Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا اَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ

ve hum yeSTariḣūne fīhā rabbenā eḣricnā neǎ'mel SāliHen ğayra elleƶī kunnā neǎ'melu e ve lem nuǎmmirkum mā yeteƶekkeru fīhi men teƶekkera ve cā'ekumu n-neƶīru fe ƶūḳū fe mā li Z-Zālimīne min neSīrin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَهُمْve humve onlar
2يَصْطَرِخُونَyeSTariḣūneص ر خYüksek sesle bağırmak, yardım/destek için ağlamak/yalvarmak, imdat istemek.feryadederler
3فِيهَاfīhāorada
4رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
5اَخْرِجْنَاeḣricnāخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakbizi çıkar
6نَعْمَلْneǎ'melع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapalım
7صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
8غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.başka olarak
9الَّذِيelleƶī
10كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğumuz
11نَعْمَلُneǎ'meluع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapmış
12اَوَلَمْe ve lem
13نُعَمِّرْكُمْnuǎmmirkumع م رİkamet etmek, oturmak, onarmak, tamir etmek/canlandırmak, bakmak, inşa etmek, desteklemek, yetiştirmek, yaşanabilir hale getirmek, iyileştirmek, geliştirmek, nüfuslandırmak, hizmet etmek/desteklemek/gözetmek/saymak, ziyaret etmek, sömürgeleştirmek, hedeflemek, sık sık ziyaret etmek, sevgi/şefkat gösterilen bir ziyaret, yerleşik bir yere gitmek.sizi yaşatmadık mı?
14مَا
15يَتَذَكَّرُyeteƶekkeruذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeköğüt alacağı kadar
16فِيهِfīhiorada
17مَنْmenkimsenin
18تَذَكَّرَteƶekkeraذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeköğüt alacak
19وَجَاءَكُمُve cā'ekumuج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve size geldi
20النَّذِيرُn-neƶīruن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıcı
21فَذُوقُواfe ƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguöyle ise (azabı) tadın
22فَمَاfe māartık yoktur
23لِلظَّالِمِينَli Z-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerin
24مِنْminhiçbir
25نَصِيرٍneSīrinن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakyardımcısı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onlar bağrışırlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar da yaptığımız işlerden başka işlerde bulunalım. Size, düşünenin düşünüp öğüt alanın öğüt alacağı kadar ömür vermedik mi ve size korkutucu da gelmişti; artık tadın azâbı, zâlimlere bir yardım eden de yoktur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onlar bağrışırlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar da yaptığımız işlerden başka işlerde bulunalım. Size, düşünenin düşünüp öğüt alanın öğüt alacağı kadar ömür vermedik mi ve size korkutucu da gelmişti; artık tadın azâbı, zâlimlere bir yardım eden de yoktur.

Adem Uğur

Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Ahmed Hulusi

Onlar orada (cehennemde) feryat ederler: "Rabbimiz! Bizi (bu şartlarımızdan) çıkar ki önceden yaptıklarımızdan farklı olarak esas yapılması gerekli olanları yapalım". . . (Cevap verilir:) "Sizi, düşünme kapasitesi olan birinin, düşünebileceği kadar bir ömürle yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi! O halde şimdi tadın (kendinize hazırladığınızı)! Zalimler için bir yardımcı yoktur. "

Ahmet Tekin

Onlar orada feryâd ederler: 'Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Daha önce yapmış olduklarımızı bırakıp İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirelim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayalım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olalım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyelim.' derler. Allah: 'Size, düşünebilecek olanın, akıllı bir kimsenin düşünüp Allah’ı bulabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı da, peygamber de gelmişti, ihtiyarlık da kapıya dayanmıştı. O halde azâbı tadın. İnkar ile, isyan ile, şirk ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlere bir yardım eden bulunmayacaktır.'

Ahmet Varol

Onlar orada: 'Rabbimiz! Bizi çıkar da yapmakta olduklarımızdan farklı olarak salih amel işleyelim' diye feryad ederler. Size öğüt alacak olanın öğüt alabileceği kadar bir ömür vermemiş miydik? Size uyarıcı gelmişti. Artık tadın (azabı); zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

Ali Bulaç

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur."

