(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌ ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْ ذِكْرِي بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ

ve nTaleḳa l-meleu minhum eni mşū ve Sbirū ǎlā ālihetikum inne hāƶā le şey'un yurādu / mā semiǎ'nā bi hāƶā fī l-milleti l-āḣirati in hāƶā illā ḣtilāḳun / e unzile ǎleyhi ƶ-ƶikru min beyninā bel hum fī şekkin min ƶikrī bel lemmā yeƶūḳū ǎƶābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَانْطَلَقَve nTaleḳaط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.ve fırladı
2الْمَلَاُl-meleuم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıbir grup
3مِنْهُمْminhumonlardan
4اَنِeni
5امْشُواmşūم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakyürüyün
6وَاصْبِرُواve Sbirūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.ve bağlı kalın
7عَلٰٓىǎlā
8اٰلِهَتِكُمْālihetikumا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarınıza
9اِنَّinneçünkü
10هٰذَاhāƶābu
11لَشَيْءٌle şey'unش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir şeydir
12يُرَادُyurāduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).arzu edilen
1مَا
2سَمِعْنَاsemiǎ'nāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakbiz işitmedik
3بِهٰذَاbi hāƶābunu
4فِي
5الْمِلَّةِl-milletiم ل لDikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek.dinde
6الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımöteki
7اِنْindeğildir
8هٰذَٓاhāƶābu
9اِلَّاillābaşka bir şey
10اخْتِلَاقٌḣtilāḳunخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.uydurma(dan)
1ءَاُنْزِلَe unzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirildi mi?
2عَلَيْهِǎleyhiona
3الذِّكْرُƶ-ƶikruذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekZikr
4مِنْmin-dan
5بَيْنِنَاbeynināب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaramız-
6بَلْbeldoğrusu
7هُمْhumonlar
8فِيiçindedirler
9شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekşüphe
10مِنْmin-den
11ذِكْرِيƶikrīذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbenim Zikr'im-
12بَلْbelhayır
13لَمَّاlemmā
14يَذُوقُواyeƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguonlar henüz tadmadılar
15عَذَابِǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabımı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kur'ân, aramızdan ona mı indirildi? Hayır, onlar, benim vahyimden şüphedeler; hayır, onlar daha tatmadılar azâbımı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kurʼân, aramızdan ona mı indirildi? Hayır, onlar, benim vahyimden şüphedeler; hayır, onlar daha tatmadılar azâbımı.

Adem Uğur

Kur'an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

Ahmed Hulusi

"Hem Zikir (hakikati hatırlatma), aramızdan O'na mı inzal olundu?". . . Hayır! Onlar Zikrimden (hakikati hatırlatmamdan) kuşku içindeler! Hayır, onlar benim (gerçeği fark ettiren) azabımı (ölümü) henüz tatmadılar!

Ahmet Tekin

'Okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân aramızdan ona mı indirilmiş?' dediler. Aksine, onların, Muhammed’in güvenilir birisi olduğundan şüpheleri olmadığına göre, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân’ın benim tarafımdan indirildiğinden bir kuşkuları var. Aslına bakarsanız, onlar benim azâbımı tatmadılar.

Ahmet Varol

'Zikir (Kitap) aramızdan ona mı indirildi.' Hayır onlar benim zikrimden şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar.

Ali Bulaç

"Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.

Ali Fikri Yavuz

O Kur’an, aramızdan O’na mı indirilmiş!” (dediler). Doğrusu o kâfirler, benim Kur’an’ımdan şübhededirler. Doğrusu onlar henüz azabımı tadmadılar.

Ali Rıza Safa

"Öğreti, aramızdan Ona mı indirildi?" Hayır! Benim Öğretimden kuşku duydular. Hayır! Daha cezamı tatmadılar.

Bayraktar Bayraklı

"Kur'an içimizden sadece ona mı indirildi?" Doğrusu onlar, gönderdiğimiz Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

Bekir Sadak

(6-8) Onlardan ileri gelenler: «Yuruyun, tanrilariniza baglilikta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Son dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uyarmadir. Kuran, aramizda ona mi indirilmeliydi?» dediler. Hayir, bunlar Kuran'imizdan suphededirler. Hayir, azabimizi henuz tatmamislardi.

