Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

وَمَا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِيُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَحِيمًا

ve mā erselnā min rasūlin illā li yuTāǎ bi iƶni (a)llahi ve lev ennehum iƶ Zelemū enfusehum cā'ūke fe steğferū (a)llahe ve steğfera lehumu r-rasūlu le vecedū (a)llahe tevvāben raHīmān

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve mā
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz göndermedik
3مِنْminhiçbir
4رَسُولٍrasūlinر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
5اِلَّاillābaşka bir amaçla
6لِيُطَاعَli yuTāǎط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at edilmekten
7بِاِذْنِbi iƶniا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizniyle
8اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
9وَلَوْve leveğer
10اَنَّهُمْennehumonlar
11اِذْzaman
12ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmettikleri
13اَنْفُسَهُمْenfusehumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerine
14جَٓاؤُ۫كَcā'ūkeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksana gelseler
15فَاسْتَغْفَرُواfe steğferūغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekbağışlanma dileseler
16اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
17وَاسْتَغْفَرَve steğferaغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve bağışlanmasını dileseydi
18لَهُمُlehumuonların
19الرَّسُولُr-rasūluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resul
20لَوَجَدُواle vecedūو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakelbette bulurlardı
21اللّٰهَ(a)llaheAllah'ı
22تَوَّابًاtevvābenت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.affedici
23رَحِيمًاraHīmānر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.merhametli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, her peygamberi ancak, Allah izniyle ona itaat edilsin diye gönderdik; onlar da nefislerine zulmettikleri vakit sana gelerek Allah'ın, kendilerini yarlıgamasını isteselerdi, Peygamber de onların yarlıganmalarını dileseydi elbette Allah'ın tövbeleri kabul edici rahîm olduğunu görür, anlarlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz, her peygamberi ancak, Allah izniyle ona itaat edilsin diye gönderdik; onlar da nefislerine zulmettikleri vakit sana gelerek Allahʼın, kendilerini yarlıgamasını isteselerdi, Peygamber de onların yarlıganmalarını dileseydi elbette Allahʼın tövbeleri kabul edici rahîm olduğunu görür, anlarlardı.

Adem Uğur

Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.

Ahmed Hulusi

Biz her Rasulü, kendilerine Allah'ın izniyle itaat edilmeleri için irsal ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah'tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasul de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah'ı Tevvab ve Rahıym bulacaklardı.

Ahmet Tekin

Biz, hangi Rasûlü, hangi peygamberi özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdikse, Allah’ın bilgisi emirleri ve yasaları dahilinde sırf itaat edilsin, tebliğine, teşriine, sünnetine uyulup uygulansın diye gönderdik. Eğer onlar günah işleyerek kendilerine, birbirlerine zulmettikleri, haksızlık ettikleri zaman sana gelseler de, Allah’tan bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dileselerdi, Allah’ın Rasûlü de onlar için Allah’tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileseydi, Allah’ı, kendilerini tevbeye, itaate sevkedici, tevbelerini kabul edici ve merhametli bulurlardı.

Ahmet Varol

Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi için göndermişizdir. Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi, Peygamber de onlar için Allah'tan bağışlama (mağfiret) dileseydi şüphesiz Allah'ı, tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olarak bulurlardı.

Ali Bulaç

Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

Ali Fikri Yavuz

Biz her peygamberi, ancak Allah’ın izni ile kendisine itaat olunmak için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına Allah’dan mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için afv isteseydi, elbette Allah’ı, tevbeleri ziyade kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.

Ali Rıza Safa

Her elçiyi, Allah'ın izniyle, yalnızca kendisine uyulması için gönderdik. Onlar kendilerine yazık ettikten sonra, sana gelip, Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah'ı, Pişmanlıkları Kabul Eden; Merhametli bulacaklardı.

Bayraktar Bayraklı

Zira biz her peygamberi, ancak Allah'ın izniyle kendisine tabi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi; Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ın tövbeleri kabul edici ve merhamet edici olduğunu tereddütsüz görürlerdi.

Bekir Sadak

Biz her peygamberi ancak, Allah'in izniyle, itaat olunmasi icin gonderdik. Onlar, kendilerine yazik ettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileseler ve Peygamber de onlara magfiret dileseydi, Allah'in tevbeleri daima kabul ve merhamet eden oldugunu gorurlerdi.

Celal Yıldırım

Biz gönderdiğimiz her peygamberi, ancak —Allah'ın izniyle— kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Peygamber de onlar için Allah'tan bağışlanma dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli bulurlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz her bir peygamberi, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.

