Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّتِي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَا بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا

ve leḳad etev ǎlā l-ḳaryeti lletī umTirat meTara s-sev'i e fe lem yekūnū yeravnehā bel kānū lā yercūne nuşūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اَتَوْاetevا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekvardılar
3عَلَىǎlā
4الْقَرْيَةِl-ḳaryetiق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kente
5الَّتِيlletī
6اُمْطِرَتْumTiratم ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti.yağmura tutulan
7مَطَرَmeTaraم ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti.yağmuruna
8السَّوْءِs-sev'iس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekbela
9اَفَلَمْe fe lem-mıydı?
10يَكُونُواyekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11يَرَوْنَهَاyeravnehāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu görmüyorlar-
12بَلْbelhayır
13كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
14لَا
15يَرْجُونَyercūneر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).ummuyorlardı
16نُشُورًاnuşūranن ش رYaymak, canlandırmak, yeniden hayata döndürmek, genişlemek, açığa çıkarmak, açmak, genişletmek, sergilemek, yaymak.tekrar dirilip kalkmayı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki onlar, uğramışlardır kötü bir yağmur yağdırılan o şehre, onu olsun görmüyorlar mı? Görüyorlar, fakat onlar, ölümden sonra dirileceklerini ummuyorlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki onlar, uğramışlardır kötü bir yağmur yağdırılan o şehre, onu olsun görmüyorlar mı? Görüyorlar, fakat onlar, ölümden sonra dirileceklerini ummuyorlar.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki bela yağmuruna tutulmuş o şehre (Lut kavminin helak olduğu yere) uğradılar. . . Acaba onu görmediler mi? Hayır! Onlar ölüm sonrasında dirilişi, aslına dönüşü ummuyorlardı!

Ahmet Tekin

Andolsun ki, bu Kur’ân’ı inkâr edenler, belâ ve felâket yağmuruna, taş yağmuruna tutulmuş olan beldeye, Sodom ve Gomore’ye uğramışlardır. Orada olanları görmüyorlar mı? Aksine görüyorlar da, onlar öldükten sonra, ölümden önceki vasıflarla diriltilmeyi ummuyorlar.

Ahmet Varol

Andolsun onlar üzerine felaket yağmuru yağdırılan kasabaya uğramışlardı. Yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır onlar yeniden dirilişi ummuyorlardı.

Ali Bulaç

Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

Yemin olsun ki, (Kureyş kâfirleri ticaret için Şam’a giderken) fenalık (taş) yağmuruna tutulmuş olan o beldeye (Lut kavminin Sedûm şehrine) defalarca uğradılar; onu görüyor değiller miydi? (düşünüb te ibret almazlar, imana gelmezler mi?) Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini ummazlar.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, yıkım yağmuruna tutulan kente uğramışlardı. Yine de onu görmüyorlar mı? Hayır! Yeniden dirileceklerini düşünmüyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun müşrikler, felaket yağmurunun helak ettiği o ülkeye uğradılar. Orayı görmediler mi? Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini beklemiyorlardı.

Bekir Sadak

Bu putperestler and olsun ki, bela yagmuruna tutulmus olan kasabaya ugramislardi. Onu gormediler mi? Hayir: Tekrar dirilmeyi ummuyorlardi.

Celal Yıldırım

And olsun ki onlar (inkarcı sapıklar) âfet yağmuruna tutulup (yok edilen) kasabaya varmışlardı, onu görmediler mi ? Hayır, yeniden dirilip kalkmayı ummazlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunlar, felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye gitmişlerdi; peki oraları görmüyorlar mıydı? Hayır hayır! Bunlar öldükten sonra yeniden dirilmek diye bir şeyi beklemiyorlar.

