Sebe' halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: "Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın."

وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا فِيهَا السَّيْرَ سِيرُوا فِيهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِنِينَ

ve ceǎlnā beynehum ve beyne l-ḳurā lletī bāraknā fīhā ḳuran Zāhiraten ve ḳaddernā fīhā s-seyra sīrū fīhā leyāliye ve eyyāmen āminīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve var ettik
2بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinonların arasında
3وَبَيْنَve beyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinve arasında
4الْقُرَىl-ḳurāق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentler
5الَّتِيlletī
6بَارَكْنَاbāraknāب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmakbereketlendirdiğimiz
7فِيهَاfīhāiçinde
8قُرًىḳuranق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentler
9ظَاهِرَةًZāhiratenظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakaçıkça görünen
10وَقَدَّرْنَاve ḳaddernāق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışve takdir ettik
11فِيهَاfīhābunlar arasında
12السَّيْرَs-seyraس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesiyürümeyi
13سِيرُواsīrūس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesiyürüyün
14فِيهَاfīhāoralarda
15لَيَالِيَleyāliyeل ي لGece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyingeceleri
16وَاَيَّامًاve eyyāmenي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gündüzleri
17اٰمِنِينَāminīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamangüven içinde

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların şehirleriyle kutladığımız şehirler arasında, âdeta birbirine bitişik nice şehirler halketmiştik ve o şehirlere gidip gelmeyi kolay bir hâle getirmiştik; demiştik ki: Geceleri, gündüzleri emniyet içinde gezin, dolaşın oralarda.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onların şehirleriyle kutladığımız şehirler arasında, âdeta birbirine bitişik nice şehirler halketmiştik ve o şehirlere gidip gelmeyi kolay bir hâle getirmiştik; demiştik ki: Geceleri, gündüzleri emniyet içinde gezin, dolaşın oralarda.

Adem Uğur

Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın, dedik.

Ahmed Hulusi

Onlar (Sebe'liler) ile içlerinde bereketler halk ettiğimiz şehirler arasında görünen mesafelerde beldeler oluşturduk. . . Onların arasında seyahati düzenledik. . . "Oralarda gece ve gündüz, güvenli olarak seyredin" (dedik).

Ahmet Tekin

Onların yurdu ile o bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen, birbirine yakın nice kasabalar kurdurduk. Bunlar arasında yolculuğu konaklara ayırdık, planı biz yaptık. 'Oralarda, geceleri, gündüzleri korkusuzca dolaşın' dedik.

Ahmet Varol

Onlarla içini bereketli kıldığımız beldeler arasında (karşıdan karşıya) görünen kasabalar var ettik ve oralarda yürümeyi takdir ettik. 'Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde dolaşın!'

Ali Bulaç

Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik).

Ali Fikri Yavuz

Biz Sebe’ halkı ile, kendilerine bereket verdiğimiz (Şam ve Ürdün gibi) memleketler arasında arka arakaya şehirler meydana getirmiştik. Oralarda yolculuk için (muayyen yer ve zamanlarda) gidiş geliş takdir eylemiştik. (Kendilerine de şöyle demiştik: “-Geceler ve gündüzler boyu (her istediğiniz zaman) oralarda emniyet içinde yürüyün.”

Ali Rıza Safa

Ongun yaptığımız ülkelerle onların arasına art arda yöreler yerleştirdik ve bunların arasında yolculuklar belirledik: "Geceleri ve gündüzleri güven içinde dolaşın!"

Bayraktar Bayraklı

Onların yurdu ile mübarek kıldığımız şehirler arasında, birbirinden görünen beldeler yerleştirdik. Aralarında gidip gelmeyi kolaylaştırdık. "Güven içerisinde oralarda gece ve gündüz gidip geliniz" dedik.

Bekir Sadak

Onlarla, kutlu kildigimiz sehirler arasinda, karsidan karsiya gorunen kasabalar var etmis, oralari gezilecek belirli konak yerleri yapmistik, «Oralarda geceleri ve gunduzleri guven icinde gezin» demistik.