Diyanet İşleri

Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

Diyanet İşleri (eski)

Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.

Diyanet Vakfi

Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece Allah'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz her hangi bir Peygamberi gönderdikse mahza Allahın iznile itaat edilmek için gönderdik, eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için istiğfar ediverse idi elbette Allahı tevvab, rahim bulacaklardı

Erhan Aktaş

Biz, hiçbir Resul'ü Allah'ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de Resul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olduğunu göreceklerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, hiçbir resulü Allah'ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de Resul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olduğunu göreceklerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, hiçbir rasulü Allah'ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de rasul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tövbeleri kabul edici ve çok bağışlayıcı olduğunu göreceklerdi.

Fizilal-il Kuran

Biz gönderdiğimiz her peygamberi, Allah'ın izni ile, mutlaka kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelerek Allah'tan af dileselerdi ve Peygamber de onlar adına af dileseydi, Allah'ı tevbeleri kabul edici ve merhametli olarak bulacaklardı.

Gültekin Onan

Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Tanrı'nın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Tanrı'dan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Tanrı'yı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

Hamdi Döndüren

Biz her bir elçiyi, Allah’ın izniyle, kendisine itâat edilmesi için göndermişizdir. Şayet onlar, kendilerine kötülük ettiklerinde, sana gelerek Allah’tan bağışlanma dileselerdi ve elçi de onlar için, bağışlanma dileseydi, onlar, Allah’ın tevbeleri çok kabul ettiğini, çok merhametli olduğunu görürlerdi.

Hasan Basri Çantay

Biz hiç bir peygamberi, Allahın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle, göndermedik. Onlar kendilerine zulmetdikleri vakit sana gelib de Allahdan mağfiret dileselerdi onlara (sen) peygamber de mağfiret isteyiverseydi (n) elbette Allahı tevbeleri hakkıyle kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.

Hasib Asutay

Biz hiçbir peygamberi, Allah'ın izniyle yalnız itaat edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman, sana gelip de Allah'tan, günâhlarını bağışlamasını dileselerdi ve peygamber de onların bağışlanmasını isteseydi, muhakkak ki Allah'ı, tevbeleri kabul edici ve çok merhametli bulurlardı.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (biz) her peygamberi ancak, Allah’ın izniyle, itâat olunması için gönderdik. Ve gerçekten onlar (günah işleyerek) nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip de Allah’dan mağfiret isteselerdi (ve) peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, şübhesiz Allah’ı, Tevvâb (tevbelerini kabûl edici), Rahîm (yalvarışlarına merhamet edici) olarak bulurlardı!

İbni Kesir

Biz, hiçbir peygamberi Allah'ın izniyle itaat edilmekten başka bir gaye ile göndermedik. Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamberleri de onlara mağfiret dileseydi elbette Allah'ı Tevvab vd Rahim olarak bulacaklardı.

Mehmet Okuyan

Biz her elçiyi –Allah’ın buyruğu gereği– ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah’ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.

Muhammed Esed

Zira biz her peygamberi, ancak, Allahın izniyle kendisine tabi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra, sana gelip Allahtan bağışlanma dileselerdi Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allahın tevbeleri kabul edici ve bir rahmet kaynağı olduğunu tereddütsüz görürlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Zira Biz, her peygamberi, Allah'ın izni dahilinde sadece kendilerine itaat olunsunlar diye gönderdik. Eğer onlar, kendilerine kötülük ettikten sonra sana gelip de Allah'tan af dileselerdi ve -Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi- kesinlikle Allah'ı tevbeleri kabul etmeye hazır ve merhametli bulacaklardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz hiçbir peygamber göndermedik, ancak Allah Teâlâ'nın izniyle itaat edilmesi için gönderdik. Ve eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah Teâlâ'dan mağfiret isteseydiler ve onlara peygamber de istiğfarda bulunsaydı elbette Allah Teâlâ'yı tevbeleri çok kabul edici ve çok esirgeyici bulacaklardı.

Ömer Öngüt

Biz hiçbir peygamberi, Allah'ın izni ile kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit, sana gelip de Allah'tan tevbekâr olarak günahlarının bağışlanmasını isteselerdi ve Peygamber de kendileri için af isteyiverseydi, elbette Allah'ı affedici ve merhametli bulurlardı.

Suat Yıldırım

Biz hiç bir peygamberi, Allah’ın izni ile, kendisine itaat olunmaktan başka bir gaye ile göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah’ı tövbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı.

Süleyman Ateş

Biz hiçbir elçiyi, Allah'ın izniyle ita'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günahlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.