Diyanet İşleri

Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Resulüm!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır. Peki onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, o afet yağmuruna tutulan memlekete de vardılar. Artık onu da görüyor değiller mi? Doğrusu yeniden dirilmeyi ümit etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için o fenalık yağmuruna tutulan karyeye de vardılar, artık onu görüyor değiller miydi? Doğrusu nüşur arzu etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı

Erhan Aktaş

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, senin hemşehrilerin, bela yağmuruna tutulmuş olan o kente uğradılar. Acaba orayı görmüyorlar mıydı? Hayır, aslında onlar yeniden dirileceklerini beklemiyorlardı.

Gültekin Onan

Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

Hamdi Döndüren

(Şu Kureyş müşrikleri) belâ yağmuruna tutulan o kente uğradılar. Peki, onu görmediler mi? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummuyorlar!

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki onlar (Mekkeliler) bela (ve felaket) yağmuruna tutulan o beldeye uğramışlardır. (Peki) onu da görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar (öldükden sonra tekrar) dirilmeyi ummazlar.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Andolsun (Mekke müşrikleri) bela yağmuruna tutulmuş olan o kente (15) uğramışlardır. Peki, onu görmediler mi? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummuyorlardı. (15. Âyette sözü edilen belde rivâyete göre Lut kavminin yaşadığı Sedum'dur. Bela yağmurundan maksat taş yağmurudur. Allah üzerlerine taş yağdırarak onları yok etmiştir.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) And olsun ki (bu müşrikler), belâ yağmuruna (taşa) tutulan o şehreuğradılar. Peki onu (oradaki helâk alâmetlerini) görmüyorlar mıydı? Hayır! (Onlar) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

İbni Kesir

Andolsun ki; onlar, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Onu görmediler mi? Hayır, onlar tekrar dirileceklerini ummazlar.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (müşrikler) bela yağmuruna tutulmuş olan o şehre (Sodom’a) elbette uğramışlardır. Orayı (orada olup biteni) hiç mi görmediler? Hayır! Onlar diriltilmeyi ummuyorlar.

Muhammed Esed

Bu (Bizim mesajlarımızı inkar edenler) o cezalandırıcı yağmura tutulan şehri görmüş olmalılar; peki orada olup biteni fark etmediler mi? Hayır, bunlar ölümden sonra kalkışı beklemiyorlar!

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu bu (vahyin muhatapları), bela sağanağına yakalanan kente uğramış olmalılar. Şimdi orada olup biteni(n iç yüzünü) görmediler, öyle mi? Yoo! Onlar asıl öldükten sonra yeniden dirilerek (hesap vermekten) hazzetmiyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, felaket yağmuruna tutulmuş olan karyeye varmışlardı. Artık onu görür olmamışlar mı idi? Hayır, öldükten sonra dirilip kalkmayı ummaz olmuşlardır.

Ömer Öngüt

Resulüm! Andolsun ki onlar, belâ yağmuruna tutulan o memlekete uğramışlardır. Onlar onu görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar tekrar dirileceklerini ummuyorlardı.

Suat Yıldırım

Şu Kureyş müşrikleri, belâ yağmuruna tutulan, üstüne taş yağdırılan şehire de vardılar. Peki, orada olup biteni fark etmediler mi? Doğrusu onlar öldükten sonra diriltileceklerini hiç düşünmezler.

Süleyman Ateş

(Şu Kureyş müşrikleri) bela yağmuruna tutulan, (üstüne taş yağdırılan) kente vardılar. Onun durumunu görmüyorlar mıydı (ki ibret alsınlar)? Hayır, onlar (öldükten sonra) tekrar dirilip kalkmayı ummuyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Bunlar, felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğradılar; oraların halini görmediler mi? Aslında bunlar, tekrar dirilme konusuna ilgi duymuyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Mekkeliler,) Felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğramışlardır. Şimdiye kadar oraları hiç mi görmediler? Aslında bunlar, tekrar dirilmeyi beklemiyorlar.

Şaban Piriş

Onlar, üzerine bela yağmuru yağdırılmış bir beldeye de uğramışlardı, onu görmediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilişi düşünmüyorlar!

