Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

وَلَوْلَا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَا اَنْ نَتَكَلَّمَ بِهٰذَاۗ سُبْحَانَكَ هٰذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ

ve levlā iƶ semiǎ'tumūhu ḳultum mā yekūnu lenā en netekelleme bi hāƶā subHāneke hāƶā buhtānun ǎZīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْلَاve levlāgerekmez miydi?
2اِذْzaman
3سَمِعْتُمُوهُsemiǎ'tumūhuس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakonu işittiğiniz
4قُلْتُمْḳultumق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemeniz
5مَا
6يَكُونُyekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyakışmaz
7لَنَاlenābize
8اَنْen
9نَتَكَلَّمَnetekellemeك ل مKonuşmak, ifade etmek.konuşmamız
10بِهٰذَاۗbi hāƶābunu
11سُبْحَانَكَsubHānekeس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmekSeni tenzih ederiz
12هٰذَاhāƶābu
13بُهْتَانٌbuhtānunب ه تŞaşırtmak/kafasını karıştırmak/hayrete düşürmek, doğru yollarını görememek, hayrete kapılmak, yarıda kesmek, alt etmek, şaşırtmak, aniden hazırlıksız yakalamak, iftira, karalama, asılsız suçlamabir iftiradır
14عَظِيمٌǎZīmunع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Duyduğunuz vakit, buna dair bir söz söylemek, bize düşmez; hâşâ, bu, pek büyük bir iftirâ deseydiniz.

Adem Uğur

Onu duyduğunuzda: "Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır" demeli değil miydiniz?

Ahmed Hulusi

Onu (o yalanı) işittiğinizde: "Bunu konuşmak bizim işimiz değildir! Subhaneke (Seni tenzih ederiz)! Bu, aziym bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Ahmet Tekin

Onu duyduğunuzda: 'Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu çok büyük bir iftiradır.' demeli değil miydiniz?

Ahmet Varol

Onu duyduğunuzda: 'Bize bunu konuşmak yakışmaz. (Ey Rabbimiz!) Sen yücesin! Bu büyük bir iftiradır' demeli değil miydiniz?

Ali Bulaç

Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

Ali Fikri Yavuz

Onu (Hz. Aişe’ye iftirayı) işittiğiniz zaman: “- Bunu söylemek bize caiz olmaz. Haşa! Bu büyük bir iftiradır.” desenizdi ya...

Ali Rıza Safa

Onu duyduğunuzda, "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. İşte bu, büyük bir karalamadır!" demeniz gerekmez miydi?

Bayraktar Bayraklı

Bu iftirayı duyduğunuzda, "Bunu dilimize dolamak bize yakışmaz; bu, büyük bir iftiradır" demeliydiniz.

Bekir Sadak

O'nu isittiginizde: «Bu konuda konusmamiz yakisik almaz; hasa, bu buyuk bir iftiradir» demeniz gerekmez miydi?

Celal Yıldırım

Onu işittiğiniz vakit, (Peygamberin eşiyle ilgili) böyle bir konuşmamız bize uygun olmaz; Hakk'ı tenzîh ederiz, bu en büyük bir iftiradır, deseydiniz ya..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O kulağınıza geldiğinde “Bunu konuşmak bize yakışmaz, fesübhânal-lah, bu apaçık bir iftiradır” deseydiniz ya!

Diyanet İşleri

Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

Diyanet İşleri (eski)

O'nu işittiğinizde: 'Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi?

Diyanet Vakfi

Onu duyduğunuzda: «Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır» demeli değil miydiniz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onu duyduğunuzda «Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Haşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır...» demeli değil miydiniz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu duyduğunuz da: "Bunu söylemek bize yakışmaz, haşa bu büyük bir iftiradır." deseydiniz ya!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu işittiğiniz vakıt: bunu söylemek bize gerekmez, haşa bu bir büyük bühtandır deseniz ya

Erhan Aktaş

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Fizilal-il Kuran

Onu işittiğiniz zaman «Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşa Allah'a! Bu ağır bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi?

Gültekin Onan

Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Tanrım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

Hamdi Döndüren

Siz, o iftirayı işittiğinizde, “Bunu konuşmamız bize yakışmaz, hâşâ bu çok büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi?

Hasan Basri Çantay

Onu duyduğunuz zaman: "Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haaşa. Bu, büyük bir iftiradır" demeniz (lazım) değil miydi?

Hasib Asutay

Onu duyduğunuzda, 'Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Hâşâ! (Allah'ım seni eksiklerden uzak tutarım!) Bu, büyük bir iftiradır' deseydiniz ya!

