(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

وَهُوَ الَّذِي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً طَهُورًا لِنُحْيِيَ بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَا اَنْعَامًا وَاَنَاسِيَّ كَثِيرًا

ve huve elleƶī ersele r-riyāHa buşran beyne yedey raHmetihi ve enzelnā mine s-semāi māen Tahūran / li nuHyiye bihi beldeten meyten ve nusḳiyehu mimmā ḣaleḳnā en'ǎāmen ve enāsiyye keṧīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَهُوَve huveve O
2الَّذِيelleƶīki
3اَرْسَلَerseleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderdi
4الرِّيَاحَr-riyāHaر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özrüzgarları
5بُشْرًاbuşranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdeci
6بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasında (önünde)
7يَدَيْyedeyي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitellerinin (önünde)
8رَحْمَتِهِraHmetihiر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.rahmetinin
9وَاَنْزَلْنَاve enzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdik
10مِنَmine-ten
11السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
12مَاءًmāenم و هsu, yağmurbir su
13طَهُورًاTahūranط ه رTemiz/saf olmak veya olmaya başlamak, kirden arınmak, uzak/mesafeli hale getirmek, temizlemek/yıkamak/arındırmak, sakınmak, kendini uzaklaştırmak, temizlemek/arındırmak, abdest almak.tertemiz
1لِنُحْيِيَli nuHyiyeح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekdiriltelim diye
2بِهِbihionunla
3بَلْدَةًbeldetenب ل دŞehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayetbir ülkeyi
4مَيْتًاmeytenم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölü
5وَنُسْقِيَهُve nusḳiyehuس ق يSu vermek, sulamak, içirmek, susuzluğu gidermek, sulama yapmak, suvarmakve onunla sulayalım diye
6مِمَّاmimmā
7خَلَقْنَاḣaleḳnāخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yarattığımız
8اَنْعَامًاen'ǎāmenن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.hayvanlardan
9وَاَنَاسِيَّve enāsiyyeا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.ve insanlardan
10كَثِيرًاkeṧīranك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.birçoğunu

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onunla ölü şehri diriltelim, yarattığımız hayvanları ve insanların çoğunu suya kandıralım diye.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onunla ölü şehri diriltelim, yarattığımız hayvanları ve insanların çoğunu suya kandıralım diye.

Adem Uğur

(48-49) Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.

Ahmed Hulusi

Onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız nice hayvanatı ve birçok insanı besleyelim diye.

Ahmet Tekin

Ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanların ve insanların su ihtiyacını karşılamak için gökten su indirdik.

Ahmet Varol

Onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulayalım diye.

Ali Bulaç

Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulamak için.

Ali Fikri Yavuz

Ki onunla, bitkisiz ölü bir yeri diriltelim ve yarattığımız hayvanlarla bir çok insanlara su verelim.

Ali Rıza Safa

Ölü bir yöreyi onunla canlandırmak ve yarattığımız nice hayvanları ve insanları onunla sulamak için.

Bayraktar Bayraklı

-Rüzgarları rahmet yağmurunun önünde müjdeleyici olarak gönderen O'dur. Ölü toprağı diriltmemiz ve yarattığımız hayvan ve insanlara su vermemiz içingökten tertemiz su indiriyoruz.

Bekir Sadak

(48-49) Ruzgarlari rahmetinin onunde mujdeci gonderen O'dur. Olu bir yeri diriltmek ve yarattigimiz nice hayvan ve insanlari sulamak icin gokten tertemiz su indirmisizdir.

Celal Yıldırım

(48-49) O'dur ki rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci gönderdi ve ölü bir ülkeyi diriltmemiz ve yarattığımız davarları ve birçok insanları sulamamız için gökten tertemiz su indirdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(48-49) Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. Gökten de tertemiz su indirdik ki onunla ölü toprağı canlandıralım ve hayvanıyla insanıyla yarattığımız nice varlıkları suya kavuşturalım.

Diyanet İşleri

(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

Diyanet İşleri (eski)

(48-49) Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.