Celal Yıldırım

Onların yurtlarıyla, feyizlendirip mübarek kıldığımız kasabalar arasında biri diğerinden görülebilen yakın kasaba ve köyler meydana getirdik ; bunlar arasında gezip dolaşma imkânlarını takdîr ettik, «geceleri ve gündüzleri güven içinde gezip dolaşın !» (dedik).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bereketli kıldığımız beldeler ile onlar arasında birbirini gören birçok yerleşim yeri oluşturduk ve bunlar arasında seyahati uygun konaklara ayırdık. “Oralarda geceleri, gündüzleri güven içinde seyahat edin” dedik.

Diyanet İşleri

Sebe' halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: "Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın."

Diyanet İşleri (eski)

Onlarla, kutlu kıldığımız şehirler arasında, karşıdan karşıya görünen kasabalar var etmiş, oraları gezilecek belirli konak yerleri yapmıştık, 'Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde gezin' demiştik.

Diyanet Vakfi

Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın, dedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında, sırt sırta şehirler meydana getirmiştik. Ve onlar da muntazam gidiş geliş düzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gündüzlerce emniyet içinde gezip yürüyün (dedik).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta şehirler meydana getirmiş ve onlara da düzenli gidiş geliş imkanı sağlamış "Gezin oralarda, geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde!" demiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onlarla o feyz-u bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta karyeler meydana getirmiştik ve onlarda muntazam seyr-ü sefer takdir eylemiştik, gezin oralarda gecelerce ve gündüzlerce emniyyet içinde demiştik

Erhan Aktaş

Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında birbirlerine yakın kasabalar yaptık. Bunlar arasında yolculuk yapılacak yollar düzenledik. "Buralarda geceleri ve gündüzleri güvenli olarak yolculuk yapın dedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında birbirlerine yakın kasabalar yaptık. Bunlar arasında yolculuk yapılacak yollar düzenledik. "Buralarda geceleri ve gündüzleri güvenli olarak yolculuk yapın dedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sebe'lilerle bereketli kıldığımız şehirler arasına birbirlerine yakın kasabalar yaptık. "Buralarda geceleri ve gündüzleri güvenli olarak yolculuk yapmaları için onlara ulaşım yolları düzenledik.

Fizilal-il Kuran

Onların yurtları ile kutsal kentler arasına, birinden bakınca öbürü görünebilen kısa aralıklı kentler serpiştirerek konaktan konağa mesafeleri ölçülebilir bir yolculuk yapmalarını sağladık. Onlara «Bu yol boyunca hem geceleyin hem de gündüzün güven içinde yolculuk yapın» dedik.

Gültekin Onan

Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik (aminiyn) içinde gezip dolaşın" (dedik).

Hamdi Döndüren

Biz onların yurdu ile, içlerini bereketli kıldığımız kentler arasında, kolayca görünen nice kentler var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. “Oralarda geceleri, gündüzleri güven içinde gezip dolaşın!” (dedik).

Hasan Basri Çantay

Onlar (ın yurdu) ile (feyz ve) bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta nice kasabalar yapmışdık. Oralarda seyr (ve sefer etmelerini) takdir etmiş, (kendilerine:) "Gecelerce ve gündüzlerce oralarda korkusuz gezin, dolaşın" (demişdik).

Hasib Asutay

'Onlar (ın yurdu) ile içlerinde bereketler kıldığımız memleketler (9) arasında, (biri diğerinden) görünebilen nice kentler var ettik ve orada yürüme (imkânı) takdir ettik. Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde gezip dolaşın ' (dedik). (9. Şam kasabaları.)

Hayrat Neşriyat

Hem onlar(ın yurdu) ile kendilerini bereketli kıldığımız memleketler (Şam havâlisi)arasında, (birbirinden rahatça) görünen (mesâfelerde) şehirler meydana getirmiştik ve buralarda (kolayca gidip gelmek üzere) sefer etmeyi takdîr etmiştik. 'Oralarda geceleri ve gündüzleri emniyet içinde kimseler olarak seyâhat edin!' (demiştik.)

