Enbiya Suresi 109. Ayet — Elfaz
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."
1فَاِنْfe ineğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
2تَوَلَّوْاtevellevyüz çevirirlerseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak
3فَقُلْfe ḳulde kiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4اٰذَنْتُكُمْāƶentukumben size açıkladımMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahde · İf'âl Bâbıا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
5عَلٰىǎlāHarf-i Cer
7وَاِنْve inartıkBağlaç+Harf-i Nefi
8اَدْرِٓيedrībilmemMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeد ر يBeceri ile bilmek, öğrenmek.
9اَقَرِيبٌe ḳarībunyakın mı (olduğunu)Soru Eki+İsimق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.
10اَمْemyoksaBağlaç
11بَعِيدٌbeǐydunuzak (mı olduğunu)İsimب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
12مَاmāşeyinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13تُوعَدُونَtūǎdūnesize vaadedilenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)