Zümer Suresi 56. Ayet — Elfaz
(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.
1اَنْenMasdar Harfi
2تَقُولَteḳūledemesinden (sakının)Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4يَاحَسْرَتٰىyā HasratāEY/HEY/AH Pişmanlık/DertNida Edatı+İsimح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.
5عَلٰىǎlādolayıHarf-i Cer
6مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7فَرَّطْتُferraTtukusur edişimdenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahde · Tef'îl Bâbıف ر طÖnceden gelmek, ihmal etmek, ihmalkâr olmak, atlamak, aşırı olmak, terk etmek, aceleci veya haksız davranmak, yetersiz kalmak, sınırları aşmak, müsrif/aşırı olmak, adaletsizlik, başkalarını geçmek. mufratun - önceden gönderilip terk edilmek ve bırakılmak.
8فِيfīHarf-i Cer
10اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
11وَاِنْve inve gerçektenBağlaç+Şart Edatı
12كُنْتُkuntuben oldumMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahdeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
13لَمِنَle minekimselerdenLam-ı Te'kid+Harf-i Cer
14السَّاخِرِينَs-sāḣirīnealay edenlerdenMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس خ رAlay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmek