(8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

اِنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ خَالِدِينَ فِيهَا وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

inne (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti lehum cennātu n-neǐymi / ḣālidīne fīhā veǎ'de (a)llahi Haḳḳan ve huve l-ǎzīzu l-Hakīmu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneelbette
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lara)
4وَعَمِلُواve ǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve yapanlara
5الصَّالِحَاتِS-SāliHātiص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
6لَهُمْlehumonlara vardır
7جَنَّاتُcennātuج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetler
8النَّعِيمِn-neǐymiن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ni'meti bol
1خَالِدِينَḣālidīneخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmakebedi kalacaklardır
2فِيهَاfīhāorada
3وَعْدَveǎ'deو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)va'didir
4اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
5حَقًّاHaḳḳanح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek
6وَهُوَve huveve O
7الْعَزِيزُl-ǎzīzuع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertüstündür
8الْحَكِيمُl-Hakīmuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ve hikmet sahibidir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ebedî kalırlar orada; Allah'ın vaadi gerçektir ve odur üstün, hüküm ve hikmet sâhibi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ebedî kalırlar orada; Allahʼın vaadi gerçektir ve odur üstün, hüküm ve hikmet sâhibi.

Adem Uğur

Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

Ahmed Hulusi

Orada sonsuza dek yaşarlar. . . Allah'ın Hak vaadidir! "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.

Ahmet Tekin

Orada ebedî yaşarlar. Bu Allah’ın kesinlikle gerçekleştireceği bir va’didir. Kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan O’dur.

Ahmet Varol

Orada sonsuza kadar kalacaklardır. (Bu) Allah'ın hak olan vaadidir. O güçlüdür, hikmet sahibidir.

Ali Bulaç

Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Fikri Yavuz

O cennetlerde, onlar ebedî olarak kalmak üzere...Allah’ın (müminlere bu cennet) vaadi hakdır. O, Azîz’dir= her şeye galibdir, Hakîm’dir= hükmünde hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Sürekli orada kalacaklardır. Allah'ın sözünü verdiği gerçektir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

- İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu,süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.

Bekir Sadak

(8-9) Inanip yararli is isleyenler icin, Allah'in vadi geregince temelli kalacaklari nimet cennetleri vardir. O; gucludur, hakim'dir.

Celal Yıldırım

Orada ebedî kalıcılardır. Allah'ın va'di haktır, (elbette gerçekleşecektir). O, çok güçlüdür, çok üstündür; yegâne hikmet sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(8-9) İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, onları da nimetlerle dolu, içinde ebedî kalacakları cennetler bekliyor. Bunu Allah gerçek olarak vaad etmiştir. O azîzdir, hakîmdir.

Diyanet İşleri

(8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

(8-9) İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.

Diyanet Vakfi

(8-9) Şüphesiz, iman edip de güzel davranışlarda bulunanlar için, içinde devamlı kalacakları ve nimetleri bol cennetler vardır. Bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın hak sözü olarak içlerinde ebedi kalmak üzere! O, pek güçlü ve hakimdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İçlerinde muhalled olmak üzere onlar, hakka Allahın va'di bu ve aziz odur hakim o

Erhan Aktaş

Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Fizilal-il Kuran

Orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O güçlüdür, hakimdir.

Gültekin Onan

Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Tanrı'nın vaadi haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hamdi Döndüren

İnananlara ve iyi işler yapanlara içlerinde sürekli olarak kalacakları nimet cennetleri vardır. Bu, Allah’ın gerçek sözüdür. O mutlak üstündür, tam hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

(8-9) Hakıykat, iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Naıym cennetleri — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olmak üzere — onlarındır. Bu, Allahın gerçek va'didir. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

Hasib Asutay

Orada ebedî kalacaklardır. (Bu,) Allah'ın gerçek va'didir. O, mutlak üstündür, hikmet sahibidir.

Hayrat Neşriyat

Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. (Bu,) Allah’ın hak bir va'didir. Çünki O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

İbni Kesir

Orada devamlı kalırlar. Bu, Allah'ın hak vaadidir. Ve O; Aziz'dir, Hakim'dir.

Mehmet Okuyan

Allah’ın vaadi olarak orada ebedî kalacaklardır. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

Muhammed Esed

Orada Allah'ın şaşmaz vaadine uygun olarak temelli kalacaklar; çünkü O, kudret ve hikmet sahibidir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar orada Allah'ın mutlaka gerçekleşecek olan vaadi uyarınca ebedi kalacak. Zira O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet edendir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Oralarda ebedîyyen kalıcılardır. Allah bihakkın vaad buyurmuştur. Ve O azîzdir, hakîmdir.

Ömer Öngüt

Onlar orada ebedî kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O, Azîz'dir, hükmünde hikmet sahibidir.

Suat Yıldırım

Ebedî kalmak üzere oralara girerler; Allah’ın vâdi haktır, gerçektir. O, azîz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

Orada ebedi kalacaklardır. (Bu,) Allah'ın gerçek va'didir. O üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Orada ölümsüz olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın vaadidir, mutlaka gerçekleşecektir. Daima üstün ve kararları doğru olan odur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın gerçekleşecek sözü gereği orada ölümsüzleşirler. O; güçlüdür ,doğru karar verir.

