Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!

فَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَشِيدٍ

fe keeyyin min ḳaryetin ehleknāhā ve hiye Zālimetun fe hiye ḣāviyetun ǎlā ǔrūşihā ve bi'rin muǎTTaletin ve ḳaSrin meşīdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَكَاَيِّنْfe keeyyinniceleri vardır
2مِنْmin-den
3قَرْيَةٍḳaryetinق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentler-
4اَهْلَكْنَاهَاehleknāhāه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak ettiğimiz
5وَهِيَve hiyeo
6ظَالِمَةٌZālimetunظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmederken
7فَهِيَfe hiyeve o
8خَاوِيَةٌḣāviyetunخ و يBoşalmak/boş kalmak/işgal edilmemiş hale gelmek, sakinlerinden yoksun veya mahrum kalmak (bir yer), yıkılmak veya tahrip olmak, yemekten boşalmak (karındaki açlık), seslenmek veya bağırmak, zorla ele geçirmek/almak/götürmek, secde sırasında üst kollar ve yanlar arasında boşluk bırakmak, gözleri indirmek veya yere bakmak ve sessiz kalmayı istemek, yerde delik veya çukur kazmak, yemekten uzak durmak, aklını veya zekasını kaybetmek, başka birinin malını almak.çökmüştür
9عَلٰىǎlāüstüne
10عُرُوشِهَاǔrūşihāع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.tavanları
11وَبِئْرٍve bi'rinب ا رBatırdı/kazdı, çukur/delik, sakladı/gizledi, ihtiyaç zamanı için depoladı, kuyu.ve kuyu
12مُعَطَّلَةٍmuǎTTaletinع ط لBakımsız olmak, terk edilmiş ve kullanılmamak. Mu'attalaltin - bakımsız bırakılmış.kullanılmaz olmuştur
13وَقَصْرٍve ḳaSrinق ص رKısalmak, az veya hiç güce sahip olmamak, cimri olmak, yetersiz kalmak, bir şeye ulaşamamak, terk etmek/vazgeçmek/kaçınmak/vazgeçmek/son vermek, uzunluğundan almak, kırpmak/itmek, kısıtlanmış/sınırlandırılmış/sınırlı, belirli sınırlar veya limitler içinde tutmak, kısıtlamak/alıkoymak, engellemek/önlemek, kendini toplamak veya bir araya getirmek, itaatkar, günün son kısmı. kasr (çoğul. kusur) - geniş ve ferah ev, kale, saray.ve saraylar
14مَشِيدٍmeşīdinش ي دDuvar sıvamak veya kaplamak, bina yükseltmek, yüksek, tahkim etmek, inşa edilmiş bina, sıvalı duvar/binasağlam

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nice şehirler var ki halkı zâlim olduğundan helâk ettik onları ve o şehirlerin tavanları, duvarlarına çökmüş, yerle bir olmuş, ıpıssız kalmış ve nice kuyular kuruttuk, nice yüce köşkler yıktık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nice şehirler var ki halkı zâlim olduğundan helâk ettik onları ve o şehirlerin tavanları, duvarlarına çökmüş, yerle bir olmuş, ıpıssız kalmış ve nice kuyular kuruttuk, nice yüce köşkler yıktık.

Adem Uğur

Nitekim, birçok memleket vardı ki, o memleket (halkı) zulmetmekte iken, biz onları helâk ettik. Şimdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır.

Ahmed Hulusi

Nice zalim şehir vardı ki, haksızlıkta aşırı gitmeleri sonucu onları helak ettik. . . Artık çatıları, duvarları üstüne çökmüş. . . Geride kullanılmaz kuyular ve yıkılmış saraylar kalmış.

Ahmet Tekin

Nice memleketleri, baskı zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerken yok ettik. Geride, damları çökmüş, duvarları yıkılmış harabeler, terkedilmiş susuz kuyular, ıssız kalmış ulu saraylar bıraktılar.

