Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.

لِلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَاءِ نَصِيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَفْرُوضًا

li r-ricāli neSībun mimmā terake l-vālidāni ve l-eḳrabūne ve li n-nisā'i neSībun mimmā terake l-vālidāni ve l-eḳrabūne mimmā ḳalle minhu ev keṧura neSīben mefrūDan

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِلرِّجَالِli r-ricāliر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.erkeklere vardır
2نَصِيبٌneSībunن ص بSabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak.bir pay
3مِمَّاmimmāşeylerden
4تَرَكَterakeت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.geriye bıraktıkları
5الْوَالِدَانِl-vālidāniو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekana babanın
6وَالْاَقْرَبُونَۖve l-eḳrabūneق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.ve akrabanın
7وَلِلنِّسَاءِve li n-nisā'iن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.ve kadınlara vardır
8نَصِيبٌneSībunن ص بSabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak.bir pay
9مِمَّاmimmāşeylerden
10تَرَكَterakeت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.geriye bıraktıkları
11الْوَالِدَانِl-vālidāniو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekana babanın
12وَالْاَقْرَبُونَve l-eḳrabūneق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.ve akrabanın
13مِمَّاmimmāolandan
14قَلَّḳalleق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.az
15مِنْهُminhuondan
16اَوْevveya
17كَثُرَkeṧuraك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çoğundan
18نَصِيبًاneSībenن ص بSabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak.bir hisse
19مَفْرُوضًاmefrūDanف ر ضYasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek. Faridzatun - kararname, yerleşim, belirlenmiş pay, mehir şartı. Mafrudz - atanmış, belirlenmiş, yerleşmiş kişi, tahsis edilmiş.ayrılmıştır

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Erkekler için pay var anayla babanın ve yakınların bıraktıkları malda, kadın için de pay var anayla babanın ve yakınların bıraktıklarında. Mal, az olsun, çok olsun, mîrasta muayyen bir pay var.

Abdulkadir Gölpınarlı

Erkekler için pay var anayla babanın ve yakınların bıraktıkları malda, kadın için de pay var anayla babanın ve yakınların bıraktıklarında. Mal, az olsun, çok olsun, mîrasta muayyen bir pay var.

Adem Uğur

Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır.

Ahmed Hulusi

Ana-babanın veya akrabaların (ölümüyle) arkada bıraktıklarından, erkekler için bir pay vardır. Ana-baba ve akrabaların geride bıraktıklarından, kadınlar için de bir pay vardır, az veya çok, ki bu Allah hükmü olan paydır.

Ahmet Tekin

Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hisseleri, payları vardır. Kadınların da, ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri, payları vardır. Bunlar az veya çok belirlenmiş, meşrû kılınmış paylardır.

Ahmet Varol

Anne babanın ve yakınların geriye bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır. Kadınlar için de, ondan az veya çok anne - baba ile yakınların geriye bıraktıklarından bir pay vardır. Bu belirli bir paydır.

Ali Bulaç

Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından ve çoğundan farz kılınmış bir pay vardır.

Ali Fikri Yavuz

Ana-baba ve akrabanın (geriye) bıraktığı maldan erkeklere pay vardır. Kadınlara da, ana-baba ve akrabanın (geriye miras olarak) bıraktığı maldan pay vardır; (geriye kalan) o malın azından da çoğundan da (varisler için) takdir edilmiş birer pay...

Ali Rıza Safa

Anne-babanın ve akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay ayrılmıştır. Anne-babanın ve akrabaların bıraktıklarından kadınlar için de bir pay ayrılmıştır. Az da olsa çok da olsa, zorunlu yapılmış bir paydır.

Bayraktar Bayraklı

Anne babanın ve akrabanın geride bıraktıklarından erkekler bir pay alacaklardır. Anne babanın ve akrabanın bıraktığında, ister az ister çok olsun, kadınların da bir payı olacaktır. Allah tarafından tayin edilmiş bir paydır bu!

Bekir Sadak

Ana babanin ve yakinlarin biraktiklarindan, erkeklere hisse vardir. Ana babanin ve yakinlarin biraktiklarindan kadinlara da hisse vardir. Bunlar, az veya cok, belirli bir hissedir.

Celal Yıldırım

Ana-baba ve yakın hısımların —az olsun, çok olsun— geriye bıraktığı (mirası)ndan erkeklere bir pay; yine ana-baba ve yakın hısımların geriye bıraktığı (mîrası)ndan kadınlara bir pay vardır. Bu, farz kılınmış belirli bir hissedir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Anne babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere pay vardır; yine anne babanın ve akrabanın bıraktıklarından kadınlara da pay vardır; azından çoğundan, belli pay.

