Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَا وَكَفٰى بِنَا حَاسِبِينَ

ve neDeǔ l-mevāzīne l-ḳisTa li yevmi l-ḳiyāmeti fe lā tuZlemu nefsun şey'en ve in kāne miṧḳāle Habbetin min ḣardelin eteynā bihā ve kefā binā Hāsibīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنَضَعُve neDeǔو ض عBir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu düşürmek, zarar görmek, kazanç sağlayamamak, alçaltmak/tevazu göstermek, emanet yeri, bir şeyin uygun yeri.kurarız
2الْمَوَازِينَl-mevāzīneو ز نtartmak/yargılamak/ölçmekterazileri
3الْقِسْطَl-ḳisTaق س طAdaletten sapmak, haksız/yanlış davranmak veya iş yapmak. Qasuta - adil davranmak. Qist - adalet, hakkaniyet. Qasit - haksız/adaletsiz davranan kişi. Aqsatu - daha adil. Aqsata (fiil 4) - adil olmak. Muqsitun - adaleti gözeten kişi.adalet
4لِيَوْمِli yevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü için
5الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
6فَلَاfe lāasla
7تُظْلَمُtuZlemuظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakhaksızlık edilmez
8نَفْسٌnefsunن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankimseye
9شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir
10وَاِنْve inve eğer
11كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsa
12مِثْقَالَmiṧḳāleث ق لAğır/ağırlık olmak, yavaş/donuk/hantal olmak, zor/çetin/üzücü olmak. Thaqalaan (thaqalan'ın ikili hali) - iki büyük ve ağır şey, iki ordu. Athqaal (thiql'in çoğulu) - yük. Thaqiil (çoğulu thiqaal) - ağır. Mithqaal - ağırlık, terazi ağırlığı. Tathaaqal - donuk/hantal olmak. Thaqala - ağırlaşmak, baskı yapmak, ağır basmak. Mathqalatun - yüklü, ağır yüklü, bir anneyi çocuğundan mahrum bırakmanın herhangi bir sebebi. Iththaqala (tathaaqala için) - ağır bir şekilde aşağı doğru eğilmek, ağır bir şekilde aşağı meyletmek.ağırlığınca
13حَبَّةٍHabbetinح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.danesi
14مِنْmin
15خَرْدَلٍḣardelinخ ر د لBelirli bir ağacın tohumu olan ve iyi bilinen bir tane.bir hardal
16اَتَيْنَاeteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgetiririz
17بِهَاbihāonu
18وَكَفٰىve kefāك ف يYeterli olmak, yetmek.ve yeteriz
19بِنَاbinābiz
20حَاسِبِينَHāsibīneح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.hesab görenler olarak

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kıyâmet günü, adâlet terâzilerini kuracağız, hiçbir kimse hiçbir şeyde haksızlığa uğramıyacak, hattâ hardal tânesi ağırlığında bir işin bile karşılığını vereceğiz, bizim hesap görüşümüz yeter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kıyâmet günü, adâlet terâzilerini kuracağız, hiçbir kimse hiçbir şeyde haksızlığa uğramıyacak, hattâ hardal tânesi ağırlığında bir işin bile karşılığını vereceğiz, bizim hesap görüşümüz yeter.

Adem Uğur

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.

Ahmed Hulusi

Kıyamet sürecinde uluhiyet hükümlerine göre ölçütler koyarız! Hiçbir nefs (benlik - bilinç) en küçük bir zulme uğramaz. Bir hardal tanesi ağırlığınca olsa dahi onu getiririz. Hesap görücüler olarak biz (hakikatlerindeki Hasiyb özelliği) kafiyiz.

Ahmet Tekin

Biz, Kıyamet gününün gerçekleşmesi dolayısıyla herkesin amellerine, haklarına, mükâfatlarına ve cezalarına göre ebedî hayattaki mevkilerini belirleyecek adâlet terazileri kurarız. Artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan iş, bir hardal tanesi kadar da olsa, onu adâlet terazisine getiririz. Hesap görenler olarak biz herkese yeteriz.