Hayrat Neşriyat

Hem onu duyduğunuz zaman: 'Bu hususta konuşmamız bize yakışmaz! Hâşâ! Bu büyük bir iftirâdır!' demeniz gerekmez miydi?

İbni Kesir

Onu duyduğunuz zaman: Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haşa bu, büyük bir iftiradır, demeniz gerekmez miydi?

Mehmet Okuyan

Onu (iftirayı) duyduğunuzda “Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah’a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi!

Muhammed Esed

Ve (bir kez daha): Böyle bir (söylentiyi) işittiğiniz zaman "Bu konuda konuşmak bize düşmez; kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Sensin; şüphesiz bu çok kötü bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Mustafa İslamoğlu

İşte bu yüzden, onu işitir işitmez: "Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah'ım, böyle bir iftiradan) Senin yüce zatına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Ömer Nasuhi Bilmen

Onu işittiğiniz zaman, «Bunu söylemek bize layık olmaz, hâşâ bu, pek büyük bir iftiradır,» demeli değil mi idiniz?

Ömer Öngüt

Onu duyduğunuz zaman: “Bunu söylemek bize yakışmaz. Hâşâ! Bu büyük bir iftiradır. ” demeniz gerekmez miydi?

Suat Yıldırım

Nasıl oldu da onu işitir işitmez: "Böylesi iftiraları ağzımıza alamayız, böyle şeyler bize yakışmaz. Hâşa! Bu pek büyük, pek çirkin bir bühtandır." demediniz!

Süleyman Ateş

Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, haşa, bu, büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Süleymaniye Vakfı

Onu duyduğunuzda şöyle de demeniz gerekmez miydi? "Bu konuda konuşmaya hakkımız yok. Fesubhanallah! Bu büyük bir ithamdır!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu duyduğunuzda şöyle deseydiniz olmaz mıydı: "Bu konuda konuşmaya hakkımız yoktur. Biz sana içten boyun eğeriz ey Sahip, bu büyük bir iftiradır!"

Şaban Piriş

Onu duyduğunuz zaman "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşa, bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Tefhim-ul Kuran

Onu işittiğiniz zaman: «Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi?

Ümit Şimşek

Onu işittiğiniz zaman 'Bunu söylemek bize yakışmaz; hâşâ, bu büyük bir iftiradır' deseydiniz ne olurdu!

Yaşar Nuri Öztürk

Onu duyduğunuzda, "Bu konuda söz söylememiz bize yakışmaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nə üçün siz onu eşitdiyiniz zaman: “Bizə bunu danışmaq yaraşmaz. Allahım! Sən pak və müqəddəssən! Bu, çox böyük bir böhtandır!”– demədiniz?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər siz onu eşitdiyiniz zaman: ″Bizə bunu (bu yalanı) danışmaq yaraşmaz. Aman (Allah)! Bu, çox böyük bir böhtandır!″ – deməli deyildinizmi?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als ihr das hörtet, hättet ihr sagen sollen: ʺWir dürfen so etwas nicht sagen. Erhaben bist du, Unser Herr! Das ist eine schwerwiegende Verleumdung.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und hättet ihr doch, als ihr es hörtet, gesagt: ʺEs steht uns nicht zu, darüber zu sprechen. Preis sei Dir! Das ist eine gewaltige Verleumdungʺ!

Almanca — M. A. Rassoul

Und warum sagtet ihr nicht, als ihr es hörtet: ʺEs kommt uns nicht zu, darüber zu reden. Gepriesen seist Du! Dies ist eine arge Verleumdung?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hättet ihr, als ihr sie (die Ifk-Lüge) gehört habt, doch gesagt: ʺEs gebührt uns nicht, solches zu sprechen. Gepriesen-erhaben bist DU! Diese (Ifk-Lüge) ist eine ungeheuerliche Unterstellung.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If only when you Muslims heard the news you exclaimed: "Allah forbid, we must not give this subject a speaking tongue. Glory be to You O Allah and extolled are Your glorious attributes; this is indeed falsehood personified".

Abdul Haleem

When you heard the lie, why did you not say, ‘We should not repeat this- God forbid!- It is a monstrous slander’?

Abdullah Yusuf Ali

And why did ye not, when ye heard it, say? - "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah! this is a most serious slander!"

Abul A'la Maududi

And why, no sooner than you had heard it, did you not say: "It becomes us not even to utter such a thing? Holy are You (O Allah)! This is a mighty calumny."

Aisha Bewley

Why, when you heard it, did you not say, ‘We have no business speaking about this. Glory be to You! This is a terrible slander!’?

