Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Ra'ina" derler. Halbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak" deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

مِنَ الَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدِّينِ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلِيلًا

mine (e)lleƶīne hādū yuHarrifūne l-kelime ǎn mevāDiǐhi ve yeḳūlūne semiǎ'nā ve ǎSaynā ve smeǎ' ğayra musmeǐn ve rāǐnā leyyen bi elsinetihim ve Taǎ'nen fī d-dīni ve lev ennehum ḳālū semiǎ'nā ve eTaǎ'nā ve smeǎ' ve nZurnā le kāne ḣayran lehum ve eḳveme ve lākin leǎnehumu (a)llahu bi kufrihim fe lā yu'minūne illā ḳalīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مِنَmine
2الَّذِينَ(e)lleƶīneöyleleri var ki
3هَادُواhādūه و دYahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe.Yahudilerden
4يُحَرِّفُونَyuHarrifūneح ر فBozmak, yerinden çıkarmak, değiştirmek, uzaklaştırmak, atmak, değiştirmek, kurcalamak. Bir şeyi doğru yolundan veya tarzından çevirmek, bir kelimeyi yanlış yazmak, kişinin ailesi veya evi için geçim sağlamak veya çalışmak, mal kaybına uğramak, uzaklaşmak veya ilgisiz kalmak, geçim kaynaklarından mahrum kalmak, zorluk yaşatılmak, geçim kaynaklarında sıkıntıya düşmek, kazancı veya geliri kendisinden uzaklaştırılmak.kaydırıyorlar
5الْكَلِمَl-kelimeك ل مKonuşmak, ifade etmek.kelimeleri
6عَنْǎn-nden
7مَوَاضِعِهِmevāDiǐhiو ض عBir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu düşürmek, zarar görmek, kazanç sağlayamamak, alçaltmak/tevazu göstermek, emanet yeri, bir şeyin uygun yeri.yerleri-
8وَيَقُولُونَve yeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve diyorlar
9سَمِعْنَاsemiǎ'nāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişittik
10وَعَصَيْنَاve ǎSaynāع ص يİsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek.ve isyan ettik
11وَاسْمَعْve smeǎ'س م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakve dinle
12غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
13مُسْمَعٍmusmeǐnس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakdinlemez olası
14وَرَاعِنَاve rāǐnāر ع يOtlatmak, beslemek, otlamak, doğru gözlemlemek, düzeni korumak, yönetmek, dikkat etmek, gözetmek, dikkatli olmak, izlemek, önem vermek. Sürüleri besleyen kişi, çoban. ri'ayatun - doğru gözetim. mar'an - otlak. ra'a (fiil 3) - gözlemlemek/saygı göstermek, bakmak, dinlemek, kulak vermek, dikkatle dinlemek. ra'ina - bizi dinle (hitap edilen kişiye saygısızlık göstermek için de kullanılan bir ifade)."ve ""ra'ina"""
15لَيًّاleyyenل و يBükmek, eğmek, döndürmek, çarpıtmak, saptırmak, inhiraf etmek, yalpalamak, yoldan çıkmakeğip bükerek
16بِاَلْسِنَتِهِمْbi elsinetihimل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dillerini
17وَطَعْنًاve Taǎ'nenط ع نSaldırmak, karalamak/gözden düşürmek, birisi hakkında kötü konuşmak, kötülemek, saldırmak, hakaret etmek, alay etmek, delmek, mızraklamak, yaralamak, iftira atmakve taşlayarak
18فِي
19الدِّينِd-dīniد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dini
20وَلَوْve levkeşke (eğer)
21اَنَّهُمْennehumonlar
22قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledeselerdi
23سَمِعْنَاsemiǎ'nāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişittik
24وَاَطَعْنَاve eTaǎ'nāط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ve ita'at ettik
25وَاسْمَعْve smeǎ'س م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakve dinle
26وَانْظُرْنَاve nZurnāن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakve bize bak
27لَكَانَle kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinelbette olurdu
28خَيْرًاḣayranخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.daha iyi
29لَهُمْlehumkendileri için
30وَاَقْوَمَve eḳvemeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve daha sağlam
31وَلٰكِنْve lākinfakat
32لَعَنَهُمُleǎnehumuل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.onları la'netlemiştir
33اللّٰهُ(a)llahuAllah
34بِكُفْرِهِمْbi kufrihimك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkarlarından dolayı
35فَلَاfe lā
36يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmazlar
37اِلَّاillāhariç
38قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek azı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yahûdi olanlardan, sözleri yerlerinden alıp değiştirenler de var ve işittik de isyan ettik derler, işit, işitmeyesice ve dillerini eğip bükerek ve dini kınayarak bizi de gözet derler. İşittik ve itaat ettik, bizi de dinle ve bize de bak deselerdi onlar için daha hayırlı, daha doğru olurdu, fakat Allah, küfürleri yüzünden onları rahmetinden uzaklaştırdı, pek azından başkası imana gelmez onların.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yahûdi olanlardan, sözleri yerlerinden alıp değiştirenler de var ve işittik de isyan ettik derler, işit, işitmeyesice ve dillerini eğip bükerek ve dini kınayarak bizi de gözet derler. İşittik ve itaat ettik, bizi de dinle ve bize de bak deselerdi onlar için daha hayırlı, daha doğru olurdu, fakat Allah, küfürleri yüzünden onları rahmetinden uzaklaştırdı, pek azından başkası imana gelmez onların.

