Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.

اَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا اَوْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ

e fe lem yesīrū fī l-erDi fe tekūne lehum ḳulūbun yeǎ'ḳilūne bihā ev āƶānun yesmeǔne bihā fe innehā lā teǎ'mā l-ebSāru ve lākin teǎ'mā l-ḳulūbu lletī fī S-Sudūri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَفَلَمْe fe lemhiç
2يَسِيرُواyesīrūس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesigezmediler mi?
3فِي
4الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyer yüzünde
5فَتَكُونَfe tekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsun
6لَهُمْlehumonların
7قُلُوبٌḳulūbunق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
8يَعْقِلُونَyeǎ'ḳilūneع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.düşünecekleri
9بِهَاbihāonunla
10اَوْevveyahut
11اٰذَانٌāƶānunا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretkulakları
12يَسْمَعُونَyesmeǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitecekleri
13بِهَاbihāonunla
14فَاِنَّهَاfe innehāzira
15لَا
16تَعْمَىteǎ'māع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör olmaz
17الْاَبْصَارُl-ebSāruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgözler
18وَلٰكِنْve lākinfakat
19تَعْمَىteǎ'māع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör olur
20الْقُلُوبُl-ḳulūbuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbler
21الَّتِيlletī
22فِيiçindeki
23الصُّدُورِS-Sudūriص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.göğüsler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Akıl ve tedbîre sâhip olacak akıl, duyup anlayacak kulak elde etmek için hiç de mi yeryüzünde gezip dolaşmazlar? Gerçekten de gözler kör olmaz ama gönüllerdeki can gözleri körleşir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Akıl ve tedbîre sâhip olacak akıl, duyup anlayacak kulak elde etmek için hiç de mi yeryüzünde gezip dolaşmazlar? Gerçekten de gözler kör olmaz ama gönüllerdeki can gözleri körleşir.

Adem Uğur

(Sana karşı çıkanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.

Ahmed Hulusi

Değerlendirecek şuurları yahut algılayacak kulakları yok muydu ki, arzda gezip ibret almadılar! Gerçek ki gözler kör olmaz, içlerindeki (beyinlerindeki) kalp gözleri körleşir!

Ahmet Tekin

Onlar, hiç yeryüzünü dolaşmadılar mı? Dolaşsalardı eğer, gördüklerini düşünecek akılları kalpleri olurdu, söylenenleri duyacak kulakları olurdu. Unutmayın, gözler görmemezlik, akıl ermemezlik etmez. Fakat göğüslerin içindeki kalpler, basîretler kör kesildiği için, keyfîliğe, taklide ve saplantıya dayalı olarak akıl kötüye kullanılmıştır. Gözlerin gördüğünden, muhakemeler, mukayeseler yaparak faydalanmaz.

Ahmet Varol

Akıl edecekleri kalplere ve duyacakları kulaklara sahip olmak için yeryüzünde dolaşmadılar mı?. [4] Doğrusu gözler kör olmaz ama göğüslerdeki kalpler kör olur.

Ali Bulaç

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.

Ali Fikri Yavuz

Mekke kâfirleri, hiç de yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, bu sebeple düşünecek kalblere, işitecek kulaklara sahip olsalar. Gerçek şudur ki, gözler (görmemek suretiyle) kör olmaz, fakat asıl sinelerin içindeki kalbler (ibret gözleri) kör olur.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı; yürekleri kavrasın ve kulakları duysun? Kuşkusuz, gözleri kör değildir; fakat gönülleri kördür.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, gözler kör olmaz, fakat asıl sinelerdeki kalpler kör olur.

Bekir Sadak

Yeryuzunde dolasmiyorlar mi ki, orada olanlari akledecek kalbleri, isitecek kulaklari olsun. Ama yalniz gozler kor olmaz, fakat goguslerde olan kalbler de korlesir.

Celal Yıldırım

Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, o sebeple akledip anlayacak kalbleri, işitecek kulakları olsun. Doğrusu (yalnız) gözler kör olmaz; göğüslerde olan kalbler de kör olur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı ki ibret almış kalplere yahut işitmiş kulaklara sahip olsunlar! Şu bir gerçek ki gözler körleşmez, fakat göğüslerdeki kalpler körleşir.

Diyanet İşleri

Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.

Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalbler de körleşir.

Diyanet Vakfi

(Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ya o yerde niye bir dolaşmadılar ki, kendileri için akıllanmalarına sebep olacak kalpleri ve işitmelerine sebep olacak kulakları olsun;çünkü gerçek şudur ki, gözler körelmez, ancak sinelerdeki kalpler körelir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya o yerde neye bir seyr etmediler ki kendileri için akıllanmalarına sebeb olacak kalbler ve işıtmelerine sebeb olacak kulaklar olsun, zira hakikat budur ki gözler körelmez ve lakin sinelerdeki kalbler körelir

Erhan Aktaş

Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri[1] veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.