Süleymaniye Vakfı

Biz her elçiyi, ancak, Allah'ın izni ile kendisine gönüllü olarak boyun eğilsin diye gönderdik. O münafıklar, kendilerini yanlış bir işe soktuklarında sana gelseler de Allah'tan bağışlanma dileseler ve elçi olarak sen de onların bağışlanmalarını dilesen Allah'ın tövbeleri /dönüşleri çokça kabul ettiğini ve ikramının bol olduğunu elbette görürlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz hangi elçiyi gönderdiysek, bizim bilgimiz altında kendisine boyun eğilsin diye göndermişizdir. Onlar, kendilerini kötü duruma düşürdüklerinde sana gelseler ve (senin huzurunda) Allah'tan bağış dileselerdi, sen de onların bağışlanması için dua etseydin, o zaman Allah'ın kendine yönelenlerin dönüşünü (tevbesini) kabul ettiğini ve ne kadar merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.

Şaban Piriş

Biz, her peygamberi ancak, Allah'ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.

Tefhim-ul Kuran

Biz peygamberlerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve peygamber de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

Ümit Şimşek

Biz hangi peygamberi gönderdiysek, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar da kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah'tan af dileseler ve Peygamber de onlar için af dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahim olarak bulacaklardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz hər bir elçini, Allahın izni ilə, ona məhz itaət edilsin deyə göndərdik. Əgər onlar özlərinə zülm etdikləri zaman sənin yanına gəlib Allahdan bağışlanma diləsəydilər və Peyğəmbər də onlar üçün bağışlanma diləsəydi, əlbəttə ki, Allahın tövbələri qəbul edən və Rəhmli olduğunu görərdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz hər bir peyğəmbəri, ancaq ona Allahın iznilə itaət olunsun deyə, göndərdik. Onlar (münafiqlər) özlərinə zülm etdikləri zaman dərhal sənin yanına gəlib Allahdan bağışlanmaq diləsəydilər və Peyğəmbər də onlar üçün əfv istəsəydi, əlbəttə, Allahın tövbələri qəbul edən, mərhəmətli olduğunu bilərdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben nie einen Gesandten entboten, außer, damit ihm, mit der Erlaubnis Gottes, gehorcht werde. Wenn sie, nachdem sie sich selbst unrecht getan hatten, ihre Untat erkannt, dich aufgesucht und Gott um Vergebung angefleht hätten, und der Gesandte hätte für sie um Verzeihung gebeten, dann hätten sie Gott voller Vergebung und Barmherzigkeit gefunden.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben keinen Gesandten gesandt, ohne daß ihm - mit Allahs Erlaubnis gehorcht werde. Und wenn sie, wo sie sich selbst Unrecht zugefügt haben, zu dir kämen und dann Allah um Vergebung bäten, und der Gesandte für sie um Vergebung bäte, würden sie wahrlich Allah Reue-Annehmend und Barmherzig finden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir haben keinen Gesandten geschickt, ohne daß ihm mit Allahs Erlaubnis gehorcht worden wäre. Und wären sie zu dir gekommen, nachdem sie sich gegen sich selber vergangen hatten, und hätten sie zu Allah um Verzeihung gefleht, und hätte der Gesandte für sie um Verzeihung gebeten, hätten sie gewiß Allah Allvergebend, Barmherzig gefunden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR haben jeden Gesandten nur deshalb entsandt, damit ihm mit der Zustimmung ALLAHs gehorcht wird. Und wären sie doch, nachdem sie Unrecht begangen hatten, zu dir gekommen und hätten ALLAH um Vergebung gebeten und hätte dann der Gesandte für sie um Vergebung gebeten, würden sie ALLAH als reue-annehmend, allgnädig finden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Never did We send a Messenger but to be obeyed, Allah willing, and had they turned to Allah as soon as they had wronged themselves and betaken themselves to you to declare their invocation to Allah for forgiveness, and the Messenger -you Muhammad- had invoked Allah, on their behalf, for mercy and forgiveness, they would have found Allah Tawabun and Rahimun.

Abdul Haleem

All the messengers We sent were meant to be obeyed, by God’s leave. If only [the hypocrites] had come to you [Prophet] when they wronged themselves, and begged God’s forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found that God accepts repentance and is most merciful.

Abdullah Yusuf Ali

We sent not a messenger, but to be obeyed, in accordance with the will of Allah. If they had only, when they were unjust to themselves, come unto thee and asked Allah's forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allah indeed Oft-returning, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

(And tell them that) We never sent a Messenger but that he should be obeyed by the leave of Allah. If whenever they wronged themselves they had come to you praying to Allah for forgiveness, and had the Messenger prayed for their forgiveness, they would indeed have found Allah All-Forgiving, All-Compassionate.

