(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

حَتّٰٓى اِذَا جَاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ لَعَلِّي اَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِنْ وَرَائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Hattā iƶā cā'e eHadehumu l-mevtu ḳāle rabbi rciǔni / leǎllī eǎ'melu SāliHen fīmā teraktu kellā innehā kelimetun huve ḳāiluhā ve min verāihim berzeḣun ilā yevmi yub'ǎṧūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1حَتّٰٓىHattānihayet
2اِذَاiƶāzaman
3جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiği
4اَحَدَهُمُeHadehumuا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.onlardan birine
5الْمَوْتُl-mevtuم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüm
6قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleder ki
7رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
8ارْجِعُونِrciǔniر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.beni geri döndür
1لَعَلِّيleǎllīböylelikle
2اَعْمَلُeǎ'meluع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapayım
3صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.yararlı bir iş
4فِيمَاfīmāyerde (dünyada)
5تَرَكْتُteraktuت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.terk ettiğim
6كَلَّاkellāhayır
7اِنَّهَاinnehāşüphesiz bu
8كَلِمَةٌkelimetunك ل مKonuşmak, ifade etmek.bir sözdür
9هُوَhuveo
10قَائِلُهَاḳāiluhāق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonun söylediği
11وَمِنْve minve
12وَرَائِهِمْverāihimو ر يAteş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi.önlerinde vardır
13بَرْزَخٌberzeḣunbir berzah
14اِلٰىilākadar
15يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigüne
16يُبْعَثُونَyub'ǎṧūneب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekdiriltilecekleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonunda, onlardan birine ölüm gelip çattı mı Rabbim der, beni geriye, tekrar dünyâya yolla da.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonunda, onlardan birine ölüm gelip çattı mı Rabbim der, beni geriye, tekrar dünyâya yolla da.

Adem Uğur

Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: "Rabbim! der, beni geri gönder;"

Ahmed Hulusi

Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde dedi ki: "Rabbim beni (dünya yaşamına) geri döndür. "

Ahmet Tekin

Nihayet, onlardan birisine ölüm gelip çattığı zaman: 'Rabbim, beni dünyaya geri gönder.' der.

Ahmet Varol

Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: 'Rabbim! Beni geri döndürün.

Ali Bulaç

Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin."

Ali Fikri Yavuz

Nihayet o müşriklerin her birine ölüm geldiği vakit şöyle diyecekler: “-Rabbim, beni dünyaya geri çevir.

Ali Rıza Safa

Sonunda, onlardan birisine ölüm geldiğinde, şöyle der: "Efendim! Beni, geri gönder!"

Bayraktar Bayraklı

Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, "Ey Rabbim! Beni geri gönder" der.

Bekir Sadak

(99-100) Onlardan birine olum gelince: «Rabbim! Beni geri cevir, belki, yapmadan biraktigimi tamamlar, iyi is islerim» der. Hayir; bu soyledigi sadece kendi lafidir. Tekrar diriltilecekleri gune kadar arkalarinda geriye donmeketen onlari alikoyon bir engel vardir.

Celal Yıldırım

(99-100) Sonunda onlardan her birine ölüm gelince, (çaresiz kalıp Allah'ı hatırlar ve) Rabbim ! Beni geri çevirin de ola ki terkettiğime karşılık onu (telâfi için) iyi, yararlı amelde bulunurum, der. Hayır, bu bir sözdür ki (temenni anlamında) söyler. Dirilip (hesab gününe) kaldırılıncaya kadar önlerine bir Berzah (dönmelerine bir engel) vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

Diyanet İşleri

(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

Diyanet İşleri (eski)

(99-100) Onlardan birine ölüm gelince: 'Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim' der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.

Diyanet Vakfi

Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: «Rabbim! der, beni geri gönder;»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, «Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder,»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde diyecek ki: "Rabbim, döndür, döndür beni, döndür!

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet her birine ölüm geldiği vakıt diyecek ki: rabbım! döndür, döndür beni döndür

Erhan Aktaş

Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." der.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." der.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." diye yalvarır.

Fizilal-il Kuran

Sonunda onlardan biri ölümün eşiğine geldiğinde der ki; «Ya Rabb'i, beni geri çeviriniz.»

Gültekin Onan

Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin."

Hamdi Döndüren

Sonunda onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim, der, beni (dünyaya) geri döndürünüz!”

Hasan Basri Çantay

Nihayet onlardan her birine ölüm gelib çatınca (tekrar tekrar şöyle) diyecekdir: "Rabbim, beni (dünyaye) geri gönder".

Hasib Asutay

Sonunda onlardan birine ölüm geldiği zaman der ki: 'Rabbim! Beni geri gönder!

Hayrat Neşriyat

(99-100) Nihâyet onlardan (o müşriklerden) birine ölüm geldiği zaman: 'Rabbim! Beni geri gönder! Umulur ki ben, terk ettiğim (dünya)da sâlih bir amel işlerim' der. Hayır! Doğrusu o sâdece (boş) bir lâftır, onu söyleyen kendisidir. Artık onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar (hiçbir şekilde dünyaya dönemeyecekleri) bir perde (olan kabir hayâtı) vardır.

İbni Kesir

Onlardan birine ölüm geldiği vakit der ki: Rabbım, beni geri döndür.

Mehmet Okuyan

Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde “Rabbim! Beni geri gönderin!” der.

Muhammed Esed

(Ölümden sonraki hayata inanmamakta direnip de kendi kendilerini aldatanlardan) herhangi birine sonunda ölüm gelip çatınca: "Ey Rabbim!" der, "Beni (hayata) geri döndür, izin ver döneyim

Mustafa İslamoğlu

Nihayet o (inkarcı)lardan birine ölüm gelip çatınca, "Rabbim!" der, "Döndür ne olur, geri döndür beni;

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet onlardan birine ölüm gelince der ki: «Yarabbi! Beni geri gönderin.»

Ömer Öngüt

Nihayet onların her birine ölüm geldiği vakit der ki: “Rabbim! Beni dünyaya geri döndür. ”

Suat Yıldırım

(99-100) Âhireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: "Ya Rabbî!" der, "ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım. "Hayır, hayır! Bu onun söylediği mânasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

Süleyman Ateş

Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman: "Rabbim, der, beni geri döndürünüz!"

Süleymaniye Vakfı

Onlardan (kafirlerden) birine ölüm geldiğinde: "Rabbim! Beni geri döndürün! der.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan birine ölüm geldi mi şöyle der: "Rabbim! Beni geri çeviriniz.

Şaban Piriş

Onlardan birine ölüm gelince; -Rabbim, beni geri döndür der.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: «Rabbim, beni geri çevirin.»

Ümit Şimşek

Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında der ki: 'Rabbim, beni geri gönder.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: "Rabbim, beni geri döndürün;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət, onlardan birinə ölüm gəldiyi zaman deyər: “Ey Rəbbim! Məni geri qaytar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, (müşriklərdən) birinin ölümü gəlib çatdığı zaman o belə deyər: ″Ey Rəbbim! Məni geri (dünyaya) qaytar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn zu einem der trotzigen Ungläubigen der Tod kommt, wird er sagen: ʺMein Herr, bringe mich zum irdischen Leben zurück,

Almanca — Der Edle Quran

Wenn dann der Tod zu einem von ihnen kommt, sagt er: ʺMein Herr, bringt mich zurück,

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn dann der Tod an einen von ihnen herantritt, sagt er: ʺMein Herr, bringe mich zurück

Almanca — Muhammad Zaidan

Wenn dann der Tod einen von ihnen ereilt, sagt er: ʺMein HERR! Schicke mich zurück,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when any of them -these infidels- who have been promoting falsehood comes upon the encounter with death, he prays and beseeches Allah, his Creator to have him sent back to life,

Abdul Haleem

When death comes to one of them, he cries, ‘My Lord, let me return

Abdullah Yusuf Ali

(In Falsehood will they be) Until, when death comes to one of them, he says: "O my Lord! send me back (to life),-

Abul A'la Maududi

(They shall persist in their deeds) until when death comes to anyone of them he will say: "My Lord, send me back to the world

Aisha Bewley

When death comes to one of them, he says, ‘My Lord, send me back again.