Fizilal-il Kuran

Müşrikler yeryüzünü gezmiyorlar mı ki, bu sayede kalpleri gördüklerinden ibret alabilsin ve kulakları söylenenleri işitebilecek bir duyarlık kazansın. Çünkü kör olan onların gözleri değildir, fakat göğüs boşluklarındaki kalpleri kördür, duyarsızdır.

Gültekin Onan

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz ancak sinelerdeki kalpler körelir.

Hamdi Döndüren

Onlar, hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Eğer dolaşsalardı düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olurdu! Çünkü gerçekte, gözler körleşmez, ama asıl göğüslerin içindeki kalpler körleşir.

Hasan Basri Çantay

(Hiç de) yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı ki (bari) bu sebeble düşünecek kalblere, bu suretle işidecek kulaklara malik olsunlar). Fakat hakıykat şudur ki (yalınız maaddi) gözler kör olmaz, fakat (asıl) sinelerin içindeki kalbler kör olur.

Hasib Asutay

Hiç yeryüzünde gezmediler mi ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, gözler kör olmaz fakat (asıl) göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.

Hayrat Neşriyat

(İnkâr edenler) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendileri için onlarla akıl erdirecekleri kalbler ve onlarla işitecekleri kulaklar olsun! Ama şu gerçek ki, gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalbler (basîretler) kör olur.

İbni Kesir

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki; orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ne var ki yalnız gözler kör olmaz, göğüslerde olan kalbler de körelir.

Mehmet Okuyan

(İnkârcılar) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı? (Dolaşsalardı) kendileriyle akıl edecek kalpleri veya duyacak kulakları olurdu. (Gerçek şu ki) gözler kör olmaz fakat göğüslerdeki kalpler kör olur.

Muhammed Esed

Peki, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, orada olup biteni kalpleri kavrasın ve kulakları işitsin? Ne var ki, onlarda kör olan gözler değil; kör olan, göğüslerdeki kalpler!

Mustafa İslamoğlu

İyi ama, onlar hiç mi yeryüzünde gezip dolaşmazlar? Bu sayede kendisiyle akledecekleri bir kalbe ya da işitecekleri bir kulağa sahip olsalardı ya! Ama şu da var ki; gözler kör olmaz, fakat asıl kör olan göğüslerdeki kalplerdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendileri için onlar ile düşünecekleri kalpler olsun veya onlar ile işitecekleri kulaklar olsun. Velhasıl (onların) gözleri körleşmez; velâkin sineleri içindeki kalpleri körleşir.

Ömer Öngüt

Hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Ki, düşünecek kalplere ve duyacak kulaklara sahip olsunlar. Gerçek şu ki yalnız gözler kör olmaz, sinelerde olan kalpler de körleşir.

Suat Yıldırım

Peki bu inkârcılar biraz olsun dünyayı gezip dolaşmazlar mı ki, hiç değilse bu sayede düşünüp duygulanacak gönüllere, gerçeğin sesini işitecek kulaklara sahip olsunlar. Ne var ki onlarda kör olan, gözler değil, asıl kör olan sinelerindeki gönüller!

Süleyman Ateş

Hiç yeryüzünde gezmediler mi ki (kendilerinden önce mahvolanların yerlerini görsünler de) düşünecekleri kalbleri, işitecekleri kulakları olsun (akıllları başlarına gelsin, hak sözünü işitsinler). Zira gözler kör olmaz (çünkü gözlerin körlüğü, geçici bir görme yetersizliğidir); fakat (asıl) göğüslerdeki kalbler kör olur.

Süleymaniye Vakfı

(Kafirlik edenler) Yeryüzünü gezip dolaşmadılar mı ki kendisiyle doğru bağlantı kuracakları kalpleri, dinleyecekleri kulakları oluşsun! Şu bir gerçek ki, gözler kör olmaz ama göğüslerdeki kalpler kör olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böyle yerleri gezip dolaşmadılar mı ki düşünecek kalpleri ve dinleyecek kulakları olsun. Gözler kör olmaz ama onların göğüslerindeki kalpleri kör olur.

Şaban Piriş

Yeryüzünde dolaşmıyorlar ki kendisiyle akledecek kalpleri ve kendisiyle işitebilecek kulakları olsun?! Oysa, gözler kör olmuyor, fakat sinelerdeki kalpler köreliyor.

Tefhim-ul Kuran

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve kendisiyle işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü gerçek şu ki, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.

