Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

وَمَا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً اَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا

ve mā erselnā ḳableke mine l-murselīne illā innehum le ye'kulūne T-Taǎāme ve yemşūne fī l-esvāḳi ve ceǎlnā beǎ'Dekum li beǎ'Din fitneten e teSbirūne ve kāne rabbuke beSīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegöndermedik
3قَبْلَكَḳablekeق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksenden önce
4مِنَmine-den
5الْمُرْسَلِينَl-murselīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler
6اِلَّٓاillābaşkasını
7اِنَّهُمْinnehumşüphesiz onlar
8لَيَأْكُلُونَle ye'kulūneا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryerlerdi
9الطَّعَامَT-Taǎāmeط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yeriyemek
10وَيَمْشُونَve yemşūneم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakve gezerlerdi
11فِي
12الْاَسْوَاقِl-esvāḳiس و قPazara sürmek, sevk etmek, götürmek, yöneltmek, ayak diretmek, sürüklemek, arabayla gitmek, yönlendirmek, araç kullanmak, araba sürmekçarşılarda
13وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve biz yaptık
14بَعْضَكُمْbeǎ'Dekumب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazkiminizi
15لِبَعْضٍli beǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazkiminiz için
16فِتْنَةًfitnetenف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.bir sınav
17اَتَصْبِرُونَe teSbirūneص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabrediyor musunuz?
18وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve
19رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
20بَصِيرًاbeSīranب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı(herşeyi) görendir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Senden önce de peygamberlerden hiçbirini yollamadık ki onlar, yemek yememiş, sokaklarda gezmemiş olsunlar ve biz, sizin bir kısmınızı, bir kısmınızla denedik, bakalım dayanacak mısınız? Ve Rabbin, her şeyi görür.

Abdulkadir Gölpınarlı

Senden önce de peygamberlerden hiçbirini yollamadık ki onlar, yemek yememiş, sokaklarda gezmemiş olsunlar ve biz, sizin bir kısmınızı, bir kısmınızla denedik, bakalım dayanacak mısınız? Ve Rabbin, her şeyi görür.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Ahmed Hulusi

Senden önce irsal ettiğimiz Rasuller de yemek yerler ve çarşılarda gezip dolaşırlardı! Sizleri birbiriniz için bir sınav objesi kıldık. . . Sabredecek misiniz? Senin Rabbin Basıyr'dir.

Ahmet Tekin

Rasulüm, senden önce özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, görevlendirip gönderdiğimiz bütün peygamberler de, hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Ey insanlar, sizin bir kısmınızın imanda sebat derecesini tesbit için, diğer bir kısmınıza, zengini fakire, sıhhatliyi hastaya, itibarlıyı itibarsıza ağır bir imtihan konusu haline getirdik. Bakalım, sabredip mücadeleye devam edebilecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla bilmekte, görmektedir; doğru yolu göstermektedir.

Ahmet Varol

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de muhakkak yemek yiyor çarşılarda dolaşıyorlardı. Sabrediyor musunuz diye sizin bazılarınızı bazılarınız için imtihan kıldık. Senin Rabbin görendir.

Ali Bulaç

Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.

Ali Fikri Yavuz

Biz, senden evvel de peygamberleri başka bir halde göndermedik; onlar da yemek yiyorlar, çarşılarda geziyorlardı. Bir de, hanginiz sabırlıdır, bilelim diye, bir kısmınızı diğer bir kısmınız üzerine bir imtihan vesilesi kıldık (zenginlere karşı, fakirleri, sabretmekle imtihan ettik). Senin Rabbin Basîr’dir= sabredenleri görür.

Ali Rıza Safa

Senden önce de yemek yiyen, çarşılarda dolaşan gönderilenlerden başkasını göndermedik. Sizleri, birbiriniz için sınama yaptık; dirençli oluyor musunuz? Çünkü Efendin, Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerlerdi, çarşılarda gezerlerdi. Biz, birbirinizlesizi imtihan ediyoruz, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi görmektedir.

