(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًا اَهٰذَا الَّذِي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبِيلًا

ve iƶā raevke in yetteḣiƶūneke illā huzuven e hāƶā elleƶī beǎṧe (a)llahu rasūlen / in kāde le yuDillunā ǎn ālihetinā levlā en Sabernā ǎleyhā ve sevfe yeǎ'lemūne Hīne yeravne l-ǎƶābe men eDellu sebīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2رَاَوْكَraevkeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.seni gördükleri
3اِنْin
4يَتَّخِذُونَكَyetteḣiƶūnekeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekseni yapmıyorlar
5اِلَّاillābaşka bir şey
6هُزُوًاhuzuvenه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)eğlence konusundan
7اَهٰذَاe hāƶābunu mu?
8الَّذِيelleƶī
9بَعَثَbeǎṧeب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekgöndermiş
10اللّٰهُ(a)llahuAllah
11رَسُولًاrasūlenر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir elçi
1اِنْin
2كَادَkādeك و دneredeyse, az daha (?)nerdeyse
3لَيُضِلُّنَاle yuDillunāض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bizi saptıracaktı (diyorlar)
4عَنْǎn-dan
5اٰلِهَتِنَاālihetināا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarımız-
6لَوْلَاlevlāeğer etmeseydik
7اَنْen
8صَبَرْنَاSabernāص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.biz kararlılık
9عَلَيْهَاǎleyhāonda
10وَسَوْفَve sevfeve yakında
11يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceklerdir
12حِينَHīneح ي نVarmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmekzaman
13يَرَوْنَyeravneر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördükleri
14الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
15مَنْmenkimin
16اَضَلُّeDelluض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapık olduğunu
17سَبِيلًاsebīlenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunun

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Seni, gördükleri zaman da Allah bunu mu peygamber olarak gönderdi diye alaya alıyorlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Seni, gördükleri zaman da Allah bunu mu peygamber olarak gönderdi diye alaya alıyorlar.

Adem Uğur

Seni gördükleri zaman: "Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği!" diyerek hep seni alaya alıyorlar.

Ahmed Hulusi

Seni gördüklerinde, "Allah'ın Rasul olarak ba's ettiği bu mudur yani!" diyerek seni alaya almaktan başka bir şey edinmezler!

Ahmet Tekin

Seni gördükleri zaman: 'Bu mu, Allah’ın özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, Rasul olarak görevlendirdiği!' diyerek hep seni alay konusu yapıyorlar.

Ahmet Varol

Seni gördüklerinde, ancak alaya alırlar: 'Allah'ın Peygamber olarak gönderdiği bu mu?

Ali Bulaç

Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?"

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, Mekke kâfirleri) seni gördükleri vakit, seni yalnız bir eğlence yerine tutuyorlar: “- Bu mu, Allah’ın peygamber diye gönderdiği?” diyorlar...

Ali Rıza Safa

Seni gördüklerinde, yalnızca alay ediyorlar: "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?"

Bayraktar Bayraklı

Seni gördüklerinde, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar ve şöyle derler: "Allah'ın,peygamber olarak gönderdiği bu mu?"

Bekir Sadak

Seni gordukleri zaman, «Allah'in gonderdigi elci bu mudur?» diye alaya almaktan baska birsey yapmazlar.

Celal Yıldırım

Seni gördükleri zaman. «Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mudur ?» diyerek (ciddi hiçbir tavır takınmazlar), sadece alaya alırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar ne zaman seni görseler, “Bu mu Allah’ın resul olarak gönderdiği adam!” diyerek mutlaka seninle alay ederler.

Diyanet İşleri

(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

Diyanet İşleri (eski)

Seni gördükleri zaman, 'Allah'ın gönderdiği elçi bu mudur?' diye alaya almaktan başka birşey yapmazlar.

Diyanet Vakfi

Seni gördükleri zaman: «Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği!» diyerek hep seni alaya alıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Seni gördükleri zaman «Bu mu Allah'ın Peygamber olarak gönderdiği?» diye hep seni alaya alıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Seni gördükleri zaman da, sadece alaya alıyorlar: "Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği?" diyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Seni de gördükleri vakıt sırf bir eğlence yerine tutuyorlar, bu mu o Allah'ın Peygamber diye gönderdiği? diyorlar

Erhan Aktaş

Seni gördükleri zaman: "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Seni gördükleri zaman: "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Seni gördükleri zaman: "Allah'ın rasul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

Fizilal-il Kuran

Onlar seni her gördüklerinde «Allah, bu adamı mı peygamber olarak gönderdi?» diye mutlaka alaya alırlar.