Ümit Şimşek

Onlar yeryüzünde gezmezler mi ki akıl edecek kalpleri yahut işitecek kulakları olsun? Fakat kör olan gözler değil, sinelerdeki kalplerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kalpleri olsun da onunla akıllarını çalıştırsınlar, kulakları olsun da onlarla duysunlar. Şu bir gerçek ki, kafadaki gözler kör olmaz ama göğüslerin içindeki gönüller körleşir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər onlar yer üzündə gəzib dolaşmırlarmı ki, zalımların aqibətini qəlbi ilə düşünüb, qulaqları ilə eşitsinlər? Çünki əslində maddi gözlər deyil, kökslərdəki qəlb kor olur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər onlar (peyğəmbərləri yalançı hesab edən kafirlər) yer üzündə gəzib dolaşmırlarmı ki, düşünən qəlbləri (bəsirət gözləri), eşidən qulaqları olsun? Həqiqətən, gözlər kor olmaz, lakin sinələrindəki ürəklər (qəlb gözü) kor olar. (Kafirlər keçmiş ümmətlərin başına gələn müsibətləri zahiri gözləri ilə görsələr də, qəlb gözü ilə görüb onlardan heç bir ibrət almazlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sind sie denn nicht auf der Erde herumgereist, mit Denkvermögen ausgestattet, durch das sie verstehen und mit Ohren, mit denen sie hören können. Nicht die Augen sind blind, sondern die Herzen in ihrer Brust.

Almanca — Der Edle Quran

Reisen sie denn nicht auf der Erde umher, so daß sie Herzen bekommen, mit denen sie begreifen, oder Ohren, mit denen sie hören? Denn nicht die Blicke sind blind, sondern blind sind die Herzen, die in den Brüsten sind.

Almanca — M. A. Rassoul

Sind sie denn nicht im Lande umhergereist, so daß sie Herzen haben könnten, um zu begreifen, oder Ohren, um zu hören? Denn wahrlich, es sind ja nicht die Augen, die blind sind, sondern blind sind die Herzen in der Brust.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sind sie etwa nicht im Lande umhergereist, damit sie über Herzen verfügen, mit denen sie verständig werden, oder über Ohren, mit denen sie hören?! Denn gewiß, nicht die Augen werden blind, sondern blind werden die Herzen, die in den Brüsten sind.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Have they -these infidels- not journeyed through the land and employed the faculty of reason in forming conclusions and looked with their minds' eyes to realize as much as their hearts may comprehend and their ears may hear! Indeed, it is not the eyes of the body that go blind but it is the eyes of the hearts in the breasts and those of the mind.

Abdul Haleem

Have these people [of Mecca] not travelled through the land with hearts to understand and ears to hear? It is not people’s eyes that are blind, but their hearts within their breasts.

Abdullah Yusuf Ali

Do they not travel through the land, so that their hearts (and minds) may thus learn wisdom and their ears may thus learn to hear? Truly it is not their eyes that are blind, but their hearts which are in their breasts.

Abul A'la Maududi

Have they not journeyed in the land that their hearts might understand and their ears might listen? For indeed it is not the eyes that are blinded; it is rather the hearts in the breasts that are rendered blind.

Aisha Bewley

Have they not travelled about the earth and do they not have hearts to understand with or ears to hear with? It is not their eyes which are blind but the hearts in their breasts which are blind.

Al-Hilali & Khan

Have they not travelled through the land, and have they hearts wherewith to understand and ears wherewith to hear? Verily, it is not the eyes that grow blind, but it is the hearts which are in the breasts that grow blind.

Ali Quli Qarai

Have they not traveled over the land so that they may have hearts by which they may apply reason, or ears by which they may hear? Indeed it is not the eyes that turn blind, but the hearts turn blind —those that are in the breasts!

Amatul Rahman Omar

Why do they not travel in the land so that they should have hearts that help them to understand and ears which can help them hear? As a matter of fact (when going astray) it is not the (physical) eyes that are blind but blind are the hearts which lie in the bosoms.

Arthur John Arberry

What, have they not journeyed in the land so that they have hearts to understand with or ears to hear with? It is not the eyes that are blind, but blind are the hearts within the breasts.

Bijan Moeinian

Do they never travel to see these ruins that may make them to think and open their ears (and let the word of God penetrate in?) The fact of the matter is, there is nothing wrong with their eyes; it is the consciousness which is blind to the fact.

E. Henry Palmer

Have they not travelled on through the land? and have they not hearts to understand with, or ears to hear with? for it is not their eyes which are blind, but blind are the hearts which are within their breasts.

Edip-Layth

Have they not roamed the land and had hearts with which to reason and ears with which to hear? No, it is not the sight which is blind, but it is the hearts that are in the chests that are blind.

George Sale

Do they not therefore journey through the land? And have they not hearts to understand with, or ears to hear with? Surely as to these things their eyes are not blind, but the hearts are blind which are in their breasts.

