Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَابَّةٍ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

ḣaleḳa s-semāvāti bi ğayri ǎmedin teravnehā ve elḳā fī l-erDi ravāsiye en temīde bikum ve beṧṧe fīhā min kulli dābbetin ve enzelnā mine s-semāi māen fe enbetnā fīhā min kulli zevcin kerīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yarattı
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
3بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmadan
4عَمَدٍǎmedinع م دAmaçlamak, desteklemek, sütunlar veya direkler yerleştirmek, yüksek yapı yerleştirmek, desteklemek, çözümlemek, hedeflemek, yönlendirmek, önermek, (kasıtlı olarak günah) işlemek, yüksek yapı, çadır, direk, temel, başkan.bir direk
5تَرَوْنَهَاteravnehāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görebildiğiniz
6وَاَلْقٰىve elḳāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.ve attı
7فِي
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyere
9رَوَاسِيَravāsiyeر س وDemir atmak, demirlemek, sabit olmak, sabitlenmek, sağlam durmak, kararlı olmak, yerleşmek, durmak, yanaşmak, limana varmaksağlam ve yüksek dağlar
10اَنْendiye
11تَمِيدَtemīdeم ي دSarsılmak, hareket ettirilmek, çalkalanmak, yayılmak, yemek vermek. Hareket halinde veya karışıklık içinde olmak/olmaktı. Çalkalandı/Heyecanlandı: şiddetli hareket veya karışıklık halinde; veya şiddetle çalkalandı. Dönmek/Kıvrılmak. Büküldü ve kasıldı. Titredi, sarsıldı. Karıştırmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek. Yandan yana eğilmek. Fayda/lar veya iyilik/ler bahşetmek, vermek.sarsar
12بِكُمْbikumsizi
13وَبَثَّve beṧṧeب ث ثYayılmış/dağılmış/saçılmış, yayımlanmış/açıklanmış.ve yaydı
14فِيهَاfīhāorada
15مِنْmin
16كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher çeşit
17دَابَّةٍdābbetinد ب بyavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmakcanlıyı
18وَاَنْزَلْنَاve enzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdik
19مِنَmine-ten
20السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
21مَاءًmāenم و هsu, yağmurbir su
22فَاَنْبَتْنَاfe enbetnāن ب تÜretmek (ağaç), filizlenmek, büyümek, filiz vermek (bitki), büyümek (çocuk). Nawaabit - insan veya hayvanların yavruları.ve bitirdik
23فِيهَاfīhāorada
24مِنْmin-ten
25كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
26زَوْجٍzevcinز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocaçift-
27كَرِيمٍkerīminك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmakgüzel (bitkiler)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gökleri direksiz yaratmıştır, onları görüp durursunuz ve yeryüzüne de sallanıp sizi sarsmaması için metin dağlar koymuştur ve oraya bütün mahlûkatı yaymıştır ve gökten yağmur yağdırmıştır da yerde her çeşit güzelim nebâtı, çifter çifter bitirmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gökleri direksiz yaratmıştır, onları görüp durursunuz ve yeryüzüne de sallanıp sizi sarsmaması için metin dağlar koymuştur ve oraya bütün mahlûkatı yaymıştır ve gökten yağmur yağdırmıştır da yerde her çeşit güzelim nebâtı, çifter çifter bitirmiştir.

Adem Uğur

O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.

Ahmed Hulusi

Semaları, dayanağı olmaksızın (Bi-gayrı amed) yarattı (direkt olarak Esma manaları olarak vardır - varlığın ilim - şuur boyutu); sizin (benlik bilincinizin oluşması ve) sarsılmamanız için arza (bedende) sabit dağlar (organlar) ilka etti ve orada (bedende) her DABBEDEN (hayvani özellikler) oluşturdu. . . Semadan (şuurdan) bir su (ilim - kendi hakikatini kavrama bilinci) inzal ettik de onda tümüyle kerim eşini (ölüm ötesi yaşam kişiliğini - ruhunu) oluşturduk.