Ahmet Varol

(Halkı) zalim olduğu için helak ettiğimiz nice kentler vardır ki şimdi oraların damları duvarlarının üstüne çökmüş haldedir. (Oralarda) nice kullanılmaz halde kuyu ve (bomboş bırakılmış) sağlam köşk vardır.

Ali Bulaç

(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terkedilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir).

Ali Fikri Yavuz

Nice memleketler vardı ki, zulüm yapıyorlarken biz onları helâk ettik de damları çökmüş, duvarları üzerlerine yıkılmıştır (ıssız harabeye dönmüştür). Nice kuyularla yüksek saraylar (sahibsiz) bomboş bırakılmıştır.

Ali Rıza Safa

Haksızlık yaptıkları için yıkıma uğrattığımız nice kentler; duvarları ve çatıları çökmüş ve kuyuları artık kurumuş nice görkemli saraylar vardır.

Bayraktar Bayraklı

Nice zulme dalmış ülke halkını yok ettik. Artık duvarları çatıları üzerine çökmüş, kuyuları kullanılmaz olmuş, yüce sarayları terkedilmiştir.

Bekir Sadak

Nice kasabalarin halkini haksizlik yaparken yok ettik. Artik catilari cokmus, kuyulari metruk, saraylari bombos kalmistir.

Celal Yıldırım

Birçok kasaba halkını zulüm edip dururlarken yakalayıp yok ettik. Damları çökmüş, kuyuları kendi haline terkedilmiş ve (ıssız kalmış) yüksekçe sarayları..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nitekim zulme dalmışken helâk ettiğimiz nice beldeler var ki evlerinin duvarları çatıları üzerine yıkılmış, ıpıssız kalmıştır. Şimdi oralarda kullanılamaz hale gelmiş nice kuyular, (harap olmuş) nice görkemli köşk var!

Diyanet İşleri

Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!

Diyanet İşleri (eski)

Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.

Diyanet Vakfi

Nitekim, birçok memleket vardı ki, o memleket (halkı) zulmetmekte iken, biz onları helâk ettik. Şimdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nice memleketler vardı ki, zulüm yaparlarken biz onları yok ettik. Artık damları çökmüş, duvarları üzerine yıkılmıştır. (Geride) Nice terkedilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar (bırakılmıştır.)

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Evet nice memleketler vardır ki, Biz onları zulum yaparlarken helak ettik; şimdi damlarının üzerine çökmüş, ıp ıssız yıkıntı halindedir; ve nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (bomboş kalmış) muhteşem köşkler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet, nice memleketler vardı ki biz onları zulm etmektelerken helak ettik de şimdi onlar damlarının üzerine çökmüş ıp ıssız, hem nice muattal kuyu ve müşeyyed köşk

Erhan Aktaş

Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve görkemli saraylar vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve görkemli saraylar vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve saraylar vardır.

Fizilal-il Kuran

Halkı zalim olan nice kenti yok ettik. Yapılarının duvarları, yere inen tavan yıkıntılarının üzerine çökmüştür. Nice su kuyularını kullanan kalmamış, nice korunaklı köşkleri ıssız kalmıştır.

Gültekin Onan

(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terkedilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir).

Hamdi Döndüren

Biz, halkı zulme devam ederken, nice kentleri yok ettik. Artık damları çökmüş, duvarları üstüne yıkılmıştır. Geride nice kullanılamaz kuyularla bomboş yüksek saraylar kalmıştır!

Hasan Basri Çantay

(Evet) nice memleket (ler vardı) ki (halkı) zulümde devam edib dururlarken biz onları (mahv-ü) helak etdik. Şimdi dıvarlar tavanlarının üstüne çökmüş (ıpıssız kalmış) dır (o yerler). Ve (biz nice) kuyu (lar) ı muattal, (nice) yüksek saray (ları bomboş bırakdık).

