Hac Suresi 46. Ayet — Elfaz
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
1اَفَلَمْe fe lemhiçSoru Eki+Zaid Harf+Harf-i Nefi
2يَسِيرُواyesīrūgezmediler mi?Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi
3فِيfīHarf-i Cer
4الْاَرْضِl-erDiyer yüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
5فَتَكُونَfe tekūneolsunSebep Eki+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6لَهُمْlehumonlarınHarf-i Cer+Zamir
8يَعْقِلُونَyeǎ'ḳilūnedüşünecekleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.
9بِهَاbihāonunlaHarf-i Cer+Zamir
10اَوْevveyahutBağlaç
12يَسْمَعُونَyesmeǔneişitecekleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
13بِهَاbihāonunlaHarf-i Cer+Zamir
14فَاِنَّهَاfe innehāziraİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
15لَاlāHarf-i Nefi
16تَعْمَىteǎ'mākör olmazMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.
17الْاَبْصَارُl-ebSārugözlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
18وَلٰكِنْve lākinfakatBağlaç+İstidrak Edatı
19تَعْمَىteǎ'mākör olurMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.
20الْقُلُوبُl-ḳulūbukalblerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp
21الَّتِيlletīİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
22فِيfīiçindekiHarf-i Cer
23الصُّدُورِS-SudūrigöğüslerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.