Ahmet Tekin

Allah gökleri, görebildiğiniz direkler koymadan, denge ve çekim kanununu işleterek yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdi. Ve orada her çeşit canlının üremesini sağlayıp yaygınlaştırdı. Biz gökten su indirdik, her faydalı bitkiden çift çift yetiştirdik.

Ahmet Varol

O, gökleri gördüğünüz üzere bir direk olmadan [1] yarattı, sizi sarsar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada her canlıdan yaydı. Gökten de su indirip onunla her güzel çiftten bitirdik.

Ali Bulaç

O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.

Ali Fikri Yavuz

Allah, gökleri, gördüğünüz şekilde direksiz yarattı. Arza da, sizi sarsmaması için, (kazıklar halinde) büyük dağlar yerleştirdi. O arzda her bir canlıdan üretti. Hem biz, gökten bir yağmur indirdik de (onun sebebiyle), yeryüzünde her sınıftan güzel nebatlar bitirdik.

Ali Rıza Safa

Gökleri, görünür destekler olmadan yaratmıştır. Yeryüzünün sizi sarsmaması için sarsılmaz dağlar yerleştirmiş ve her türlü canlıyı yaymıştır. Ve gökten su indirerek, her güzel bitkiden çift yetiştirdik.

Bayraktar Bayraklı

Allah, gökleri, görebileceğiniz direkler olmadan yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzüne sabit dağlar koydu ve orada her çeşit canlının çoğalmasını sağladı. Biz, gökyüzünden su indirip orada her türlü faydalı bitkiler yetiştirmişizdir.

Bekir Sadak

Allah gokleri gordugunuz gibi direksiz yaratmis, sizi sallar diye yeryuzune sabit daglar koymus; orada her turlu canliyi yaymistir. Gokten su indirip orada her hos ciftten yetistirmisizdir.

Celal Yıldırım

Gökleri —gördüğünüz şekilde— direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsar diye sabit ulu dağlar yerleştirdi ve orada her türden hayvanlar serpiştirip yaydı. Ve biz, gökten su indirdik de yeryüzünde her çeşit bitkiden yetiştirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, gökleri görebileceğiniz herhangi bir destek olmadan (duracak şekilde) yarattı, sizi dengede tutması için yere sağlam dağlar yerleştirdi, orada her türlü canlının çoğalmasını sağladı. Biz, gökten su indirip (bununla) yeryüzünde her türden faydalı bitkiler bitirdik.

Diyanet İşleri

Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.

Diyanet Vakfi

O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem biz gökten bir su indirdik de orada her güzel çiftten (veya her hoş çeşitten) bitkiler yetiştirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem gökten bir su indirdik de orada her hoş çeşitten yetiştirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gökleri direksiz yarattı onları görüyorsunuz Arza da sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve onda her bir hayvandan üretti, hem Gökten bir su indirdik de her hoş çeşitten yetiştirdik

Erhan Aktaş

Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim çiftten bitki bitirdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim çiftten bitki bitirdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için dağlar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim çiftten bitki bitirdi.

Fizilal-il Kuran

Gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yaratmış, sizi sarsar diye yere ağır baskılar koymuş, orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her sınıf güzel nebatlar yetiştirmişizdir.

Gültekin Onan

O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.

Hamdi Döndüren

O, gökleri görebildiğiniz direkler olmaksızın yaratmış, yere de sizi sarsmaması için sabit dağlar yerleştirmiş ve orada her türlü canlıyı yaymıştır. Biz, gökten su indirdik ve onunla yeryüzünde her türden güzel bitkiler yetiştirdik.

Hasan Basri Çantay

O, (şu) görüb durduğunuz gökleri direksiz yaratdı. Yere, sizi sarsar diye, ağır baskılar koydu. Orada (yerde) her bir canlıdan (nice çeşidler) yaydı. Biz gökden de su indirdik de (yerde) her sınıf (dan) güzel nebatlar yetişdirdik.

Hasib Asutay

O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın (2) yarattı; sizi sarsmasın diye yere de sabit dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten bir su indirdik de, orada (yerde) her güzel çiftten (bitkiler) bitirdik. (3) (2. Çekim kuvveti olarak yorumlanmıştır.) (3. Bitkilerin erkekli-dişili yaratıldığına işarettir.)

Hayrat Neşriyat

Kendisini görmekte olduğunuz o gökleri, bir direk olmaksızın (O) yarattı; sizi sarsar diye de yeryüzünde sâbit dağlar koydu ve orada hareket eden her çeşit canlıyı yaydı. Hem gökten bir su indirdik de, orada her cins güzel bitkiden yetiştirdik.

İbni Kesir

Gökleri, gördüğünüz gibi direksiz olarak yaratmış, sizi sarsar diye yere ağır baskılar koymuş, orada her türlü canlıyı yaymıştır. Biz, gökten su indirip orada her sınıf bitkiler yetiştirmişizdir.

Mehmet Okuyan

O, gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmıştır. Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar yerleştirmiştir. Orada (yerde) her çeşit canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip, orada (yerde) her değerli çiftten yetiştirmekteyiz.

Muhammed Esed

O, gökleri görünür destekler olmadan yarattı; sizi sarsmasın diye yeryüzünü sabit dağlar ile donattı ve orada her çeşit canlı varlığın çoğalmasını sağladı. Biz gökyüzünden sular indirir ve bununla yeryüzünde her türlü faydalı (canlı)nın yetişip büyümesini sağlarız.

Mustafa İslamoğlu

O gökleri, gördüğünüz bir direk olmaksızın yarattı ve O sizi sarsmasın diye yeryüzüne kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdi ve orada her çeşit canlı varlığın üremesini sağladı. İşte Biz, gökten yağmuru (böyle) indiririz, akabinde orada her tür ve cinsten yararlı varlığı (böyle) yetiştiririz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Gökleri direksiz olarak yaratmıştır ki, onları görürsünüz ve yerde de sizi sarsmasın diye yüksek dağlar bırakmıştır ve orada her yürüyen hayvanlardan dağıtmıştır. Ve Biz gökten su indirdik, artık orada her fâideli nev'iden nebatlar bitirdik.

Ömer Öngüt

O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı. Yere de sizi sarsmasın diye sağlam ve yüksek dağlar koydu ve orada her çeşit canlıları yaydı. Gökten su indirdik ve orada her güzel çiftten bitirdik.

Suat Yıldırım

O gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması için, ağır baskılar, yani ulu dağlar koydu ve orada her türlü canlıyı üretip yaydı. Gökten de bir su indirdik, orada her güzel çifti yetiştirdik.

Süleyman Ateş

(Allah), gökleri görebildiğiniz bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yere de sağlam ve yüksek dağlar attı ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her güzel çifti bitirdik.

Süleymaniye Vakfı

Allah gökleri, gözle görebileceğiniz direkler olmadan yaratmış, (yer kabuğu) sizi sarsar diye yere sabit dağlar yerleştirmiş ve yeryüzüne her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip yerde her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmış, sizi çok sarsmasın diye yerin içine sabitleyen dağlar yerleştirmiş ve orada her türlü (hareketli) canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip bereketli çiftlerin (erkek ve dişi bitkilerin) hepsinden bitirmiştir.

Şaban Piriş

Gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yaratmış, yeryüzünde de, sizi sarsar diye köklü dağlar koymuştur. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip, onunla orada her çift güzel bitkiler yetiştirdik.

Tefhim-ul Kuran

O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.

