Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ اٰذَنْتُكُمْ عَلٰى سَوَاءٍ وَاِنْ اَدْرِٓي اَقَرِيبٌ اَمْ بَعِيدٌ مَا تُوعَدُونَ

fe in tevellev fe ḳul āƶentukum ǎlā sevā'in ve in edrī e ḳarībun em beǐydun mā tūǎdūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنْfe ineğer
2تَوَلَّوْاtevellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakyüz çevirirlerse
3فَقُلْfe ḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
4اٰذَنْتُكُمْāƶentukumا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretben size açıkladım
5عَلٰىǎlā
6سَوَاءٍsevā'inس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşit biçimde
7وَاِنْve inartık
8اَدْرِٓيedrīد ر يBeceri ile bilmek, öğrenmek.bilmem
9اَقَرِيبٌe ḳarībunق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın mı (olduğunu)
10اَمْemyoksa
11بَعِيدٌbeǐydunب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak (mı olduğunu)
12مَاşeyin
13تُوعَدُونَtūǎdūneو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)size vaadedilen

Tüm mealler

Meal seçin (77 / 77 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Eğer yüz çevirirlerse de ki: Aynı tarzda hepinize de bildirdim ve size vaadedilen yakında mı olacak, uzak bir zamanda mı, onu bilmem ben.

Adem Uğur

Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

Ahmed Hulusi

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Eşit olarak size bildirdim. . . Size vadolunan şey (uyarıldığınız ölüm) yakın mıdır uzak mıdır, bilmiyorum. "

Ahmet Tekin

Eğer İslâm’a girmeye, müslümanca yaşamaya, Kur’ân’a, sırtlarını çevirirler, güç ve iktidarlarını kullanarak, baskı ve zulme, halkı yönlendirmeye devam ederlerse: 'Müslümanlara yaptıklarınızı savaş ilanı sayıyor, ben de aynı şekilde, mükellefiyetlerinizi bildirerek size savaş ilan ediyorum. Tehdit olunduğunuz savaşın yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.' diyerek ültümatom ver.

Ahmet Varol

Eğer yüz çevirirlerse de ki: 'Size (gerçeği) eşit olarak bildirdim. Size vaadedilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ben bilemem.

Ali Bulaç

Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı, bilemem."

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine, imandan yüz çevirirlerse, o takdirde de ki: “- Size (emredildiğim şeyleri) dosdoğru bildirdim. (Müslümanların galebesi veya kıyamet azabı ile) korkutulduğunuz an yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem.

Ali Rıza Safa

Yine de yüz çevirirlerse, şunu söyle: "Tümünüze eşit olarak duyurdum. Size sözü verilen, yakın mı; yoksa uzak mı bilmiyorum?"

Bayraktar Bayraklı

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize eşit şekilde açıkladım. Artık tehdit edildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

Bekir Sadak

Eger yuz cevirirlerse, de ki: «Size dupeduz acikladim; tehdit olundugunuz seyin yakin mi uzak mi oldugunu bilmem.»

Celal Yıldırım

Yüzçevirirlerse de ki: Size düpedüz bildirdim : Tehdîd edildiğiniz o şey yakın mı, uzak mı bilmem..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben gerçeği hepinize aynı şekilde açıkladım. Artık size vaad olunan şey yakın mı uzak mı bilmiyorum.

Diyanet İşleri

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."

Diyanet İşleri (eski)

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: 'Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem.'

Diyanet Vakfi

Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: «Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine de aldırmazlarsa de ki: "Size düpedüz açıkladım, tehdit edildiğiniz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine aldırmazlarsa o halde de de ki: size düpedüz ı'lan ettim, ve bilmem bu size edilen va'd-ü vaid pek yakın mı, yoksa uzak mı?

Erhan Aktaş

Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!"

Fizilal-il Kuran

Eğer bu çağrına sırt çevirirlerse onlara de ki; «Bana gelen mesajı duyurarak bu konuda sizi kendimle eşit bilgi düzeyine erdirdim. Size yöneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa uzak mıdır, onu bilemem.»

Gültekin Onan

Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab) günü yakın mı, uzak mı, bilemem."

Hamdi Döndüren

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben, (bu gerçeği) hepinize açıkladım. Artık size vaat olunan şey (kıyamet) yakın mı uzak mı bilmem!”

Hasan Basri Çantay

Eğer (Bu teklife karşı) onlar (yine) yüz çevirirlerse (o vakit da) de ki: "Size (hakıykatları) müsavat üzere bildirdim. Tehdid edilmekde olduğunuz (o korkunç akıbet) yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem".

Hasib Asutay

Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) size eşit olarak bildirdim. (27) Artık size va'dolunan şey yakın mı, yoksa uzak mı bilmiyorum. (27. Davetimi eşitlik üzerine yaptım. Kimini kiminden ayırıp özel muamelede bulunmadım.)