Aisha Bewley

We sent no Messenger except to be obeyed by Allah’s permission. If only when they wronged themselves they had come to you and asked Allah’s forgiveness and the Messenger had asked forgiveness for them they would have found Allah Ever-Returning, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

We sent no Messenger, but to be obeyed by Allâh’s Leave. If they (hypocrites), when they had been unjust to themselves, had come to you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and begged Allâh’s Forgiveness, and the Messenger had begged forgiveness for them: indeed, they would have found Allâh All-Forgiving (One Who forgives and accepts repentance), Most Merciful.

Ali Quli Qarai

We did not send any apostle but to be obeyed by Allah’s leave. Had they, when they wronged themselves, come to you and pleaded to Allah for forgiveness, and the Apostle had pleaded for forgiveness for them, they would have surely found Allah all-clement, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

And We have sent no Messenger but that he should be obeyed by the leave of Allâh. Had they, when they had acted contrary to their own interests, come to you and sought the protection of Allâh, and had this perfect Messenger (also) sought protection for them they would have surely found Allâh Oft-Returning with compassion, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

We sent not ever any Messenger, but that he should he obeyed, by the leave of God. If; when they wronged themselves, they had come to thee, and prayed forgiveness of God, and the Messenger had prayed forgiveness for them, they would have found God turns, All-compassionate.

Bijan Moeinian

God has sent His Prophets to be obeyed [and not be put aside and treated like a ceremonial person that should only be respected. ] After all, the Prophets represent the will of the Lord. If the unjust people had sought the forgiveness of the Lord and, the Prophet, too, had begged the Lord to forgive them, they would have found God the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

We have never sent an apostle save that he should be obeyed by the permission of God; and if they, when they have wronged themselves, come to thee and ask pardon of God, and the Apostle asks pardon for them, then they will find God easy to be turned, compassionate.

Edip-Layth

We do not send a messenger except to be obeyed by God's leave. Had they come to you when they had wronged themselves and sought God's forgiveness, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Compassionate.

George Sale

We have not sent any apostle, but that he might be obeyed by the permission of God: But if they, after they have injured their own souls, come unto thee, and ask pardon of God, and the apostle ask pardon for them, they shall surely find God easy to be reconciled and merciful.

Hamid S. Aziz

We have never sent a messenger save that he should be obeyed by the permission of Allah; and if they, when they have wronged themselves, come to you and ask pardon of Allah, and the Messenger asks pardon for them, then they will find Allah easily Forgiving, Compassionate.

Mahmoud Ghali

And in no way have We sent any Messenger except that he should be obeyed, by the permission of Allah; and if, as they have done an injustice to themselves, they had come to you, so (had) asked forgiveness from Allah, and the Messenger (had) asked forgiveness for them, indeed they would have found Allah Superbly Relenting, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

We sent no messenger save that he should be obeyed by Allah's leave. And if, when they had wronged themselves, they had but come unto thee and asked forgiveness of Allah, and asked forgiveness of the messenger, they would have found Allah Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent no apostle but that he should be obeyed by the will of God. If they had come to you after wronging themselves and asked forgiveness of God, and you had also asked forgiveness for them, they would surely have found God forgiving and merciful.

Muhammad Asad

for We have never sent any apostle save that he should be heeded by God's leave. If, then, after having sinned against themselves, they would but come round to thee and ask God to forgive them - with the Apostle, too, praying that they be forgiven - they would assuredly find that God is an acceptor of repentance, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

We only sent messengers to be obeyed by Allah’s Will. If only those ˹hypocrites˺ came to you ˹O Prophet˺—after wronging themselves—seeking Allah’s forgiveness and the Messenger prayed for their forgiveness, they would have certainly found Allah ever Accepting of Repentance, Most Merciful.

Progressive Muslims

We do not send a messenger except to be obeyed by God's leave. And had they come to you when they had wronged themselves and sought God's forgiveness, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Merciful.

Sahih International

And We did not send any messenger except to be obeyed by permission of Allah. And if, when they wronged themselves, they had come to you, [O Muúammad], and asked forgiveness of Allah and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allah Accepting of repentance and Merciful.

Sam Gerrans

And We sent any messenger only that he be obeyed by the leave of God. And had they, when they wronged their souls, come to thee and asked forgiveness of God, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found God accepting of repentance and merciful.