Ahmet Varol

Kıyamet günü için adalet terazilerini koyarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez. Bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa onu getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Ali Bulaç

Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz.

Ali Fikri Yavuz

Biz, kıyamet günü için, (insanların amel defterlerini tartmak üzere) adalet terazileri koyacağız. Artık hiç kimse, en ufak bir zulme uğramıyacaktır. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir tartıya koyarız. Hesap görenler olarak da, (şanı yüce olan) biz kâfiyiz.

Ali Rıza Safa

Yeniden Yaratılış Günü'nde, adalet tartıları koyarız. Artık, kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal çekirdeği boyutunda bile olsa onu getiririz. Çünkü Hesap Gören olarak, Biz yeterliyiz.

Bayraktar Bayraklı

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan iş, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.

Bekir Sadak

Kiyamet gunu dogru teraziler kurariz; hic bir kimse hicbir haksizliga ugratilmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapilani ortaya koyariz. Hesap goren olarak Biz yeteriz.

Celal Yıldırım

Kıyamet gününe has adalet terazileri koyacağız. Hiçbir kimse en az bir haksızlığa uğramaz. Hardal tanesi ağırlığında olsa bile (yapılan iyilik ve kötülüğü) getirip ortaya koyacağız. Hesapçılar olarak biz yeteriz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan, bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu getirir ortaya koyarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Diyanet İşleri

Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Diyanet İşleri (eski)

Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

Diyanet Vakfi

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz ise, kıyamet günü için dürüst teraziler koyarız; hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmez; bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir koruz. Hesap gören olarak da Biz yeteriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ise Kıyamet günü için mizanlara adaleti koruz da hiç bir nefis, zerrece zulm edilmez, bir hardel tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir koruz, hisabcı da biz yeteriz

Erhan Aktaş

Kıyamet günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kıyamet Günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kıyamet Günü hak edileni eksiksiz belirleyen tartıları kurarız. Hiç kimse, hiçbir biçimde haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar da olsa her şeyi hesaba katarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

Fizilal-il Kuran

Kıyamet günü doğru tartan, duyarlı teraziler kurarız. Orada hiç kimseye haksızlık edilmez. İşlenen amel, bir hardal tanesi kadar bile olsa onu ortaya kovarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Gültekin Onan

Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz.

Hamdi Döndüren

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık hiç kimseye haksızlık edilmez. Yapılan iş, hardal tanesi ağırlığınca bile olsa, onu getiririz. Biz, hesap görücü olarak yeteriz.

Hasan Basri Çantay

Biz kıyamet gününe mahsus adalet terazileri koyacağız. Artık hiçbir kimse hiçbir şeyle haksızlığa uğratılmayacakdır. (O şey) bir hardal danesi kadar bile olsa onu getiririz (mizana koyarız). Hesabcılar olarak da biz yeteriz.

Hasib Asutay

Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık hiç kimseye, bir haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu (teraziye) getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.

Hayrat Neşriyat

Kıyâmet günü (amellerin tartılması için) adâlet terâzilerini kurarız; artık kimse bir şeyle haksızlığa uğratılmaz. Hardal dânesi ağırlığında (bir amel) bile olsa, onu getiririz. Hesab görücüler olarak da biz yeteriz.

İbni Kesir

Biz; kıyamet günü adalet terazilerini kurarız. Hiç kimse hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar bile olsa yapılanı ortaya koyarız. Hesab görenler olarak da Biz, yeteriz.

Mehmet Okuyan

Biz kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmeyecektir. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu (teraziye) getirmiş (olacağ)ız. Hesap görenler olarak biz yeteriz.

Muhammed Esed

Ve Kıyamet Günü (öyle) doğru, (öyle hassas) teraziler kurarız ki, kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz; bir hardal tanesi kadar bile olsa, (iyi ya da kötü) her şeyi tartıya sokarız; hesap görücü olarak kimse Bizden ileri geçemez!