İbni Kesir

Onlarla mübarek kıldığımız kasabalar arasında, görünebilen kasabalar var ettik. Ve orada gezilecek belirli yerler yaptık. Orada geceleri ve gündüzleri emniyet içerisinde gezin.

Mehmet Okuyan

Onlar(ın yurdu) ile kendilerini bereketlendirdiğimiz şehirler arasında, kolayca görünen şehirler var etmiş ve bunlar arasında (kolayca) yürümelerini (seyahat etmelerini) mümkün kılmıştık. (Onlara) “Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün!" (seyahat edin! demiştik).

Muhammed Esed

Biz, (o toplumun çöküşünden önce,) kutsadığımız şehirler ile onlar arasına birbirlerinin görüş mesafesinde bulunan (birçok) kasaba yerleştirdik; ve böylece (onlar için) seyahati kolaylaştırdık, (ve adeta) "Bu (topraklarda) hem geceleri hem de gündüzleri güven içinde seyahat edin!" (dedik).

Mustafa İslamoğlu

Biz (bu helaktan önce) onlara, mübarek kıldığımız şehirlerle kendileri arasına birbirine nazır beldeler inşa ed(ecek kudret ver)dik; ve bunlar arasında düzenli ulaşımı temin ettik; (ve bu yolla) "Geceler ve gündüzler boyunca güvenli bir biçimde yolculuk yapın!" (demiş olduk).

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onların aralarında ve kendilerinde bereket vermiş olduğumuz beldeler arasında birbirine muttasıl kasabalar meydana getirmiştik ve onlara seyr-i seferi takdir eylemiştik. Geceleri ve göndüzleri emînler olarak yürüyünüz (demiştik).

Ömer Öngüt

Onların yurtları ile, içine feyz ve bereketler verdiğimiz memleketler arasında, biri diğerinden görülebilen yakın nice şehirler meydana getirdik. Bunlar arasında gezip dolaşma imkânları takdir ettik. "Geceleri ve gündüzleri oralarda emniyet içinde gezip dolaşın. " (dedik).

Suat Yıldırım

Onların diyarlarıyla, feyz ve bereket verdiğimiz kutlu beldeler arasında sırt sırta vermiş, biri birinden görülebilen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında düzenli ulaşım imkânları sağladık. "Oralarda geceler ve gündüzler boyunca, güven içinde gezin dolaşın!" dedik.

Süleyman Ateş

Onlarla, içinde bereketler yarattığımız kentler arasında, açıkça görünen kentler var ettik ve bunlar arasında yürümeyi takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün" (dedik).

Süleymaniye Vakfı

Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında biri diğerinden görünen kentler oluşturduk. Oralarda yapılacak yolculuğun ölçüsünü de koyduk. "Geceler ve günler boyunca güven içinde yolculuk yapın!"(dedik.)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halbuki onlarla, bereketli kıldığımız şehirler arasında, biri diğerinin arkasından gelen kentler var etmiş, yolculuk yapmaya uygun ölçüler koymuş ve "Oralarda gece - gündüz güven içinde yolculuk edin" demiştik.

Şaban Piriş

Onlar ile bereketlendirdiğimiz şehirler arasında, seçkin şehirler yaptık ve güven içinde gündüz gece seyahat edin diye, aralarında gidip gelmeyi kolaylaştırdık.

Tefhim-ul Kuran

Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkânlarını) takdir ettik: «Oralarda geceleri ve güdüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın» (dedik).