Shabbir Ahmed

We have sent no Messenger but that he should be obeyed by Allah's leave. They are not sent with hypotheses, but to show people how they can establish an equitable society, in which people flourish individually and collectively. They attain personal development and become worthy of immortal life in the Paradise (89:29). If anyone hurts his or her "Self" by transgressing His Laws, or wrongs a member of the community, he or she must come to the Messenger, the Central Authority of the System, to make amends. Sitting back at home and praying in hiding won't help (9:102-105), (20:82), (5:10). The Messenger will then, decide the matter seeing if there is room for forgiveness in the Divine Law. Such is the Moral Order that the Messenger has inculcated in the hearts and in the society where one becomes the watcher over one's own "Self" (8:74-75), (9:100), (48:29), (59:8-9). Indeed, there is plenty of room for making amends, and for mercy in the Divine System. Allah is Acceptor of repentance, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

We did not send a messenger, but only to be obeyed, in accordance with the Will of Allah. If they had only come to you when they were unjust to themselves, and asked for Allah’s forgiveness, and the messenger had asked for forgiveness for them, (then) they would have found Allah is Forgiving and accepts repentance (Tawwab), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

We did not send any Messenger but to be obeyed by the leave of Allah. Had they, after having wronged themselves, come to you and sought forgiveness from Allah, and had the Messenger prayed for their forgiveness, they would certainly have found Allah Most-Relenting, Very-Merciful.

The Monotheist Group

We do not send a messenger except to be obeyed with the permission of God. And had they come to you when they had wronged themselves and sought the forgiveness of God, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Merciful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous nʹavons envoyé de Messager que pour quʹil soit obéi par la permission dʹAllah. Si, lorsquʹils ont fait du tort à leurs propres personnes ils venaient à toi en implorant le pardon dʹAllah et si le Messager demandait le pardon pour eux, ils trouveraient, certes, Allah, Très Accueillant au repentir, Miséricordieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi pêxemberê ku me şandiye her ji bo ku bi destûra Xwedê bi gotina wî bê kirin me şandiye. Eger dema wan (bi kirina gunehan) neheqî li xwe kir, bihatina cem te û bexşandina xwe ji Xwedê bixwestina û Pêxember jî bexşandina (gunehên) wan (ji Xwedê) bixwesta, dê wan bidîta ku Xwedê gelek tobepejrên e, dilovîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben de gezanten slechts gezonden om, met Gods toestemming, gehoorzaamd te worden. En als zij, omdat zij zichzelf onrecht aangedaan hebben, tot jou zouden komen en dan God om vergeving zouden vragen en als de gezant voor hen om vergeving zou vragen dan zouden zij merken dat God een genadegever is en barmhartig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben geen apostel gezonden, dan opdat hij door het verlof van God mocht worden gehoorzaamd; maar indien zij, nadat zij hunne eigen zielen hebben beleedigd, tot u komen en God vergiffenis vragen, en de godsgezant vraagt vergiffenis voor hen, zullen zij God zeker tot vergeving gezind en barmhartig vinden.

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben slechts een Boodschapper gestuurd om gehoorzaamd te worden, met het verlof van Allah, en waren zij maar, toen zij onrechtvaardig tegenover zichzelf waren, tot jou gekomen en hadden zij Allah maar om vergeving gevraagd, en de Boodschapper had (dan) vergeving voor hen gevraagd. Zij zouden zeker ondervonden hebben dat Allah Berouwaanvaardend, Meest Genadig is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И каждого посланника Мы отправляли для того, чтобы ему повиновались с дозволения Аллаха [по Его повелению]. А если бы они, когда причинили несправедливость по отношению к самим себе (обратившись за судом к лжебогу), пришли к тебе (о, Пророк) (при твоей жизни) и попросили бы прощения у Аллаха и попросил бы (у Аллаха) прощения для них Посланник, они непременно обнаружили бы, что Аллах принимает покаяние и является милостивым.

Rusça — Osmanov

Мы ниспослали посланников только для того, чтобы им повиновались по воле Аллаха. И если они, поступив несправедливо по отношению к самим себе, пришли бы к тебе и попросили бы прощения у Аллаха, если бы и Посланник тоже попросил за них, то они убедились бы, что Аллах - прощающий, милосердный.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om Vi sänder ett sändebud är det för att han med Guds hjälp skall göra sig åtlydd. Men om de kommer till dig efter att ha gjort sig själva orätt (med sin synd) för att be om Guds förlåtelse, och om Sändebudet ber om förlåtelse för dem, skall de finna att Gud i Sin barmhärtighet tar emot den ångerfulles ånger.