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz, Kıyamet Günü dosdoğru tartan teraziler kurarız da, hiçbir kişi en küçük bir haksızlığa uğratılmaz; hatta hardal tanesi ağırlığında bir şey olsa, onu dahi gündeme getiririz: Biz, hesap görücü olarak yeter de artarız bile...

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz Kıyamet gününde adâlet terazilerini koruz da artık hiçbir nefis bir şey ile zulmedilmez. Velev ki (bir amel) bir hardal tanesi ağırlığınca olsun, onu da getiririz. Muhasipler olmak üzere Biz kifâyet ederiz.

Ömer Öngüt

Biz kıyamet günü adalet terazileri kuracağız. Hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan bir iyilik hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir tartıya koyarız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Suat Yıldırım

Biz kıyamet gününe mahsus, öyle doğru ve hassas teraziler koyacağız ki, hiçbir kimseye zerre kadar haksızlık edilmez. Hardal tanesi ağırlığınca da olsa, yapılan iyi veya kötü işi oraya getirip tartarız. Hesap görücü olarak Biz fazlasıyla yeteriz.

Süleyman Ateş

Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez (insanın yaptığı iş), bir hardal danesi ağırlığınca da olsa onu getiririz. Hesab gören olarak biz yeteriz.

Süleymaniye Vakfı

Kıyamet /mezardan kalkış günü hassas teraziler kurarız; kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yaptıkları bir hardal danesi ağırlığında da olsa onu oraya getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Mezardan) kalkış günü tam doğru teraziler kurarız; kimse bir haksızlığa uğratılmaz. Bir hardal danesi ağırlığında bile olsa terazilere koyarız. Biz hesap görmeye yeteriz.

Şaban Piriş

Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Hiç kimse bir haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.

Tefhim-ul Kuran

Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz.

Ümit Şimşek

Kıyamet gününde Biz adalet terazilerini kurarız. Hiç kimseye en küçük bir haksızlık edilmez. Hardal tanesi kadar birşey bile olsa, onu ortaya koyarız. Hesap görücü olarak Biz kâfiyiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağız/adaleti terazilere koyacağız. Hiç kimseye zerre kadar zulüm edilmeyecek. Hardal tanesi kadar birşey olsa onu ortaya getiririz. Hesapçılar olarak biz yeteriz!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz qiyamət günü ədalət tərəziləri ilə haqq-hesab çəkəcəyik. Heç kimə hər hansı bir şeydə ədalətsizlik edilməyəcəkdir. Görülmüş iş bir xardal dənəsi mislində olsa belə, onu gətirib tərəziyə qoyacağıq. Biz haqqı araşdırmağa bəs edərik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz qiyamət günü üçün ədalət tərəzisi qurarıq. Heç kəsə əsla haqsızlıq edilməz. Bir xardal dənəsi ağırlığında olsa belə onu (hər hansı bir əməli tərəziyə) gətirərik. Haqq-hesab çəkməyə Biz kifayətik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir werden gerechte, genaue Waagen am Jüngsten Tag aufstellen. Keinem wird im geringsten Unrecht getan. Auch wenn es um das Gewicht eines Senfkorns geht, erfassen Wir es. Es genügt für die höchste Genauigkeit, daß wir die Abrechnung durchführen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir stellen die gerechten Waagen für den Tag der Auferstehung auf. So wird keiner Seele um irgend etwas Unrecht zugefügt; und wäre es auch das Gewicht eines Senfkorns, Wir bringen es bei. Und Wir genügen als Berechner.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir werden Waagen der Gerechtigkeit für den Tag der Auferstehung aufstellen, so daß keine Seele in irgendeiner Weise Unrecht erleiden wird. Und wäre es das Gewicht eines Senfkorns, würden Wir es hervorbringen. Und Wir genügen als Rechner.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We set the scales even in Day of Judgement admitting of no deviation and We judge with absolute justice and accordingly no soul shall ever be wronged in the least. Every deed, good or bad, will We present with precision even if it be as light or as little as a mustard seed. Enough are We in putting the law in execution.

