Nisa Suresi 6. Ayet — Elfaz
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
1وَابْتَلُواve btelūdeneyinBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıب ل وDenemek, test etmek, sınamak, imtihan etmek
2الْيَتَامٰىl-yetāmāöksüzleriMarife (Belirlilik Takısı)+İsimي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmak
3حَتّٰٓىHattākadarİbtida (Başlangıç) Edatı
4اِذَاiƶāZaman Zarfı
5بَلَغُواbeleğūvarıncayaMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak
6النِّكَاحَn-nikāHanikah (çağına)Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن ك حBağlamak, düğüm yapmak, sözleşme yapmak, evlenmek, evlilik
7فَاِنْfe ineğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
8اٰنَسْتُمْānestumgörürsenizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.
9مِنْهُمْminhumonlardaHarf-i Cer+Zamir
11فَادْفَعُواfe dfeǔhemen verinSonuç Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabد ف عİtmek, ödemek, geri püskürtmek, uzaklaştırmak, önlemek, savunmak, atmak, çürütmek, sakinleştirmek, savunma yapmak, teslim etmek, çarpmak (sel gibi), mücadele etmek, engellemek.
12اِلَيْهِمْileyhimkendilerineHarf-i Cer+Zamir
13اَمْوَالَهُمْemvālehummallarınıİsim+Zamirم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.
14وَلَاve lāBağlaç+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
15تَأْكُلُوهَاte'kulūhāyemeğe kalkmayınMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler
18اَنْenMasdar Harfi
19يَكْبَرُواyekberūbüyüyüp (geri alacaklar) diyeMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.
20وَمَنْve menve kimseİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
21كَانَkāneolanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
23فَلْيَسْتَعْفِفْfe l yesteǎ'fifçekinsinSonuç Edatı+Emir Lamı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıع ف فYasal olmayandan uzak durmak, perhizkar olmak, kendini tutmak. (Fiil, benzeşen türdendir. İsmin -in hali durumlarında şedde kaldırılır ve küme 4:6'daki ta'affuf - alçakgönüllülük/perhiz gibi ayrı telaffuz edilir)
24وَمَنْve menve kimse deBağlaç+Şart Edatı
25كَانَkāneolanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
27فَلْيَأْكُلْfe l ye'kulyesinSonuç Edatı+Emir Lamı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler
28بِالْمَعْرُوفِbi l-meǎ'rūfiuygun şekildeHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağı
29فَاِذَاfe iƶāzaman daİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
30دَفَعْتُمْdefeǎ'tumgeri verdiğinizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabد ف عİtmek, ödemek, geri püskürtmek, uzaklaştırmak, önlemek, savunmak, atmak, çürütmek, sakinleştirmek, savunma yapmak, teslim etmek, çarpmak (sel gibi), mücadele etmek, engellemek.
31اِلَيْهِمْileyhimonlaraHarf-i Cer+Zamir
32اَمْوَالَهُمْemvālehummallarınıİsim+Zamirم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.
33فَاَشْهِدُواfe eşhidūşahid bulundurunSonuç Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.
34عَلَيْهِمْǎleyhimyanlarındaHarf-i Cer+Zamir
35وَكَفٰىve kefāyeterİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ف يYeterli olmak, yetmek.
36بِاللّٰهِbi(a)llahiAllahHarf-i Cer+Lafza-i Celal
37حَسِيبًاHasībenhesapçı olarakİsimح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.