Ümit Şimşek

Onların yurduyla bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta vermiş beldeler var etmiş ve böylece orada kolay bir seyahat nasip etmiştik-gece gündüz orada güven içinde gezin diye.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onlarla, içini bereketle doldurduğumuz kentler arasında, sırt sırta vermiş kasabalar oluşturduk; bunlar arasında gidiş gelişler belirledik. "Geceleri ve güdüzleri, güven içinde gezip dolaşın oralarda." dedik.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Səba qəbiləsi ilə bərəkət verdiyimiz məmləkətlər arasında aydın görünən bir-birinə yaxın şəhərlər salmış, orada gediş-gəliş yaratmışdıq. “Oralarda gecələr və gündüzlər arxayın gəzib dolaşın!”– demişdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir hatten zwischen ihnen und den gesegneten Städten, Städte aufkommen lassen, die in Sichtweite voneinander lagen und bemaßen die Entfernung so, daß sie bequem und sicher zu erreichen waren. Wir sagten: ʺGeht zwischen ihnen bei Nacht und bei Tage in Sicherheit hin und her!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir legten zwischen ihnen und den Städten, die Wir gesegnet haben, sichtbare Städte an. Und Wir setzten das rechte Maß der Reise zwischen ihnen fest: ʺReist in ihnen - Nächte und Tage - in Sicherheit umher.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir setzten zwischen sie und die Städte, die Wir gesegnet hatten, (andere) hochragende Städte, und Wir erleichterten das Reisen zwischen ihnen: ʺReist zwischen ihnen bei Tag und Nacht in Sicherheit umher.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR ließen zwischen ihnen und den Ortschaften, die WIR mit Baraka erfüllten, bekannte Ortschaften sein und bestimmten die Reise durch sie. Reist durch sie wenige Nächte und Tage lang in Sicherheit!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet We did not tear them apart but We kept the villages which stood conspicuous between their towns and the towns We blessed. * And We made these villages - serve as stations or stopping-places on their journeys and their commercial travels, And We determined the distances and the units of time to a scale inducing the feeling of comfort and safety and We said to them: You may travel by night or by day, you will be safe and secure.

Abdul Haleem

Also, We had placed, between them and the towns We had blessed, other towns within sight of one another to which they could travel easily- ‘ Travel safely in this land by night and by day’-

Abdullah Yusuf Ali

Between them and the Cities on which We had poured our blessings, We had placed Cities in prominent positions, and between them We had appointed stages of journey in due proportion: "Travel therein, secure, by night and by day."

Abul A'la Maududi

We placed other prominent towns between them, the towns that We had blessed and had set well-measured stages between them. Move back and forth between them, night and day, in perfect security.

Aisha Bewley

We placed between them and the cities We had blessed other clearly conspicuous cities, making them measured stages on the way: ‘Travel between them in safety by night and day. ’

Al-Hilali & Khan

And We placed, between them and the towns which We had blessed, towns easy to be seen, and We made the stages (of journey) between them easy (saying): "Travel in them safely both by night and day."

Ali Quli Qarai

We had placed between them and the towns which We had blessed hamlets prominent [from the main route], and We had ordained the course through them: ‘Travel through them in safety, night and day. ’

Amatul Rahman Omar

And We had placed between them (- the Shebians) and the towns (of Syria) which We had blessed, (other) towns facing each others and prominently visible, and We had fixed easy (journeying) stages between them. (We said to the people of Sheba), `Journey through them by night and day, safe and secure.'

Arthur John Arberry

And We set, between them and the cities that We have blessed, cities apparent and well We measured the journey between them: 'Journey among them by night and day in security!'

Bijan Moeinian

I had scattered villages between them and the blessed land [probably between Yemen and Palestine and Syria] so that they may travel [from one habitation to the other] with ease and securely by day or by night.

E. Henry Palmer

And we made between them and the cities which we had blessed (other) cities which were evident; and we measured out the journey: 'Journey ye thereto nights and days in safety!'

Edip-Layth

We placed between them and between the towns that We blessed, towns that were easy to see; and We measured the journey between them: "Travel in them by night and day in complete security."

George Sale

And We placed between them and the cities which We have blessed, cities situate near each other; and We made the journey easy between them, saying, travel through the same by night and by day, in security.

Hamid S. Aziz

We requited them with this because they were ungrateful; do We ever punish any but the ungrateful?

Mahmoud Ghali

And We made, between them and the towns which We have blessed, towns apparent, and We well determined traveling between them: "Travel among them nights and days secure. "

Marmaduke Pickthall

And We set, between them and the towns which We had blessed, towns easy to be seen, and We made the stage between them easy, (saying): Travel in them safely both by night and day.