Celal Yıldırım

«Aramızdan ona mı Kur'ân indirildi, öyle mi ?» (diyorlardı). Hayır, onlar benim Kur'ân'ımdan tam bir şüphe içindedirler. Hayır, azabımı henüz tadmış değillerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İlâhî uyarı içimizden ona mı indirildi şimdi!” İşin doğrusu onlar benim uyarım karşısında kuşku içindedirler. Hayır, azabımı henüz tatmadılar!

Diyanet İşleri

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Onlardan ileri gelenler: 'Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?' dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Diyanet Vakfi

(6-8) Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. Kur'an aramızdan ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır! Onlar kitabım hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?» dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O Kur'an aramızdan ona mı indirilmiş? Doğrusu onlar benim Kur'an'ımdan bir kuşkulu şüphe içindeler; doğrusu henüz azabımı tatmadılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azabımı tatmadılar

Erhan Aktaş

"Zikir, aramızda ona mı indirildi?" Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Zikir, aramızda ona mı indirildi?" Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zikir, aramızda ona mı indirildi? Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

Fizilal-il Kuran

Kur'an, aramızda O'na mı indirilmeliydi?» dediler. Doğrusu bunlar Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tadmadılar.»

Gültekin Onan

"Zikir (Kuran), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.

Hamdi Döndüren

“O uyarı (Kur’an) içimizden ona mı indirildi!” Hayır, onlar Benim uyarım konusunda kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmadılar!

Hasan Basri Çantay

"O Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş"?! Hayır, onlar benim vahyimden şübhededirler. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

Hasib Asutay

O zikr (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?' Hayır, onlar benim zikrimden bir şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar!

Hayrat Neşriyat

(6-8) Onların ileri gelenleri ise: 'Yürüyün ve ilâhlarınızın üzerine sabredin (onlara bağlı kalın); çünki bu, elbette (sizden) istenen şeydir. (Biz) bunu (bize anlatılan tevhid inancını) son dinde (Îsâ’nın dîninde de) işitmedik. Bu, uydurmadan başka birşey değildir! Zikir (Kur’ân) aramızdan (ine ine) ona mı indirildi?' diye kalkıp gittiler. Hayır! Onlar benim zikrimden (Kur’ân’ımdan) şübhe içindedirler. Hayır! (Onlar) benim azâbımı henüz tatmadılar!

İbni Kesir

Aramızdan zikir ona mı indirilmiştir? Hayır, onlar zikrimden şüphededirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmamışlardı.

Mehmet Okuyan

Zikr (Kur’an), aramızdan ona (Muhammed’e) mi indirildi?” Aslında onlar zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedir. Esasında onlar azabımı henüz tatmadılar.

Muhammed Esed

Ne yani! (İlahi) uyarı, içimizden bir tek o'na mı indirildi?" Evet, onlar yalnız Benim uyarıma karşı şüphe içindeler. Evet, onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.

Mustafa İslamoğlu

ne yani, aramızdan ilahi mesajın indirileceği bir o mu kaldı?" Ama hayır, onlar asıl Benim uyarıma karşı şüpheyle yaklaşıyorlar; dahası, belli ki onlar henüz azabımı tatmamışlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

«O Kur'an, bizim aramızda O'nun üzerine mi indirilmiştir?» (dediler). Hayır. O münkirler Benim vahyimden tereddütler içindedirler. Hayır. Azabımı henüz tatmadılar.

Ömer Öngüt

"Aramızda zikir ona mı indirilmiştir?" (dediler). Hayır! Doğrusu onlar benim zikrimden şüphe içindedirler. Hayır! Onlar azabımı henüz tatmadılar.

Suat Yıldırım

"Biz bu kadar eşraf dururken, kitap gönderilecek bir o mu kalmış!" Hayır, hayır! Onlar Benim buyruklarım hakkında tam bir şüphe içindedirler, doğrusu onlar azabımı henüz tatmadılar.

Süleyman Ateş

"O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi?" Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tadmadılar!..

Süleymaniye Vakfı

O zikir (Kur'an) aramızdan ona mı indirilmiş!" Aslında onlar, benim zikrim (Kur'an) hakkında şüphe içindeler. Aslında onlar henüz azabımı tatmadılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Bu bilgi aramızdan ona mı indirildi?" derler. Aslında bunların benim bilgimden şüpheleri var. Yok yok... Henüz azabımı tatmadılar.