Diyanet İşleri

Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.

Diyanet İşleri (eski)

Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.

Diyanet Vakfi

Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Anne-baba ve en yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Kadınlara da anne-baba ve en yakınların bıraktıklarının azından da çoğundan da farz edilmiş bir pay vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

erkeklere bir pay var: ana baba ve en yakın akribanın bıraktığından, dişilere de bir pay var: ana bana ve en yakın akribanın bıraktığından, azından da çoğundan da, farz kılınmış birer pay

Erhan Aktaş

Anne, baba ve yakın akrabanın bıraktıklarından; erkeklere, anne ve baba ile yakın akrabanın bıraktıklarından; kadınlara, az olsun çok olsun farz olarak bir pay vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Anne, baba ve yakın akrabanın bıraktıklarından; erkeklere, anne ve baba ile yakın akrabanın bıraktıklarından; kadınlara, az olsun çok olsun farz olarak bir pay vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Anne, baba ve yakın akrabanın bıraktıklarından; erkeklere, anne ve baba ile yakın akrabanın bıraktıklarından; kadınlara, az olsun çok olsun belirlenmiş bir pay vardır.

Fizilal-il Kuran

Ana- babanın ve yakın akrabaların bıraktıkları mirasta erkeklerin payı olduğu gibi kadınların da payı vardır. Bu miras ister az, ister çok olsun, onda erkeğin ve kadının belirlenmiş payları vardır.

Gültekin Onan

Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından ve çoğundan farz kılınmış bir pay vardır.

Hamdi Döndüren

Erkekler için anne baba ve yakınların terk ettiğinde bir pay olduğu gibi kadınlar için de anne baba ve yakınların terk ettiğinde bir pay vardır. Bu az olsun çok olsun o terekeden farz kılınmış (erkek ve kadınlar için kesinleşmiş) birer paydır.

Hasan Basri Çantay

Ana ve baba ile yakın hısımların bırakdıklarından erkeklere, ana ve baba ile yakın hısımların bırakdıklarından kadınlara — azından da, çoğundan da — farz edilmiş birer nasıyb olarak, hisseler vardır.

Hasib Asutay

Ana babanın ve yakınların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan (hem erkeğe hem kadına) bir pay ayrılmıştır. (2) (2. Cahiliye döneminde kadınlara mirastan pay verilmezdi. Bu âyet o geleneği yıkmıştır.)

Hayrat Neşriyat

Ana-babanın ve akrabâların bıraktıklarından, erkekler için bir pay vardır; Ana-babanın ve akrabâların bıraktıklarından kadınlar için de, ondan (o bırakılandan) az olsun çok olsun farz kılınmış bir nasib olarak bir pay vardır!

İbni Kesir

Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarında erkeklere bir pay vardır. Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarında kadınlara da bir pay vardır. Bunlar; az veya çok farz kılındığı şekilde bir paydır.

Mehmet Okuyan

Gerek azından, gerek çoğundan belirli bir hisse olmak üzere, ana babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır.

Muhammed Esed

Ebeveynin ve akrabanın geride bıraktıklarından erkekler bir pay alacaklardır. Ebeveynin ve akrabanın bıraktığında, ister az ister çok olsun, kadınların da bir payı olacaktır; (Allah tarafından) tayin edilen bir paydır bu!

Mustafa İslamoğlu

Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarında erkeklerin bir payı (zaten) vardır. Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarında, az ya da çok, kadınların da bir payı olmalıdır; (Allah tarafından) farz kılınan bir paydır bu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Erkekler için baba ile ananın ve ankariplerin bıraktıklarından bir pay vardır ve kadınlar için de baba ile ananın ve ankariplerin bıraktıklarından bir pay vardır. O bırakılandan az olsun çok olsun farz kılınmış bir nasip vardır.

Ömer Öngüt

Ana, baba ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Az da olsa çok da olsa böyledir. Bu hisseler farzdır.

Suat Yıldırım

Anne baba ile yakın akrabanın terikelerinde erkeklere hisse bulunduğu gibi, anne baba ile yakın akrabanın terikelerinde kadınlara -azından da çoğundan da- farz olarak belirlenmiş hisseler vardır.

Süleyman Ateş

Ana babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan (hem erkeğe, hem de kadına) bir hisse ayrılmıştır.