Hasib Asutay

(Halkı) zulmederken helâk ettiğimiz nice kentler vardır ki, duvarları (yıkılan) tavanlarının üstüne çökmüştür. Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar (vardır).

Hayrat Neşriyat

Nitekim o (halkı) zâlim olan nice şehirler vardır ki, onları helâk etmişizdir. Şimdi o, duvarları çatıları üzerine çökmüş (harâb olmuş) bir hâldedir; kullanılmaz hâle gelmiş nice kuyular ve (bomboş) kalmış nice yüksek saraylar (hep sâhibsiz kaldılar)!

İbni Kesir

Nice kasabaları zulüm ederken helak ettik. Şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmaktadır, kuyuları körelmiş, sarayları yıkılmıştır.

Mehmet Okuyan

(Nitekim), nice şehirler vardı ki o şehir(lerin halkı) haksızlık etmekteyken biz onları helak etmiştik. O (şehrin duvarları, çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Kullanılmaz hâle gelmiş bir kuyu ve (geride ıssız kalmış) heybetli bir köşk vardır.

Muhammed Esed

Ve zulüm ve haksızlıkta onmaz düzeylere vardıkları için nice şehirleri yok ettik, öyle ki, şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor; çatıları çökmüş, kuyuları kurumuş, (bir zamanlar göğe doğru) yükselen sarayları (şimdi yerle bir olmuş)!

Mustafa İslamoğlu

İşte bu yüzden çığırdan çıkmış nice kentleri helak ettik. Nihayet hepsi de tepe taklak gitti, şimdi yerlerinde yeller esiyor. (Geriye) terkedilmiş kuyular (kaldı); o heybetli saraylar(dan şimdi eser yok).

Ömer Nasuhi Bilmen

Evet. Nice beldeyi, o zalim olduğu halde onu helâk ettik ki, onun duvarları, tavanları üzerine yıkılmış ve nice muattal kuyu ve nice yüksek köşk (sahipsiz bırakılmıştır).

Ömer Öngüt

Nice şehirlerin halkını, zulmederken helâk edip yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları körelmiş, sarayları yıkılmıştır.

Suat Yıldırım

Halkı zulümde artık onmaz derecede ileri gitmiş nice şehirleri yok ettik! Öyle ki şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor: Üstü altına gelmiş binalar, körelmiş kuyular, kurumuş çeşmeler, yerle bir olmuş muhteşem saraylar...

Süleyman Ateş

(Halkı) zulmederken helak ettiğimiz nice kent vardır ki duvarları (yıkılan) tavanlarının üstüne çökmüştür. Nice kullanılmaz olmuş kuyu ve nice (ıssız kalmış) sağlam köşk vardır!

Süleymaniye Vakfı

Nice kenti, yanlış işler yaparlarken helak ettik. Artık (duvarları) tavanlarının üstüne çökmüş haldedir. Kullanılmayan nice kuyular ve muhteşem köşkler vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz nice kenti yanlış yaparlarken etkisiz hale getirmişizdir. Onlara, devrilmiş direkleri üzerine çökmüş, bir kör kuyu ve sağlam bir köşk kalmıştır.

Şaban Piriş

Nice ülkeleri zalimlik ederken helak ettik. Şimdi, onlar tepetakla edilmiş, su kuyuları terkedilmiş ve sağlam sarayları bomboş kalmıştır.

Tefhim-ul Kuran

(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terkedilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir).

