziemende Worte sprechen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und Ehrfurcht sollen diejenigen haben, die, wenn sie nach ihrem Verscheiden minderjährige Kinder hinterlassen würden, um diese besorgt wären. So sollen sie Taqwa gemäß ALLAH gegenüber handeln und ein angebrachtes Wort sprechen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And let those who are settling the property upon the heirs revere Allah and keep him in mind and be disposed to propose what is right as they would like others to do with their heirs on whose account they shall be deeply concerned should they be left young and helpless.

Abdul Haleem

Let those who would fear for the future of their own helpless children, if they were to die, show the same concern [for orphans]; let them be mindful of God and speak out for justice.

Abdullah Yusuf Ali

Let those (disposing of an estate) have the same fear in their minds as they would have for their own if they had left a helpless family behind: Let them fear Allah, and speak words of appropriate (comfort).

Abul A'la Maududi

And let them fear, those who, if they would themselves leave behind helpless offspring, they would surely have been fearful on their account. Let them, then, fear Allah and make the right statement.

Aisha Bewley

People should show concern in the same way that they would fear for small children if they were to die leaving them behind. They should have taqwa of Allah and say words that are appropriate.

Al-Hilali & Khan

And let those (executors and guardians) have the same fear in their minds as they would have for their own, if they had left weak offspring behind. So let them fear Allâh and speak right words.

Ali Quli Qarai

Let those fear [the result of mistreating orphans] who, were they to leave behind weak offspring, would be concerned on their account. So let them be wary of Allah, and let them speak upright words.

Amatul Rahman Omar

And let the persons (who divide the heritage) be afraid of Allâh, for if they leave behind them (their own) weak offspring they would be anxious on their account. Let them, therefore, keep their duty to Allâh and let them say the right thing.

Arthur John Arberry

And let those fear who, if they left behind them weak seed, would be afraid on their account, and let them fear God, and speak words hitting the mark.

Bijan Moeinian

If you are concerned about what will happen to your own children after your death, have the same concern about those whom you are appointed as guardian too. Be mindful of God and be equitable for his sake.

E. Henry Palmer

And let these fear lest they leave behind them a weak seed, for whom they would be afraid; and let them fear God, and speak a straightforward speech.

Edip-Layth

What if it was them who had left behind a weak progeny? Would they not be concerned for them? Let them revere God and let them say what is appropriate.

George Sale

And let those fear to abuse orphans, who if they leave behind them a weak off-spring, are sollicitous for them: let them therefore fear God, and speak that which is convenient.

Hamid S. Aziz

And let those disposing of the property have the same fear as they would have had they left behind offsprings of their own. Let them fear Allah, and speak appropriately (with consideration).

Mahmoud Ghali

And let the ones be apprehensive (of Allah), who, if ever they left behind them weak offspring, would fear (poverty) for them. So let them be pious to Allah, and let them say a befitting saying.

Marmaduke Pickthall

And let those fear (in their behaviour toward orphans) who if they left behind them weak offspring would be afraid for them. So let them mind their duty to Allah, and speak justly.

Mohamed Ahmed - Samira

Let people fear the day when they leave small children behind them unprovided, and how concerned they would be for them. So fear God and say the right things to them.

Muhammad Asad

And let them stand in awe [of God], those [legal heirs] - who, if they [themselves] had to leave behind weak offspring, would feel fear on their account - and let them remain conscious of God, and let them speak [to the poor] in a just manner.

Mustafa Khattab

Let the guardians be as concerned ˹for the orphans˺ as they would if they were to ˹die and˺ leave ˹their own˺ helpless children behind. So let them be mindful of Allah and speak equitably.

Progressive Muslims

And what if it was them who had left behind them a weak progeny, would they not be concerned for them Let them revere God and let them say what is appropriate.

Sahih International

And let those [executors and guardians] fear [injustice] as if they [themselves] had left weak offspring behind and feared for them. So let them fear Allah and speak words of appropriate justice.

Sam Gerrans

And let those fear who, if they left behind them weak progeny, would be afraid for them; so let them be in prudent fear of God, and speak an apposite word.

Shabbir Ahmed

The distribution of inheritance must be done responsibly and according to Law. Treat others, as you would like to be treated. You will never want injustice to be done to your children, if you leave them behind. In matters such as these, speak clearly and straight to the point.

Syed Vickar Ahamed

Let those (disposing of an estate) have the same fear in their minds as they would have for their own if they had left a helpless family behind: So let them fear Allah, and speak words of appropriate (comfort).

Taqi Usmani

Those people should be fearful (in their behavior towards orphans) who, if they leave behind some helpless children, would remain anxious for them. So, they should fear Allah and say what is right.

The Monotheist Group

And let them be concerned, that if it was they who had left behind them a weak progeny, would they not fear for them? Let them reverence God and let them say what is appropriate.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que la crainte saisisse ceux qui laisseraient après eux une descendance faible, et qui seraient inquiets à leur sujet; quʹils redoutent donc Allah et quʹils prononcent des paroles justes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ê ku li dûv xwe zarokine jar û bêçare bihêlin û li ser wan bitirsbin, bila derbarê sêwiyan de jî bitirsin û bila xwe ji Xwedê biparêzin û rast û durist biaxivin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die bevreesd zouden zijn, als zij zelf weerloze nakomelingen zouden achterlaten, moeten oppassen. Zij moeten God vrezen en passende woorden spreken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Laat degenen huiveren, weezen te bedriegen, die jonge kinderen nalaten, en voor hen vreezen. Zij moesten God vertrouwen en slechts eene gepaste taal voeren.

Hollandaca — Siregar

En laat degenen die een zwak nageslacht achterlaten bevreesd zijn en bezorgd zijn. Laat hen Allah vrezen en laat hen met de juiste woorden spreken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пусть опасаются те, которые, если бы оставляли позади себя слабое потомство [малолетних детей], боялись бы за них (что по отношению к ним будут поступать несправедливо и они останутся бедными). Пусть же они [попечители сирот и другие] остерегаются (наказания) Аллаха (сохраняя имущество сирот, хорошо воспитывая их и не причиняя им страданий) и пусть говорят (им) слово правильное [справедливые и добрые речи]!

Rusça — Osmanov

Пусть те [душеприказчики], которым также придется оставить после себя немощных потомков, страшатся [Аллаха] и опасаются за них (т. е. за своих детей, так как и с ними могут поступить несправедливо), пусть говорят им (т. е. оставленным на их попечение сиротам) благоразумные слова.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(De som skiftar arvet) bör tänka på den oro de själva måste känna om de vid sin död efterlämnade minderåriga barn. Därför skall de frukta Gud och (till de faderlösa och de behövande) säga de rätta orden (av tröst och uppmuntran).