Süleymaniye Vakfı

Ana baba ve en yakınların bıraktığı mirastan erkekler için bir pay vardır. Ana baba ve en yakınların bıraktığı mirastan kadınlar için de bir pay vardır. Miras ister az, ister çok olsun bunlar farz kılınmış paylardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından erkeklerin payı vardır. Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından kadınların da payı vardır. (Bıraktıkları miras) Az veya çok olsun, paylar farz olarak belirlenmiştir.

Şaban Piriş

Ana babanın ve yakın akrabanın geriye bıraktıklarından erkekler için bir hisse vardır, kadınlar için de ana babanın ve akrabanın mirasından az veya çok farz kılınmış bir hisse vardır.

Tefhim-ul Kuran

Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından ve çoğundan farz kılınmış bir pay vardır.

Ümit Şimşek

Erkekler için anne ile babanın ve yakın akrabanın bıraktığı mirastan bir hisse vardır. Kadınlar için de anne ile babanın ve yakın akrabanın bıraktığı mirasın azından da, çoğundan da bir hisse vardır. Bunlar, farz olarak belirlenmiş hisselerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından -onun azından da çoğundan da- farz kılınmış bir nasip olarak kadınlara da bir pay vardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Valideynlərin və yaxın qohumların qoyub getdikləri maldan kişilərə pay düşür; valideynlərin və yaxın qohumların qoyub getdikləri maldan qadınlara da pay düşür. Bu mal istər az olsun, istərsə də çox, onlar üçün müəyyən edilmiş bir paydır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ata, ana və qohumların (vəfat etdikdə) qoyub getdikləri maldan kişilərə və qadınlara pay düşür. Həmin malın azından da, çoxundan da (bunlara veriləcək) hissə müəyyən edilmişdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Den Männern steht ein festgesetzter Pflichtanteil an der Hinterlassenschaft der Eltern und der Verwandten zu, mag es viel oder wenig sein. Auch den Frauen steht ein festgesetzter Pflichtanteil an der Hinterlassenschaft der Eltern und der Verwandten zu, mag es viel oder wenig sein.

Almanca — Der Edle Quran

Den Männern steht ein Anteil von dem zu, was die Eltern und nächsten Verwandten hinterlassen, und den Frauen steht ein Anteil von dem zu, was die Eltern und nächsten Verwandten hinterlassen, sei es wenig oder viel - ein festgesetzter Anteil.

Almanca — M. A. Rassoul

Den Männern steht ein Teil von der Hinterlassenschaft ihrer Eltern und Verwandten zu, und ebenfalls den Frauen steht ein Teil von der Hinterlassenschaft ihrer Eltern und Verwandten zu. Sei es wenig oder viel.(Das gilt) als vorgeschriebener Anteil.

Almanca — Muhammad Zaidan

Den Männern gehört ein Teil dessen, was die Eltern und Verwandten hinterlassen. Und den Frauen gehört ein Teil dessen, was die Eltern und Verwandten hinterlassen haben - ob wenig oder viel - ein Pflichtanteil.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Men have a rightful claim to the property left by the parents and the kindred, and, women have the same rightful claim to the property left by the parents and the kindred, be it little or much; it is a clearly defined portion allotted to them by Providence.

Abdul Haleem

Men shall have a share in what their parents and closest relatives leave, and women shall have a share in what their parents and closest relatives leave, whether the legacy be small or large: this is ordained by God.

Abdullah Yusuf Ali

From what is left by parents and those nearest related there is a share for men and a share for women, whether the property be small or large,-a determinate share.

Abul A'la Maududi

Just as there is a share for men in what their parents and kinsfolk leave behind, so there is a share for women in what their parents and kinsfolk leave behind - be it little or much - a share ordained (by Allah).

Aisha Bewley

Men receive a share of what their parents and relatives leave and women receive a share of what their parents and relatives leave, a fixed share, no matter whether it is a little or a lot.

Al-Hilali & Khan

There is a share for men and a share for women from what is left by parents and those nearest related, whether the property be small or large - a legal share.

Ali Quli Qarai

Men have a share in the heritage left by parents and near relatives, and women have a share in the heritage left by parents and near relatives, whether it be little or much, a share ordained [by Allah].

Amatul Rahman Omar

(As the basis of law of inheritance, ) for men is a share in (the property) that the parents and near relations leave behind and the women shall have a share in (the property) that the parents and the near relations leave behind, whether it (- property) be small or large, a determined share (ordained by Allâh).

