(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
fe eḣracnāhum min cennātin ve ǔyūnin / ve kunūzin ve meḳāmin kerīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve defînelerden ve güzelim yerlerden ettik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve defînelerden ve güzelim yerlerden ettik.
Adem Uğur
Hazinelerden ve değerli bir yerlerden.
Ahmed Hulusi
Hazinelerden, zenginliklerden!
Ahmet Tekin
Hazinelerden, şerefli, yüksek makamlardan ayırdık.
Ahmet Varol
Hazinelerden ve üstün makamdan da.
Ali Bulaç
Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.
Ali Fikri Yavuz
Hazinelerden ve şerefli makamlardan...
Ali Rıza Safa
Kaynaklardan ve sunulmuş konumlardan.
Bayraktar Bayraklı
- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.
Bekir Sadak
(57-59) Ama biz Firavun ve adamlarini bahcelerden, pinar baslarindan, hazinelerden ve serefli makamlardan cikardik. Boylece oralara Israilogullarini mirasci kildik.
Celal Yıldırım
(57-58) Bununla beraber biz Fir'avn ve askerlerini bahçelerinden, pınarlarından, hazine ve yüce-şerefli makamlardan çıkardık.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(57-58) Daha sonra onları (Firavun ve topluluğunu) bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir konumdan mahrum ettik.
Diyanet İşleri
(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
Diyanet İşleri (eski)
(57-59) Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Diyanet Vakfi
(57-58) Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hazinelerden, ve dilruba makamlardan çıkardık
Erhan Aktaş
Ve hazinelerden ve kerim makamlardan.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve hazinelerden ve kerim makamlardan.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve hazinelerden ve kerim makamlardan.
Fizilal-il Kuran
Hazinelerden ve konforlu köşklerden de.
Gültekin Onan
Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.
Hamdi Döndüren
Hazinelerden ve güzel yerlerden.
Hasan Basri Çantay
(57-58) Bu suretle onları bostanlardan, akar sulardan, hazinelerden ve şerefli makam (lar) dan çıkardık.
Hasib Asutay
Hazinelerden ve değerli yerlerden.
Hayrat Neşriyat
(57-58) Böylelikle (İsrâiloğullarının peşine düşürerek) onları bahçelerden, pınarlardan, hazînelerden ve güzel yerlerden çıkardık.
İbni Kesir
Hazinelerden ve şerefli makamlardan.
Mehmet Okuyan
(Bu vesile ile) onları (Firavun ve halkını) bahçeler(in)den, (su) kaynaklarından, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkarmıştık.
Muhammed Esed
zenginlikler(in)den, nüfuz ve statülerinden (yoksun bıraktık)!" diyerek (onları İsrailoğulları'na karşı harekete geçirdi).
Mustafa İslamoğlu
servetlerinden, eyvan ve çardaklarından...
Ömer Nasuhi Bilmen
(58-59) «Ve hazinelerden ve pürnîmet bir makamdan (mahrum bıraktık).» İşte böyle oldu ve bunları (bu nîmetleri) İsrailoğullarına miras kıldık.
Ömer Öngüt
Hazinelerden ve şerefli makamlardan.
Suat Yıldırım
(57-58) Ama neticede Biz onları bahçelerinden ve pınarlarından, hazinelerinden, servetlerinden ve kendilerince çok değerli makam ve mevkilerinden çıkardık.
Süleyman Ateş
Hazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den.
Süleymaniye Vakfı
Hazinelerden ve değerli konaklardan da...
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Hazinelerden ve değerli ikametgahlardan da.
Şaban Piriş
Hazinelerden ve şerefli makamlardan...
Tefhim-ul Kuran
Hazinelerden ve soylu makam(lar) dan da.
Ümit Şimşek
Hazinelerinden ve şerefli mevkilerinden.
Yaşar Nuri Öztürk
Hazinelerinden, mutlu kutlu yerlerinden ettik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
xəzinələrdən və gözəl yerlərdən də qovduq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Xəzinələrdən və (Nil ətrafındakı) gözəl (bərəkət dolu) yerdən kənar etdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Schätzen und prächtigen Wohnstätten.
Almanca — Der Edle Quran
von Schätzen und von trefflicher Stätte.
Almanca — M. A. Rassoul
und aus Schätzen und ehrenvollen Wohnsitzen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Schätzen und edlem Aufenthalt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
the land of treasures and homes and accommodations so splendid.
Abdul Haleem
their treasures and their noble dwellings-
Abdullah Yusuf Ali
Treasures, and every kind of honourable position;
Abul A'la Maududi
and their treasures and excellent dwellings.
Aisha Bewley
from treasures and a splendid situation.
Al-Hilali & Khan
Treasures, and every kind of honourable place.
Ali Quli Qarai
and [from] treasures and splendid places.
Amatul Rahman Omar
As well as (every place with) treasures and every abode of honour (and grandeur).
Arthur John Arberry
and treasures and a noble station;
Bijan Moeinian
As well as their treasures and their prestigious positions.
E. Henry Palmer
and treasuries, and a noble station!' -
Edip-Layth
Treasures and an honorable dwelling.
George Sale
and treasures, and fair dwellings:
Hamid S. Aziz
(") So we (or We) expelled them out of gardens and springs,
Mahmoud Ghali
And hoardings, and an honorable station.
Marmaduke Pickthall
And treasures and a fair estate.
Mohamed Ahmed - Samira
And treasures and agreeable mansions.
Muhammad Asad
and [deprived them of their erstwhile] station of honour!"
Mustafa Khattab
treasures, and splendid residences.
Progressive Muslims
And treasures and an honourable dwelling.
Sahih International
And treasures and honorable station -
Sam Gerrans
And treasures and a noble station.
Shabbir Ahmed
And treasures, lofty positions and beautiful estate. (Destined to be drowned in hateful pursuit of Moses and his followers).
Syed Vickar Ahamed
Treasures, and every kind of honorable position;
Taqi Usmani
and from treasures and a noble abode.
The Monotheist Group
Andtreasures and an honorable station.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ji nava xezîne û (dîwan û) meqamên şerefnak jî.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
bij schatten weg en uit een voortreffelijke positie.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hunne schatten en heerlijke woningen verlaten.
Hollandaca — Siregar
En de schatten en eervolle plaatsen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и сокровищ, и благого места [из Египта] (чтобы утопить их в море).
Rusça — Osmanov
сокровищ и достойного положения.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och de rikedomar de samlade och den hedersamma plats (som de intog i vårt land).ʺ