Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

اِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِاَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِاَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظِيمٌ

iƶ teleḳḳavnehu bi elsinetikum ve teḳūlūne bi efvāhikum mā leyse lekum bihi ǐlmun ve teHsebūnehu heyyinen ve huve ǐnde (a)llahi ǎZīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْçünkü
2تَلَقَّوْنَهُteleḳḳavnehuل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.siz onu alıveriyorsunuz
3بِاَلْسِنَتِكُمْbi elsinetikumل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dillerinizle
4وَتَقُولُونَve teḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve söylüyorsunuz
5بِاَفْوَاهِكُمْbi efvāhikumف و هBir harfi veya kelimeyi telaffuz etmek, bir söylem. famun/fumun (çoğul: afwah) - ağız.ağızlarınızla
6مَاbir şeyi
7لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirhiç olmayan
8لَكُمْlekumsizin
9بِهِbihihakkında
10عِلْمٌǐlmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgi(niz)
11وَتَحْسَبُونَهُve teHsebūnehuح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ve onu sanıyorsunuz
12هَيِّنًاheyyinenه و نHafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek.önemsiz bir iş
13وَهُوَve huveoysa o
14عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanında
15اللّٰهِ(a)llahiAllah
16عَظِيمٌǎZīmunع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyüktür

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O zaman siz, onu ağızdan ağıza naklediyor ve hiçbir bilginiz olmayan o şeyi ağızlarınızla söyleyip duruyordunuz ve sanıyordunuz ki o, kolay bir şey, halbuki o, Allah katında pek büyük birşeydi.

Abdulkadir Gölpınarlı

O zaman siz, onu ağızdan ağıza naklediyor ve hiçbir bilginiz olmayan o şeyi ağızlarınızla söyleyip duruyordunuz ve sanıyordunuz ki o, kolay bir şey, halbuki o, Allah katında pek büyük birşeydi.

Adem Uğur

Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.

Ahmed Hulusi

İftirayı dedikodu yollu edinip, hakkında kesin bir bilginiz olmayan şeyi laflıyor ve bunu sıradan bir konuşma sanıyorsunuz. . . (Oysa) o, Allah indinde azimdir (büyük bir şey)!

Ahmet Tekin

Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız, ciddi, kesin bilgiye dayalı delilinizin bulunmadığı şeyi, ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki, bunun doğurduğu günah ve zarar Allah katında çok büyüktür.

Ahmet Varol

Çünkü siz onu dillerinize doluyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz ve onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa o Allah katında büyüktür.

Ali Bulaç

O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tür.

Ali Fikri Yavuz

O vakit siz, o iftirayı dillerinizle birbirinize anlatıyordunuz; hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadığınız şeyi, ağızlarınızla söyliyor ve bunu kolay (günah olmıyan şey) sanıyordunuz. Halbuki o, Allah katında (günah bakımından) çok büyüktür.

Ali Rıza Safa

Onu dilinize dolamış, hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylüyor ve bunu önemsiz bir olgu sanıyordunuz. Oysa bu, Allah'ın katında çok büyüktür.

Bayraktar Bayraklı

Çünkü siz bu olayı dillerinize dolayıp, hakkında herhangi bir bilginiz olmadığı halde aranızda yayıyordunuz ve onu basit bir hadise sayıyordunuz. Oysa bu, Allah katında büyük bir olaydır.

Bekir Sadak

Onu dilinize dolamistiniz. Bilmediginiz seyleri agziniza aliyordunuz. Onu onemsiz bir sey saniyordunuz, oysa Allah katinda onemi buyuktu.

Celal Yıldırım

Bir vakit ki o iftirayı dilden dile aktarıyor, hakkında hiçbir (doğru) bilginiz olmadığı şeyi söyleyip duruyordunuz ve siz bunu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah yanında oldukça büyük bir bühtan (iftira)dır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Çünkü siz, iftirayı dilden dile yayıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyorsunuz; bunu da önemsiz sanıyorsunuz; halbuki Allah katında o büyük bir şeydir.