Arthur John Arberry

To the men a share of what parents and kinsmen leave, and to the women a share of what parents and kinsmen leave, whether it be little or much, a share apportioned;

Bijan Moeinian

Inheritance is not just for men. Women also have a right to inheritance no matter how large or small their relatives have left behind for them.

E. Henry Palmer

Men should have a portion of what their parents and kindred leave, and women should have a portion of what their parents and kindred leave, whether it be little or much, a determined portion.

Edip-Layth

For the men is a portion from what the parents and the relatives left behind, and for the women is a portion from what the parents and relatives left behind, be it little or much; an imposed portion.

George Sale

Men ought to have a part of what their parents and kindred leave behind them when they die: And women also ought to have a part of what their parents and kindred leave, whether it be little, or whether it be much; a determinate part is due to them.

Hamid S. Aziz

Men should have a portion of what their parents and kindred leave, and women should have a portion of what their parents and kindred leave, whether it be little or much, a determinate (legal) portion.

Mahmoud Ghali

To the men is an assignment of whatever the parents and the nearest kin have left, and to the women is an assignment of whatever the parents and the nearest kin have left, of whatever it be, little or much, an ordained assignment.

Marmaduke Pickthall

Unto the men (of a family) belongeth a share of that which parents and near kindred leave, and unto the women a share of that which parents and near kindred leave, whether it be little or much - a legal share.

Mohamed Ahmed - Samira

Men have a share in what the parents and relatives leave behind at death; and women have a share in what the parents and relatives leave behind. Be it large or small a legal share is fixed.

Muhammad Asad

MEN SHALL have a share in what parents and kinsfolk leave behind, and women shall have a share in what parents and kinsfolk leave behind, whether it be little or much - a share ordained [by God].

Mustafa Khattab

For men there is a share in what their parents and close relatives leave, and for women there is a share in what their parents and close relatives leave—whether it is little or much. ˹These are˺ obligatory shares.

Progressive Muslims

For the men is a portion from what the parents and the relatives left behind, and for the women is a portion from what the parents and relatives left behind, be it little or much; a forced portion.

Sahih International

For men is a share of what the parents and close relatives leave, and for women is a share of what the parents and close relatives leave, be it little or much - an obligatory share.

Sam Gerrans

To men belongs a share of what parents and relatives leave; and to women belongs a share of what parents and relatives leave — from what is little thereof or much — a share ordained.

Shabbir Ahmed

Men get a share of what the parents and near relatives leave behind. Women get a share of what the parents and near relatives leave behind. Women have the right to own property (4:12). Whether the inheritance is small or large, these shares have been ordained as a duty.

Syed Vickar Ahamed

There is a share for men and a share for women, from what is left by parents and those nearest related; Whether the property be small or large— A determined share.

Taqi Usmani

For men there is a share in what the parents and the nearest of kin have left. And for women there is a share in what the parents and the nearest of kin have left, be it small or large-a determined share.

The Monotheist Group

For the men is a portion from what the parents and the relatives left behind, and for the women is a portion from what the parents and relatives left behind, be it little or much; a forced portion.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De mannen hebben een aandeel in wat de ouders en de verwanten nalaten en de vrouwen hebben een aandeel in wat de ouders en de verwanten nalaten of het nu weinig is of veel: een vastgesteld aandeel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De mannen komt een deel toe van hetgeen ouders en bloedverwanten nalaten, de vrouwen moeten mede een deel hebben van hetgeen ouders of bloedverwanten nalaten, hetzij weinig of veel; een bepaald deel komt hun toe.

Hollandaca — Siregar

Voor de mannen is er een aandeel in wat achtergelaten wordt door de ouders en de verwanten, en voor de vrouwen is er een aandeel in wat achtergelaten wordt door de ouders en de verwanten, of het weinig of veel is: een vastgesteld aandeel.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Мужчинам (дается) доля (наследства) из того, что оставили родители и близкие родственники, и женщинам (тоже дается) доля (наследства) из того, что оставили родители и близкие родственники, – из того (имущества), которого мало или много, (дается) доля определенная.

Rusça — Osmanov

Мужчинам принадлежит доля из того, что оставили [в наследство] родители и родственники. И женщинам принадлежит доля из того, что оставили родители и родственники: и из малого, и из многого [оставленного в наследство,] - установленный [законом] удел.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

MÄN HAR rätt till en andel av vad föräldrar och nära anhöriga efterlämnar och kvinnor har rätt till en andel av vad föräldrar och nära anhöriga efterlämnar, vare sig det är litet eller mycket - en andel föreskriven (av Gud).