Adem Uğur

Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) "İşittik ve karşı geldik", "dinle, dinlemez olası", "râinâ" derler. Eğer onlar "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

Ahmed Hulusi

Yahudi olanlardan öyleleri vardır ki, KELİMELERİ esas anlamlarından kaydırırlar (vahyin orijinalliğini korumazlar). . . Telaffuzlarını eğip bükerler ve Din'de kötü kavramlar oluştururlar: "İşittik ve isyan ettik", "Dinle, dinlemez olası" ve "Raina - anlayışı sınırlı" manasına gelecek şekilde vurgulama yaparlar. Eğer onlar, "İşittik ve itaat ettik", "Dinle" ve "Unzurna - gözet bizi" deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. . . Fakat Allah, içlerindeki hakikati inkar yüzünden onları lanetlemiştir. . . Pek azı müstesna, iman etmezler.

Ahmet Tekin

Yahudiliğin takipçilerinden bir kısmı, Allah’ın kitabındaki kelimeleri, ifadeleri, aslî mânalarından uzaklaştırarak tahrif ediyorlar, değiştiriyorlar, maksadının dışında tefsir ediyorlar, gayesine aykırı te’viller yapıyorlar. 'Sözünü, tebliğini duyduk. Seni, emirlerini, kitabını, sünnetini, devletini tanımıyor, âsi davranıyoruz. Sözlerimiz kabule şâyan görülmese bile bizi de dinle.' diyorlar. 'Dinî, siyasî ve idarî otoriteni, bizim de taleplerimizi dikkate alarak, menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan' derken, konuşma tarzlarıyla peygambere hakaret içeren ifadeleri de çağrıştırıyorlar. Alay yollu, peygamberliğe ve dine saldırıyorlar. Keşke onlar: 'Sözünü, tebliğini dinledik. Kur’ân’a, sünnetine ve devletine itaat ediyoruz. Bizi de dinle, Kur’ân, sünnet ve ilmî esaslarla, örfün kuralları ve aklın verileriyle çalışan, sesimize kulak veren, yardım, destek ve imkân sağlayan, bize neler kazandırılabileceğinin hesabını yapabilen, ihtilâfları halleden, meseleleri zamana yayarak çözen, danışarak tedbir ile bizi yöneten hükümet ve meclis kur, bakanlar ve hâkimler tayin et.' deselerdi, kendileri için daha hayırlı, daha doğru ve sağlıklı, ayakta kalmalarını sağlayan daha mükemmel bir düzen tesis edilmiş olurdu. Fakat bile bile seni ve tebliğini inkârları, küfürleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. Azıcık bir kesimi pek az şeye iman edecekler.

Ahmet Varol

Yahudilerden bazıları sözlerin yerlerini değiştiriyor ve dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak: 'Duyduk ve karşı geldik, duy duyulmaz olası ve bizi gözet (ra'ina) [12]' diyorlar. Eğer onlar 'duyduk, itaat ettik, işit ve bize bak' deselerdi kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak inkarlarından dolayı Allah onlara lanet etmiştir, az bir bölümü dışındakiler iman etmezler.

Ali Bulaç

Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar.

Ali Fikri Yavuz

Hazreti Peygamberin vasfına dair Tevrat’daki kelimeleri, konuldukları yerlerden değiştiren Yahudi’lerden bir kısmı, dillerini eğerek ve dine saldırarak şöyle derler: “- Sözünü işittik, emrine isyan ettik. Sen işit, biz seni dinlemeyiz, RAİNA= bizi gözet= bize çobanlık et!” (Burada iki mânaya gelen RAİNA kelimesini, Rasûli ekreme hakaret için ikinci mânayı kasdederek kullanıyorlardı.) Eğer onlar; “- Dinledik, itaat ettik. İşit ve bize bak” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Yahudilerden öyleleri vardır ki, sözlerin anlamlarını saptırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, "Duyduk ve karşı çıktık!" ve "Dinleyin, ama kulak asmayın!" ve "Bizi davar gibi güt!" derler. Onlar, "Duyduk ve boyun eğdik!" ve "Bizimle ilgilen!" deselerdi, kendileri için kesinlikle daha iyi ve doğru olurdu. Fakat Allah, nankörlük ettikleri için onları lanetlemiştir. Artık, çok azı dışında inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, bazı kelimelerin yerlerini değiştirirler; dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak peygambere karşı "işittik ve karşı geldik, dinle, dinlemez olası, bizi güt" derler. Eğer onlar "işittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkarları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Artık pek azı inanır.

Bekir Sadak

Yahudilerden, sozleri yerlerinden degistirip: «Isittik ve karsi geldik, kulak vermeyerek dinle» ve dillerini egip bukerek ve dini yererek: «Bizi de dinle» diyenler vardir. sayet: «Isittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gozet» demis olsalardi, onlar icin daha iyi daha dogru olurdu. ste Allah inkarlari yuzunden onlara lanet etmistir. Onlarin ancak pek azi inanir.