Diyanet Vakfi

(48-49) Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

bununla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız nice hayvan sürülerini ve bir çok insan kümelerini sulayalım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Diriltelim diye bununla ölü bir beldeyi ve sulayalım diye mahlukatımızdan nice hayvan sürülerini ve bir çok insan kümelerini

Erhan Aktaş

Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.

Fizilal-il Kuran

Amacımız bu su sayesinde ölü bir yöreyi diriltmek, yarattığımız çok sayıda hayvanın ve insanın su ihtiyacını karşılamaktır.

Gültekin Onan

Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulamak için.

Hamdi Döndüren

Ki onunla bir beldeyi diriltelim ve onunla, yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.

Hasan Basri Çantay

Onunla ölü bir toprağa can verelim, yaratdığımız hayvanları ve bir çok insanları onunla sıvaralım diye.

Hasib Asutay

Ki biz onunla ölü (kupkuru) beldeyi (toprağı) diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.

Hayrat Neşriyat

Tâ ki onunla ölü bir yeri diriltelim ve yarattığımız birçok hayvanlara ve insanlara onunla su verelim.

İbni Kesir

Ki onunla ölü bir şehri canlandıralım ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulayalım.

Mehmet Okuyan

Rüzgârları rahmetinin (yağmurun) önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. O (su) sayesinde ölü toprağı canlandırmak ve onunla yarattıklarımızdan hayvanlara ve insanlara su vermek için gökten tertemiz suyu biz indirmekteyiz.

Muhammed Esed

ki onunla ölü toprağı yeşertip canlandıralım ve yine onunla, hayvan olsun, insan olsun, yarattığımız nice canlıyı suya kavuşturalım.

Mustafa İslamoğlu

ki, onunla ölü toprağı canladıralım; yine onunla yaratmış olduğumuz bir nice canlıyı ve insanı sulayalım diye...

Ömer Nasuhi Bilmen

Tâ ki onunla ölü bir beldeyi ihya edelim ve yaratmış olduklarımızdan bir nice hayvanları ve birçok insanları sulayalım.

Ömer Öngüt

Ki o su ile ölü toprağa can verelim, yarattığımız hayvanları ve birçok insanları onunla sulayalım.

Suat Yıldırım

(48-49) Rüzgârları rahmetinin önünden müjdeci olarak gönderen de O’dur. Ölü diyarlara hayat vermek ve yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su vermek için gökten tertemiz suyu da Biz indirmekteyiz.

Süleyman Ateş

Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.

Süleymaniye Vakfı

Bunu, o suyla ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız hayvanların ve insanlardan bir çoğunun su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu, ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız en'amın (koyun, keçi, sığır ve deveyi) ve birçok insanın su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.

Şaban Piriş

Onunla ölü bir şehri diriltelim ve onunla yarattığımız bir çok hayvanı ve insanı sulayalım.

Tefhim-ul Kuran

Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulamak için.

Ümit Şimşek

Tâ ki ölmüş bir beldeyi onunla canlandıralım, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara ondan içirelim.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve onunla, yarattıklarımızdan bir takım hayvanları ve birçok insanları suvaralım.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

onunla ölü bir diyarı canlandıraq, yaratdığımız neçə-neçə heyvanlara və neçə-neçə insanlara ondan içirdək.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onunla ölü bir yerə can verək, yaratdığımız heyvanları və bir çox (bütün) insanları sirab edək!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Damit beleben Wir das tote kahle Land, und davon lassen Wir viele Tiere und Menschen, die Wir erschaffen haben, trinken.

Almanca — Der Edle Quran

um damit (manch) totes Land wieder lebendig zu machen und um es Vieh und Menschen in großer Zahl, die Wir erschaffen haben, zu trinken zu geben.

Almanca — M. A. Rassoul

auf daß Wir damit ein totes Land lebendig machen und es Unserer Schöpfung zu trinken geben - dem Vieh und den Menschen in großer Zahl.

Almanca — Muhammad Zaidan

damit WIR mit ihm eine tote Landschaft lebendig machen, und damitWIR es zum Trinken denen geben, die WIR erschufen, Anʹam und vielen Menschen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Fresh water- with which We revive the dead land of a given town and supply drinking-water to the living among Our creation including cattle and a great many human beings.