Al-Hilali & Khan

And why did you not, when you heard it, say: "It is not right for us to speak of this. Glory be to You (O Allâh)! This is a great lie."

Ali Quli Qarai

And why did you not, when you heard it, say, ‘It is not for us to say such a thing. [O Allah!] You are immaculate! This is a monstrous calumny!’

Amatul Rahman Omar

And why did you not say as soon as you heard of it, `It does not behove us to talk like this. Holy are You (O Gracious God). This is a monstrous calumny,'

Arthur John Arberry

And why, when you heard it, did you not say, 'It is not for us to speak about this; glory be to Thee! This is a mighty calumny'?

Bijan Moeinian

When you heard the rumor, you should have said: "We are not going to spread it. We take refuge in God, this is indeed a great slander."

E. Henry Palmer

And why did ye not say when ye heard it, 'It is not for us to speak of this? Celebrated be His praises, this is a mighty calumny!'

Edip-Layth

When you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory to You, this is a great lie."

George Sale

When ye heard it, did ye say, it belongeth not unto us, that we should talk of this matter: God forbid! This is a grievous calumny.

Hamid S. Aziz

Behold, you received it with your tongues, and spoke with your mouths what you had no knowledge of, and deemed it a light thing, while it was most grave in the sight of Allah.

Mahmoud Ghali

And if you had (but) said, as you heard it, "In no way is it for us to talk about this. All Extolment be to You! This is a tremendous calumny."

Marmaduke Pickthall

Wherefor, when ye heard it, said ye not: It is not for us to speak of this. Glory be to Thee (O Allah)! This is awful calumny.

Mohamed Ahmed - Samira

Why did you not say when you heard it: "It is not for us to speak of it? God preserve us, it is a great calumny!"

Muhammad Asad

And [once again]: Why do you not say, whenever you hear such [a rumour], "It does not behove us to speak of this, O Thou who art limitless in Thy glory: this is an awesome calumny"?

Mustafa Khattab

If only you had said upon hearing it, "How can we speak about such a thing! Glory be to You ˹O Lord˺! This is a heinous slander!"

Progressive Muslims

And when you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory to You, this is a great lie."

Sahih International

And why, when you heard it, did you not say, "It is not for us to speak of this. Exalted are You, [O Allah ]; this is a great slander"?

Sam Gerrans

Oh, that when you heard it you had but said: “It is not for us to speak of this. Glory be to Thee! This is a monstrous slander!”

Shabbir Ahmed

(And once again), why do you not say, whenever you hear such a rumor, "It is not befitting for us to talk about it. Glory to You (Our Lord), this is a monstrous calumny."

Syed Vickar Ahamed

And why did you not, when you heard it, say— "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah! This is a most serious lie (against any person)!"

Taqi Usmani

And why, when you heard of it, did you not say, "It is not for us to speak about this. Pure are You (O Allah). This is a terrible calumny."

The Monotheist Group

And when you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory be to You, this is a great lie."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et pourquoi, lorsque vous lʹentendiez, ne disiez-vous pas: ʺNous ne devons pas en parler. Gloire à Toi (ô Allah)! Cʹest une énorme calomnieʺ?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema we ew (bêbextî) bihîst, de bila we bigota: ne babet e ji bo me ku em bi vê bipeyivin. Haşa; em Xwedê pak didêrin ku vê derewa bihetîketî ji me re musamehe bike! Ev, bêbextiyeke pir mezin e!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hadden jullie, toen jullie het hoorden, maar gezegd: ʺHet is niet aan ons hierover te spreken. U zij geprezen; dit is geweldige kwaadsprekerij.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeidet gij, toen gij het hoordet: Het voegt ons niet daarover te spreken. God beware! Dit is eene groote lastering.

Hollandaca — Siregar

En hadden jullie maar, toen jullie het hoorden, gezegd: ʺHet is niet aan ons om hierover te spreken, Heilig bent U, dit is een geiveldig verzinsel.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А почему бы вам, когда вы слышите это [ложный навет на жену Посланника Аллаха], не сказать: «Не годится [не дозволено] нам говорить об этом. Ты (о, Аллах) – Преславен [безупречен]! Это – великая клевета».

Rusça — Osmanov

Когда вы услышали ложь, почему вы не сказали: ʺНе подобает нам болтать об этом. Преславен Ты! Ведь это - великий навет!ʺ?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om ni ändå hade sagt, då ni hörde (ryktet): ʺDet är inte rätt av oss att tala om detta. Stor är Du i Din härlighet - detta är avskyvärt förtal!ʺ