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, onlar üstüne felâket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

Ümit Şimşek

Doğrusu, onlar azap yağmuruna tutulmuş beldeye de uğramışlardı. Onun halini görmediler mi? Aslında onlar tekrar diriltileceklerine ihtimal vermiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məkkə müşrikləri bəla yağmuru düşüb viran qalmış şəhərin yanından keçmişdilər. Məgər onlar onu görməmişdilər? Xeyr, onlar öldükdən sonra dirilməyə də inanmırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Qüreyş müşrikləri ticarət üçün Şama gedərkən) fəlakət yağışı yağmış şəhərə (vaxtilə Lut tayfasının yaşadığı Sədum şəhərinə) gəlib çatmışdılar. Məgər onu (o şəhərin başına nələr gəldiyini) görmədilərmi? Xeyr, onlar öldükdən sonra yenidən dirilməyə inanmırlar. (Özlərindən əvvəlki kafirlərin başlarına gətirdiyimiz müsibətlərdən ibrət almayan Məkkə müşrikləri hələ də qiyamət barəsində şəkk-şübhə içindədirlər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie kamen wiederholt an der Stadt (von Lots Volk) vorbei, die der unheilvolle Steinregen heimgesucht hatte. Haben sie sie sich nicht mit Bedacht angesehen? Wie hätten sie es können, leugnen sie doch die Auferstehung!

Almanca — Der Edle Quran

Sie kamen doch an der Stadt vorbei, auf die der Unheilsregen niederging. Haben sie sie denn nicht gesehen? Nein! Vielmehr erwarten sie keine Auferstehung.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, sie kamen vorüber an der Stadt, auf die ein Unheilsregen niederging. Haben sie sie denn nicht gesehen? Nein, sie haben nicht mit der Auferstehung gerechnet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits kamen sie doch zur Ortschaft, die mit dem Regen des Unheils beregnet wurde. Haben sie sie etwa noch nicht gesehen?! Nein, sondern sie pflegten auf keine Erweckung zu hoffen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In fact they* in their commercial travels have come repeatedly by the town -of Lut (Lot)- which was showered with the direful rain, but they simply passed by with their minds' eyes closed. It makes you wonder did they not see it!, No, but they do not entertain the fact of Resurrection nor do they regard it with fear should it be true.

Abdul Haleem

These disbelievers must have passed by the town that was destroyed by the terrible rain––did they not see it? Yet they do not expect to be raised from the dead.

Abdullah Yusuf Ali

And the (Unbelievers) must indeed have passed by the town on which was rained a shower of evil: did they not then see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection.

Abul A'la Maududi

They have surely passed by the town which was rained upon by an evil rain. Have they not seen it? Nay; but they do not believe in being raised up after death.

Aisha Bewley

They themselves have come across the city which was rained on by an evil rain. Did they not then see it? But they do not expect to rise again.

Al-Hilali & Khan

And indeed they have passed by the town [of Prophet Lût (Lot)] on which was rained the evil rain. Did they (disbelievers) not then see it (with their own eyes)? Nay! But they used not to expect any resurrection.

Ali Quli Qarai

Certainly they must have passed the town on which an evil shower was rained. Have they not seen it? Rather they did not expect resurrection.

Amatul Rahman Omar

And certainly these (Makkan disbelievers) pass by the (ruined) township (of Sodom situated on the highway between Arabia and Syria) which suffered a painful rain (of stones). Have they not been seeing (the ruins of) this (township of the people of Lot). Why, they have been, (but the reason behind their refusal is) they do not (believe and) expect not to be resurrected (after death and to be called to account for their deeds).

Arthur John Arberry

Surely they have come by the city that was rained on by an evil rain; what, have they not seen it? Nay, but they look for no upraising.

Bijan Moeinian

The disbelievers have passed by the towns (of Sodom & Gomorrah) which were ruined by the miserable shower. They see it; yet they do not believe in the Hereafter!

E. Henry Palmer

Why, they have come past the cities which were rained on with an evil rain; have they not seen them?- nay, they do not hope to be raised up again.