Şaban Piriş

Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır, onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar!

Tefhim-ul Kuran

«Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?» Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.

Ümit Şimşek

'Aramızdan ona mı kitap inmiş?' Doğrusu onlar Benim kitabımdan kuşku içindeler. Fakat henüz azabımı tatmadılar.

Yaşar Nuri Öztürk

"Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur'an'ımdan kuşkulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər içimizdən təkcə onamı Zikr vəhy edilmişdir?” Xeyr, onlar Mənim Zikrimə şəkk gətirirlər. Xeyr, onlar Mənim əzabımı hələ dadmayıblar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər Qurʼan aramızdan onamı nazil olmuşdur?! (Halbuki o, yaşca bizdən kiçik, özü də kasıbdır)″. Doğrusu, onlar Mənim Qurʼanım barədə şəkk-şübhə içindədirlər. Doğrusu, onlar hələ Mənim əzabımı dadmamışlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wie kann das ermahnende Heilige Buch auf ihn und nicht auf einen von uns herabgesandt worden sein?ʺ Sie sind im Zweifel über Meine Ermahnung. Sie haben Meine Strafe noch nicht zu kosten bekommen.

Almanca — Der Edle Quran

Soll die Ermahnung (ausgerechnet) auf ihn aus unserer Mitte herabgesandt worden sein?ʺ Nein! Vielmehr sind sie über Meine Ermahnung im Zweifel. Nein! Vielmehr haben sie noch nicht Meine Strafe gekostet.

Almanca — M. A. Rassoul

Ist die Ermahnung unter uns nur zu ihm allein gekommen?ʺ Nein, sie hegen Zweifel über Meine Er mahnung. Nein, sie haben Meine Strafe nicht gekostet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Wurde etwa die Ermahnung (ausgerechnet) ihm unter uns hinabgesandt?ʺ Nein, sondern sie haben Zweifel über Meine Erinnerung! Nein, sondern sie erfuhren noch nicht Meine Peinigung!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Who would credit" they added, "that of all of us he Muhammad was taken by preference to be entrusted with the divine message!" "The fact is" says Allah. "that they -the infidels- are in doubt of My divine message and they have not yet experienced the taste of My retributive punishment."

Abdul Haleem

Was the message sent only to him out of all of us?’ In fact they doubt My warning; in fact they have not tasted My punishment yet.

Abdullah Yusuf Ali

"What! has the Message been sent to him - (Of all persons) among us?"... but they are in doubt concerning My (Own) Message! Nay, they have not yet tasted My Punishment!

Abul A'la Maududi

Has this Exhortation been sent down among us only to him, to the exclusion of all others?" Nay, they are in doubt regarding My Exhortation, and are saying all this because they have not yet had any taste of My chastisement.

Aisha Bewley

Has the Reminder been sent down to him out of all of us?’ They are in doubt about My Reminder. They have yet to taste My punishment.

Al-Hilali & Khan

"Has the Reminder been sent down to him (alone) from among us?" Nay, but they are in doubt about My Reminder (this Qur’ân)! Nay, but they have not tasted (My) Torment!

Ali Quli Qarai

Has the reminder been sent down to him out of [all of] us?’ Rather they are in doubt concerning My reminder. Rather they have not yet tasted My punishment.

Amatul Rahman Omar

`Is it that this Reminder (- the Qur'ân) has been revealed only to him (the chosen Warner) in (preference to) all of us?' The thing is they have doubts about My Reminder (itself). As a matter of fact they have not (yet) suffered (the agony of) My punishment.

Arthur John Arberry

What, has the Remembrance been sent down on him out of us all?' Nay, but they are in doubt of My Remembrance; nay, they have not yet tasted My chastisement.

Bijan Moeinian

"How come he is the only one that God has sent upon His admonitions?" The fact of the matter is they are in doubt about Mohammad’s divine mission as they have not tasted My (God’s) punishment.

E. Henry Palmer

Has a reminder come down upon him from amongst us?' nay, they are in doubt concerning my reminder; nay, they have not yet tasted of my torment!

Edip-Layth

"Has the remembrance been sent down to him, from between all of us!" Indeed, they are doubtful of My reminder. They have not yet tasted My retribution.

