Yasin Suresi 65. Ayet — Elfaz
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
1اَلْيَوْمَl-yevmeo günMarife (Belirlilik Takısı)+İsimي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci
2نَخْتِمُneḣtimumühürlerizMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrخ ت مMühürlemek/damgalamak/basmak/işaretlemek, bir şeyden kendini korumak, bir şey üzerinde etki yaratmak, bir şeyin sonuna ulaşmak, bir şeyin üzerini kaplamak, bir şeyden veya birisinden kaçınmak/uzaklaşmak, anlamak, kalbin inanmasını önlemek, umursamazlığı taklit etmek
3عَلٰٓىǎlāüzeriniHarf-i Cer
4اَفْوَاهِهِمْefvāhihimağızlarıİsim+Zamirف و هBir harfi veya kelimeyi telaffuz etmek, bir söylem. famun/fumun (çoğul: afwah) - ağız.
5وَتُكَلِّمُنَاve tukellimunāve bize söylerBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibe · Tef'îl Bâbıك ل مKonuşmak, ifade etmek.
7وَتَشْهَدُve teşheduve şahidlik ederBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.
8اَرْجُلُهُمْerculuhumayaklarıİsim+Zamirر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.
9بِمَاbimānelerHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10كَانُواkānūidiyselerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11يَكْسِبُونَyeksibūnekazanıyor(lar)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.