(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
fe eḣracnāhum min cennātin ve ǔyūnin / ve kunūzin ve meḳāmin kerīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onları bahçelerden, kaynaklardan sürüp çıkardık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken onları bahçelerden, kaynaklardan sürüp çıkardık.
Adem Uğur
Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.
Ahmed Hulusi
Bu yüzden onları bağ-bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
Ahmet Tekin
Sonra biz onları bahçelerden, akarsu kıyılarından ve pınar başlarından çıkardık.
Ahmet Varol
Böylece onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık,
Ali Bulaç
Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;
Ali Fikri Yavuz
Böylece Firavun’u ve kavmini çıkardık bostanlardan, pınarlardan;
Ali Rıza Safa
Böylece, onları, bahçelerden ve pınarlardan çıkarıp attık.
Bayraktar Bayraklı
- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.
Bekir Sadak
(57-59) Ama biz Firavun ve adamlarini bahcelerden, pinar baslarindan, hazinelerden ve serefli makamlardan cikardik. Boylece oralara Israilogullarini mirasci kildik.
Celal Yıldırım
(57-58) Bununla beraber biz Fir'avn ve askerlerini bahçelerinden, pınarlarından, hazine ve yüce-şerefli makamlardan çıkardık.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(57-58) Daha sonra onları (Firavun ve topluluğunu) bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir konumdan mahrum ettik.
Diyanet İşleri
(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
Diyanet İşleri (eski)
(57-59) Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Diyanet Vakfi
(57-58) Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan,
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu suretle bunları bostanlardan, pınarlardan
Erhan Aktaş
Derken onları cennetlerden ve çeşmelerden çıkardık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Derken onları cennetlerden ve çeşmelerden çıkardık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Derken onları cennetlerden ve çeşmelerden çıkardık.
Fizilal-il Kuran
Böylece biz, Firavun ve soydaşlarını bahçelerden ve pınar başlarından çıkardık.
Gültekin Onan
Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;
Hamdi Döndüren
Ama (sonunda), biz onları (Firavun ve kavmini) çıkardık; bahçelerden, pınarlardan,
Hasan Basri Çantay
(57-58) Bu suretle onları bostanlardan, akar sulardan, hazinelerden ve şerefli makam (lar) dan çıkardık.
Hasib Asutay
Böylece biz onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
Hayrat Neşriyat
(57-58) Böylelikle (İsrâiloğullarının peşine düşürerek) onları bahçelerden, pınarlardan, hazînelerden ve güzel yerlerden çıkardık.
İbni Kesir
Fakat Biz, onları bahçelerden ve pınar başlarından çıkardık.
Mehmet Okuyan
(Bu vesile ile) onları (Firavun ve halkını) bahçeler(in)den, (su) kaynaklarından, hazinelerden ve değerli makamlardan çıkarmıştık.
Muhammed Esed
bunun içindir ki onları bağlar(ın)dan bahçeler(in)den, pınar başlarından çıkarıp attık,
Mustafa İslamoğlu
İşte bu tür bir (gurura kapıldıkları) için onları has bahçelerinden ve pınar başlarından çekip çıkardık;
Ömer Nasuhi Bilmen
Cenâb-ı Hak da buyuruyor ki: «Artık biz onları bostanlardan, ırmaklardan çıkardık.»
Ömer Öngüt
Böylece biz onları bahçelerden ve pınar başlarından çıkardık.
Suat Yıldırım
(57-58) Ama neticede Biz onları bahçelerinden ve pınarlarından, hazinelerinden, servetlerinden ve kendilerince çok değerli makam ve mevkilerinden çıkardık.
Süleyman Ateş
Böylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den.
Süleymaniye Vakfı
Böylece onları (Firavun'u ve yandaşlarını) bahçelerden ve pınar başlarından çıkardık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Böylece Firavun'u ve yandaşlarını bahçelerden, pınarlardan ayırdık,
Şaban Piriş
Biz de onları, bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
Tefhim-ul Kuran
Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;
Ümit Şimşek
İşte böyle çıkardık onları bahçelerinden, pınarlarından.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz onları (o zalım tayfanı) bağlardan və çeşmələrdən çıxartdıq;
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, Biz onları (Firʼonu və tayfasını) bağlardan və bulaqlardan çıxartdıq.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir vertrieben sie aus Gärten mit Quellen,
Almanca — Der Edle Quran
So ließen Wir sie fortziehen von Gärten und Quellen,
Almanca — M. A. Rassoul
So vertrieben Wir sie aus Gärten und von Quellen
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann vertrieben WIR sie aus Dschannat, Quellen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Wherefore We compelled them to the natural result of tyranny, disobedience and transgression. We expelled them from the earthly paradise they once possessed and from the land of orchards and springs,
Abdul Haleem
So it was that We made them leave their gardens and their springs,
Abdullah Yusuf Ali
So We expelled them from gardens, springs,
Abul A'la Maududi
Thus did We drive them out of their gardens and springs
Aisha Bewley
We expelled them from gardens and springs,
Al-Hilali & Khan
So, We expelled them from gardens and springs,
Ali Quli Qarai
So We expelled them from gardens and springs,
Amatul Rahman Omar
So We made them (- Pharaoh and his troops) leave the land of gardens and springs,
Arthur John Arberry
So We expelled them from gardens and fountains,
Bijan Moeinian
Subsequently (after having drowned Pharaoh and his army, ) I took away from them their gardens and springs.
E. Henry Palmer
'Turn them out of gardens and springs,
Edip-Layth
So, We evicted them out of gardens and springs.
George Sale
So we caused them to quit their gardens, and fountains,
Hamid S. Aziz
"But we are a multitude and wary.
Mahmoud Ghali
So We drove them out of gardens, and springs,
Marmaduke Pickthall
Thus did We take them away from gardens and watersprings,
Mohamed Ahmed - Samira
So We made them leave the gardens and springs of water,
Muhammad Asad
and so we have [rightly] driven them out of [their] gardens and springs,
Mustafa Khattab
So We lured the tyrants[1] out of ˹their˺ gardens, springs,
Progressive Muslims
So, We evicted them out of gardens and springs.
Sahih International
So We removed them from gardens and springs
Sam Gerrans
And We turned them out of gardens and springs,
Shabbir Ahmed
Thus We drove them (Pharaoh and his chiefs) out of the gardens and springs,
Syed Vickar Ahamed
So We expelled them from gardens, springs,
Taqi Usmani
Thus We expelled them (i.e. the people of Pharaoh) from gardens and springs,
The Monotheist Group
So,We evicted them out of gardens and springs.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ainsi, Nous les fîmes donc sortir des jardins, des sources,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca Me jî ew (Firewn û civata wî) ji nava baxçe û kaniyan deranîn…
Hollandaca (1)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen lieten Wij hen uit tuinen en bronnen wegtrekken,
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вывели Мы их [Фараона и его войско] из садов, и источников,
Rusça — Osmanov
Но Мы изгнали их из садов, [лишили] источников,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och vi har drivit bort dem från deras trädgårdar och källor