Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا

ve kullen Derabnā lehu l-emṧāle ve kullen tebbernā tetbīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكُلًّاve kullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsine
2ضَرَبْنَاDerabnāض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakgetirdik
3لَهُlehuonlara
4الْاَمْثَالَl-emṧāleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.misaller
5وَكُلًّاve kullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlive hepsini
6تَبَّرْنَاtebbernāت ب رKırmak/yıkmak/mahvetmek/yok olmak/kaybetmek/parçalamak/dağılmak, yıkım/mahvoluş.helak ettik
7تَتْبِيرًاtetbīranت ب رKırmak/yıkmak/mahvetmek/yok olmak/kaybetmek/parçalamak/dağılmak, yıkım/mahvoluş.helakla

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hepsine de örnekler getirdik, hepsini de kırıp geçirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hepsine de örnekler getirdik, hepsini de kırıp geçirdik.

Adem Uğur

Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

Ahmed Hulusi

Onların her biri için dersler vermiştik. . . (Sonunda) hepsini kırdık geçirdik.

Ahmet Tekin

Onların her birine, anlamaları, ders ve ibret almaları için dini hakikatlerin, insani ve ahlaki değerlerin zaruretinin delillerini, gerekçelerini sunduk. Öğüt almadıkları için hepsini kırdık, geçirdik.

Ahmet Varol

Her biri için örnekler verdik. (Öğüt almayınca da) hepsini kırıp geçirdik.

Ali Bulaç

Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

Ali Fikri Yavuz

Bunlardan her birine (kendilerinden öncekilerin helâkine dair) nasihat olarak nice misaller anlattık. Fakat, iman etmediklerinden hepsini tamamen helâk ettik.

Ali Rıza Safa

Tümüne örnekler verdik ve tümünü kırıp geçirdik.

Bayraktar Bayraklı

Bunların her birini bilinen örneklerle uyarıp, hepsini helak ettik.

Bekir Sadak

Her birine misaller vermistik ama, dinlemedikleri icin hepsini kirdik gecirdik.

Celal Yıldırım

Onların herbiri için (doğru yola dönerler diye) misâller verdik ve (sonunda) herbirini yıkıp belirsiz hale getirdik.

Diyanet İşleri

Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Her birine misaller vermiştik ama, dinlemedikleri için hepsini kırdık geçirdik.

Diyanet Vakfi

Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların herbirine misaller getirdik; (ama ögüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ki onların her birine öğüt olarak örnekler vermiştik; (sonunda) her birini mahv ve perişan ettik de ettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki her birine nasıyhat olarak emsal anlatmıştık ve her birini mahv-ü perişan ettik de ettik

Erhan Aktaş

Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

Fizilal-il Kuran

Hepsine bir çok uyarıcı örnekler gösterdik. Sonra da hepsini kökten yokettik.

Gültekin Onan

Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

Hamdi Döndüren

Onların herbirine örnekler anlattık. (Ama öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik!

Hasan Basri Çantay

Biz (onlardan) her birine (geçmişlerden) misaller irad etdik. (Fakat peygamberlerini tekzib etdikleri için) hepsini tam bir helak ile imhaa eyledik.

Hasib Asutay

Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik. (Öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

Hayrat Neşriyat

Her birine (îkaz edici) misâller getirdik. (Fakat dinlemedikleri için) hepsini tamâmen kırıp geçirdik.

İbni Kesir

Her birine misaller vermiştik. Ama hepsini kırdık geçirdik.

Mehmet Okuyan

Âd, Semûd, Ress halkı ve bunlar arasında daha birçok nesle de örnekler vermiştik; (reddettikleri için) hepsini kırıp geçirmiştik.

Muhammed Esed

oysa, her birine uyarıcı dersler vermiştik; ama (bunlara aldırış etmeyince) hepsini yerle bir ettik.

Mustafa İslamoğlu

Önce her birinin önüne ibretlik örnekler koyduk; sonra hepsini paramparça edip mahvettik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bütün onların kendileri için misaller irâd ettik ve hepsini de kırdık geçirdik.

Ömer Öngüt

Onların her birine misaller getirdik. (Amma öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

Suat Yıldırım

Onların her birine uymaları için geçmişlerden misaller verdik. Ama öğütleri tutmadıkları için hepsini kırıp geçirdik.

Süleyman Ateş

Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikayeler) anlattık. (Öğüt almayıp küfürlerinde ısrar edince biz de) hepsini helak ettik.

Süleymaniye Vakfı

Hepsine de ders alacakları örnekler verdik. (Ama dinlemeyince) hepsini kırıp geçirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hepsine örnek alacakları bu olayları anlatmıştık. Hepsini de kırdık geçirdik.