Diyanet İşleri

Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Diyanet İşleri (eski)

Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.

Diyanet Vakfi

Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Çünkü siz bu iftirayı, gelişi güzel birbirinizin ağzından alıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız (bu uydurma haberi) ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük bir suçtur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla hiçbir bilgi sahibi olmadığınız birşeyi söylüyor ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında büyük bir günahtır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sırada ki dillerinizle telakkı ediyordunuz ve ağızlarınızla hiç bir ılminiz olmıyan bir şey söyleyor ve onu kolay sanıyordunuz, halbuki o, Allah yanında büyük bir vebal

Erhan Aktaş

Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

Fizilal-il Kuran

Hani bu iftirayı dilden dile yayıyordunuz. Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığınız bu söylentiyi rastgele ağızlarınızda geveliyordunuz. Yaptığınız kötülüğü önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında ağır bir suçtu.

Gültekin Onan

O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Tanrı katında çok büyük (bir suç)tur.

Hamdi Döndüren

Çünkü siz, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığınız şeyi dilinize doluyor ve ağızdan ağıza dolaştırıyorsunuz. Allah katında çok büyük bir günah olmasına rağmen, siz onun önemsiz bir şey olduğunu sanıyorsunuz!

Hasan Basri Çantay

O zaman siz o (iftirayi) dillerinizle (birbirinize) yetişdiriyordunuz, (hakkında) hiç bir bilginiz olmayan şey'i ağızlarınızla söylüyordunuz, ve bunu kolay sanıyordunuz. Halbuki o (nun günahı) Allah indinde büyükdür.

Hasib Asutay

Çünkü siz onu dillerinizle (birbirinizden) alıyor ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi (düşünüp taşınmadan) ağzınızla söylüyor ve onu önemsiz (bir şey) sanıyorsunuz. Oysa o, Allah katında büyük (bir suç) tur.

Hayrat Neşriyat

Bunu (bu iftirâyı) dillerinizle (birbirinizden) alıyor ve hakkında bir bilgi sâhibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyor ve bunu (pek) kolay (ehemmiyetsiz) bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük (bir günah)tır.

İbni Kesir

Onu dilinize dolamıştınız. Ve bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Önemsiz bir şey sanıyorsunuz ama Allah katında önemi çok büyüktür.

Mehmet Okuyan

Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

Muhammed Esed

hem de, onu tam dilinize doladığınız ve doğru bilgi sahibi olmadığınız konuda, bu Allah katında son derece önemli olduğu halde, hafife alıp ileri geri konuştuğunuz zaman!

Mustafa İslamoğlu

tam da dillerinize dolayıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızlarınızda gevelediğiniz bir sırada... Oysa ki bu, Allah katında çok ağır bir (vebaldir).

Ömer Nasuhi Bilmen

O vakit ki, onu (iftirayı) dillerinizle karşılayıp kabul ediyordunuz. Kendisine sizin bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o, Allah katında pek büyüktür.

Ömer Öngüt

O zaman siz o iftirayı dillerinize dolamıştınız, bilmediğiniz şeyleri ağızlarınıza alıyordunuz. Mühim bir şey değil sanıyordunuz, amma Allah katında önemi çok büyüktü.

Suat Yıldırım

O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair hiç bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Halbuki o, Allah’ın nazarında pek büyük bir vebaldi!

Süleyman Ateş

Çünkü siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, (düşünüp taşınmadan, hemen) ağızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş sanıyorsunuz. Oysa o, Allah yanında büyük(bir günah)tır.

Süleymaniye Vakfı

Çünkü iftirayı dilinize doluyordunuz ve bilginiz olmayan bir konuda konuşup duruyordunuz. Siz onu önemsiz bir şey sayıyordunuz; oysa o, Allah katında büyük bir olaydır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu yalanı dilinize dolayıp, hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla konuşuyordunuz. Bunu basit sanıyorsunuz, oysa Allah katında onun önemi büyüktür.

Şaban Piriş

Hani siz, onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağzınızda söylüyordunuz. Siz onu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.

