(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتًا بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ فَرِحِينَ بِمَا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْ اَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

ve lā teHsebenne (e)lleƶīne ḳutilū fī sebīli (a)llahi emvāten bel eHyā'un ǐnde rabbihim yurzeḳūne / feriHīne bimā ātāhumu (a)llahu min feDlihi ve yestebşirūne bi(e)lleƶīne lem yelHaḳū bihim min ḣalfihim ellā ḣavfun ǎleyhim ve lā hum yeHzenūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lā
2تَحْسَبَنَّteHsebenneح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.sanma
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
4قُتِلُواḳutilūق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaköldürülenleri
5فِي
6سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
7اللّٰهِ(a)llahiAllah
8اَمْوَاتًاemvātenم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüler
9بَلْbelbilakis
10اَحْيَٓاءٌeHyā'unح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmek(onlar) diridirler
11عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katında
12رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri
13يُرْزَقُونَyurzeḳūneر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızıklanmaktadırlar
1فَرِحِينَferiHīneف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevinirler
2بِمَاbimāşeylerden
3اٰتٰيهُمُātāhumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verdikleri
4اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
5مِنْmin-ndan
6فَضْلِهِfeDlihiف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfu-
7وَيَسْتَبْشِرُونَve yestebşirūneب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşve müjdelemek isterler
8بِالَّذِينَbi(e)lleƶīnekimselere
9لَمْlem
10يَلْحَقُواyelHaḳūل ح قGeçmek, ulaşmak, elde etmek, yakalamak, yarılmak, birleşmek, eşit duruma gelmek veya kendini eşit duruma getirmek, takip etmek, bağlanmak, uyumlu olmak.henüz yetişemeyen(lere)
11بِهِمْbihimkendilerine
12مِنْmin
13خَلْفِهِمْḣalfihimخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkalarından
14اَلَّاellā
15خَوْفٌḣavfunخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorku olmadığına
16عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
17وَلَاve lā
18هُمْhumonların
19يَحْزَنُونَyeHzenūneح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzüntüye uğramayacaklarına

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Onlar diridir ve Rableri katında rızıklanırlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Onlar diridir ve Rableri katında rızıklanırlar.

Adem Uğur

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.

Ahmed Hulusi

Allah uğruna öldürülmüş olanları "ölü"ler sanmayın! Bilakis Rableri indinde hayattadırlar, rızıklanmaktadırlar!

Ahmet Tekin

Allah yolunda, İslâm uğrunda canlarını feda eden, öldürülen yiğitlerin sakın öldüklerini sanmayın. Bilâkis onlar ebedî hayat ile diridirler. Rableri katında izzete, ikrama, sonsuz rızıklara mazhar olmaktadırlar.

Ahmet Varol

Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.

Ali Bulaç

Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.

Ali Fikri Yavuz

Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma. Doğrusu onlar Rableri katında diridirler, cennet meyvalarından rızıklanırlar.

Ali Rıza Safa

Allah'ın yolunda öldürülenleri, sakın ölüler saymayın. Hayır, onlar diridir; Efendilerinin katında ağırlanıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayınız. Aksine, onlar diridir! Rabbleri katında rızıklandırılacaklar.

Bekir Sadak

(169-17) 0 Allah yolunda oldurulenleri olu saymayin, bilakis Rableri katinda diridirler. Allah'in bol nimetinden onlara verdigi seylerle sevinc icinde riziklanirlar, arkalarindan kendilerine ulasamayan kimselere, kendilerine korku olmadigini ve kendilerinin uzulmeyeceklerini mujde etmek isterler.

Celal Yıldırım

Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın ; onlar Rabları katında diridirler, rızıklanırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

Diyanet İşleri

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

Diyanet İşleri (eski)

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.

Diyanet Vakfi

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sakın Allah yolunda katledilenleri ölmüşler sanma, hayır, hep hayattadırlar, Rablarının ındinde yaşarlar

Erhan Aktaş

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar.