Bekir Sadak

Senden once gonderdigimiz butun peygamberler de, suphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sinariz. Rabbin her seyi gorur. *

Celal Yıldırım

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de şüphesiz ki yemek yerler, çarşı-pazarlarda gezip dolaşırlardı. Bir kısmınızı bir kısmınıza deneme ve sınav vesilesi kıldık. Sabreder misiniz ? Rabbın ise yeterince bilip görendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Biz kiminizi kiminiz için imtihan vesilesi yaptık ki bakalım sabredecek misiniz! Rabbin her şeyi görüp gözetlemektedir.

Diyanet İşleri

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri (eski)

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Resulüm!) Biz senden evvel de peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, senden önce de peygamberleri başka türlü göndermedik, kuşkusuz onlar da yemek yiyorlar ve çarşılarda yürüyorlardı. Bir de kiminizi kiminize bir imtihan aracı yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin, herşeyi hakkıyla görendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz senden evvel de Peygamberleri başka türlü göndermedik, şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı) bir de ba'zınızı diğerine bir fitne kılmışızdır ki bakalım sabredecek misiniz? Maamafih rabbın basir bulunuyor

Erhan Aktaş

Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan Resulerden farklı Resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı bir kısmınız için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan resullerden farklı resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı bir kısmınız için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan rasullerden farklı rasul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı bir kısmınız için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.

Fizilal-il Kuran

Senden önceki gönderdiğim bütün peygamberler de herkes gibi yemek yerler ve çarşıda, pazarda gezerlerdi. Sizleri birbirleriniz aracılığı ile sınavdan geçiriyoruz. Acaba karşılaştığınız sıkıntılara katlanabilecek misiniz diye. Hiç şüphesiz Rabb'in her şeyi görür.

Gültekin Onan

Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin rabbin görendir.

Hamdi Döndüren

Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de, yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı. Biz sizi birbirinizle sınarız, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin, çok iyi görmektedir.

Hasan Basri Çantay

Biz senden evvel hiçbir peygamber göndermedik (ve hiç biri haaric değildi ki) muhakkak onlar da yemek yerlerdi, çarşılarda yürürlerdi. Sizin bir kısmınızı diğer bir kısım için bir ibtila (ve imtihan mevzuu) yapdık, sabredecek misiniz (diye). Rabbin (her şey'i) hakkıyle görendir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbim her şeyi hakkıyla görendir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Senden önce peygamberlerden gönderdiklerimiz var ya, şübhesiz ki onlar da elbette yemek yerler ve çarşılarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbirinize imtihan yaptık. Bakalım sabredecek misiniz? Rabbin ise hakkıyla görendir.

İbni Kesir

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, sokaklarda gezinirlerdi. Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle deneriz. Ve Rabbın Basir olandır.

Mehmet Okuyan

Yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan (insan elçi)lerin dışında, bir başkasını senden önce de elçi olarak göndermedik. Sabırlı olup olmayacağınızı denemek için bir kısmınızı bir kısmın(ız)a imtihan kıldık. Rabbin görendir.

Muhammed Esed

(Ey Muhammed,) Biz senden önce de yiyip içen, çarşıda pazarda dolaşan (ölümlü) insanların dışında kimseyi elçi olarak göndermedik. (Böyle yaparak, ey insanlar,) kiminizi kiminiz için bir imtihan vesilesi kıldık (ki,) sabredecek misiniz, (bunu kendiniz de göresiniz; yoksa,) Allah zaten her şeyi olduğu gibi görmektedir!

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Biz senden önce de yemek yiyen, çarşıda pazarda dolaşan insanlar dışında hiçbir peygamber göndermemişizdir. Bazılarınızı diğerleriniz için sınama vesilesi kıldık ki, bakalım sabrediyor musunuz? (Bunu siz öğrenesiniz diye böyle yaptık); yoksa senin Rabbin zaten her şeyi görmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve senden evvel de peygamberlerden göndermedik ki, illâ onlar da elbette taam yerlerdi ve çarşılarda gezerlerdi ve sizin bazınızı bazısı için bir fitne kıldık. Sabredecek misiniz? Ve Rabbin (her şeyi kemaliyle) görücü bulunmaktadır.

