Zümer Suresi 57. Ayet — Elfaz
Yahut, "Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O'na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum" demesin.
1اَوْevyahutBağlaç
2تَقُولَteḳūledemesindenMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3لَوْlevşayetŞart Edatı
4اَنَّenneelbetteHarf-i Nasb
5اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
6هَدٰينِيhedānībana hidayet etseydiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
7لَكُنْتُle kuntuben olurdumLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahdeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
8مِنَmine-denHarf-i Cer
9الْمُتَّقِينَl-mutteḳīnemuttakiler-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi