Lokman Suresi 27. Ayet — Elfaz
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1وَلَوْve levşayet olsaBağlaç+Şart Edatı
2اَنَّenneherHarf-i Nasb
3مَاmāneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4فِيfībulunanHarf-i Cer
5الْاَرْضِl-erDiyeryüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
6مِنْminHarf-i Cer
7شَجَرَةٍşeceratinağaçlarİsimش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.
9وَالْبَحْرُve l-baHruve deniz (mürekkep)Bağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin
10يَمُدُّهُyemudduhuona katılsaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibم د دçekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemek
11مِنْminHarf-i Cer
12بَعْدِهِbeǎ'dihiarkasındanİsim+Zamirب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
13سَبْعَةُseb'ǎtuyediİsimس ب عYedi, yırtıcı hayvan, aslan, vahşi hayvan, parçalamak, vahşice saldırmak
14اَبْحُرٍebHurindeniz (daha)İsimب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin
15مَاmāHarf-i Nefi
16نَفِدَتْnefidetyine tükenmezMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeن ف دYok olmak, başarısız olmak, sona ermek, geçip gitmek, tükenmek, tüketilmek, harcanmak
18اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
19اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
20اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
22حَكِيمٌHakīmunhikmet sahibidirSıfatح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.