Hamid S. Aziz

And how many a city (community) have We destroyed while it was guilty (did wrong), and it tumbled down on its roof, lying ruined to this day, and how many a deserted well and lofty palace!

Mahmoud Ghali

Then have they not traveled in the earth so that they have hearts to consider with or ears to hear with? Surely then it is not the beholdings (i. e. the eyes) that (grow) blind, but (it is) the hearts within the breasts that (grow) blind.

Marmaduke Pickthall

Have they not travelled in the land, and have they hearts wherewith to feel and ears wherewith to hear? For indeed it is not the eyes that grow blind, but it is the hearts, which are within the bosoms, that grow blind.

Mohamed Ahmed - Samira

Have they not travelled in the land that they could have the heart to understand, and ears to hear? It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.

Muhammad Asad

Have they, then, never journeyed about the earth, letting their hearts gain wisdom, and causing their ears to hear? Yet, verily, it is not their eyes that have become blind - but blind have become the hearts that are in their breasts!

Mustafa Khattab

Have they not travelled throughout the land so their hearts may reason, and their ears may listen? Indeed, it is not the eyes that are blind, but it is the hearts in the chests that grow blind.

Progressive Muslims

Have they not roamed the land and had hearts with which to comprehend and ears with which to hear No, it is not the sight which is blind, but it is the hearts that are in the chests that are blind.

Sahih International

So have they not traveled through the earth and have hearts by which to reason and ears by which to hear? For indeed, it is not eyes that are blinded, but blinded are the hearts which are within the breasts.

Sam Gerrans

(Have they not travelled in the earth and had hearts with which to reason, or ears with which to hear? And it is not the eyes that are blind, but blind are the hearts which are in the breasts.

Shabbir Ahmed

Have they never journeyed about the earth, letting their hearts gain wisdom, and causing their ears to hear? Indeed, it is not their eyes that become blind, but blind become their hearts that are in the breasts.

Syed Vickar Ahamed

Do they not go through the land, so that their hearts can thus learn wisdom and their ears may thus learn to listen? Truly it is not their eyes that are blind, but their hearts that are in their chests.

Taqi Usmani

Have they not, then, traveled on earth so that they should have had hearts to understand with, or ears to listen with? The fact is that it is not the eyes that turn blind, but what turns blind is the hearts contained in the chests.

The Monotheist Group

Have they not roamed the earth and had hearts with which to comprehend and ears with which to hear? No, it is not the sight which is blind, but it is the hearts that are in the chests that are blind.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que ne voyagent-ils sur la terre afin dʹavoir des cœurs pour comprendre, et des oreilles pour entendre? Car ce ne sont pas les yeux qui sʹaveuglent, mais, ce sont les cœurs dans les poitrines qui sʹaveuglent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma ew li ser erdê nagerin, vêca ku ji wan re dil hebin ku pê têbigihijin û ibret bigrin û guh hebin pê seh bikin û fehm bikin. Vêca birastî korayî ne korayîya çehva ye, belkî korayî ya dilê di sîngan de ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hebben zij dan niet op de aarde rondgereisd zodat zij harten kregen om ermee te begrijpen of oren om ermee te horen? Toch zijn de ogen niet blind, maar de harten die in de borsten zijn, zijn blind.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Reisden zij niet door het land? En hebben zij geene harten om er mede te begrijpen, en ooren om er mede te hooren? Waarlijk, hunne oogen zijn voor deze niet blind, maar de harten, die zich in hunne borsten bevinden zijn blind.

Hollandaca — Siregar

Hebben zij dan niet rondgereisd op de aarde, zodat zij harten kregen om te begrijpen of oren om mee te horen? Voorwaar, de ogen zijn niet blind, maar de harten in hun binnengen zijn blind.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве они [неверующие мекканцы и другие] не странствовали по земле [разве они не были в Йемене и в Шаме] и (разве) не было у них сердец, которыми они размысли ли бы (когда видели следы погубленных народов), или ушей, которыми они слушали бы (сообщения о предыдущих общинах, которые проявляли неверие)? Так, поистине, не слепы (сами) взоры [глаза], а слепы сердца, которые в груди. [Настоящей слепотой является губительная слепота, когда слепо сознание человека, и это выражается в непонимании истины.]

Rusça — Osmanov

Разве, когда они странствовали по земле, их сердца не разумели или же уши не внимали [тому, что происходит вокруг]? Ведь слепы не глаза, а слепы сердца, что в груди.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Har de (som nu förnekar sanningen) aldrig begett sig ut i världen, så att deras hjärtan fått lära sig att förstå och deras öron att höra? Det är inte deras ögon som är blinda, nej, det är hjärtana i deras bröst!