Ali Fikri Yavuz

O kâfirler cehennemde şöyle derler: “-Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, (dünyada şirk gibi) yapa geldiklerimizden başka salih bir amel yapalım.” (Allah onlara şöyle buyurur): “- Size, düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size peygamber de geldi. O halde tadın (ateşin azabını)!... Çünkü zalimleri (Allah’ın azabından) kurtaracak yoktur?”

Ali Rıza Safa

"Efendimiz! Bizi çıkar; yaptıklarımızdan değişik, erdemli edimler yapalım!" diyerek, orada haykırışlara başlayacaklardır. "Öğüt alacakların öğüt alabilecekleri dek uzun bir ömür vermedik mi? Üstelik size uyarıcı gelmişti. Artık tadın; haksızlık yapanların yardımcısı yoktur!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar orada, "Ey Rabbimiz! Bizi çıkar. Daha önce yaptıklarımızın aksine iyi işler yapalım" diye feryat ederler. Kendilerine, "Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın azabı! Zalimlerin yardımcısı yoktur" denir.

Bekir Sadak

Orada; «Rabbimiz! Bizi cikar; yaptigimizdan baska, yararli is isleyelim» diye bagirisirlar. O zaman onlara soyle deriz: «Ogut alacak kisinin ogut alabilecegi kadar bir sure sizi yasatmadik mi? Size uyarici da gelmisti. Artik azabi tadiniz, zalimlerin yardimcisi olmaz.» *

Celal Yıldırım

Onlar, Cehennem'de şöyle bağırıp çağırırlar: «Rabbimiz! Bizi (buradan) çıkar, yapageldiğimizden başka iyi-yararlı amelde bulunalım.» Sizi, düşünüp de gerçeği anlayabilenin düşünebileceği kadar ömürlü kılmadık mı ? Üstelik size o peygamber de geldi. O halde tadın tadacağınızı! Artık zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve onlar orada, “Rabbimiz! Bizi çıkar da yapmış olduklarımızdan tamamen başka, iyi işler yapalım” diye feryat ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size uyarıcı da gelmişti. Şimdi tadın bakalım! Zalimlerin hiçbir yardımcısı da yoktur!

Diyanet İşleri

Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."

Diyanet İşleri (eski)

Orada; 'Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim' diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: 'Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.'

Diyanet Vakfi

Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, orada şöyle feryad ederler: «Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım.» (Onlara): «Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.» (denir).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlar orada şöyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz, bizleri çıkar da yaptıklarımızdan başka yararlı bir iş yapalım." (Onlara): "Ya size orada düşünecek olanın düşüneceği kadar ömür vermedik mi ki? Hem size Peygamber de geldi. O halde tadın; çünkü zalimleri kurtaracak yoktur!" (denilecektir.)

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar orada şöyle feryad ederler: "ya rabbena, bizleri çıkar, yapageldiklerimiz gayri yarar bir amel yapalım" ya size düşünecek olanın düşüneceği kadar ömür vermedik mi ki, hem size Peygamber de geldi, o halde tadın, çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.

Erhan Aktaş

Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

Fizilal-il Kuran

Onlar orada «Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar da daha önce yaptıklarımızdan farklı, iyi işler yapalım» diye feryad ederler. Düşünmek isteyenlerin düşünmelerine yetecek kadar uzun bir süre sizi yaşatmadık mı? Ayrıca size uyarıcı da gelmişti, Şimdi azabı tadınız bakalım. Zalimlere yardım eden bulunmaz.

Gültekin Onan

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orada (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

Hamdi Döndüren

Onlar orada, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar da, yapmış olduğumuzdan başka iyi iş yapalım!” diye feryat ederler. “Biz, sizi öğüt alacak birinin, öğüt alacağı bir süre kadar yaşatmadık mı? Üstelik size, uyarıcı da gelmişti! Şimdi azabı tadın bakalım! Çünkü zulmedenler için bir yardımcı da yoktur!” (denilir).