Tefhim-ul Kuran

O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu da kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç) tür.

Ümit Şimşek

O vakit siz bu iftirayı dilinize doluyor, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylüyor ve bunu kolay bir iş sanıyordunuz. Oysa bu Allah katında pek büyük birşeydi.

Yaşar Nuri Öztürk

O zaman siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyordunuz ve ağızlarınızla, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi söylüyor, üstelik bunu önemsiz sanıyordunuz. Oysaki Allah katında o, çok büyük bir günahtı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman siz bunu dilinizə gətirir, bilmədiyiniz sözü danışır və onu əhəmiyyətsiz bir şey hesab edirdiniz. Halbuki bu, Allah yanında çox böyük günahdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zaman ki, siz (münafiqlərin yaydığı) yalanı dilinizə gətirir, bilmədiyiniz sözü ağzınıza alır və onu yüngül (asan, insana günah gətirməyən) bir şey sanırdınız. Halbuki bu (Peyğəmbərin əhli-əyalı haqqında nalayiq söz danışmaq) Allah yanında çox böyük günahdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das Gerede habt ihr einfach mit der Zunge aufgegriffen und mit dem Mund etwas gesagt, worüber ihr kein Wissen habt. Ihr hieltet es für etwas Leichtzunehmendes, während es bei Gott etwas Schwerwiegendes war.

Almanca — Der Edle Quran

als ihr es mit euren Zungen aufgegriffen und mit euren Mündern das gesagt habt, wovon ihr kein Wissen hattet, und es für eine leichte Sache gehalten habt, während es bei Allah eine ungeheuerliche Sache ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Als ihr es mit euren Zungen übernahmt und ihr mit eurem Mund das ausspracht, wovon ihr keine Kenntnis hattet, da hieltet ihr es für eine geringe Sache, während es vor Allah eine große war.

Almanca — Muhammad Zaidan

als ihr sie (die Ifk-Lüge) mit euren Zungen einander weitergabt und mit euren Mündern das gesagt habt, worüber ihr kein Wissen habt. Und ihr erachtet sie als Kleinigkeit, während sie bei ALLAH etwas Ungeheuerliches ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You simply give it a speaking tongue and you give utterance to words describing your thoughts of a subject you have but empty knowledge of and you treat it as a trivial or a light matter of no consequence when in fact it is considered by Allah of a grievous consequence.

Abdul Haleem

When you took it up with your tongues, and spoke with your mouths things you did not know [to be true], you thought it was trivial but to God it was very serious.

Abdullah Yusuf Ali

Behold, ye received it on your tongues, and said out of your mouths things of which ye had no knowledge; and ye thought it to be a light matter, while it was most serious in the sight of Allah.

Abul A'la Maududi

(Just think, how wrong you were) when one tongue received it from another and you uttered with your mouths something you knew nothing about. You deemed it to be a trifle while in the sight of Allah it was a serious matter.

Aisha Bewley

You were bandying it about on your tongues, your mouths uttering something about which you had no knowledge. You considered it to be a trivial matter, but, in Allah’s sight, it is immense.

Al-Hilali & Khan

When you were propagating it with your tongues, and uttering with your mouths that whereof you had no knowledge, you counted it a little thing, while with Allâh it was very great.

Ali Quli Qarai

when you were receiving it on your tongues, and were mouthing something of which you had no knowledge, supposing it to be a light matter, while it was a grave [matter] with Allah.

Amatul Rahman Omar

When (some of) you began to learn this (slander) from each others tongues, you gave tongue to that (rumour and made statements) of which you had no knowledge; and you considered it a trivial thing while it was grave in the sight of Allâh.

Arthur John Arberry

When you received it on your tongues, and were speaking with your mouths that whereof you had no knowledge, and reckoned it a light thing, and with God it was a mighty thing --

Bijan Moeinian

You fabricated a lie and then the others (without knowing it for sure) circulated it by using their tongues (that God has given to be used for good purposes. ) You took it lightly, while it is was a grave offence in the sight of God.

