(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌ ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْ ذِكْرِي بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ

ve nTaleḳa l-meleu minhum eni mşū ve Sbirū ǎlā ālihetikum inne hāƶā le şey'un yurādu / mā semiǎ'nā bi hāƶā fī l-milleti l-āḣirati in hāƶā illā ḣtilāḳun / e unzile ǎleyhi ƶ-ƶikru min beyninā bel hum fī şekkin min ƶikrī bel lemmā yeƶūḳū ǎƶābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَانْطَلَقَve nTaleḳaط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.ve fırladı
2الْمَلَاُl-meleuم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıbir grup
3مِنْهُمْminhumonlardan
4اَنِeni
5امْشُواmşūم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakyürüyün
6وَاصْبِرُواve Sbirūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.ve bağlı kalın
7عَلٰٓىǎlā
8اٰلِهَتِكُمْālihetikumا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarınıza
9اِنَّinneçünkü
10هٰذَاhāƶābu
11لَشَيْءٌle şey'unش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir şeydir
12يُرَادُyurāduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).arzu edilen
1مَا
2سَمِعْنَاsemiǎ'nāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakbiz işitmedik
3بِهٰذَاbi hāƶābunu
4فِي
5الْمِلَّةِl-milletiم ل لDikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek.dinde
6الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımöteki
7اِنْindeğildir
8هٰذَٓاhāƶābu
9اِلَّاillābaşka bir şey
10اخْتِلَاقٌḣtilāḳunخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.uydurma(dan)
1ءَاُنْزِلَe unzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirildi mi?
2عَلَيْهِǎleyhiona
3الذِّكْرُƶ-ƶikruذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekZikr
4مِنْmin-dan
5بَيْنِنَاbeynināب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaramız-
6بَلْbeldoğrusu
7هُمْhumonlar
8فِيiçindedirler
9شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekşüphe
10مِنْmin-den
11ذِكْرِيƶikrīذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbenim Zikr'im-
12بَلْbelhayır
13لَمَّاlemmā
14يَذُوقُواyeƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguonlar henüz tadmadılar
15عَذَابِǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabımı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz bunu son dinlerin hiçbirinde duymadık, bu, ancak bir yalan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz bunu son dinlerin hiçbirinde duymadık, bu, ancak bir yalan.

Adem Uğur

Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.

Ahmed Hulusi

"Bunu önceki milletlerden işitmedik! Bu (TEKLİK anlayışı) ancak bir uydurmadır!"

Ahmet Tekin

'Son dinde de bunu işitmedik. Bu kesinlikle uydurulmuş bir şey.'

Ahmet Varol

Biz son dinde [2] böyle bir şey duymadık. Bu bir düzmeceden başka bir şey değildir.'

Ali Bulaç

"Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir."

Ali Fikri Yavuz

“Biz bunun söylediğini diğer dinlerde işitmedik; mutlak bir uydurmadır,

Ali Rıza Safa

"Sonuncu dinde bunu duymadık; yalnızca bir uydurma bu!"

Bayraktar Bayraklı

"Biz onun söylediklerini, yeni inançlarda duymadık. Kur'an, onun uydurmasından başka bir şey değildir."

Bekir Sadak

(6-8) Onlardan ileri gelenler: «Yuruyun, tanrilariniza baglilikta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Son dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uyarmadir. Kuran, aramizda ona mi indirilmeliydi?» dediler. Hayir, bunlar Kuran'imizdan suphededirler. Hayir, azabimizi henuz tatmamislardi.

Celal Yıldırım

Diğer sonraki dinde de (Hıristiyanlıkta) hiç böyle bir şey duymadık; bu bir uydurmadan başkası değildir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bildiğimiz son dinde böyle bir şeyi işitmedik; bu uydurmadan başka bir şey değil.

Diyanet İşleri

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Onlardan ileri gelenler: 'Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?' dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Diyanet Vakfi

(6-8) Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. Kur'an aramızdan ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır! Onlar kitabım hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz bunu diğer dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz bunu diğer millette işitmedik, bu bir uydurmadır mutlak

Erhan Aktaş

"Biz, bunu son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Biz, bunu son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, bunu son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır.

Fizilal-il Kuran

Biz bunun söylediğini babalarımızın bağlı olduğu son dinde de işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir.

Gültekin Onan

"Biz bunu, diğer dinde işitmedik; bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir."

Hamdi Döndüren

“Biz böyle bir şeyi, son dinde de işitmedik. Bu, uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.”

Hasan Basri Çantay

"Biz bunu diğer dinde işitmedik. Bu, uydurmadan başkası değildir".

Hasib Asutay

'Son dinde de (3) bunu işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir. (3. İsa (a.s.)'nın dininde.)

Hayrat Neşriyat

(6-8) Onların ileri gelenleri ise: 'Yürüyün ve ilâhlarınızın üzerine sabredin (onlara bağlı kalın); çünki bu, elbette (sizden) istenen şeydir. (Biz) bunu (bize anlatılan tevhid inancını) son dinde (Îsâ’nın dîninde de) işitmedik. Bu, uydurmadan başka birşey değildir! Zikir (Kur’ân) aramızdan (ine ine) ona mı indirildi?' diye kalkıp gittiler. Hayır! Onlar benim zikrimden (Kur’ân’ımdan) şübhe içindedirler. Hayır! (Onlar) benim azâbımı henüz tatmadılar!

İbni Kesir

Biz, bunu diğer dinde de işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.

Mehmet Okuyan

Son dinde bile böyle bir şey duymadık. Bu, uydurmadan başka bir şey değildir.