Gültekin Onan

Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Tanrı'nın elçi olarak gönderdiği bu mu?"

Hamdi Döndüren

Onlar seni gördüklerinde, mutlaka seni eğlence konusu yapıyorlar. “Allah elçi olarak bunu mu göndermiş?”

Hasan Basri Çantay

Seni gördükleri vakit "Bu mu Allahın peygamber olarak gönderdiği?" (derler), seni bir eğlenceden başka bir şey edinmezler.

Hasib Asutay

Seni gördükleri zaman, 'Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği! ' diyerek hep seni alay konusu yaparlar.

Hayrat Neşriyat

Seni gördükleri zaman, seni ancak alaya alıyorlar da: 'Bu mu Allah’ın peygamber olarak gönderdiği?' (diyorlar).

İbni Kesir

Seni gördükleri vakit: Bu mu Allah'ın gönderdiği elçi? diye alaya almaktan başka bir şey yapmazlar.

Mehmet Okuyan

Seni gördükleri zaman “Allah elçi olarak bunu mu gönderdi!” (diyerek) seninle hep alay ediyorlar.

Muhammed Esed

Bunun içindir ki, (ey Muhammed,) ne zaman senden söz etseler, mutlaka, "Allah'ın bize rasul olarak gönderdiği kişi bu mu?" diyerek, seni alay, eğlence konusu yapıyorlar.

Mustafa İslamoğlu

Bir de ne zaman seni görseler, sırf seninle alay etme amacıyla "Ne yani, Allah elçi göndermek için bula bula bunu mu bulmuş?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve seni görünce de seni ancak bir eğlence yerine tutuyorlar, «Allah'ın peygamber gönderdiği bu mudur?» diyorlar.

Ömer Öngüt

Seni gördüklerinde: “Bu mu Allah'ın elçi olarak gönderdiği?” diye mutlaka alaya alırlar.

Suat Yıldırım

Seni gördüklerinde mutlaka seni alaya alır ve: "Allah’ın, elçi olarak gönderdiği bu şahıs mı imiş! Bula bula bunu mu bulmuş?"

Süleyman Ateş

Seni gördükleri zaman, mutlaka seni eğlence konusu yapıyorlar; "Allah bunu mu elçi göndermiş?"

Süleymaniye Vakfı

Seni gördüklerinde sadece hafife alıyor şöyle diyorlar: "Allah'ın elçi olarak görevlendirdiği bu mu!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Seni görünce sadece hafife alıyor; "Allah elçi olarak bunu mu görevlendirmiş?" diyorlar.

Şaban Piriş

Seni gördükleri zaman: -Bu mu Allah'ın gönderdiği elçi? diye alay etmekten başka bir şey yapmazlar.

Tefhim-ul Kuran

Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: «Allah'ın, peygamber olarak gönderdiği bu mu?»

Ümit Şimşek

Seni ne zaman görecek olsalar alaya alır ve derler ki: 'Allah bula bula bunu mu peygamber gönderdi?

Yaşar Nuri Öztürk

Seni gördüklerinde, şu şekilde alaya almaktan başka şey yapmazlar: "Allah'ın, resul olarak gönderdiği şu mu?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar səni gördükdə ancaq sənə lağ edir və deyirlər: “Budurmu Allahın elçi göndərdiyi kəs?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Onlar səni gördükdə ancaq məsxərəyə qoyur (və belə deyirlər): ″Allahın peyğəmbər göndərdiyi şəxs budurmu?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie dich erblicken, spotten sie über dich. ʺIst dieser da der, den Gott als Gesandten geschickt hat?

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn sie dich sehen, machen sie sich über dich nur lustig: ʺIst das derjenige, den Allah als Gesandten geschickt hat?

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie dich sehen, treiben sie nur Spott mit dir: ʺIst das der, den Allah als Gesandten erweckt hat?

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn sie dich sehen, nehmen sie dich zu nichts außer zum Spott: ʺIst dieser derjenige, den ALLAH als Gesandten entsandte?

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And as usual their pride gets the better of their prudence. and when they see you, O Muhammad they insolently receive you with nothing but disdain and scorn riding sparkling in their eyes and they express their thoughts in words: "Is this the one", they say " whom Allah has chosen to convey His message!"

Abdul Haleem

Whenever they see you [Prophet] they ridicule you: ‘Is this the one God has sent as a messenger?