Abdul Haleem

so that We can revive a dead land with it, and We give it as a drink to many animals and people We have created.

Abdullah Yusuf Ali

That with it We may give life to a dead land, and slake the thirst of things We have created,- cattle and men in great numbers.

Abul A'la Maududi

that We may revive through it a dead land and give it for drink to many cattle and human beings from among Our creation.

Aisha Bewley

so that by it We can bring a dead land to life and give drink to many of the animals and people We created.

Al-Hilali & Khan

That We may give life thereby to a dead land, and We give to drink thereof many of the cattle and men that We had created.

Ali Quli Qarai

with which We revive a dead country and provide water to many of the cattle and humans We have created.

Amatul Rahman Omar

That We may thereby bring the dead land to life and give it as a drink to (most of the things) whom We have created, beasts and mankind in large numbers.

Arthur John Arberry

so that We might revive a dead land, and give to drink of it, of that We created, cattle and men a many.

Bijan Moeinian

I do so, in order to raise the dead land into life, and to provide water for all kinds of animals and man that I have created.

E. Henry Palmer

to quicken therewith the dead country, and to give it for drink to what we have created,- the cattle and many folk.

Edip-Layth

So that We can revive a dead land with it and We supply drink for many what we created; the livestock and people.

George Sale

that We may thereby revive a dead country, and give to drink thereof unto what We have created, both of cattle and men, in great numbers;

Hamid S. Aziz

And He it is who sent the winds as glad tidings heralding His mercy; and We send down purifying water from the sky.

Mahmoud Ghali

That We may give life to a deceased country, and we make to drink of it, of whatever We created, many cattle and human beings.

Marmaduke Pickthall

That We may give life thereby to a dead land, and We give many beasts and men that We have created to drink thereof.

Mohamed Ahmed - Samira

To quicken a region that was dead, and to give it as drink to animals We have created and to men in plenty.

Muhammad Asad

so that We may bring dead land to life thereby, and give to drink thereof to many [beings] of Our creation, beasts as well as humans.

Mustafa Khattab

giving life to a lifeless land, and providing water for countless animals and humans of Our Own creation.

Progressive Muslims

So that We can revive a dead land with it and We give to drink to Our creation of many of the livestock and mankind.

Sahih International

That We may bring to life thereby a dead land and give it as drink to those We created of numerous livestock and men.

Sam Gerrans

That We might give life thereby to a dead land, and give it as drink to many of what We have created of cattle and men.

Shabbir Ahmed

That We may give life with it to a dead land, and We provide drink for Our creations, a great many animals and human beings.

Syed Vickar Ahamed

So that We may give life with it to the land that is dead, and quench the thirst of things We have created— Cattle and men in large numbers.

Taqi Usmani

so that We revive a dead land therewith, and give drink to the many cattle and humans created by Us.

The Monotheist Group

So that We revive a dead land with it and give drink to many of Our creation of livestock and people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

pour faire revivre par elle une contrée morte, et donner à boire aux multiples bestiaux et hommes que Nous avons créés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Da ku em welatekî hişkemirî pê vejînin û hinek ji wan heywanên ku me ew afirandine û gelek însanan jî pê av bidin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

om daarmee een dode streek tot leven te brengen en om daarmee veel van wat Wij geschapen hebben, vee en mensen, te drinken te geven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Opdat wij daardoor eene doode streek zouden doen herleven, en om daarmede te drenken hetgeen wij hebben geschapen, zoowel vee als menschen, in grooten getale.

Hollandaca — Siregar

Opdat Wij hiermee droog land vruchtbaar maken en om water te geven aan wat Wij geschapen hebben: vee en veel mensen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

чтобы Нам оживить ею [этой водой] безжизненную [засушливую] местность (выведя растения) и чтобы напоить ею [той водой] тех, кого Мы создали, – много скота и людей.

Rusça — Osmanov

чтобы оживить ею мертвую землю, чтобы напоить ею вдоволь Свои творения - скот и людей.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

för att därmed ge liv åt dött land och låta många av dem som Vi har skapat, både kreatur och människor, dricka.