Edip-Layth

They have come upon the town that was showered with a miserable shower. Did they not see it? No, they do not expect any resurrection.

George Sale

The Koreish have passed frequently near the city which was rained on by a fatal rain: Have they not seen where it once stood? Yet have they not dreaded the resurrection.

Hamid S. Aziz

For each of them We set forth parables and examples, and each one have We utterly ruined.

Mahmoud Ghali

And indeed they already came up to the town which was rained on by a woeful rain. Have they then not seen it? No indeed, (but) they did not hope for an uprising (i.e., resurrection).

Marmaduke Pickthall

And indeed they have passed by the township whereon was rained the fatal rain. Can it be that they have not seen it? Nay, but they hope for no resurrection.

Mohamed Ahmed - Samira

They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin. How could they not have seen it? Still they do not dread the Resurrection.

Muhammad Asad

And they [who now deny Our messages] must surely have come across that town which was rained upon by a rain of evil: have they, then, never beheld it [with their minds eye]? But nay, they would not believe in resurrection!

Mustafa Khattab

They have certainly passed by the city ˹of Sodom˺, which had been showered with a dreadful rain ˹of stones˺. Have they not seen its ruins? But they do not expect to be resurrected.

Progressive Muslims

And they have come upon the town that was showered with a miserable shower. Did they not see it No, they do not expect any resurrection.

Sahih International

And they have already come upon the town which was showered with a rain of evil. So have they not seen it? But they are not expecting resurrection.

Sam Gerrans

And they have passed by the city whereon rained a rain of evil; so did they not see it? The truth is, they expect not a resurrection.

Shabbir Ahmed

And indeed they have passed by the township (Sodom) that was rained with a miserable rain. Have they never seen it with eyes of the heart? But nay, they expect not to be raised again. (They do not believe in the Law of Requital and deem that such things happen only by chance).

Syed Vickar Ahamed

And truly, the (disbelievers) must have passed by the town on which was rained by a shower of evil: Then did they not see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection.

Taqi Usmani

Indeed they (the pagans of Makkah) have passed by the town that was afflicted by an evil rain sent down to it. So, have they not been seeing it? Rather, they do not believe in Resurrection.

The Monotheist Group

Andthey have come upon the town that was showered with a miserable shower. Did they not see it? No, they do not expect any resurrection.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sont passés par la cité sur laquelle est tombée une pluie de malheurs. Ne la voient-ils donc pas? Mais ils nʹespèrent pas de résurrection!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, ew (muşrik) di ber wî welatê ku barana karesat û belaya pîs lê bariyaye derbas bûne. Erê ma wan ew nedidît (ku jê îbret bigirin). Na, belkî ew bi saxbûna piştî mirinê bawerî nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zijn toch bij de stad voorbij gekomen waarop de slechte regen geregend had; hebben zij haar dan niet gezien? Welnee, zij verwachten geen herrijzenis.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De Koreïshieten zijn de stad dikwijls voorbij getrokken, waarop wij een vreeselijke regen hebben doen nedervallen. Hebben zij niet gezien waar die eens stond? Maar zij hopen niet te worden opgewekt.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, zij (de ongelovigen) kwamen voorbij de stad, waarop een slechte regen geregend had. Hebben zij dat dan niet gezien? Maar nee, zij hoopten niet tot leven gebracht te worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ведь они [мекканские многобожники] (во время торговых поездок) проходили мимо селения, на которое был пролит дождь зла [селение, где жил пророк Лут, и на которое выпал каменный дождь]. Разве они [мекканские многобожники] не видели его [то селение]? Нет, они не надеялись на воскрешение [не верили в него]!

Rusça — Osmanov

Они проходили мимо селения, на которое низринулся недобрый дождь. Неужели же они не видели его? Нет, они не ждали пробуждения [в Судный день].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(De som inte vill tro) måste ha träffat på den stad över vilken Vi lät ett regn av död och förintelse falla. Har de inte sett något (och inte lärt något)? Nej, de ser ju inte fram mot någon uppståndelse!