Hasan Basri Çantay

Onlar orada (şöyle) bağrışırlar. "Ey Rabbimiz, bizi çıkar. Yapmış olduğumuzdan bambaşka iyi amel (ve hareketler) de bulunacağız". Size iyice düşünecek kimsenin düşünebileceği, öğüt kabul edebileceği kadar ömür vermedik mi? Size (azab ile) korkutan da gelmişdi. Şimdi tadın (o azabı)! Artık zaalimler için hiç bir yardımcı yokdur.

Hasib Asutay

Onlar orada, 'Ey Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptıklarımızdan başka salih bir amel yapalım!' diye feryat ederler. Sizi orada (dünyada) öğüt alacak kimsenin öğüt alacağı (bir süre) kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise (azabı) tadın! Artık zalimlerin yardımcısı yoktur.

Hayrat Neşriyat

Onlar orada şöyle feryâd ederler: 'Rabbimiz! Bizi (bu Cehennemden) çıkar ki(dünyada) işlemekte olduğumuz (günahlar)dan başka, sâlih bir amel işleyelim!' (Onlara:)'Sizi, ibret alacak bir kimsenin, kendisinde ibret alacağı (bir süre) kadar yaşatmadık mı? Size(bu günün dehşetinden haber veren) korkutucu da geldi. Öyle ise tadın (azâbı)! Artık zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur' (denilir).

İbni Kesir

Onlar orada bağırışırlar; Rabbımız, bizi çıkar da yapageldiklerimizden farklı olarak salih amel işleyelim. Öğüt alacak kişinin öğüt alacağı kadar bir süre sizi yaşatmadık mı? Ve size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse azabı tadın. Zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.

Mehmet Okuyan

Oradakiler şöyle feryat edecekler: “Rabbimiz! Bizi (buradan) çıkar da (dünyada) yaptıklarımızın dışında iyi iş(ler) yapalım.” (Onlara şöyle denecektir:) “Size uyarıcı da geldiği hâlde (gerçeği) hatırlayabilecek kimsenin bunu başarabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Şimdi tadın (azabı)!” Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

Muhammed Esed

Onlar orada, (cehennemde): "Rabbimiz! Bizi bu (azap)tan kurtar! Bundan sonra artık (eskiden) yaptıklarımızdan farklı iyi şeyler yapacağız!" diye feryad ederler. (O zaman onlara şöyle cevap vereceğiz:) "Size (orada,) düşünmek isteyen herkesin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedik mi? Ve (üstelik) size bir uyarıcı da gelmişti. Öyleyse, (yaptığınız kötülüklerin meyvelerini) şimdi tadın bakalım! Zalimler hiçbir yardımcı bulamayacaklardır!"

Mustafa İslamoğlu

Ve onlar orada şöyle feryat figan ederler: "Rabbimiz! Kurtar bizi! (Söz), daha önce yaptıklarımızdan daha farklı, daha iyi şeyler yapacağız!"(Şöyle cevap verilecek): "Size aklını başına almaya gönüllü birine yetecek kadar uzun bir ömür vermemişmiydik? Üstelik bir de uyarıcı gelmişti! Şu halde (elinizin ürünlerini) tadın; ama kendini kaybedenlerin hiçbir yardımcısı olmayacağını da unutmayın!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlar orada feryat ederler ki, «Ey Rabbimiz! Bizi çıkar, yapar olduğumuzdan başka sâlih amelde bulunalım.» Onlara denilir ki, «Ya sizi düşünüp anlayacak kimsenin kendisinde düşünebileceği (bir müddet) kadar yaşatmadık mı? Ve size korkutucu geldi, şimdi (azabı) tadın, artık zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.»

Ömer Öngüt

Onlar orada: "Ey Rabbimiz! Bizi çıkar da, yapageldiklerimizden farklı olarak sâlih amel işleyelim!" diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: "Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. (Fakat inanmadınız). Artık azabı tadınız! Zâlimlerin yardımcısı yoktur. "

Suat Yıldırım

Onlar orada imdad istemek için şöyle feryad ederler: "Ey Ulu Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan, dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızdan başka, güzel ve makbul işler yapalım!" Allah onlara şöyle buyurur: "Biz, size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip uyardı. Öyleyse tadın azabı! Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur!"