Ümit Şimşek

Böylece Biz nice zalim beldeyi helâk ettik ki, şimdi onların yerinde altı üstüne gelmiş harabeler, kör kuyular, bomboş duran yüksek saraylar vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Zalim olduğu için helak ettiğimiz nice kent/medeniyet var ki, duvarları, tavanları üzerine çökmüş halde. Nice kullanılmaz halde bırakılmış su kuyusu, nice görkemli/süslü/bakımlı köşk var.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Neçə-neçə şəhərlər olmuşdur ki, əhalisi zülm edərkən Biz onları məhv etdik. İndi onlar özülünə qədər uçulmuşdur. Neçə-neçə tərk edilmiş quyular və neçə-neçə boş qalmış qəsrlər də vardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Neçə-neçə məmləkəti (əhalisini) zülm edərkən məhv etdik; onlar alt-üst olmuşdu (evlərin tavanları çökmüş, divarları onların üstünə yıxılmışdı). Neçə-neçə quyular, neçə-neçə möhtəşəm qəsrlər bomboş qalmışdı.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wieviele Städte haben Wir vernichtet, weil ihre Bewohner Unrecht begangen hatten. So sind sie jetzt nur noch Ruinen mit zerfallenen Balken, versiegten Brunnen und manch hochragendem Palast.

Almanca — M. A. Rassoul

Wie so manche Stadt haben Wir zerstört, weil sie voll des Frevels war, daß sie nunmehr in Trümmern steht, und (wie so) manch verlassenen Brunnen und manch hochragendes Schloß (haben Wir zerstört) !

Almanca — Muhammad Zaidan

Wie manche Ortschaft richteten WIR doch zugrunde, während sie (ihre Bewohner) Unrecht begingen. So wurden ihre Häuser dem Erdboden gleichgemacht, auch der Brunnen ist verlassen und das Schloß ist errichtet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Wherefore many were the towns We destroyed with their wrongful inhabitants that they stood desolate and empty but of dilapidated trellises over hills of ruin, and the wells and the spacious and the highly decorated buildings neglected, empty and abandoned!

Abdul Haleem

How many towns steeped in wrongdoing We have destroyed and left in total ruin; how many deserted wells; how many lofty palaces!

Abdullah Yusuf Ali

How many populations have We destroyed, which were given to wrong-doing? They tumbled down on their roofs. And how many wells are lying idle and neglected, and castles lofty and well-built?

Abul A'la Maududi

How many towns have We destroyed because their people were steeped in iniquity: so they lie fallen down upon their turrets! How many wells lie deserted; and how many towering palaces lie in ruins!

Aisha Bewley

How many wrongdoing cities We destroyed, and now all their roofs and walls are fallen in; how many abandoned wells and stuccoed palaces!

Al-Hilali & Khan

And many a township did We destroy while it was given to wrong-doing, so that it lies in ruins (up to this day), and (many) a deserted well and lofty castle!

Ali Quli Qarai

How many towns We have destroyed while they were wrongdoers! So they lie fallen on their trellises, their wells neglected and their lofty palaces [desolate]!

Amatul Rahman Omar

We have destroyed so many townships because (the people thereof) were given to wicked ways so that they have fallen down on their roofs, and how many a well is completely deserted: (similarly) many a strongly built lofty castles (met the same doom because We destroyed their occupants).

Arthur John Arberry

How many a city We have destroyed in its evildoing, and now it is fallen down upon its turrets! How many a ruined well, a tall palace!

Bijan Moeinian

I destroyed many townships in account of their inhabitants’ wickedness. Their ruins are lying upside down upon their roofs. How many wells are left useless and how many castles are abandoned.

E. Henry Palmer

And how many a city have we destroyed while it yet did wrong, and it was turned over on its roofs, and (how many) a deserted well and lofty palace!

Edip-Layth

So how many a town have We destroyed while it was doing wrong, so that it is laying in ruins with its wells abandoned, and empty palaces.

George Sale

How many cities have We destroyed, which were ungodly, and which are now fallen to ruin on their roofs? And how many wells have been abandoned, and lofty castles?

Hamid S. Aziz

And the dweller of Midian; and Moses was called a liar too: but I indulged the disbelievers a long while, and then I seized them, and how terrible was My rejection!