Fizilal-il Kuran

Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayınız, tersine onlar yaşıyor ve Allah katında besleniyorlar.

Gültekin Onan

Tanrı yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.

Hamdi Döndüren

Allah yolunda öldürülmüş olanları sakın ölüler sanmayın. Hayır, onlar Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar

Hasan Basri Çantay

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bil'akis onlar Rableri kafında diridirler. (Öyle ki Allahın) lutf-ü inayetinden, kendilerine verdiği (şehidlik mertebesi) ile hepsi de şad olarak (cennet ni'metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henüz onlara katılamayan (şehid dindaş) lar (ı) hakkında da: "Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir" diye müjde vermek isterler.

Hasib Asutay

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma, bilakis (onlar) diridirler, Rableri katında rızıklanırlar.

Hayrat Neşriyat

Ve sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma! Bil'akis (onlar) hayatdardırlar, Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.

İbni Kesir

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın, bilakis onlar diridirler, Rabbları katında rızıklandırılırlar.

Mehmet Okuyan

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma(yın)! Aksine onlar diridir, Rableri katında rızıklandırılıyorlar.

Muhammed Esed

Fakat, Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Hayır, onlar diridir! Rızıkları, Rableri katındadır;

Mustafa İslamoğlu

Ve Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın! Aksine onlar diridirler; rızıkları Allah katındadır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Allah Teâlâ'nın yolunda öldürülmüş olanları ölmüşler sanma, hayır, Rablerinin indinde berhayattırlar. Merzûk olurlar.

Ömer Öngüt

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilâkis onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar.

Suat Yıldırım

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Bilakis onlar hayatta olup, Rab’lerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar.

Süleyman Ateş

Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma; hayır, (onlar) diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar.

Süleymaniye Vakfı

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Hayır, onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma; onlar, diridirler. Sahipleri katında kendilerine rızık da verilir.

Şaban Piriş

Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın çünkü onlar, Rab'lerinin huzurunda diridirler ve rızıklandırılırlar.

Tefhim-ul Kuran

Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.

Ümit Şimşek

Allah yolunda öldürülenleri ölü sayma. Onlar hayattalar ve Rablerinin katında rızıklanıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Allah yolunda öldürülənləri əsla ölmüş sanma. Əksinə, onlar diridirlər; özlərinin Rəbbi yanında onlara ruzi verilir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Halte nicht die, die im Kampf auf dem Weg Gottes gefallen sind, für tot! Nein, sie leben bei ihrem Herrn und erfreuen sich Seiner herrlichen Gaben.

Almanca — Der Edle Quran

Und meine ja nicht, diejenigen, die auf Allahs Weg getötet worden sind, seien (wirklich) tot. Nein! Vielmehr sind sie lebendig bei ihrem Herrn und werden versorgt

Almanca — M. A. Rassoul

Und betrachte nicht diejenigen, die auf Allahs Weg gefallen sind, als tot; doch sie leben bei ihrem Herrn, und sie werden dort versorgt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und denkt nicht, daß diejenigen, die fi-sabilillah getötet wurden, Tote seien. Nein, sondern Lebendige sind sie! Bei ihrem HERRN wird ihnen Rizq gewährt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do not consider them dead the martyrs in the cause of Allah for they are living in heaven's realm in the venerable and. revered August presence of Allah, their Creator, laying in divine provisions,

Abdul Haleem

[Prophet], do not think of those who have been killed in God’s way as dead. They are alive with their Lord, well provided for,

Abdullah Yusuf Ali

Think not of those who are slain in Allah's way as dead. Nay, they live, finding their sustenance in the presence of their Lord;

Abul A'la Maududi

Think not of those slain in the way of Allah as dead. Indeed they are living, and with their Lord they have their sustenance,

Aisha Bewley

Do not suppose that those killed in the Way of Allah are dead. No indeed! They are alive and well provided for in the very presence of their Lord,

Al-Hilali & Khan

Think not of those who are killed in the Way of Allâh as dead. Nay, they are alive, with their Lord, and they have provision.