Süleyman Ateş

Onlar orada: "Rabbimiz, bizi çıkar, (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım?" diye feryad ederler. "Sizi, öğüt alacak olanın, öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). Öyle ise (azabı) tadın artık. Zalimlerin yardımcısı yoktur."

Süleymaniye Vakfı

Orada şöyle feryat ederler: "Rabbimiz! Bizi çıkar da iyi işler yapalım; daha önce yaptıklarımızdan başka işler!" (Onlara şöyle deriz:) "Size, doğru bilgisini kullanacak birinin onu kullanabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyarıcı da geldi, değil mi? Öyleyse tadın (azabı)! Bu yanlışı yapanların bir yardımcısı olmaz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada avazları çıktığınca bağırırlar; "Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim!" derler. O zaman onlara: "Ders alacak kişinin, ders alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadın. Yanlış yapanlara yardım edecek kimse yok!" deriz.

Şaban Piriş

Orada var güçleriyle feryat ederler: -Rabbimiz, bizi çıkar da daha önce yaptıklarımızdan başka iyi şeyler yapalım. -Biz size öğüt alacağınız kadar bir ömür vermedik mi, size uyarıcı gelmedi mi? Şimdi azabı tadın. Zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.

Tefhim-ul Kuran

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: «Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım.» Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyarıp korkutan da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

Ümit Şimşek

Orada bağrışıp durmaktadırlar, 'Rabbimiz, bizi buradan çıkar ki, daha önce yaptıklarımızın yerine güzel işler yapalım' diye. Düşünüp de ibret alacak olan kimseye yetecek kadar bir ömrü Biz size vermedik mi? Üstelik size uyarıcı da geldi. Şimdi tadın azabı; zalimlerin yardımcısı yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa ve hayra yönelik iyi bir iş yapalım." Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada fəryad qoparıb yalvaracaqlar: “Ey Rəbbimiz! Bizi buradan çıxart ki, əvvəllər etdiyimiz əməlləri deyil, yaxşı əməllər edək”. Onlara deyiləcək: “Məgər orada sizə düşünəcək kimsənin düşünə biləcəyi qədər uzun ömür vermədikmi? Sizə qorxudub xəbərdar edən də gəlmişdi. Elə isə dadın əzabı! Zalımlara kömək edən olmaz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar orada fəryad edib deyəcəklər: ″Ey Rəbbimiz! Bizi buradan çıxart ki, saleh əməllər edək. O əməlləri yox ki (dünyada) edirik!″ (Onlara belə deyəcəyik:) ″Məgər orada sizə öyüd-nəsihət qəbul edəcək kimsənin öyüd-nəsihət qəbul edə biləcəyi (düşünəcək kimsənin düşünəcəyi) qədər ömür vermədikmi?! Hələ sizə (siz kafirləri Allahın əzabı ilə) qorxudan peyğəmbər də gəlmişdi. Dadın (cəhənnəm əzabını)! Zalımların imdadına çatan olmaz!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden dann um Hilfe schreien: ʺUnser Herr! Bringe uns heraus! Wir werden gute Werke verrichten, andere als die, die wir zu tun pflegten.ʺ Haben Wir euch nicht lange genug leben lassen, so daß derjenige, der nachdenken wollte, sich hätte ermahnen lassen können? Ist nicht der Warner zu euch gekommen? Kostet nun die qualvolle Strafe! Die Ungerechten haben keinen Helfer.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie schreien darin laut: ʺUnser Herr, bringe uns heraus, so werden wir rechtschaffen handeln, anders als das, was wir zu tun pflegten.ʺ - ʺHaben Wir euch nicht ein so langes Leben gewährt, daß jeder, der hätte bedenken wollen, darin hätte bedenken können? Und ist nicht der Warner zu euch gekommen? So kostet nun, denn die Ungerechten haben keinen Helfer.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie werden darin schreien: ʺUnser Herr, bringe uns (aus der Hölle) heraus; wir wollen rechtschaffene Werke tun, anders als wir (zuvor) zu tun pflegten.ʺ ʺGaben Wir euch nicht ein genügend langes Leben, so daß ein jeder, der sich besinnen wollte, sich darin hätte besinnen können? Und (überdies) kam der Warner zu euch. So kostet nun (die Strafe); denn Frevler haben keinen Helfer.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie schreien darin: ʺUnser HERR! Laß uns herausbringen, damit wir gottgefällig Gutes tun, anderes als das, das wir zu tun pflegten.ʺ Haben WIR euch etwa nicht ein langes Lebensalter gewährt, während dessen derjenige sich erinnern konnte, der sich erinnern wollte?! Auch der Warner kam zu euch. Also erfahrt (die Peinigung)! Denn für die Unrecht-Begehenden gibt es keinen Beistehenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