Abdullah Yusuf Ali

When they see thee, they treat thee no otherwise than in mockery: "Is this the one whom Allah has sent as a messenger?"

Abul A'la Maududi

Whenever they see you they take you for nothing else but an object of jest, saying: "Is this whom Allah has sent as a Messenger?

Aisha Bewley

When they see you they only make a mockery of you: ‘Is this the one Allah has sent as a Messenger?

Al-Hilali & Khan

And when they see you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), they treat you only in mockery (saying): "Is this the one whom Allâh has sent as a Messenger?

Ali Quli Qarai

When they see you they just take you in derision: ‘Is this the one whom Allah has sent as an apostle!?

Amatul Rahman Omar

And Whenever they see you they treat you disdainfully (saying), `What! is this the man whom Allâh has raised for a Messenger?

Arthur John Arberry

And when they see thee, they take thee in mockery only: 'What, is this he whom God sent forth as a Messenger?

Bijan Moeinian

When they see you, they starts mocking at you saying: "Is this the one whom God has appointed as His Messenger?"

E. Henry Palmer

And when they saw thee they only took thee for a jest, 'Is this he whom God has sent as an apostle?

Edip-Layth

If they see you they take you for a mockery: "Is this the one that God sent as a messenger?"

George Sale

When they see thee, they will receive thee only with scoffing, saying, is this he, whom God hath sent as his apostle?

Hamid S. Aziz

Indeed, they have come past the cities which were rained on with an evil rain; have they not seen them? Nay, but they fear not the Resurrection (or hope not for resurrection).

Mahmoud Ghali

And when they see you, they decidedly take you to themselves for nothing except in mockery, "Is this he whom Allah has sent forth as a Messenger?

Marmaduke Pickthall

And when they see thee (O Muhammad) they treat thee only as a jest (saying): Is this he whom Allah sendeth as a messenger?

Mohamed Ahmed - Samira

When they see you they take you only in jest: "Is this the one whom God has sent as messenger?

Muhammad Asad

Hence, whenever they consider thee, [O Muhammad,] they but make thee a target of their mockery, [saying:] "Is this the one whom God has sent as an apostle?

Mustafa Khattab

When they see you ˹O Prophet˺, they only make fun of you, ˹saying,˺ "Is this the one that Allah has sent as a messenger?

Progressive Muslims

And if they see you they take you for a mockery: "Is this the one that God sent as a messenger"

Sahih International

And when they see you, [O Muúammad], they take you not except in ridicule, [saying], "Is this the one whom Allah has sent as a messenger?

Sam Gerrans

And when they see thee, they only take thee in mockery: “Is this he whom God sent as messenger?

Shabbir Ahmed

Hence, whenever they see you, they make you a target of their mockery saying, "Is this the one whom Allah has sent as a Messenger?

Syed Vickar Ahamed

And when they see you, they treat you no other way than in joke: "Is this the one whom Allah has sent as a messenger?

Taqi Usmani

When they see you, they take you only as a laughing stock, (saying) "Is this the man whom Allah has sent as a messenger?

The Monotheist Group

Andif they see you they take you for a mockery: "Is this the one that God sent as a messenger?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand ils te voient, ils ne te prennent quʹen raillerie: ʺEst-ce là celui quʹAllah a envoyé comme Messager?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Dema ku ew te dibînin ew her henekên xwe bi te dikin (û dibêjin:) Ma ew ê ku Xwedê bi pêxemberî (ji me re) şandiye ev e?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij jou zien, drijven zij slechts de spot met jou: ʺIs dit hem die God als gezant heeft opgeroepen?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als zij u zien, zullen zij u slechts met spot ontvangen, zeggende: Is hij dat, dien God als zijn gezant heeft gezonden?

Hollandaca — Siregar

En wanneer Zij jou zien (O Moehammad), nemen zij jou slechts tot onderwerp van bespotting: ʺIs die het die Allah als Boodschapper heeft gestuurd?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда они [многобожники] видят тебя (о, Пророк), они принимают тебя лишь насмехаясь: «Неужели ж это тот, кого Аллах отправил (к нам) посланником?

Rusça — Osmanov

А когда они видят тебя [, Мухаммад], они только насмехаются над тобой [и говорят]: ʺНеужели же он - тот самый, кого Аллах сделал посланником,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När de ser dig (Muhammad) vill de försöka göra narr av dig (och säger:) ʺÄr detta den man som skall vara Guds sändebud