Ümit Şimşek

O, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı; sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar dikti; onda her türlü canlıyı yaydı. Biz gökten de bir su indirdik ve orada her güzel çiftten bitkiler bitirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri direksiz, desteksiz yarattı; görüyorsunuz onları. Ve yeryüzüne, sizi çalkalayıp sendeletmesin diye ağırlıklar, dayanaklar bıraktı ve orada her çeşit hayvanı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her türlü cömert ve bereketli çifti filizlendirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, göyləri görə biləcəyiniz bir dirək olmadan yaradıb saxlamış, yer sizi silkələməsin deyə, orada möhkəm dağlar qurmuş və ora cürbəcür heyvanlar yaymışdır. Biz göydən yağmur yağdırıb orada cürbəcür gözəl bitkilər bitirdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah gördüyünüz göyləri dirəksiz yaratmış (yaxud O, göyləri görə bildiyiniz bir dirək olmadan xəlq etmiş), sizi yırğalamasın (atıb-tutmasın) deyə, yerdə möhkəm durmuş dağlar bərqərar etmiş və ora (yer üzünə) cürbəcür heyvanlar səpələmişdir. Biz göydən yağış yağdırdıq və (onunla) yerdə növbənöv gözəl (bitkilər, meyvələr) yetişdirdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er hat die Himmel ohne sichtbare Stützen erschaffen, auf der Erde feste Berge aufgerichtet, damit sie nicht mit euch schwankt und Lebewesen aller Art sich darauf ausbreiten lassen. Wir lassen Wasser vom Himmel herabkommen, mit dem Wir schöne und nützliche Pflanzen aller Art wachsen lassen.

Almanca — Der Edle Quran

Er hat die Himmel ohne Stützen, die ihr sehen könnt, erschaffen und auf der Erde festgegründete Berge gesetzt, daß sie nicht mit euch wanke, und auf ihr allerlei Tiere sich ausbreiten lassen. Und Wir lassen Wasser vom Himmel herabkommen und dann viele edle Arten auf ihr wachsen.

Almanca — M. A. Rassoul

Er hat den Himmel ohne Stützen erschaffen, wie ihr seht, und Er hat in der Erde feste Berge gegründet, damit sie nicht ins Schwanken gerät, und hat allerlei Getier über sie verstreut. Und Wir senden Wasser aus dem Himmel nieder und lassen jede herrliche Gattung auf ihr sprießen.

Almanca — Muhammad Zaidan

ER erschuf die Himmel ohne von euch zu sichtende Stützen. Und ER setzte auf Erden Felsenberge, damit sie mit euch nicht schwankt, ER ließ auf ihr von jeglichen sich bewegenden Lebewesen ausbreiten. Und WIR ließen vom Himmel Wasser fallen, dann ließen WIR damit auf ihr von jeder edlen Zweiheit hervorsprießen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He is it Who created the heavens and raised them with their spheres lying above or outside of each other inlaid with heavenly bodies superstructures kept aloft without pillars or visible means of support that you -people- can see. * He furnished the earth with firm stays, -mountains- placed in a certain setting, fixed as with an anchor, to stabilize** it lest it should sway you from side to side or in all directions. And He scattered over it animate beings of all sorts. And We send down from the floor of the vault of heaven rain water instrumental in vegetal growth in pairs of like things emerging in varying colours with good qualities and of great advantages.

Abdul Haleem

He created the heavens without any visible support, and He placed firm mountains on the earth––in case it should shake under you––and He spread all kinds of animals around it. We sent down water from the sky, with which We made every kind of good plant grow on earth:

Abdullah Yusuf Ali

He created the heavens without any pillars that ye can see; He set on the earth mountains standing firm, lest it should shake with you; and He scattered through it beasts of all kinds. We send down rain from the sky, and produce on the earth every kind of noble creature, in pairs.

Abul A'la Maududi

He created the heavens without any pillars visible to you and He placed mountains in the earth as pegs lest it should turn topsy turvy with you, and He dispersed all kinds of animals over the earth, and sent down water from the sky causing all kinds of excellent plants to grow on it.

Aisha Bewley

It is Allah Who created the heavens with no support – you can see them – and cast firmly embedded mountains on the earth so that it would not move under you, and scattered about in it creatures of every kind. And We send down water from the sky and make every generous species grow in it.