George Sale

Hath an admonition been sent unto him preferably to any other among us? Verily they are in a doubt concerning my admonition: But they have not yet tasted my vengeance.

Hamid S. Aziz

"Has the reminder been revealed to him alone from among us?" Nay! They are in doubt as to My reminder. Nay! They have not yet tasted My chastisement!

Mahmoud Ghali

Has the Remembrance been sent down on him from among us?" No indeed, (but) they are in doubt of My Remembrance; no indeed (but) they have not as yet tasted My torment.

Marmaduke Pickthall

Hath the reminder been unto him (alone) among us? Nay, but they are in doubt concerning My reminder; nay but they have not yet tasted My doom.

Mohamed Ahmed - Samira

To him of all of us has the Reminder been sent down?" They are still in doubt about My admonition; but they have not tasted My punishment yet!

Muhammad Asad

What! Upon him alone from among all of us should a [divine] reminder have been bestowed from on high?" Nay, but it is My Own reminder that they distrust! Nay, they have not yet tasted the suffering which I do impose!

Mustafa Khattab

Has the Reminder been revealed ˹only˺ to him out of ˹all of˺ us?" In fact, they are ˹only˺ in doubt of My ˹revealed˺ Reminder.[1] In fact, ˹they do so because˺ they have not yet tasted My punishment.

Progressive Muslims

"Has the remembrance been sent down to him, from between all of us!" Indeed, they are doubtful of My reminder. Indeed, they have not yet tasted My retribution.

Sahih International

Has the message been revealed to him out of [all of] us?" Rather, they are in doubt about My message. Rather, they have not yet tasted My punishment.

Sam Gerrans

“Is it that the remembrance was sent down upon him from among us?” The truth is, they are in doubt about My remembrance; the truth is, they have not tasted My punishment!

Shabbir Ahmed

What! Has the Reminder come down only to him among us?" Nay, in fact, it is My Own Reminder that they distrust (and not you O Prophet). Nay, they have not yet tasted My Requital.

Syed Vickar Ahamed

"What!" (they say in anger), "Has a Message been sent to him (of all the persons) from us?". .. But they are in doubt about Me (and My Message); No, but they have not yet tasted My punishment!

Taqi Usmani

Is it (believable) that the message of advice has been sent down to him (alone) from among all of us?" The fact is that they are in doubt about My message; rather, they have not yet tasted My punishment.

The Monotheist Group

"Has the remembrance been sent down to him, from between all of us!" Indeed, they are doubtful of My reminder. Indeed, they have not yet tasted My retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quoi! Cʹest sur lui, parmi nous, quʹon aurait fait descendre le Rappel (le Coran)?ʺ Plutôt ils sont dans le doute au sujet de Mon message. Ou plutôt ils nʹont pas encore goûté à Mon châtiment!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma ji nav me hemûyan ev Quran, bi tenê jê re hat? (Xwedê got:) Belkî ew derheqê Qurana min de di gumanê de ne. Nexêr! Belkî wan hêj ezabê min tehm nekiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Is uit ons midden tot hem de vermaning neergezonden?ʺ Welnee, zij verkeren in twijfel over Mijn vermaning. Nee, zij hebben Mijn bestraffing nog niet geproefd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Werd hem bij voorkeur boven een ander onzer eene waarschuwing nedergezonden? Waarlijk, zij verkeeren in eene dwaling omtrent mijne waarschuwing; doch zij hebben mijne wraak nog niet geproefd

Hollandaca — Siregar

Is aan hem uit Ons midden de Vermaning neergezonden? Nee! Zij verkeren in twijfel over Mijn Vermaning. Nee! Zij hebben de bestraffing nog niet geproefd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Неужели (это) ему [Мухаммаду] (а не кому-либо другому) из числа нас ниспослано Напоминание [Коран]?» О, нет! Они пребывают в сомнении о Моем напоминании! О, нет! Они еще пока не вкусили Моего наказания!

Rusça — Osmanov

Неужели только он средь нас достоин того, чтобы ему ниспослали откровение?ʺ Вот как, они сомневаются в откровении, ниспосланном Мною! Да, они еще не изведали Моего наказания.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Skulle just han vara den bland oss (som hedrats med) att få ta emot (Guds) påminnelse?ʺ Nej, det är Min uppenbarelse som de tvivlar på! Men de har inte ännu fått smaka Mitt straff.