Celal Yıldırım

Yahudilerden bir kısmı, kelimeleri konulduğu yerden değiştirirler, dillerini eğip bükerek, dine de saldırarak, «işittik (ama kalbimizle) karşı koyduk!» derler. Dinle, a dinlemez olası! «Râinâ — bizi güt, bizi gözet a çoban !» derler. Eğer onlar, «işittik ve itaat ettik», «dinle ve bizi gözet!» deselerdi herhalde kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ama Allah küfürleri sebebiyle onları lânetlemiştir. Bu yüzden —azı müstesna— imân etmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden saptırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “işittik ve karşı geldik; dinle, dinlemez olası, râinâ” diyorlar. Eğer onlar “Dinledik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

Diyanet İşleri

Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Ra'ina" derler. Halbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak" deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

Diyanet İşleri (eski)

Yahûdi olanlardan, sözleri yerlerinden alıp değiştirenler de var ve işittik de isyan ettik derler, işit, işitmeyesice ve dillerini eğip bükerek ve dini kınayarak bizi de gözet derler. İşittik ve itaat ettik, bizi de dinle ve bize de bak deselerdi onlar için daha hayırlı, daha doğru olurdu, fakat Allah, küfürleri yüzünden onları rahmetinden uzaklaştırdı, pek azından başkası imana gelmez onların.

Diyanet Vakfi

Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) «İşittik ve karşı geldik», «dinle, dinlemez olası», «râinâ» derler. Eğer onlar «İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet» deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, «Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)» diyorlar. Halbuki onlar, «İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak» deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O yahudi olanlardan kimileri kelimelerin yerlerini değiştirip, dillerini eğip bükerek, dine dokunarak "Dinledik, isyan ettik.", "Dinle dinlenilmez olsaydın." ve "Bizi güt." diyorlar. Böyle diyeceklerine "Dinledik, itaat ettik.", "Dinle ve bizi gözet." deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu. Fakat inkarları yüzünden Allah kendilerini lanetlemiştir. Onun için pek azı dışında imana gelmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Yehudi olanlardan ki kelimeleri mevzı'larından tahrif ediyorlar, ve dillerini eğerek, dine dokunarak "dinledik ısyan ettik", "dinle dinlenilmeyesi", "raina" diyorlar; böyle diyeceklerine "işittik itaat ettik" "dinle ve bizi gözet" deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu. Ve lakin küfürleri yüzünden Allah kendilerini la'netlemiştir. Onun için iymana gelmezler meğer ki pek az.

Erhan Aktaş

Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, Kafir oldukları için onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, Kafir oldukları için onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, gerçeği yalanlayan nankörler olmaları yüzünden onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

Fizilal-il Kuran

Yahudiler içinde öyleleri var ki, bu dine hakaret etmek amacı ile Tevrat'taki kelimeleri değiştirerek ve dillerini ağız boşluklarında burarak «işittik ve karşı geldik», «Dinle sözü dinlenmez olasıca!» ve «Raina (Bizi gözet anlamına da gelen eş sesli bir hakaret deyimi)» derler. Oysa eğer (böyle diyecekleri yerde) «duyduk ve uyduk», «işit» ve «bize bak» deselerdi kendileri hesabına daha hayırlı ve tutarlı olurdu. Fakat Allah kâfirlikleri yüzünden kendilerine lânet ettiği için -pek azı dışında- onlar iman etmezler.

Gültekin Onan

Kimi yahudiler kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' (bizi güt, bize bak) derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve bizi gözet" deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Tanrı onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında inanmazlar.

Hamdi Döndüren

Yahudilerden öyleleri vardır ki sözleri bağlamlarından koparıp, dillerini eğip bükerek ve dini yererek, “İşittik ve karşı geldik; kulak vermeden dinle ve bizi gözet (râinâ)” derler. Şayet, “İşittik ve itâat ettik, dinle ve bizi de gözet!” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah inkârlarından dolayı onları lânetlemiştir. Artık pek azı dışında, iman etmezler.

Hasan Basri Çantay

Yahudi olanlardan kimi kelimeleri (Allah tarafından) konuldukları yerlerinden (kaldırıb) değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek, dine de saldırarak (sana) derler ki: "(Sözünü zaahiren) dinledik, (fakat kalbimizle) isyan etdik. İşit, işitmez olası. Raina". Eğer onlar: "Dinledik, itaat etdik. İşit, bize bak" deselerdi kendileri için elbet daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, kendi küfürleri yüzünden onları rahmetinden koğmuşdur. Artık onlar, birazı müstesna olmak üzere, iman etmezler.

Hasib Asutay

Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar (asıl anlamlarından farklı bir anlama gelecek bir kalıba sokuyorlar). Dillerini bükerek ve dini yererek 'İşittik ve isyan ettik; dinle, dinlemez olası' ve 'raina (çobanımız) (24) derler, Eğer onlar 'İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet' deselerdi elbette kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar. (24. 'Raina' kelimesi bizi gözet anlamına gelir. Yahudiler aynın kesresini uzatarak çobanımız anlamında 'raîna' şeklinde okurlardı.)

Hayrat Neşriyat

O yahudi olanlardan bir kısmı (Tevrât’taki) kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar ve(peygambere karşı) dillerini eğip bükerek (alay etmek) ve dîni kötülemek üzere: 'İşittik ve isyân ettik!', 'Dinle, dinlemez olası!' ve diyorlar. Hâlbuki gerçekten onlar, 'İşittik ve itâat ettik', 'Dinle!' ve (bizi gözet!) deselerdi, onlar için elbette hayırlı ve daha doğru olurdu; fakat küfürleri sebebiyle Allah onlara lâ'net etmiştir; bu yüzden pek azı müstesnâ, îmân etmezler.

İbni Kesir

Yahudilerden öyleleri var ki; kelimeleri yerlerinden değiştirir ve dillerini eğip bükerek ve dine tan ederek; işittik ve karşı geldik, duy, duymaz olası ve bizi güt (raina) derler. Eğer işittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet demiş olsalardı, onlar için daha iyi olurdu. İşte Allah, inkarları yüzünden onlara la'net etmiştir. Onların ancak pek azı iman eder.

Mehmet Okuyan

Yahudilerden bir kısmı kelimelerin yerlerini değiştirir; (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik ve isyan ettik/karşı geldik”, “Dinle, dinlemez olası!” ve (bir de) ‘Râ‘ınâ’ (bize riayet et) derler. Onlar “İşittik, itaat ettik”, “(Bizi) dinle.” ve “Bizi gözet.” deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir; artık azı inanır.

Muhammed Esed

Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, (vahyedilmiş) sözlerin anlamını çarpıtırlar; sözleri asıl bağlamından kopararak, (şimdi yaptıkları gibi) "İşittik ama karşı çıkıyoruz!" ve "Dinleyin ama kulak asmayın!" ve "Asıl sen biz(im sözümüz)e kulak ver (ey Muhammed)!" derler; böylece dilleriyle oyun oynarlar ve (sahih) itikadın yanlış olduğunu ima etmeye çalışırlar. (Halbuki) onlar, sadece "İşittik ve itaat ediyoruz!" ve "(Bizi) dinle, bize katlan!" deselerdi, bu onların gerçekten yararına ve daha dürüstçe bir davranış olurdu: ama hakikati reddettikleri için Allah onları lanetledi; zira onların inandıkları, basit birkaç şeyden ibarettir.

Mustafa İslamoğlu

Yahudileşenlerden kimileri sözleri bağlamlarından kopararak çırpıtırlar; "İşittik ve sarıldık/reddettik", "dinle dinlenilmeyesi" ve "ra'ina" derler, dillerini eğip bükerek ve dine hakaret kastıyla. Eğer onlar "işittik ve itaat ettik", "dinle" ve "unzurna" deselerdi, bu kendileri için daha yararlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Ne ki, hakikati inkar ettikleri için Allah onları rahmetinden dışladı; gerçekten de onlar, çok azı müstesna, inanmıyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

O Yahudi olanlardan ki, kelimeleri yerlerinden tebdîl ederler ve dillerini eğerek ve dine dokunarak, «İşittik ve isyan ettik, işit, işitmez olası ve râina,» derler. Ve eğer onlar «İşittik ve itaat ettik ve işit ve bize nazar et» deselerdi elbette onlar için hayırlı ve ziyâde dürüst olurdu. Velâkin Allah Teâlâ onlara küfürleri sebebiyle lânet etmiştir. Artık pek az müstesna olmak üzere onlar imân etmezler.

Ömer Öngüt

Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden değiştirirler. “İşittik ve isyan ettik”, “Dinle, dinlemez olası” derler. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak: “Râinâ” derler. Eğer onlar: “İşittik, itaat ettik, dinle, bizi gözet” deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat inkârları yüzünden Allah onlara lânet etmiştir. Artık pek az inanırlar.

Suat Yıldırım

Yahudilerden bir kısmı, bazı sözleri aslî şeklinden ve mânasından saptırır, mesela: "İşittik" (ama isyan ettik), "işit" (hay işitmez olası!) ve "râina" derler. Bu sözleri, ağızlarını eğip bükerek güya vaziyeti kurtarmak ve dinle alay etmek için söylerler. Halbuki onlar sadece "İşittik ve itaat ettik", "İşit!", "unzurnâ (bizi de gözet)" deselerdi kendileri için elbette daha hayırlı ve daha dürüst bir iş olurdu. Fakat Allah, inkârları yüzünden onları rahmetinden kovdu. Artık onlar pek az iman ederler.

Süleyman Ateş

Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar.

Süleymaniye Vakfı

Kimi Yahudiler kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırır ve (sana) şöyle derler: "Dinledik ve sıkı sarıldık", "Dinle, dinletilmeyen" ve "Bizi kolla". Bunu, kelime oyunlarıyla ve bu dine saldırarak yaparlar. Eğer bunların yerine "Dinledik ve içten boyun eğdik", "Dinle!" ve "Bizi gözet!" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama kafirlikleri sebebiyle Allah onları lanetledi /dışladı. Artık onların pek azı inanıp güvenir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kimi Yahudiler kelimeleri başka anlamlara çekerek: "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا/semi'na ve asayna" = dinledik sana sarıldık/dinledik yakana sarıldık, وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ" isma' ğayre musmain" = Sana "dinle!" demek haddimize değil ama dinle!/Dinlemezsin ya, dinle! bir de "رَاعـِنَا/raina" = bize çoban ol!" derler. Bunu dillerini sivriltip dine saldırma maksadıyla yaparlar. Eğer bunların yerine "اسْمَعْ/isma= bizi dinle!", "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا/semi'na ve ata'na = Dinledik ve içten boyun eğdik", bir de "انظُرْنَا/unzurna = bizi gözet" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama (ayetleri) görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı (lanetledi). Artık onların pek azı inanıp güvenir..

Şaban Piriş

Yahudilerden, kelimelerin anlamlarını saptıranlar ve dillerini eğip bükerek ve dine de bir nefret duyarak: "işittik isyan ettik.", "İşit duymaz olası" ve "bizi güt" diyenler eğer, "işittik ve itaat ettik, sen de işit ve bize de bak" deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmezler.

Tefhim-ul Kuran

Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini de eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: «Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak» derler. Eğer onlar: «İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'bizi gözet'» deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar.

Ümit Şimşek

Yahudilerden öyleleri var ki, sözü çarpıtır da, dillerini eğip bükerek ve dini alaya alarak 'İşittik ve isyan ettik,' 'İşit, işitmez olasıca,' 'Râinâ' derler. Bunun yerine 'İşittik ve itaat ettik,' 'İşit,' 'Bizi gözet' deselerdi, kendileri için daha doğru ve daha hayırlı olurdu. Lâkin inkârları yüzünden Allah onları lânetlemiştir; artık pek azı iman eder.

Yaşar Nuri Öztürk

Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yəhudilərdən bəziləri kəlmələrin yerini dəyişdirir, dillərini əyərək və dinə tənə vuraraq: “Eşitdik və asi olduq!”, “eşidilməyəni eşit!”, “bizə qayğı göstər!”– deyirlər. Əgər onlar: “Eşitdik və itaət etdik!”, “eşit!”, “bizə nəzər yetir!”– desəydilər, əlbəttə, onlar üçün daha xeyirli və daha doğru olardı. Lakin Allah küfrlərinə görə onları lənətlədi. Onlar olduqca az inanırlar (yaxud onların yalnız az bir hissəsi iman gətirir).

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yəhudilərin bir qismi (Tövratdakı) sözlərin yerini dəyişib təhrif edir və dillərini əyərək dinə (islama) təʼnə vurmaq məqsədilə (sənə qarşı): ″Eşitdik və qəbul etmədik; eşit, eşitməz olasan (kar olasan) və raina″, - deyirlər. Əgər onlar: ″Eşitdik və itaət etdik; eşit və bizə tərəf bax!″,- desəydilər, əlbəttə, onlar üçün daha xeyirli və daha doğru olardı. Lakin Allah onları öz küfrləri ucundan ləʼnətə düçar etmişdi. Onların yalnız az bir hissəsi iman gətirmişdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Unter den Juden gibt es einige, die den Sinn der Worte verdrehen. Sie sagen: ʺWir haben gehört und gehorchen nichtʺ und ʺhöre uns, du hörst nichtʺ und ʺrâʹinaʺ, was zweideutig ist (und einer Verwünschung gleichkommt). Sie verdrehen die Laute und verletzen die Religion. Wenn sie anstatt dessen gesagt hätten: ʺWir haben gehört und gehorchenʺ, ʺhör zu!ʺ und ʺsieh uns an!ʺ wäre es besser und ehrlicher für sie gewesen. Aber Gott hat sie wegen ihres Unglaubens verdammt. Nur wenige unter ihnen glauben.

Almanca — Der Edle Quran

Unter denjenigen, die dem Judentum angehören, verdrehen manche den Sinn der Worte und sagen: ʺWir hören, doch wir widersetzen unsʺ und: ʺHöre!ʺ, als ob du nicht hörtest ʺrainaʺ, wobei sie mit ihren Zungen verdrehen und die Religion schmähen. Wenn sie gesagt hätten: ʺWir hören und gehorchenʺ und: ʺHöre!ʺ und: ʺunzurnaʺ, wäre es wahrlich besser und richtiger für sie. Aber Allah hat sie für ihren Unglauben verflucht. Darum glauben sie nur wenig.

Almanca — M. A. Rassoul

Es gibt welche unter den Juden, die Worte aus ihren Stellungen verdrehen und sagen: ʺWir hören und wir gehorchen nichtʺ, und ʺHöre, ohne gehört zu werdenʺ, und ʺSei uns nachsichtigʺ, indem sie mit ihren Zungen lügen und den Glauben lästern. Und hätten sie gesagt: ʺWir hören und wir gehorchenʺ, und ʺHöreʺ, und ʺSchaue gnädig auf unsʺ, wäre es besser für sie gewesen und aufrechter. Aber Allah hat sie zur Strafe für ihren Unglauben verflucht; darum glauben sie nur wenig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Unter den Juden gibt es einige, welche die Worte (der Schrift) verdrehen und sagen: ʺWir haben gehört und widersprochen, höre, hättest du doch nie gehört und raʹina ʺ, als Verdrehung mit ihren Zungen und als Beschimpfung des Din . Und hätten sie doch gesagt: ʺWir haben gehört und gehorcht, höre uns zu und unzurna !ʺ, wäre das besser für sie und verantwortungsvoller. Aber ALLAH hat sie wegen ihres Kufr verflucht, so verinnerlichen sie den Iman nur ein wenig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Among those who are imbued with Judaism are some who translocation the words of the Sacred Scriptures to alter the intended sense of Allah's words. And they interpret their thoughts in words and in deeds; they say to you O Muhammad: "We have opened our hearts’ ears but their actions in fact to their words do not accord, featuring disobedience to which they give voice and insolently say: "We disobey". And they direct to you the words superficially denoting politeness and deep respect that you think they are saying: "We need you to apply your mind and your ears to us, and you are excused if you do not listen, but please attend to us." In point of fact the way they pronounce the words with their tongues in their cheeks (or in Hebrew) admits of secondary bad meaning and insult of the religion, thus: Listen, may you never hear and be afflicted with deafness, you are a thoughtless bad one. But had they said: "We open to you our hearts' ears and we obey, please listen to us and "unzurna" and direct your intellectual eye upon us;" it would have been much better for them and indeed honourable. But Allah has cursed them for their disobedience and their infidelity; how greatly shaken is their faith in Allah!