Ömer Öngüt

Resulüm! Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı. Sabredecek misiniz diye bazınızı bazınıza fitne kıldık. Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Suat Yıldırım

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de yemek yer, çarşılarda ihtiyaçlarını temin ederlerdi. Böylece sizi birbirinizle imtihan ediyoruz: bakalım buna sabredecek misiniz, sabredemeyecek misiniz? Rabbin zaten her şeyi görmektedir.

Süleyman Ateş

Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz sizi birbiriniz için bir sınav yaptık. (Sizin bir kısmınızı, diğer bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım) sabrediyor musunuz? Rabbin, (herşeyi) görendir.

Süleymaniye Vakfı

Senden önce gönderdiğimiz elçiler de elbette (senin gibi) yiyip içer ve çarşıda pazarda dolaşırdı. Kiminizi kiminiz için zor bir imtihan vesilesi kıldık, (bakalım) sabredebilecek misiniz? Senin Rabbin daima görür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden önce gönderdiğimiz elçilerin hepsi de yer içer; çarşıda pazarda dolaşırdı. Sabrınızı denemek için birinizi diğeriniz için sıkıntı kaynağı yaptık. Senin Sahibin her şeyi görür.

Şaban Piriş

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve sokaklarda yürürlerdi. Sabrediyor musunuz diye bir kısmınızı, bir kısmınızla sınıyoruz. Rabbin, her şeyi görendir.

Tefhim-ul Kuran

Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarada gezen (peygamber)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin bir kısmınızı bir kısmı için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.

Ümit Şimşek

Senden önce peygamber olarak gönderdiklerimiz de yiyip içen ve çarşılarda dolaşan kimselerden başkası değildi. Biz sizi birbiriniz için böylece bir sınama vesilesi yapmışızdır. Bakalım, sabredecek misiniz? Rabbin ise herşeyi hakkıyla görür.

Yaşar Nuri Öztürk

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı. Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her şeyi görmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səndən öncəki elçilərimiz də yemək yeyər, bazarları gəzib dolanardılar. Sizin bəzilərinizi digərlərinizlə sınaqdan keçirtdik ki, görək səbir edə biləcəksinizmi? Sənin Rəbbin Görəndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Səndən əvvəl göndərdiyimiz peyğəmbərlər də, şübhəsiz ki, yemək yeyər, (ruzi qazanmaq üçün) bazarları gəzib dolaşardılar. Sizin bir qisminizi digərinizə sınaq vasitəsi etdik ki, görək (möhnətlərə) dözə biləcəksinizmi? (Birinizi varlı, digərinizi kasıb, birinizi sağlam, digərinizi xəstə, zəif etdik ki, hansınızın daha səbirli, daha dözümlü olduğunu, Allahın öz əzəli hökmü ilə ona verdiyi qismətə razı olub-olmadığını bilək). Sənin Rəbbin (çətinliklərə səbr edənləri və onlardan qorxanları) görəndir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben keine Gesandten vor dir entsandt, die nicht wie alle Menschen aßen und auf den Märkten ihrem Broterwerb nachgingen. Wir haben einige unter euch zur Prüfung für die anderen gemacht, um zu erkennen, wer geduldig aushalten kann. Dein Herr sieht alles.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir sandten vor dir keine Gesandten, die nicht Speise aßen und auf den Märkten umhergingen. Und Wir haben die einen von euch zur Versuchung für die anderen gemacht, (um festzustellen,) ob ihr standhaft seid. Und dein Herr sieht sehr wohl (alles).