Şaban Piriş

Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp geçirmiştik.

Tefhim-ul Kuran

Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

Ümit Şimşek

Biz onlardan hepsine misaller getirmiştik. Sonra da hepsini kırıp geçirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunların her birine türlü türlü örnekler verdik. Ve bunların hepsini perişan edip batırdık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onların hamısına misallar çəkdik və onların hamısını büsbütün məhv etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onların hər biri üçün cürbəcür məsəllər çəkdik, (amma öyüd-nəsihətlərimizə qulaq asmadıqlarına görə) onları yerli-dibli yox etdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

für alle haben Wir ermahnende Gleichnisse angeführt, die sie verleugneten. Wir haben sie alle vernichtend bestraft.

Almanca — Der Edle Quran

(Ihnen) allen prägten Wir Gleichnisse, und (sie) alle zerstörten Wir vollständig.

Almanca — M. A. Rassoul

Ihnen allen prägten Wir Gleichnisse; und sie alle zerstörten Wir vollständig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und allen prägten WIR die Gleichnisse. Und alle haben WIR in Stückchen zerstückelt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to each and all of them did We discourse parables by which moral and spiritual relations are typically set forth. We set examples of typical instances forming a particular case of a principle. We set examples some relative to action and conduct that induce imitation and others to serve as a warning and each and all We reduced in the end to a useless from.

Abdul Haleem

To each of them We gave warnings, and each of them We destroyed completely.

Abdullah Yusuf Ali

To each one We set forth Parables and examples; and each one We broke to utter annihilation (for their sins).

Abul A'la Maududi

We warned each (of them) by examples (of the nations so destroyed in the past), and We totally annihilated each of them.

Aisha Bewley

We gave examples to each one of them and each one of them We utterly wiped out.

Al-Hilali & Khan

And for each (of them) We put forward examples (as proofs and lessons), and each (of them) We brought to utter ruin (because of their disbelief and evil deeds).

Ali Quli Qarai

For each of them We drew examples, and each We destroyed utterly.

Amatul Rahman Omar

And for (the guidance of) each one (of them) We quoted excellent pieces of advice and (when they still persisted in refusal) We ruined each one of them, a complete ruination.

Arthur John Arberry

for each We struck similitudes, and each We ruined utterly.

Bijan Moeinian

For each of them I revealed enough examples and all of them were whipped out completely.

E. Henry Palmer

For each one have we struck out parables, and each one have we ruined with utter ruin.

Edip-Layth

For each We cited the examples, and each We destroyed utterly.

George Sale

Unto each of them did We propound examples for their admonition; and each of them did We destroy with an utter destruction.

Hamid S. Aziz

And (the tribes of) A'ad and Thamud and the people of Ar'Rass, and many generations between them.

Mahmoud Ghali

And for each We struck similitudes, and each We annihilated utterly (Literally: annihilated annihilation).

Marmaduke Pickthall

Each (of them) We warned by examples, and each (of them) We brought to utter ruin.

Mohamed Ahmed - Samira

We administered warnings to each of them, and then destroyed them completely.

Muhammad Asad

and unto each of them did We proffer lessons and each of them did We destroy with utter destruction.

Mustafa Khattab

For each We set forth ˹various˺ lessons, and We ultimately destroyed each.

Progressive Muslims

And for each We cited the examples, and each We destroyed utterly.

Sahih International

And for each We presented examples [as warnings], and each We destroyed with [total] destruction.

Sam Gerrans

And for each We struck similitudes; and each We destroyed utterly.

Shabbir Ahmed

Each of them We had warned with examples, and each of them We brought to total ruin.

Syed Vickar Ahamed

And for each one (of the peoples) We set forth parables and examples; And each one We broke to total ruin (for their sins).

Taqi Usmani

To each (of them) We cited examples, and each of them We brought to utter ruin.

The Monotheist Group

Andfor each one We put forth the examples, and each one We destroyed utterly.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

A tous, cependant, Nous avions fait des paraboles et Nous les avions tous anéantis dʹune façon brutale.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Aan ieder hunner stelden wij voorbeelden ter zijner vermaning, en ieder hunner verdelgden wij door eene geheele vernietiging.

Hollandaca — Siregar

En voor ieder maakten Wij de gelijkenissen en eik vernietigden Wij met een volledige vernietiging.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И каждому (из тех общин) Мы приводили притчи [разъясняли доводы и доказательства, указывающие на правдивость посланников], (но они не уверовали) и всех Мы погубили полностью.

Rusça — Osmanov

И каждому [из народов] Мы приводили притчи и каждый искоренили без остатка.