Nisa Suresi 64. Ayet — Elfaz
Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
1وَمَاve māİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
2اَرْسَلْنَاerselnābiz göndermedikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
3مِنْminhiçbirHarf-i Cer
4رَسُولٍrasūlinbir resulİsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
5اِلَّاillābaşka bir amaçlaİstisna Edatı
6لِيُطَاعَli yuTāǎita'at edilmektenTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
7بِاِذْنِbi iƶniizniyleHarf-i Cer+İsimا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
8اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
9وَلَوْve leveğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
10اَنَّهُمْennehumonlarHarf-i Nasb+Zamir
11اِذْiƶzamanZaman Zarfı
12ظَلَمُواZelemūzulmettikleriMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
13اَنْفُسَهُمْenfusehumkendilerineİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
14جَٓاؤُ۫كَcā'ūkesana gelselerMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
15فَاسْتَغْفَرُواfe steğferūbağışlanma dileselerBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
16اللّٰهَ(a)llaheAllah'tanLafza-i Celal
17وَاسْتَغْفَرَve steğferave bağışlanmasını dileseydiBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
18لَهُمُlehumuonlarınHarf-i Cer+Zamir
19الرَّسُولُr-rasūlukastedilen/bilinen resulMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
20لَوَجَدُواle vecedūelbette bulurlardıLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak
21اللّٰهَ(a)llaheAllah'ıLafza-i Celal
22تَوَّابًاtevvābenaffediciİsimت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.