Almanca — M. A. Rassoul

Auch vor dir schickten Wir keine Gesandten, die keine Speise aßen oder nicht auf den Märkten umhergingen. Allein, Wir machen die einen unter euch zur Prüfung für die anderen. Wollt ihr denn geduldig sein? Und dein Herr ist Allsehend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We never sent Messengers before you O Muhammad but were human who ate food and could not survive without alimentation and they moved about from place to place on foot. We also tested the people by exposing opposites -contrary in nature, character, tendency, status, wealth- to each other and those with thoughts of sedition in one toward another. Therefore, will you people -who have conformed to Islam- be persistent, constant and unwearied in the face of difficulties and hindrances and exercise patience! Your Creator is Bassirun (Omnipresent Whose constant vigilance has always been extended to all His creatures.)

Abdul Haleem

No messenger have We sent before you [Muhammad] who did not eat food and walk about in the marketplace. But We have made some of you a means of testing others- will you stand fast? Your Lord is always watching.

Abdullah Yusuf Ali

And the messengers whom We sent before thee were all (men) who ate food and walked through the streets: We have made some of you as a trial for others: will ye have patience? for Allah is One Who sees (all things).

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), We never sent any Messengers before you but they ate food and walked about in the markets. We made some of you a means to test each by the other to see whether you remain patient. Your Lord is All-Seeing.

Aisha Bewley

We never sent any Messengers before you who did not eat food and walk in the market-place. But We have made some of you a trial for others to see if you will be steadfast? Your Lord sees everything.

Al-Hilali & Khan

And We never sent before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) any of the Messengers but verily, they ate food and walked in the markets. And We have made some of you as a trial for others: will you have patience? And your Lord is Ever All-Seer (of everything).

Ali Quli Qarai

We did not send any apostles before you but that they indeed ate food and walked in marketplaces. We have made you a trial for one another, [to see] if you will be patient, and your Lord is all-seeing.

Amatul Rahman Omar

And We sent no Messengers before you but they surely ate food and walked in the market-places (and were human models for you to follow in every walk of life). And We try you one with another (to show) if you will (then) patiently persevere. And your Lord is ever All-Seeing.

Arthur John Arberry

And We sent not before thee any Envoys, but that they ate food, and went in the markets; and We appointed some of you to be a trial for others: 'Will you endure?' Thy Lord is ever All-seeing.

Bijan Moeinian

The previous Prophets also ate food and walked in the streets. In fact, I am testing you by the means of each other. Be patient as your Lord is watching.

E. Henry Palmer

We have not sent before thee any messengers but that they ate food and walked in the markets; but we have made some of you a trial to others: will ye be patient? thy Lord doth ever look.

Edip-Layth

We have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. We have made some of you as a trial for others to see if you will have patience. Your Lord was ever seeing.

George Sale

We have sent no messengers before thee, but they ate food, and walked through the streets: And We make some of you an occasion of trial unto others. Will ye persevere with patience? since your Lord regardeth your perseverance.

Hamid S. Aziz

And thus have they proved you liars for what you say, and you cannot avert or obtain help. And he among you who does wrong, We will make him taste great torment.

Mahmoud Ghali

indeed ate food and walked in the markets. And We have made some of you to be a temptation for (some) others. "Will you (endure) patiently?" And your Lord has been Ever-Beholding.

Marmaduke Pickthall

We never sent before thee any messengers but lo! they verily ate food and walked in the markets. And We have appointed some of you a test for others: Will ye be steadfast? And thy Lord is ever Seer.

Mohamed Ahmed - Samira

We never sent before you apostles who did not eat food and walk the market places. We make some of you the means of trying the others. So will you persevere? Your Lord is always watching.

Muhammad Asad

AND [even] before thee, [O Muhammad,] We never sent as Our message-bearers any but [mortal men] who indeed ate food [like other human beings] and went about in the market places: for [it is thus that] We cause you [human beings] to be a means of testing one another. Are you able to endure [this test] with patience? For [remember, O man,] thy Sustainer is truly all-seeing!