Abdul Haleem

Some Jews distort the meaning of [revealed] words: they say, ‘We hear and disobey,’ and ‘Listen,’ [adding the insult] ‘May you not hear,’ and ‘Raina [Look at us],’ twisting it abusively with their tongues so as to disparage religion. If they had said, ‘We hear and obey,’ ‘Listen,’ and ‘Unzurna [Look at us],’ that would have been better and more proper for them. But God has spurned them for their defiance; they believe very little.

Abdullah Yusuf Ali

Of the Jews there are those who displace words from their (right) places, and say: "We hear and we disobey"; and "Hear what is not Heard"; and "Ra'ina"; with a twist of their tongues and a slander to Faith. If only they had said: "What hear and we obey"; and "Do hear"; and "Do look at us"; it would have been better for them, and more proper; but Allah hath cursed them for their Unbelief; and but few of them will believe.

Abul A'la Maududi

Among those who have become Jews there are some who alter the words from their context, and make a malicious play with their tongues and seek to revile the true faith. They say: 'We have heard and we disobey' (sami'na wa 'asayna), 'Do hear us, may you turn dumb' (isma' ghayr musma') and 'Hearken to us' (ra'ina). It would indeed have been better for them and more upright if they had said: 'We have heard and we obey' (sami'na wa ata'na) and: 'Do listen to us, and look at us (with kindness)' (wa isma' wa unzurna). But Allah has cursed them because of their disbelief. Scarcely do they believe.

Aisha Bewley

Some of the Jews distort the true meaning of words, saying,‘We hear and disobey,’ and ‘Listen without listening,’ and ‘Ra’ina!’ twisting them with their tongues, disparaging the deen. If they had said, ‘We hear and we obey,’ and ‘Listen,’ and, ‘Undhurna!’ that would have been better for them and more upright. But Allah has cursed them for their kufr. Very few of them have iman.

Al-Hilali & Khan

Among those who are Jews, there are some who displace words from (their) right places and say: "We hear your word (O Muhammad صلى الله عليه وسلم and disobey," and "Hear and let you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) hear nothing." And Râ‘ina [1] with a twist of their tongues and as a mockery of the religion (Islâm). And if only they had said: "We hear and obey", and "Do make us understand," it would have been better for them, and more proper; but Allâh has cursed them for their disbelief, so they believe not except a few.

Ali Quli Qarai

Among the Jews are those who pervert words from their meanings and say, ‘We hear and disobey’ and ‘Hear without listening!’ and ‘Rā‘inā,’ twisting their tongues and reviling the faith. But had they said, ‘We hear and obey’ and ‘Listen’ and ‘Un¨urnā,’ it would have been better for them, and more upright. But Allah has cursed them for their faithlessness, so they will not believe except a few.

Amatul Rahman Omar

(These enemies of yours are) of those who are judaised. They tear the words from their context and say, `We hear and we disobey,' and (say), `Lend us an ear, O you to whom no one would lend an ear!' and (say,) `Râ`inâ', giving a slight twist to their tongues (while pronouncing the word and thereby) slandering the true meanings (and thus making a play with the word) and seeking to injure the Faith. It would have been better and more upright on their part to have said, `We hear and we obey;' and `Lend us an ear;' and `Unzurnâ' (we beg your attention)'. Allâh has disapproved of them because of their disbelief so that they will not believe, excepting a few (of them).

Arthur John Arberry

Some of the Jews pervert words from their meanings saying, 'We have heard and we disobey' and 'Hear, and be thou not given to hear' and 'Observe us,' twisting with their tongues and traducing religion. If they had said, 'We have heard and obey' and 'Hear' and 'Regard us,' it would have been better for them, and more upright; but God has cursed them for their unbelief so they believe not except a few.

Bijan Moeinian

Among those who (have changed their name from "Submitters" [in Arabic = Islam] long after Prophet Abraham and ) call themselves “Jews”, there are some who twist the Arabic words and quote them out of their context [to change their true meanings] in order to make fun. If they had said “We hear and obey” instead of “We hear and do not obey”, “We hear you” instead of “Your words are falling over our deaf ears” or “Watch over us” instead of “Be our shepherd”, it would have been much proper and constructive for them. However, as they have earned God’s disenchantment, there is less hope for them to be guided toward the belief.