Al-Hilali & Khan

He has created the heavens without any pillars that you see, and has set on the earth firm mountains lest it should shake with you. And He has scattered therein moving (living) creatures of all kinds. And We send down water (rain) from the sky, and We cause (plants) of every goodly kind to grow therein.

Ali Quli Qarai

He created the heavens without any pillars that you may see, and cast firm mountains in the earth lest it should shake with you, and He has scattered in it every kind of animal. And We sent down water from the sky and caused every splendid kind [of plant] to grow in it.

Amatul Rahman Omar

He has created the heavens without any such pillars as you can see. And He has placed firm mountains in the earth that it may not quake with you and to provide you food. And He has scattered in it all kinds of creatures and has rained water from the clouds and caused to grow in it (animals and vegetation) of different fine species.

Arthur John Arberry

He created the heavens without pillars you can see, and He cast on the earth firm mountains, lest it shake with you, and He scattered abroad in it all manner of crawling thing. And We sent down out of heaven water, and caused to grow in it of every generous kind.

Bijan Moeinian

God is the One Who has created the heavens without any visible pillar. On the earth, He has set the mountains (to regulate the movement of the earth), scattered all kinds of animals and sent down rainwater from the sky to cause a variety of vegetation to grow.

E. Henry Palmer

He created the heavens without pillars that ye can see, and He threw upon the earth firm mountains lest it should move with you; and He dispersed thereon every sort of beast; and we send down from the heavens water, and we caused to grow therein of every noble kind.

Edip-Layth

He created the skies without pillars that you can see. He placed in the earth firm stabilizers so that it would not tumble with you, and He spread on it all kinds of creatures. We sent down water from the sky, thus We caused to grow all kinds of good plants.

George Sale

He hath created the heavens without visible pillars to sustain them, and hath thrown on the earth mountains firmly rooted, lest it should move with you; and He hath replenished the same with all kinds of beasts: And We send down rain from heaven, and cause every kind of noble vegetable to spring forth therein.

Hamid S. Aziz

Wherein they will abide; it is a promise of Allah in truth, and He is the Mighty, the Wise.

Mahmoud Ghali

He created the heavens without pillars you (can) see, and He cast in the earth anchorages (i. e., the mountains) so that it does not reel with you, and He disseminated in it all (manner) of beast. And We sent down from the heaven water, so We caused to grow therein all (manner) of honorable pair.

Marmaduke Pickthall

He hath created the heavens without supports that ye can see, and hath cast into the earth firm hills, so that it quake not with you; and He hath dispersed therein all kinds of beasts. And We send down water from the sky and We cause (plants) of every goodly kind to grow therein.

Mohamed Ahmed - Samira

He created the skies without a support, as you can see, and placed stabilisers in the earth that you may dwell at ease as it revolves; and dispersed on it all varieties of creatures, and He sent down water from the skies and grew all kinds of splendid things upon it.

Muhammad Asad

He [it is who] has created the skies without any supports that you could see, and has placed firm mountains upon the earth, lest it sway with you, and has caused all manner of living creatures to multiply thereon. And We send down water from the skies, and thus We cause every noble kind [of life] to grow on earth.

Mustafa Khattab

He created the heavens without pillars—as you can see—and placed firm mountains upon the earth so it does not shake with you, and scattered throughout it all types of creatures. And We send down rain from the sky, causing every type of fine plant to grow on earth.

Progressive Muslims

He created the skies without pillars that you can see. And He placed in the Earth firm stabilizers so that it would not tumble with you, and He spread on it all kinds of creatures. And We sent down water from the sky, thus We caused to grow all kinds of good plants.

Sahih International

He created the heavens without pillars that you see and has cast into the earth firmly set mountains, lest it should shift with you, and dispersed therein from every creature. And We sent down rain from the sky and made grow therein [plants] of every noble kind.

Sam Gerrans

He created the heavens without pillars you can see, and He cast into the earth firm mountains lest it sway with you, and He spread therein every creature. And We sent down water from the sky, and caused to grow therein every noble kind.