Mustafa Khattab

We never sent any messenger before you ˹O Prophet˺, who did not eat food and go about in market-places. We have made some of you a trial for others. Will you ˹not then˺ be patient? And your Lord is All-Seeing.

Progressive Muslims

And We have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. And We have made some of you as a trial for others to see if you will have patience. And your Lord was ever seeing.

Sahih International

And We did not send before you, [O Muúammad], any of the messengers except that they ate food and walked in the markets. And We have made some of you [people] as trial for others - will you have patience? And ever is your Lord, Seeing.

Sam Gerrans

And We sent not before thee any emissaries, but that they ate food and walked in the markets. And We made some of you a means of denial for others. Will you be patient? And thy Lord is seeing.

Shabbir Ahmed

And the Messengers whom We sent before you (O Prophet) were all mortals who indeed ate food and went about in the market-places. It is thus that We cause you human beings to be a means of testing one another. Are you able to pass this test with patience? For, your Sustainer is All Seeing. (Human beings are expected to evaluate the Message by way of REASON, and not by way of miracles and supernatural phenomena (12:108)).

Syed Vickar Ahamed

And the messengers whom We had sent before you, (they) were all (men) who ate food, and walked through the streets: We have made some of you like a trial for others: Will you have patience? And your Lord is All Seeing (Baseer).

Taqi Usmani

We did not send any messengers before you (O prophet,) but all of them used to eat food and walk in the markets. And We have made some of you a test for some others. Would you observe patience? And your Lord is Ever-seeing.

The Monotheist Group

AndWe have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. And We have made some of you as a test for others to see if you will have patience. And your Lord was ever seeing.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous nʹavons envoyé avant toi que des messagers qui mangeaient de la nourriture et circulaient dans les marchés. Et Nous avons fait de certains dʹentre vous une épreuve pour les autres -endurerez-vous avec constance? - Et ton Seigneur demeure Clairvoyant.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben voor jouw tijd alleen maar gezondenen gezonden die voedsel aten en op de markten rondliepen. En Wij hebben sommigen van jullie tot een verzoeking voor anderen gemaakt (om te zien) of jullie geduldig kunnen volharden; jouw Heer is doorziend.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben geene gezanten, vóór u gezonden dan die, als de andere menschen, voedsel nuttigden en door de straten wandelden, en wij maakten sommigen uwer tot een middel ter beproeving voor anderen. Wilt gij met geduld volharden, nu uw Heer uwe volharding gadeslaat.

Hollandaca — Siregar

En Wij zonden geen Boodschappers vóór jou, of zij aten voedsel en zij gingen op de markten rond. En Wij hebben sommigen van jullie tot een beproeving voor anderen gemaakt: zullen jullie geduld hebben? En jouw Heer is Alziende.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не посылали Мы до тебя (о, Мухаммад) посланников, которые бы не ели пищи и не ходили бы по рынкам. [Все посланники были людьми, а не ангелами]. И сделали Мы одних из вас (о, люди) для других испытанием [одних сделали идущими истинным путем, а других заблудшими, одних сделали богатыми, а других бедными, одних сделали здоровыми, а других больными] – будете ли вы проявлять терпение (и выполнять то, что Аллах вменил вам в обязанность) (и за что затем получите награду от Него)? И (ведь) Господь твой (о, Пророк) видит (кто терпит, и кто не терпит, кто благодарит, и кто является неблагодарным).

Rusça — Osmanov

Мы не посылали до тебя посланников, которые не вкушали бы пищи и не ходили бы по базарам, [как прочие смертные]. И Мы сделали одних из вас испытанием для других, [чтобы удостовериться], вытерпите ли вы [испытание]. Ведь твой Господь все видит.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI HAR inte före dig sänt andra budbärare än sådana som åt (vanlig) föda och besökte marknaderna (som andra människor). Med några av er (som redskap) har Vi utsatt andra för prövningar. Kommer ni att visa tålamod (i motgången)? Din Herre ser allt!