Mohamed Ahmed - Samira

Between them and the cities We had blessed We placed towns along the highway, and made them stages on their journey, (saying): "Travel between them in safety by day or by night. "

Muhammad Asad

Now [before their downfall, ] We had placed between them and the cities which We had blessed [many] towns within sight of one another; and thus We had made traveling easy [for them, as if to say]: "Travel safely in this [land], by night or by day!"

Mustafa Khattab

We had also placed between them and the cities[1] We showered with blessings ˹many small˺ towns within sight of one another. And We set moderate travel distances in between, ˹saying,˺ "Travel between them by day and night safely."

Progressive Muslims

And We placed between them and between the towns that We blessed, towns that were easy to see; and We measured the journey between them: "Travel in them by night and day in complete security. "

Sahih International

And We placed between them and the cities which We had blessed [many] visible cities. And We determined between them the [distances of] journey, [saying], "Travel between them by night or day in safety."

Sam Gerrans

And We made between them and the cities We had blessed cities visible; and determined the journey between them: “Travel in this by night and day in safety.”

Shabbir Ahmed

And We had set, between them and the towns We had blessed (Syria-Palestine), many oases with townships within sight of one another, and thus We had made traveling easy, "Travel safely in this land by night or by day. "

Syed Vickar Ahamed

And We had placed for them, between the Towns on which We had granted Our blessings, (other) Cities in important locations, and between them We had fixed stages of journey in due proportion, saying: "Travel in there, safely, by night and by day. "

Taqi Usmani

And We had set visible townships, all the way between them and the towns blessed by Us, and phased the journey between them in measured phases: "Travel along them at nights and days peacefully."

The Monotheist Group

And We placed between them and between the towns that We blessed, towns that were easy to see; and We measured the journey between them: "Travel in them by night and day in complete security."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous avions placé entre eux et les cités que Nous avions bénies, dʹautres cités proéminentes, et Nous avions évalué les étapes de voyage entre elles. ʺVoyagez entre elles pendant des nuits et des jours, en sécuritéʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me di navbera wan de û wan gundên ku me bereket xistibûyê, gelek gundên ji derveyî wan anîne holê û me di navbera wan de çend qonax danîn, (me ji wan re got:) De bi şev û roj hûn çawa dixwazin ji xwe re biewleyî bigerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En tussen hen en de steden die Wij gezegend hebben plaatsten Wij (een reeks van onderling) zichtbare steden en Wij bepaalden de reis erdoor: ʺReist er bij nacht en bij dag veilig doorheen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij plaatsten tusschen hen en de steden welke wij gezegend hebben, (bloeiende bij elkander gelegen steden) en wij maakten de reis daartusschen gemakkelijk; zeggende: Reist er door des nachts en des daags, in zekerheid.

Hollandaca — Siregar

En Wij maakten tussen hen en de steden die Wij hadden gezegend, duidelijk zichtbare steden en Wij maakten daarlangs een reis mogelijk. Reist daarlangs in veiligheid, dag en nacht.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И устроили Мы между ними [жителями Саба, в Йемене] и теми селениями, в которые Мы ниспослали благодать [селениями Шама], видные [заметные] селения (которые связаны между собой путями); и определили в них путь [сделали так, чтобы от одного поселения до другого можно было добраться без сильной устали]: «Идите между ними [теми селения] ночи и дни [в любое время, когда пожелаете] (будучи) в безопасности (от жажды, голода и врагов)!»

Rusça — Osmanov

Между ними и городами, которые Мы благословили, Мы воздвигли города на расстоянии видимости [друг от друга], а также на расстояниях, [удобных] для передвижения между ними, [и сказали]: ʺПутешествуйте в этих [пределах] и днем и ночью в полной безопасностиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (längs vägen) mellan dem och de städer, som Vi hade välsignat, lade Vi byar inom synhåll (för varandra) och möjliggjorde på så sätt färder i väl avpassade (etapper; Vi sade:) ʺFärdas i trygghet på denna (väg) natt som dag!ʺ