Abdul Haleem

We will set up scales of justice for the Day of Resurrection so that no one can be wronged in the least, and if there should be even the weight of a mustard seed, We shall bring it out- We take excellent account.

Abdullah Yusuf Ali

We shall set up scales of justice for the Day of Judgment, so that not a soul will be dealt with unjustly in the least, and if there be (no more than) the weight of a mustard seed, We will bring it (to account): and enough are We to take account.

Abul A'la Maududi

We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least. (We shall bring forth the acts of everyone), even if it be the weight of a grain of mustard seed. We shall suffice as Reckoners.

Aisha Bewley

We will set up the Just Balance on the Day of Rising and no self will be wronged in any way. Even if it is no more than the weight of a grain of mustard-seed, We will produce it. We are sufficient as a Reckoner.

Al-Hilali & Khan

And We shall set up balances of justice on the Day of Resurrection, then none will be dealt with unjustly in anything. And if there be the weight of a mustard seed, We will bring it. And Sufficient are We to take account.

Ali Quli Qarai

We shall set up the scales of justice on the Day of Resurrection, and no soul will be wronged in the least. Even if it be the weight of a mustard seed We shall produce it and We suffice as reckoners.

Amatul Rahman Omar

And We shall set up scales of justice (to weigh their deeds) on the Day of Resurrection so that no soul shall be done the least injustice. And even if it (the deeds of a person) were (as little as) the weight of a grain of mustard seed, We would bring it forth (for accurate account). And sufficient are We as Reckoners.

Arthur John Arberry

And We shall set up the just balances for the Resurrection Day, so that not one soul shall be wronged anything; even if it be the weight of one grain of mustard-seed We shall produce it, and sufficient are We for reckoners.

Bijan Moeinian

On the Day of Resurrection, the scales will be reset to zero so that even the equivalent of a mustard weight of good or bad be paid for accordingly; no soul will suffer the least injustice.

E. Henry Palmer

We will place just balances upon the resurrection day, and no soul shall be wronged at all, even though it be the weight of a grain of mustard seed, we will bring it; for we are good enough at reckoning up.

Edip-Layth

We will place the scales of justice for the day of Resurrection, so that no person will be wronged in the least. Even if it was the weight of a mustard seed, We will bring it. We are sufficient as a Reckoner.

George Sale

We will appoint just balances for the day of resurrection; neither shall any soul be injured at all: Although the merit or guilt of an action be of the weight of a grain of mustard-seed only, We will produce it publicly; and there will be sufficient accountants with Us.

Hamid S. Aziz

But if a breath of the Wrath of your Lord touches them, they will surely say, "O, woe is us! Verily, we were wrong-doers!"

Mahmoud Ghali

And We will lay down the equitable scales for the Day of the Resurrection, so that not one self will be done an injustice in anything, and even in case it be the weight of one grain of mustard-seed, We will come up with it. And Sufficient are We for reckoners.

Marmaduke Pickthall

And We set a just balance for the Day of Resurrection so that no soul is wronged in aught. Though it be of the weight of a grain of mustard seed, We bring it. And We suffice for reckoners.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall fix the scales of justice on the Day of Resurrection, so that none will be wronged in the least; and even if it were equal to a mustard seed in weight We shall take it (into account). We are sufficient for computation.

Muhammad Asad

But We shall set up just balance-scales on Resurrection Day, and no human being shall be wrong­ed in the least: for though there be [in him but] the weight of a mustard-seed [of good or evil], We shall bring it forth; and none can take count as We do!

Mustafa Khattab

We set up the scales of justice for the Day of Judgment, so no soul will be wronged in the least. And ˹even˺ if a deed is the weight of a mustard seed, We will bring it forth. And sufficient are We as a ˹vigilant˺ Reckoner.