E. Henry Palmer

And those who are Jews, and those who pervert the words from their places, and say, 'We hear but we rebel, and do thou listen without hearing,' and (who say) 'rahina,' distorting it with their tongues and taunting about religion. , But had they said, 'We hear and we obey, so listen and look upon us,' it would have been better for them and more upright; - but may God curse them in their misbelief, for they will not believe except a few.

Edip-Layth

From amongst the Jews there are those who take the words out of context, and they say, "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! Had they said, "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their rejection, they do not acknowledge except very little.

George Sale

Of the Jews there are some who pervert words from their places; and say, we have heard, and have disobeyed; and do thou hear without understanding our meaning, and look upon us: Perplexing with their tongues, and reviling the true religion. But if they had said, we have heard, and do obey; and do thou hear, and regard us: Certainly it were better for them, and more right. But God hath cursed them by reason of their infidelity; therefore a few of them only shall believe.

Hamid S. Aziz

And some Jews change words from their context, and say, "We hear but we disobey"; and "We listen without hearing," and "Ra'hina ("Attend to us")" distorting it with their tongues (to mean "Take us to pasture") and slandering religion. But if only they had said, "We hear and we obey", and "We do hear" and "Do attend to us", it would have been better for them and more upright; but Allah has cursed them for their disbelief, for they will not believe, except a few.

Mahmoud Ghali

(Some) of (the ones) who have Judaized pervert the Wordings from their (original) meanings (Literally: positions) and say, "We have heard and we disobey, " and, "Give ear without being made to hear, " and "Racina, " (This from of the Arabic word was used by the Jews, and in Hebrew it had a derisive connotation Here it means "Heed us. ") twisting with their tongues and discrediting the religion. And if they had said, "We have heard and we obey, " and, "Give ear, " and, "Look at us, " it would have been more charitable for them and more upright; but Allah has cursed them for their disbelief, so they do not believe except a few.

Marmaduke Pickthall

Some of those who are Jews change words from their context and say: "We hear and disobey; hear thou as one who heareth not" and "Listen to us!" distorting with their tongues and slandering religion. If they had said: "We hear and we obey: hear thou, and look at us" it had been better for them, and more upright. But Allah hath cursed them for their disbelief, so they believe not, save a few.

Mohamed Ahmed - Samira

Some among the Jews distort the words out of context and say (in place of the right words): "We have heard and do not obey;" and, "hear without hearing," and "listen to us," twisting their tongues and reviling the faith. But if they had said: "We have heard and obey," and, "hear and regard us," it would have been better for them and more appropriate. But God has disgraced them for their lack of belief; and so only a few of them believe.

Muhammad Asad

Among those of the Jewish faith there are some who distort the meaning of the [revealed] words, taking them out of their context and saying, [as it were,] "We have heard, but we disobey," and, "Hear without hearkening," and, "Hearken thou unto us, (O Muhammad)” - thus making a play with their tongues, and implying that the [true] Faith is false. And had they but said, "We have heard, and we pay heed," and "Hear [us], and have patience with us," it would indeed have been for their own good, and more upright: but God has rejected them because of their refusal to acknowledge the truth - for it is in but few things that they believe.

Mustafa Khattab

Some Jews take words out of context and say, "We listen and we disobey," “Hear! May you never hear,” and “Râ’ina!” [Herd us!]—playing with words and discrediting the faith. Had they said ˹courteously˺, “We hear and obey,” “Listen to us,” and “Unẓurna,” [Tend to us!] it would have been better for them and more proper. Allah has condemned them for their disbelief, so they do not believe except for a few.

Progressive Muslims

From amongst the Jews there are those who take the words out of context, and they Say: "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! And had they said: "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their disbelief, they do not believe except very little.

Sahih International

Among the Jews are those who distort words from their [proper] usages and say, "We hear and disobey" and "Hear but be not heard" and "Ra'ina," twisting their tongues and defaming the religion. And if they had said [instead], "We hear and obey" and "Wait for us [to understand]," it would have been better for them and more suitable. But Allah has cursed them for their disbelief, so they believe not, except for a few.

Sam Gerrans

Some of those who hold to Judaism twist words from their places, — and they say: “We hear and we oppose”; and: “Hear thou what is not heard”; and: “Attend thou to us!” — twisting their tongues, and slandering the doctrine. And had they said: “We hear and we obey”; and: “Hear thou”; and: “Look thou upon us,” it would have been better for them, and more upright; but God has cursed them for their denial; and they do not believe save a few.

Shabbir Ahmed

Some of those who are Jews, distort words to give a different meaning. They say, "We hear and disobey," and "Your words are falling on deaf ears," and "Be our shepherd," and they twist their tongues to mock the DEEN. It would have been better and more upright for them to say, "We hear and obey," and "We hear you," and "Please watch over us and guide us." Instead, they have incurred deprivation from the Grace of Allah due to their denial of the Truth. Few of them will embrace belief.

Syed Vickar Ahamed

Among the Jews there are some who displace words from (their) right places, and say: "We hear your word and we disobey;" And "Hear what is not heard;" And (spoken as) Rá'ina; With a twist of their tongues (meaning; ‘the bad one’), and a slander to Faith. If only they had said: "We hear and we obey;" And "Do make us understand (spoken as Unzurna):" It would have been better for them, and more proper: But Allah has cursed them for their disbelief; And only a few of them will believe.