Şaban Piriş

Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O, güçlüdür, hakimdir.

Tefhim-ul Kuran

Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ümit Şimşek

Orada ebediyen kalırlar. Bu Allah'ın gerçek vaadidir. O herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sürekli kalacaklardır orada. Allah'ın hak vaadidir bu. Aziz'dir, Hakim'dir O.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada əbədi qalacaqlar. Allahın vədi haqdır. O, Qüdrətlidir, Müdrikdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar orada əbədi qalacaqlar. Allahın (möʼminlərə verdiyi cənnət) vəʼdi haqdır. O, yenilməz qüvvət, hikmət sahibidir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Darin werden sie ewig bleiben. Das ist Gottes wahres Versprechen. Er ist der Allmächtige, der Allweise.

Almanca — Der Edle Quran

ewig darin zu bleiben. (Das ist) Allahs Versprechen in Wahrheit. Und Er ist der Allmächtige und Allweise.

Almanca — M. A. Rassoul

Darin werden sie auf ewig weilen.(Dies ist) eine Verheißung Allahs in Wahrheit! Und Er ist der Allmächtige, der Allweise.

Almanca — Muhammad Zaidan

darin werden sie ewig bleiben. Es ist ALLAHs wahres Versprechen. Und ER ist Der Allwürdige, Der Allweise.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

wherein they will have passed through nature to Eternity as promised by Allah Whose promise is the truth personified. He is AL-Aziz (the Almighty) and AL- Hakim (the Source of Wisdom and wise mysterious dispensations).

Abdul Haleem

where they will stay: that is God’s true promise, and He is the Almighty, the All Wise.

Abdullah Yusuf Ali

To dwell therein. The promise of Allah is true: and He is Exalted in Power, Wise.

Abul A'la Maududi

They shall abide in them forever. This is Allah's promise that shall come true. He is the Most Powerful, the Most Wise.

Aisha Bewley

to remain in them timelessly, for ever. Allah’s promise is true. He is the Almighty, the All-Wise.

Al-Hilali & Khan

To abide therein. It is a Promise of Allâh in truth. And He is the All-Mighty, the All-Wise.

Ali Quli Qarai

to remain in them [forever] —a true promise of Allah, and He is the All-mighty, the All-wise.

Amatul Rahman Omar

There in they shall live for ever. (This is) a true promise of Allâh. And He is the All-Mighty, the All-Wise.

Arthur John Arberry

therein to dwell forever -- God's promise in truth; and He is the All-mighty, the All-wise.

Bijan Moeinian

They will live in Paradise forever; this is a true promise of God. God is Almighty, the Most Wise.

E. Henry Palmer

to dwell therein for aye;- God's promise in truth, and He is mighty, wise.

Edip-Layth

Abiding eternally therein with certainty, as promised by God. He is the Noble, the Wise.

George Sale

they shall continue therein for ever: This is the certain promise of God; and he is the mighty, the wise.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe and do right, for them are Gardens of Bliss,

Mahmoud Ghali

Eternally (abiding) therein, a promise of Allah truly (binding), and He is The Ever-Mighty, The Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

Wherein they will abide. It is a promise of Allah in truth. He is the Mighty, the Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

They will abide in them for ever. The promise of God is true; and He is all-mighty and all-wise.

Muhammad Asad

to abide therein in accordance with God’s true promise: for He alone is almighty, truly wise.

Mustafa Khattab

staying there forever. Allah’s promise is true. And He is the Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

Abiding eternally therein with certainty, as promised by God. He is the Noble, the Wise.

Sahih International

Wherein they abide eternally; [it is] the promise of Allah [which is] truth. And He is the Exalted in Might, the Wise.

Sam Gerrans

They abiding eternally therein — the promise of God in truth; and He is the Exalted in Might, the Wise.

Shabbir Ahmed

To abide therein according to Allah's true promise. For, He is the Mighty, the Wise.

Syed Vickar Ahamed

To live therein. His, the promise of Allah is true: And He is the Almighty (Al-Aziz) and All Wise (Al-Hakeem).

Taqi Usmani

in which they will live forever - an absolute promise of Allah. He is the Mighty, the Wise.

The Monotheist Group

Abiding therein, the promise of God is true. And He is the Noble, the Wise.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

pour y demeurer éternellement, - cʹest en vérité une promesse dʹAllah-. Cʹest Lui le Puissant, le Sage.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew her û her tê de mayînde ne, ev soza Xwedê ye ku tê de guman tune ye û her Ew e, yê desthilat, yê karbinecih.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

waarin zij altijd zullen blijven. Dat is in waarheid Gods toezegging. Hij is de machtige, de wijze.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Eeuwig zullen zij daarin verblijven. Dit is de zekere belofte van God; en hij is de Machtige, de Wijze.

Hollandaca — Siregar

Zij Zijn eeuwig levenden daarin, als een belofte van Allah die waar is, en Hij is de Almachtige, de Alwijze.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(и будут они) вечно пребывающими в них [в райских садах] по истинному обещанию Аллаха. И Он – Величественный, Мудрый!

Rusça — Osmanov

[Они] будут вечно пребывать в них согласно непреложному обещанию Аллаха. Он велик, мудр.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

där de i enlighet med Guds löfte skall förbli till evig tid; Han är den Allsmäktige, den Vise.