Shabbir Ahmed

He has created the skies without any pillars and supports that you can see, and has placed firm mountains upon the earth, lest it sway with you, and He has dispersed therein all kinds of creatures. And We send down water from the sky, and thus We cause plants of every goodly kind to grow therein. (Mountains resulted millions of years ago as the earth was cooling off and the earth crust was shrinking (16:15), (78:7)).

Syed Vickar Ahamed

He has created the heaven without any pillars that you can see; And He set mountains standing firmly (on the earth) in case it should shake with you; And upon it He has spread beasts of all kinds. And We send down rain from the sky, and We made on the earth every kind of noble creation to grow therein.

Taqi Usmani

He has created the skies without the pillars that you may see, and placed mountains on the earth, lest it shakes with you, and spread over it all kinds of creatures. And We sent down water from the heavens, and caused to grow in it every noble pair.

The Monotheist Group

He created the sky without pillars that you can see. And He cast onto the earth stabilizers so that it would not tumble with you, and He spread on it all kinds of creatures. And We sent down water from the sky, thus We caused to grow all kinds of good plants.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il a créé les cieux sans piliers que vous puissiez voir; et Il a enfoncé des montagnes fermes dans la terre pour lʹempêcher de basculer avec vous; et Il y a propagé des animaux de toute espèce. Et du ciel, Nous avons fait descendre une eau, avec laquelle Nous avons fait pousser des plantes productives par couples de toute espèce.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xweda ev asîmanê ku hûn dibînin, bê stûn afirandiye. Çiyayên asê û mikûm di erdê de danîne da ku we nehejîne û tê de her texlît heywan afirandine û ji hev zêde kirine. Me ji ewran avek barandiye, vêca em tê de her texlît giyayên bifeyde hêşîn dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij heeft de hemelen zonder steun die je kunt zien geschapen en Hij heeft op de aarde stevige bergen aangebracht zodat zij jullie niet aan het wankelen zou brengen. En Hij heeft er allerlei dieren op verspreid. En Wij hebben uit de hemel water laten neerdalen en Wij hebben er allerlei voortreffelijke soorten op laten groeien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij heeft de hemelen geschapen, zonder zichtbare zuilen om die te ondersteunen, en vastgewortelde bergen op de aarde geplaatst opdat zij zich niet met u zoude bewegen, en hij heeft haar met alle soorten van dieren bevolkt: en wij zenden regen van den hemel neder, en doen allerlei soorten van edele gewassen daarop voortspruiten.

Hollandaca — Siregar

Hij schiep de hemelen en de aarde, zonder pilaren die jullie kunnen zien, en Hij plaatste op de aarde bergen opdat zij jullie niet zou doen wankelen, en Hij verspreidde daarop allerlei soorten dieren. En Wij zenden water uit de hemel, waarna Wij er allerlei soorten rijke gewassen op doen groeien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [Аллах] сотворил небеса (и воздвиг их) без опор, как вы (это) видите, и бросил на землю устойчивые [горы], чтобы она [Земля] не колебалась (вместе) с вами, и рассеял Он на ней [на Земле] всяких животных, и низвели Мы с неба [с облаков] воду [дождь] и произрастили на ней [на Земле] всякие красивые (и полезные) пары (растений).

Rusça — Osmanov

Он создал небеса безо [всякой] опоры, которую бы вы могли видеть, воздвиг на земле прочные горы, чтобы она не содрогалась вместе с вами, и населил ее всякого рода животными. Мы ниспослали с неба дождь, и по Нашей воле на земле произросли всякие полезные растения.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det är Gud som har rest himlarna utan varje synligt stöd och Han har sänkt ned i jorden fast förankrade berg, så att den inte svajar under er fot, och Han har låtit djur av alla slag sprida sig över den. Och Vi låter regn falla från skyn så att alla sorters nyttiga (växter) kan gro och spira på jorden.