While in the abysm of Hell, they shall implore Allah in a loud and excited voice, thus: O Allah, our Creator, deliver us out of it. We will imprint our deeds with wisdom and piety contrary to the wrong and the evil We did before. But they shall be told. "Did We not give you life long enough to give a chance to him who was willing to open his heart's ears and to lift to Allah his inward sight!. You received Allah's Messengers who warned you of this unbearable Eventful Event! Therefore, you taste the fatal consequences and do not expect any one to afford you help".

Abdul Haleem

They will cry out loud in Hell, ‘Lord, let us out, and we will do righteous deeds, not what we did before!’- ‘ Did We not give you a life long enough to take warning if you were going to? The warner came to you, now taste the punishment.’ The evildoers will have nobody to help them.

Abdullah Yusuf Ali

Therein will they cry aloud (for assistance): "Our Lord! Bring us out: we shall work righteousness, not the (deeds) we used to do!" - "Did We not give you long enough life so that he that would should receive admonition? and (moreover) the warner came to you. So taste ye (the fruits of your deeds): for the wrong-doers there is no helper."

Abul A'la Maududi

They will cry out in Hell and say: "Our Lord, let us out so that we may act righteously, different from what we did before." (They will be told): “Did we not grant you an age long enough for anyone to take heed if he had wanted to take heed?Besides, there came a warner to you. So have a taste of the torment now. None may come to the help of the wrong-doers.”

Aisha Bewley

They will shout out in it, ‘Our Lord! take us out! We will act rightly, differently from the way we used to act!’ Did We not let you live long enough for anyone who was going to pay heed to pay heed? And did not the warner come to you? Taste it then! There is no helper for the wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

Therein they will cry: "Our Lord! Bring us out, we shall do righteous good deeds, not (the evil deeds) that we used to do." (Allâh will reply): "Did We not give you lives long enough, so that whosoever would receive admonition could receive it? And the warner came to you. So taste you (the evil of your deeds). For the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers) there is no helper."

Ali Quli Qarai

They shall cry therein for help: ‘Our Lord! Bring us out, so that we may act righteously —different from what we used to do!’ ‘Did We not give you a life long enough that one who is heedful might take admonition? And [moreover] the warner had [also] come to you. Now taste [the consequence of your deeds], for the wrongdoers have no helper.’

Amatul Rahman Omar

And therein they will clamour for help (saying), `Our Lord, take us out (of Hell) we will do righteous deeds different from those we used to do (in our previous life). ' (We shall say to them,) `Did We not give you life long enough so that he who might have liked to take heed could take heed during its course? There came a Warner to you as well. So suffer now (the agony of Hell). There is none to help the wrong doers (here).

Arthur John Arberry

Therein they shall shout, 'Our Lord, bring us forth, and we will do righteousness, other than what we have done. ' 'What, did We not give you long life, enough to remember in for him who would remember? To you the warner came; taste you now! The evildoers shall have no helper.'