Ali Quli Qarai

Do not suppose those who were slain in the way of Allah to be dead; rather they are living and provided for near their Lord,

Amatul Rahman Omar

And think not of those who have been killed in the cause of Allâh as dead. Nay, they are alive, enjoying the company of their (Ever- Living) Lord and well provided (as they deserve to be for an everlasting life);

Arthur John Arberry

Count not those who were slain in God's way as dead, but rather living with their Lord, by Him provided,

Bijan Moeinian

Never consider the martyrs as dead; they are indeed alive and get [a non-interrupting provision and] reward from their Lord.

E. Henry Palmer

Count not those who are killed in the way of God as dead, but living with their Lord;- provided for,

Edip-Layth

Do not count that those who are killed in the sake of God are dead. No, they are alive at their Lord receiving provisions.

George Sale

Thou shalt in no wise reckon those who have been slain at Ohod in the cause of God, dead; nay, they are sustained alive with their Lord,

Hamid S. Aziz

Think not those who are slain in the way of Allah as dead. Nay, they are living; with their Lord they have sustenance;

Mahmoud Ghali

And do not ever reckon the ones who have been killed in the way of Allah (as) dead; no indeed, they are alive in the Providence of their Lord, by Him provided.

Marmaduke Pickthall

Think not of those, who are slain in the way of Allah, as dead. Nay, they are living. With their Lord they have provision.

Mohamed Ahmed - Samira

Never think that those who are killed in the way of God are dead. They are alive, getting succour from their Lord,

Muhammad Asad

But do not think of those that have been slain in God's cause as dead. Nay, they are alive! With their Sustainer have they their sustenance,

Mustafa Khattab

Never think of those martyred in the cause of Allah as dead. In fact, they are alive with their Lord, well provided for—

Progressive Muslims

And do not think that those who are killed in the sake of God are dead. No, they are alive at their Lord receiving a bounty.

Sahih International

And never think of those who have been killed in the cause of Allah as dead. Rather, they are alive with their Lord, receiving provision,

Sam Gerrans

And think not of those who are killed in the cause of God as dead; nay, they are alive, with their Lord receiving provision,

Shabbir Ahmed

Think not of those, who are slain in the Cause of Allah, as dead. Nay, they are alive! With their Lord they have provision. (2:154).

Syed Vickar Ahamed

Think not of those who are killed in Allah’s cause as dead. No! They live by finding their means (to live) in the Presence of their Lord;

Taqi Usmani

Never take those killed in the way of Allah as dead. Rather, they are alive with their Lord, well-provided,

The Monotheist Group

And do not think that those who are killed in the cause of God are dead. No, they are alive at their Lord receiving a bounty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne pense pas que ceux qui ont été tués dans le sentier dʹAllah, soient morts. Au contraire, ils sont vivants, auprès de leur Seigneur, bien pourvus

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Zinhar tu wan kesên ku di riya Xwedê de hatine kuştin, mirî guman meke! Belkî ew sax in; ji cem Perwerdegarê wan risqê wan tê dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En denk van hen die op Gods weg gedood worden niet dat zij dood zijn; zij zijn juist levend bij hun Heer, waar in hun onderhoud wordt voorzien,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Rekent hen toch niet onder de dooden, die voor des Heeren godsdienst zijn gevallen: zij leven bij hunnen God, die hen voor eeuwig verzorgt.

Hollandaca — Siregar

En denkt niet van degenen die op de Weg van Allah gedood zijn dat zij gestorven zijn. Zij leven zelfs bij hun Heer, zij worden voorzien.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И никак не считай тех, которые убиты на пути Аллаха, умершими (которые ничего не чувствуют). Нет, (они, даже если и умершие в этом мире, то) живые (в другой жизни) (и) (находятся) у своего Господа, получая удел,

Rusça — Osmanov

Не считай же покойниками тех, которые были убиты [в сражении] во имя Аллаха. Нет, живы они и получают удел от Господа своего,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och betrakta inte dem som fallit i kampen för Guds sak som döda. Nej, de lever (och) Gud sörjer för dem.