Muhammed Esed

Biz, yeni itikatların hiç birinde böyle (bir iddia) duymadık! Bu, (fani bir insanın) uydurmasından başka bir şey değildir!

Mustafa İslamoğlu

Biz çağdaş inanç sistemlerinin hiç birinde bunu duymadık; bu desteksiz bir uydurmadan başkası değildir;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Biz bunu son millette işitmedik. Bu bir uydurmadan başka değil.»

Ömer Öngüt

"Biz son din olan (Hıristiyanlıkta) bile böyle bir şey işitmedik. Bu ancak bir uydurmadır. "

Suat Yıldırım

"Doğrusu biz bu tevhid inancını son dinde de görmedik. Bu sırf bir uydurma!"

Süleyman Ateş

"Biz bu(nun söylediği)ni (babalarımızın bağlı olduğu) öteki dinde işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir.!"

Süleymaniye Vakfı

Bunu son dinde /Hıristiyanlıkta da duymadık; bu sadece bir uydurmadır!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Son şeriatta bunu duymadık; bu sadece uyduruk bir şey".

Şaban Piriş

Bunu diğer dinlerde de işitmedik, bu sadece bir uydurmadır!

Tefhim-ul Kuran

«Biz bunu diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.»

Ümit Şimşek

'Böyle birşeyi en son dinde bile işitmedik. Bu uydurmadan başka birşey değil!

Yaşar Nuri Öztürk

"Öteki millette işitmedik böyle bir şey. Bu bir uydurmadan başka şey değildir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz bunu axırıncı dində də eşitməmişik. Bu, uydurmadan başqa bir şey deyil.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz bunu (Muhəmmədin dediklərini) sonuncu dində (xaçpərəstlikdə) də eşitməmişik. Bu ancaq bir uydurmadır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben so etwas in der Religion unserer Väter noch nicht gehört. Das ist nichts als eine Erfindung.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben hiervon nicht in dem vorherigen Glaubensbekenntnis gehört; dies ist nur eine Erfindung.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir haben hiervon nie etwas in der früheren Religion gehört. Dies ist nichts als eine Dichtung.

Almanca — Muhammad Zaidan

Wir hörten davon nicht von der letzten Gemeinschaft. Dies ist doch nichts anderes als eine Erfindung!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"We never heard", they said of a like system of faith and worship being practiced by our fathers in this generation. " "This is indeed", they continued, "nothing but a made up story and a willful and fraudulent deception".

Abdul Haleem

We did not hear any such claim in the last religion: it is all an invention.

Abdullah Yusuf Ali

"We never heard (the like) of this among the people of these latter days: this is nothing but a made-up tale!"

Abul A'la Maududi

We have not heard this in the religious community close to our time. This is nothing but a fabrication.

Aisha Bewley

We have not heard of this in the old religion. This is merely something contrived.

Al-Hilali & Khan

"We have not heard (the like) of this in the religion of these later days (i.e. Christianity). This is nothing but an invention! [Tafsir Al-Qurtubi]

Ali Quli Qarai

We did not hear of this in the latter-day creed. This is nothing but a fabrication.

Amatul Rahman Omar

`We heard nothing of its kind about any of the previous creeds. This is nothing but a forgery.

Arthur John Arberry

We have not heard of this in the last religion; this is surely an invention.

Bijan Moeinian

"If he is right, how come we have not heard anything similar from our ascendants? He is surely fabricating all this"

E. Henry Palmer

we never heard this in any other sect; this is nothing but a fiction!

Edip-Layth

"We never heard of this from the people before us. This is but an innovation."

George Sale

We have not heard any thing like this in the last religion: This is no other than a false contrivance.

Hamid S. Aziz

"We never heard of this in the former faith; this is nothing but an invention.

Mahmoud Ghali

In no way did we hear of this in the last creed; decidedly this is nothing except a made-up device.

Marmaduke Pickthall

We have not heard of this in later religion. This is naught but an invention.

Mohamed Ahmed - Samira

We never heard of it in the former faith. It is surely a fabrication.

Muhammad Asad

Never did we hear of [a claim like] this in any faith of latter days! It is nothing but [a mortal man’s] invention!

Mustafa Khattab

We have never heard of this in the previous faith.[1] This is nothing but a fabrication.

Progressive Muslims

"We never heard of this from the people before us. This is but an innovation."

Sahih International

We have not heard of this in the latest religion. This is not but a fabrication.

Sam Gerrans

“We heard not of this in the latter creed; this is only a fabrication.

Shabbir Ahmed

We have never heard of this in the latest religion. This (concept of One God) is nothing but a made-up tale! (Even the Christians subscribe to a Triune God).

Syed Vickar Ahamed

"We have never heard (anything like this) from the people of these latter days: This is nothing but an invention (made up story)!"

Taqi Usmani

We never heard of it in the classical faith (of ours). This is nothing but a false invention.

The Monotheist Group

"We never heard of this from the people before us. This is but an innovation."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous nʹavons pas entendu cela dans la dernière religion (le Christianisme); ce nʹest en vérité que pure invention!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me tiştekî wisa di dînê vê dawiyê de jî nebihîstiye. Bes ev tiştek e ku wî ji cem xwe derxistiye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben dit in het laatste geloof niet eens gehoord; dit is slechts een uitvindsel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben niet van zoo iets in den laatsten godsdienst gehoord. Dit is niets dan eene valsche uitvinding.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Мы не слыхали про это [про то, к чему призывает Мухаммад] в последнем толке [в христианстве]. Это – не что иное, как выдумка.

Rusça — Osmanov

Мы не слышали об этом даже в самой новой религии. Это не что иное, как измышление.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Något liknande har vi inte hört från (de kristna). Nej, detta är bara (hans eget) påfund.