Bijan Moeinian

Therein they will beg: "Our Lord, please give us a second chance so that we engage in good deeds to cover our wrong doings. " The reply will be: “Did I not give you a lifelong chance? Did I not sent you a Warner? Did I not warned you enough with My Revelations? Now taste what you have sown; there is no help for the wrongdoers here.”

E. Henry Palmer

and they shall shriek therein, 'O our Lord! bring us forth, and we will do right, not what we used to do!' - 'Did we not let you grow old enough for every one who would be mindful to be mindful? and there came to you a warner!- So taste it, for the unjust shall have none to help!'

Edip-Layth

They will scream in it: "Our Lord, let us out, and we will work righteousness instead of the works we used to do." Did We not give you a long life so that he who would remember would take heed, and a warner came to you? Therefore, taste, for the transgressors will have no supporter.

George Sale

And they shall cry out aloud in hell, saying, Lord, take us hence, and we will work righteousness, and not what we have formerly wrought. But it shall be answered them, did we not grant you lives of length sufficient, that whoever would be warned might be warned therein; and did not the preacher come unto you? Taste therefore the pains of hell. And the unjust shall have no protector.

Hamid S. Aziz

And as for those who disbelieve, for them is the Fire of hell; it shall not finish them entirely so that they die, nor shall the chastisement thereof be lightened to them: even thus do We recompense every ungrateful one.

Mahmoud Ghali

And they scream aloud, "Our Lord, bring us (forth) out. We will do righteousness, other than whatever we were doing." (we say), "And did We not give you long (life), enough to remind him who would remind himself? And the constant warner came to you. So taste (the torment)! So in no way will the unjust have any ready vindicator."

Marmaduke Pickthall

And they cry for help there, (saying): Our Lord! Release us; we will do right, not (the wrong) that we used to do. Did not We grant you a life long enough for him who reflected to reflect therein? And the warner came unto you. Now taste (the flavour of your deeds), for evil-doers have no helper.

Mohamed Ahmed - Samira

There they will cry for help: "O Lord, get us out that we may do the right, and not what we used to do. " Did We not give you a long enough span of life so that he who remembered may reflect? And did not the warner come to you? So now taste (the punishment). The iniquitous will have none to help them.

Muhammad Asad

And in that [hell] they will cry aloud: "O our Sustainer! Cause us to come out [of this suffering]! We shall [henceforth] do good deeds, not such as we were wont to do [aforetime]!" [But We shall answer:] “Did We not grant you a life long enough so that whoever was willing to take thought could bethink himself? And [withal,] a war­ner had come unto you! Taste, then, [the fruit of your evil deeds]: for evildoers shall have none to succour them!”

Mustafa Khattab

There they will be ˹fervently˺ screaming, "Our Lord! Take us out ˹and send us back˺. We will do good, unlike what we used to do." ˹They will be told,˺ “Did We not give you lives long enough so that whoever wanted to be mindful could have done so? And the warner came to you. So taste ˹the punishment˺, for the wrongdoers have no helper.”

Progressive Muslims

And they will scream in it: "Our Lord, let us out, and we will work righteousness instead of the works we used to do. " Did We not give you a long life so that he who would remember would take heed, and a warner came to you Therefore, taste, for the transgressors will have no supporter.

Sahih International

And they will cry out therein, "Our Lord, remove us; we will do righteousness - other than what we were doing!" But did We not grant you life enough for whoever would remember therein to remember, and the warner had come to you? So taste [the punishment], for there is not for the wrongdoers any helper.

Sam Gerrans

And they will cry out therein: “Our Lord: take Thou us out! We will work righteousness — other than what we did!” — “Did We not give you life, that there should take heed therein whoso would take heed? And the warner came to you — so taste!” And the wrongdoers have no helper.

Shabbir Ahmed

And in that suffering they will cry, "Our Lord! Get us out of here. We will do right, not that we used to do." Did We not give you a life-long opportunity replete with reminders for whoever would bethink? And a Warner had come to you. Taste then the fruit of your transgressions, for there is no helper for the transgressors of Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

Therein, they will cry loudly (for help): "Our Lord! Take us out (of here): We shall work good deeds and righteousness, not the (things) we used to do!"— (Their answer from Allah will be:) "Did We not give you (a) life long enough so that, he who would (have listened), was warned? And (moreover) the warner came to you. So you taste (the rewards for your deeds): For the wrongdoers there is no helper."