E. Henry Palmer

When ye reported it with your tongues, and spake with your mouths what ye had no knowledge of, and reckoned it a light thing, while in God's eyes it was grave.

Edip-Layth

For you have cast it with your tongues, and you say with your mouths what you have no knowledge of, and you think it is a minor issue, while with God it was great.

George Sale

When ye published that with your tongues, and spoke that with your mouths, of which ye had no knowledge; and esteemed it to be light, whereas it was a matter of importance in the sight of God.

Hamid S. Aziz

And but for the grace of Allah upon you, and His mercy in this world and the Hereafter, an awful doom would have seized you, for that which you glibly and hastily spread abroad.

Mahmoud Ghali

As you received it on your tongues and were saying with your mouths that of which you had no knowledge and reckoned it was a simple thing, and in the Reckoning of Allah it is a tremendous thing.

Marmaduke Pickthall

When ye welcomed it with your tongues, and uttered with your mouths that whereof ye had no knowledge, ye counted it a trifle. In the sight of Allah it is very great.

Mohamed Ahmed - Samira

When you talked about it and said what you did not know, and took it lightly -- though in the sight of God it was serious --

Muhammad Asad

when you take it up with your tongues, uttering with your mouths something of which you have no knowledge, and deeming it a light matter whereas in the sight of God it is an awful thing!

Mustafa Khattab

when you passed it from one tongue to the other, and said with your mouths what you had no knowledge of, taking it lightly while it is ˹extremely˺ serious in the sight of Allah.

Progressive Muslims

For you have cast it with your tongues, and you say with your mouths what you have no knowledge of, and you think it is a minor issue, while with God it was great.

Sahih International

When you received it with your tongues and said with your mouths that of which you had no knowledge and thought it was insignificant while it was, in the sight of Allah, tremendous.

Sam Gerrans

When you received it with your tongues and said with your mouths that whereof you had no knowledge, and thought it insignificant when it was in the sight of God monstrous.

Shabbir Ahmed

When you welcome slander on your tongues and utter with your mouths something of which you have no knowledge, thinking it is a light matter, know that in the Sight of Allah it is an awful thing.

Syed Vickar Ahamed

When you move it forward with your tongues, and said from your mouths things of which you had no knowledge; And you thought it to be a light matter, when it was most serious in the Sight of Allah.

Taqi Usmani

when you were welcoming it with your tongues, and were saying with your mouths something of which you had no knowledge, and were taking it as a trivial matter, while in the sight of Allah it was grave.

The Monotheist Group

For you have cast it with your tongues, and you say with your mouths what you have no knowledge of, and you think it is a minor issue, while with God it was great.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

quand vous colportiez la nouvelle avec vos langues et disiez de vos bouches ce dont vous nʹaviez aucun savoir; et vous le comptiez comme insignifiant alors quʹauprès dʹAllah cela est énorme.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê demê we bi zimanê xwe ji hev re radigihand û ya ku zanîna we pê tunebû we bi devên xwe digot. We hizir dikir ku ew tiştekî biçûk û hêsan e. Hal ev e ku li cem Xwedê ew pir mezin e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen jullie dat met jullie tongen overnamen, met jullie monden zeiden waarvan jullie geen kennis hebben en dachten dat het iets onbeduidends was, maar bij God was het afschuwelijk.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen gij datgene met uwe tongen openbaardet en met uwen mond spraakt, waarvan gij geene kennis hebt, en het licht achttet, terwijl het eene belangrijke zaak in Gods oogen was.

Hollandaca — Siregar

(En gedenkt) toen jullie de (laster) met jullie tongen overnamen en met jullie monden dat zeiden waarover jullie gew kennis hadden. En jullie dachten dat het iets kleins was, maar het is bij Allah geweldig.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Вот вы подхватываете ложь своими языками, передаете устами то, чего вы не знаете, и полагаете, что подобный поступок незначителен перед Аллахом. А ведь она (т. е. ложь) - великий проступок.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

då ni tar upp på era tungor och för vidare med era munnar sådant som ni inte vet något om; ni anser det vara obetydligheter, men inför Gud är det allvarliga ting.