Al-Hilali & Khan

Until, when death comes to one of them (those who join partners with Allâh), he says: "My Lord! Send me back,

Ali Quli Qarai

When death comes to one of them, he says, ‘My Lord! Take me back,

Amatul Rahman Omar

Behold! when death approaches one of them (- the rebellious ones) he says (making entreaties repeatedly), `Send me back, My Lord! send me back,

Arthur John Arberry

Till, when death comes to one of them, he says, 'My Lord, return me;

Bijan Moeinian

When death comes to one of the disbelievers, he begs: "Lord, please send me back so that I do righteous deeds this time. " ….

E. Henry Palmer

Until when death comes to any one of them he says, 'My Lord! send ye me back,

Edip-Layth

Until death comes to one of them, he says: "My Lord, send me back."

George Sale

The gainsaying of the unbelievers ceaseth not until, when death overtaketh any of them, he saith, O Lord, suffer me to return to life,

Hamid S. Aziz

And I seek refuge in Thee from their presence!"

Mahmoud Ghali

Until, when death comes to one of them, he says, " Lord! Return (The pronoun (attached to the verb) is plural; i. e., let the angels return me) me.

Marmaduke Pickthall

Until, when death cometh unto one of them, he saith: My Lord! Send me back,

Mohamed Ahmed - Samira

(But the unbelievers will persist) until when death comes to one of them he will say: "O Lord, send me back again

Muhammad Asad

[AS FOR THOSE who will not believe in the life to come, they go on lying to themselves] until, when death approaches any of them, he prays: "O my Sustainer! Let me return, let me return [to life],

Mustafa Khattab

When death approaches any of them, they cry, "My Lord! Let me go back,

Progressive Muslims

Until death comes to one of them, he says: "My Lord, send me back. "

Sahih International

[For such is the state of the disbelievers], until, when death comes to one of them, he says, "My Lord, send me back

Sam Gerrans

When death has come to one of them, he says: “My Lord: send Thou me back,

Shabbir Ahmed

(Those who keep belying themselves), when death comes to one of them, say, "My Lord! Send me back" (23:74), (23:90).

Syed Vickar Ahamed

(In lies will they be) till death comes to one of them, he says: "O my Lord! Send me back (again to life)—

Taqi Usmani

(The infidels go on doing their misdeeds) until when death comes to one of them, he will say, "My Lord send me back,

The Monotheist Group

Until death comes to one of them, he says: "My Lord, send me back."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

...Puis, lorsque la mort vient à lʹun deux, il dit: ʺMon Seigneur! Fais-moi revenir (sur terre),

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê dema mirina yekî ji wan (kafiran) hat, dibêje: Xwedayê min! Ji kerema xwe min vegerîne…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer dan tot een van hen de dood komt, zegt hij: ʺMijn Heer, laat mij teruggaan,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het loochenen der ongeloovigen houdt niet op, dan tot den dood een van hen overvalt, die dan zegt: O Heer! doe mij tot het leven terugkeeren.

Hollandaca — Siregar

Totdat, wanneer de dood tot een van hen komt, hij zal zeggen: ʺO mijn Heer, laat mij terugkeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда придет к одному из них [из тех многобожников] смерть [когда он увидит обещанное ему наказание], он скажет: «Господи, верни меня (обратно в этот мир):

Rusça — Osmanov

Когда же перед кем-либо из них предстанет смерть, он взмолится: ʺГосподи! Верни меня [в этот мир]:

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(DEN IHÄRDIGE förnekaren framhärdar i att förneka sanningen) till dess att han känner dödens närhet. Då säger han: ʺHerre! Låt mig få återvända, ja, låt mig få återvända (till livet),