Taqi Usmani

Among the Jews there are some who distort the words against their contexts, and say, "We hear and disobey," and “Hear. May you not be made to hear,” and “Rā‘inā”, twisting their tongues and maligning the Faith.If they had said, “We hear and obey,” and “Hear,” and “Look after us,” it would have been better for them, and more proper, but Allah has cast His curse on them due to their disbelief. So, they do not believe except a few.

The Monotheist Group

From among those who are Jewish are some who take the words out of context, and they say: "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! And had they said: "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their disbelief, they do not believe except very little.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il en est parmi les Juifs qui détournent les mots de leur sens, et disent: ʺNous avions entendu, mais nous avons désobéiʺ, ʺEcoute sans quʹil te soit donné dʹentendreʺ, et favorise nous ʺRaʹinâʺ, tordant la langue et attaquant la religion. Si au contraire ils disaient: ʺNous avons entendu et nous avons obéiʺ, ʺEcouteʺ, et ʺRegarde-nousʺ, ce serait meilleur pour eux, et plus droit. Mais Allah les a maudits à cause de leur mécréance; leur foi est donc bien médiocre.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Qismek ji cihûyan bêjeyan tehrîf dikin (wan diguherînin) û dibêjin: semi‘na we ‘esayna, wesme‘ xeyre musme‘în û ra‘îna. Zimanê xwe lê diherbilînin û pê dev diavêjin dîn. Hal ev e ku eger bigotina, semi‘na we ete‘na (me bihîst û me fermana te pêk anî), unzurna (li me guhdarî bike û li me binêre), dê ji wan re çêtir û rasttir bûya. Lê belê bi sedem kafiriya wan Xwedê lanet li wan barand. Vêca ji bilî hinekan ew bawerî nayînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Onder hen die het jodendom aanhangen zijn er die de woorden verdraaien (door ze) uit hun verband (te halen) en die zeggen: ʺWij hebben gehoord en zijn opstandig geworden) en: ʺHoorʺ zonder dat het hoorbaar is en: ʺEerbiedig onsʺ met verdraaiing van hun tongen en belastering van de godsdienst. Als zij maar gezegd hadden: ʺWij horen en gehoorzamenʺ en ʺHoor en let op onsʺ dan was dat beter voor hen en juister, maar God heeft hen om hun ongeloof vervloekt; zij geloven maar weinig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Onder de Joden zijn sommigen, die de woorden uit hunne schrift verplaatsen en zeggen: Wij hebben gehoord, maar wij hebben niet gehoorzaamd. Hoort wat gij tot nu toe niet gehoord hebt, en hoort ons, ook zonder onze meening te verstaan, en zie naar ons; zoo verwarren zij de woorden met hunne tongen en lasteren den waren godsdienst. Maar indien zij zouden gezegd hebben: Wij hebben gehoord en wij gehoorzamen; hoort naar ons en sla ons gade, waarlijk het ware beter voor hen en rechtvaardiger. Maar God heeft hen verwenscht om hunne ongetrouwheid; daarom zullen slechts eenigen kunnen gelooven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Из тех, которые стали иудеями, есть такие, которые искажают слова (Торы) (переставляя их) со своих мест (чтобы скрыть признаки Последнего Посланника, измышляя на Аллаха ложь) и говорят (они) (Пророку): «Мы слышали (что ты сказал) и не повинуемся (тебе)», «Послушай (от нас), без того, чтобы быть услышанным [но мы не будем тебя слушать]» и «Будь внимательным [[Иудеи обращались к Посланнику Аллаха со словами «ра’инаа» (позаботься о нас, будь внимательным к нам), но вкладывали в него другой смысл – «легкомысленный», хотя звучание обоих слов одинаковое.]] (к нам)», – искажая (смысл произносимого) своими языками и нанося удары Вере. А если бы они [эти иудеи] сказали (Пророку): «Мы слышали и повинуемся, слушай и посмотри на нас», – то это бы было лучше для них (пред Аллахом) и прямее (по речи). Но проклял их [иудеев] Аллах за их неверие [за то, что они отвергли пророчество Мухаммада], и они не становятся верующими, кроме только немногих.

Rusça — Osmanov

Среди иудеев есть такие, которые искажают слова [Господа, переставляют] их со своих мест и говорят: ʺМы слышали, но не повинуемсяʺ, или: ʺвыслушай неслыханноеʺ, или ʺупаси насʺ, искажая [речения] своими устами и понося [истинную] веру. А если бы [вместо приведенного] они сказали: ʺМы слышали и повинуемсяʺ, ʺвыслушайʺ и ʺпосмотри на насʺ, то это было бы лучше для них и вернее. Однако Аллах проклял их за неверие, и они не веруют, разве только немногие из них.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Bland de judiska trosbekännarna finns de som förvränger uppenbarelsens ord och bryter ut dem ur sitt sammanhang, och de säger ʺVi har hört, men vi lyder inteʺ och ʺHör vad ingen har hört!ʺ och ʺDu skall höra på oss!ʺ - allt är ordvrängningar för att förlöjliga tron. Om de (i stället) hade sagt ʺVi har hört och vi skall lydaʺ och ʺLyssna och ta hänsyn till ossʺ, hade det varit bättre för dem och mer passande. Men Gud har fördömt dem för deras vägran att lyssna till sanningen; deras tro gäller bara få ting.