Progressive Muslims

And We will place the scales of justice for the Day of Resurrection, so that no soul will be wronged in the least. Even if it was the weight of a mustard seed, We will bring it. And We are sufficient as a Reckoner.

Sahih International

And We place the scales of justice for the Day of Resurrection, so no soul will be treated unjustly at all. And if there is [even] the weight of a mustard seed, We will bring it forth. And sufficient are We as accountant.

Sam Gerrans

And We will set up the balances of equity for the Day of Resurrection, so no soul will be wronged in anything; and though it be the weight of a mustard seed, We will bring it. And sufficient are We as account-takers.

Shabbir Ahmed

We will set up the Scales of justice on the Day of Resurrection, and no person will be wronged in the least. Though the good or evil be of the weight of a mustard seed, We will bring it forth. We are Sufficient for reckoning and none can take account as We do. (99:7-8).

Syed Vickar Ahamed

And We shall set up scales of justice for the Day of Judgment, so that not a soul will be treated unjustly in the least. And if there is (anything less than) the weight of a mustard seed, We will bring it up (for justice): And We are enough to take account.

Taqi Usmani

We shall place scales to do justice on the Day of Judgment. So no one shall be wronged in the least. Even if it (a deed) is to the measure of a mustard seed, We will bring it forth, and We are enough to take account.

The Monotheist Group

AndWe place the balances of justice for the Day of Resurrection, so that no soul will be wronged in the least. Even if it was the weight of a mustard seed, We will bring it. And We are enough as a Reckoner.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Au Jour de la Résurrection, Nous placerons les balances exactes. Nulle âme ne sera lésée en rien, fût-ce du poids dʹun grain de moutarde que Nous ferons venir. Nous suffisons largement pour dresser les comptes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em ê roja qiyametê şehînên edaletê deynin. Êdî li tu kesî bi tu awayî dê neheqî neyê kirin. Çendî ew (karê ku hatiye kirin) bi qasî giraniya libeke xerdelê be jî em ê dîsa wî bînin (ber şehîna edaletê) û ji aliyê hesabbîniyê ve em bes in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij zullen voor de opstandingsdag de eerlijke weegschalen opstellen en niemand zal in iets onrecht worden aangedaan. Al gaat het om het gewicht van een mosterdzaadje, Wij zullen het brengen; Wij zijn als afrekenaar goed genoeg.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zullen juiste weegschalen instellen voor den dag der opstanding, geene ziel zal onrechtvaardig worden behandeld; al zij de verdienste of de schuld eener daad zoo zwaar slechts als een mostaardzaadkorrel, wij zullen die openbaar voorbrengen, en het is voldoende dat wij die rekening hebben ingesteld.

Hollandaca — Siregar

En Wij zullen betrouwbare weegschalen opstellen op de Dag der Opstanding, zodat geen ziet iets van onrecht aangedaan wordt. En al gaat het om het gewicht van een mosterdzaadje: Wij zullen het naar voren brengen. En Wij zijn voldoende als Berekenaars.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И установим Мы (много) весов справедливости [точнейшие весы] для Дня Воскрешения (чтобы произвести расчет деяний рабов Аллаха). И не будет обижена (ни одна) душа ни в чем [нисколько не будет убавлено ее благодеяние, или добавлено ей плохое дело]; и даже если будет (его деяние) (таким же незначительным) как вес горчичного зерна, Мы принесем его [учтем это]. И достаточны Мы как учитывающие!

Rusça — Osmanov

В День воскресения Мы установим справедливые весы, и никто не вкусит несправедливости - даже на вес горчичного зерна. Ибо никто другой не умеет считать [деяния], как умеем считать Мы!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

På Uppståndelsens dag skall Vi ställa fram rättvisande vågar och ingen skall då lida den minsta orätt. (Allt,) till och med det som väger så litet som ett senapskorn, skall Vi dra fram i ljuset. Det är Vi som bäst håller räkning på allt.