Taqi Usmani

And they will be crying therein, "Our Lord, take us out (from here), and we will act righteously, not in the way we have been doing before." (Allah will say to them,) “Did We not give you an age in your life in which lesson could have been learnt by the one who wished to take lesson? And (furthermore) the warner had (also) come to you. So, have a taste, because the wrongdoers will have no supporter.

The Monotheist Group

And they will scream in it: "Our Lord, let us out, and we will work righteousness instead of the works we used to do." Did We not give you a long life so that he who would remember would take heed, and a warner came to you? Therefore, taste, for the transgressors will have no supporter.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et là, ils hurleront: ʺSeigneur, fais-nous sortir; nous ferons le bien, contrairement à ce que nous faisionsʺ. ʺNe vous avons-Nous pas donné une vie assez longue pour que celui qui réfléchit réfléchisse? Lʹavertisseur, cependant, vous était venu. Et bien, goûtez (votre punition). Car pour les injustes, il nʹy a pas de secoureurʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew li dojehê dikine feryad û dibêjin: Xwedayê me! Me derîne da ku ji bilî wî karê ku me dikir, em karekî qenc bikin. (Xweda ji wan re dibêje:) Ma me temenekî wisa nedabû we ku kesê tê de bifikire ew ê jê şîret wergire û ji we re hişyarker jî hatibû. Nexwe ezab tehm bikin, îcar ji zaliman re tu arîkar jî tun in.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zullen erin uitschreeuwen: ʺOnze Heer, haal ons hier uit, dan zullen wij deugdelijk handelen, anders dan wij altijd deden.ʺ ʺHebben Wij jullie dan niet zo lang laten leven dat iemand zich zou kunnen laten vermanen als hij het wilde? En er was een waarschuwer tot jullie gekomen! Proeft het dus maar; de onrechtplegers hebben geen helper.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij zullen overluid in de hel schreeuwen; zeggende: Heer! neem ons van hier, en wij zullen rechtvaardigheid oefenen, en niet hetgeen wij vroeger hebben bedreven. Maar men zal hun antwoorden: Hebben wij uw leven niet lang genoeg doen zijn, opdat hij die kon overdenken, gewaarschuwd zou wezen; en is de prediker niet tot u gekomen? Proeft dus de pijnen der hel. En de onrechtvaardigen zullen geen helper hebben.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [неверующие] будут просить помощи в нем [в Аду]: «О, Господь наш! Выведи нас (из Ада), мы будем совершать праведное – (совсем) не то, что мы делали (в нашей жизни) [будем верующими и совершающими благие деяния]!» (И Аллах Всевышний скажет им): «Разве Мы не дали вам жизни, так чтобы опомнился [получил наставления] тот, кто мог вспоминать [брать наставления]? И приходил к вам увещеватель [пророк]. Вкушайте же (наказание Ада), и нет для злодеев никакого помощника (который спас бы их от наказания Аллаха)!

Rusça — Osmanov

Там они возопят: ʺГосподи наш! Выведи нас [отсюда], и мы будем вершить добро, а не то, что вершили [прежде]ʺ. [Ответом будет]: ʺРазве Мы не даровали вам долгую жизнь, с тем чтобы призадумался тот, кто способен был на это? Ведь к вам приходил увещеватель. Так вкусите же [кару], ибо нет для неправедников помощникаʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Därifrån skall deras klagorop höras: ʺHerre, låt oss komma bort härifrån! Vi skall göra det rätta och inte handla som vi handlade (förr)!ʺ (Men Gud skall svara:) ʺGjorde Vi inte ert liv tillräckligt långt för att den som så ville skulle ha tid till eftertanke? Och varnaren kom (också) till er! Pröva nu på (ert straff)! Det finns ingen hjälpare för de orättfärdiga!