Mahmoud Ghali

So, (similarly) many a town We have caused to perish (while) it was unjust; so it is (now) devastated upon its turrets! (Literally: trellises) And many a well (lies) untended and (many) an (imposingly) constructed palace (is left vacant)!

Marmaduke Pickthall

How many a township have We destroyed while it was sinful, so that it lieth (to this day) in ruins, and (how many) a deserted well and lofty tower!

Mohamed Ahmed - Samira

How many a habitation given to wickedness have We destroyed, whose roofs tumbled down, which fell into ruins. How many a well and fortress reinforced lie abandoned!

Muhammad Asad

And how many a township have We destroyed because it had been immersed in evildoing - and now they [all] lie deserted, with their roofs caved in! And how many a well lies abandoned, and how many a castle that [once] stood high!

Mustafa Khattab

Many are the societies We have destroyed for persisting in wrongdoing, leaving them in total ruin. ˹Many are˺ also the abandoned wells and lofty palaces!

Progressive Muslims

So how many a town have We destroyed while it was doing wrong, so that it is lying in ruins with its wells abandoned, and empty palaces.

Sahih International

And how many a city did We destroy while it was committing wrong - so it is [now] fallen into ruin - and [how many] an abandoned well and [how many] a lofty palace.

Sam Gerrans

And how many a city did We destroy when it was doing wrong and is desolate! — and a deserted well[...]! and a lofty castle[...]!

Shabbir Ahmed

And how many a township have We (Our Law of Requital) annihilated, for they oppressed people and violated human rights! And now they lie deserted, with their roofs caved in! And how many a well lies abandoned, and how many a castle in ruins that once stood high!

Syed Vickar Ahamed

And how many townships (or populations) have We destroyed, which were used to doing wrong? They fell down on their tops. And how many wells are lying idle and neglected, and the tall and well-built castles?

Taqi Usmani

How many towns have We destroyed, as they were wrongdoers! So, they are fallen down on their roofs, and (how many a) deserted well and (how many a) well-built castle!

The Monotheist Group

So how many a town have We destroyed while it was doing wrong, so that it is lying in ruins with its wells abandoned, and empty palaces.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que de cités, donc, avons-Nous fait périr, parce quʹelles commettaient des tyrannies. Elles sont réduites à des toits écroulés: Que de puits désertés! Que de palais édifiés (et désertés aussi)!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelek welatên ku xelkê wî zalim bûn me ew helak kirin. Vêca xaniyên wan bi serhev de herifîne û bîr(ên avê) bêxwedî ne û koşkên dîwarbilind û xweşik (bêkes mane).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En hoeveel steden hebben Wij al niet vernietigd, omdat zij onrecht pleegden, zodat zij verlaten en in ruïnes zijn? En bronnen die opgegeven zijn en hooggebouwde kastelen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hoevele steden hebben wij verwoest, die goddeloos waren en die thans onder hare eigene bouwvallen zijn begraven. En hoevele bronnen en trotsche kasteelen werden er niet verlaten?

Hollandaca — Siregar

En hoeveel steden hebben Wij niet vernietigd omdat zij onrecht pleegden waarop zij tot de bodem toe geruïneerd zijn? En (hoeveel) bronnen die verwaarloosd zijn en hoge kastelen (zijn er niet verlaten)?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сколько селений [их жителей] Мы погубили (ниспослав на них наказание), когда они [их жители] были злочинщиками [неверующими]! И вот они [те города и селения] (теперь) разрушены до оснований (и в них никто не живет)! И сколько колодцев заброшенных (по причине смерти жителей селений) и дворцов воздвигнутых!

Rusça — Osmanov

И как много [людских] селений Мы погубили, когда их жители поступали беззаконно! Они были разрушены до самого основания. Как много высохших колодцев и [руин] величественных дворцов!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hur många städer, (vilkas invånare) ständigt begick orätt, har Vi inte låtit gå under? Nu ligger de öde! Och de övergivna brunnarna! Och de stolta palatsen!