Hayrat Neşriyat

Artık yüz çevirirlerse, de ki: '(Ben emrolunduğum şeyi) size eşit olarak bildirdim. Tehdîd edilmekte olduğunuz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ise bilmem!'

İbni Kesir

Şayet yüz çevirirlerse; de ki: Ben, size eşitlik üzere bildirdim. Artık tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.

Mehmet Okuyan

Yüz çevirirlerse de ki: “(Bana emrolunanı) hepinize eşit olarak açıkladım. Size vadolunan şey yakın mı uzak mı bilmiyorum.

Muhammed Esed

Ama eğer (bu gerçeğe) yüz çevirirlerse de ki: "Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde duyurdum; ama artık, size vaad edilen (Hesap Günü'nün) yakın mı, uzak mı olduğunu ben bilemem".

Mustafa İslamoğlu

Fakat eğer (bu davetten) yüz çevirirlerse, o zaman da de ki: "Ben bu daveti hiçbir ayrım gözetmeden hepinize duyurdum; ne var ki ben tehdit edildiğiniz (Hesap Günü'nün) yakın mı uzak mı olduğunu da bilemem."

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer yüz çevirirlerse artık de ki: «Size müsâvat üzere bildirmiş oldum. O tehdit edilmiş olduğunuz şey yakın mıdır, uzak mıdır ben bilmem.»

Ömer Öngüt

Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben size eşit bir şekilde tebliğ ettim. Artık size vaad edilen şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem. ”

Suat Yıldırım

Yine de yüz çevirirlerse de ki: "İşte sizin hepinizi de tam eşit şekilde hakka çağırdım. Artık tehdit olunduğunuz o kıyamet gününün yakın mı uzak mı olduğunu bilemem."

Süleyman Ateş

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize eşit biçimde açıkladım. Artık tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

Süleymaniye Vakfı

Yüz çevirirlerse de ki: "Size aynı duyuruyu yaptım. Tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, yoksa uzak mıdır bilmem.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yüz çevirirlerse de ki "Her şeyi size olduğu gibi bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır yoksa uzak mıdır, onu ben bilmem.

Şaban Piriş

Eğer yüz çevirirlerse de ki: -Size (gerçeği) doğru bir şekilde açıkladım. Size vaat edilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem.

Tefhim-ul Kuran

Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: «Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı, bilemem.»

Ümit Şimşek

Yüz çevirirlerse de ki: Ben hepinize tebliğimi eşit olarak yaptım. Ama size vaad edilen şey yakın mıdır, uzak mıdır, onu bilemem.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onlar üz döndərsələr, de: “Mən bu dini sizə olduğu kimi təbliğ etdim. Sizə vəd olunan şeyin yaxın və ya uzaq olduğunu bilmirəm.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Əgər onlar (imandan) üz döndərsələr, de: ″(Mənə vəhy olunanı) sizə olduğu kimi (hamıya eyni dərəcədə) bildirdim. Sizə vəʼd olunan şeyin (qiyamət gününün və ya möʼminlərin qələbəsinin) yaxınmı, uzaqmı olduğunu bilmirəm.

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie sich aber abwenden, sage ihnen: ʺIch habe euch klar in Kenntnis gesetzt. Ich weiß nicht, ob sich in naher oder ferner Zukunft erfüllen wird, was euch verheißen wurde.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie sich abkehren, dann sag: Ich habe es euch (allen) gleichermaßen angekündigt, und ich weiß nicht, ob das nahe ist oder fernliegt, was euch versprochen wird.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And should they turn their backs, then say to them: "I have done my duty and I have proclaimed to you all alike the word of Allah and warned you of the consequences". "And I just do not know whether what you have been promised -good or bad- is close at hand or far and distant"!

Abdul Haleem

But if they turn away, say, ‘I have proclaimed the message fairly to you all. I do not know whether the judgement you are promised is near or far,

Abdullah Yusuf Ali

But if they turn back, Say: "I have proclaimed the Message to you all alike and in truth; but I know not whether that which ye are promised is near or far.

Abul A'la Maududi

If they turn away, say to them: "I have warned you all alike; and I cannot say whether what you have been promised is near or distant.

Aisha Bewley

If they turn their backs, then say: ‘I have informed all of you equally and I do not know if what you have been promised is near or far.

Al-Hilali & Khan

But if they (disbelievers, idolaters, Jews, Christians, polytheists) turn away (from Islâmic Monotheism) say (to them O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I give you a notice (of war as) to be known to us all alike. And I know not whether that which you are promised (i.e. the torment or the Day of Resurrection) is near or far.[1]"

Ali Quli Qarai

But if they turn away, say, ‘I have proclaimed to you all alike, and I do not know whether what you have been promised is far or near.

Amatul Rahman Omar

But if they still turn back say, `I have given you clear warning in all fairness. I do not know, however, whether that threat held out to you will be (fulfilled in the) near or distant (future).

Arthur John Arberry

Then, if they should turn their backs, say: 'I have proclaimed to you all equally, even though I know not whether near or far is that you are promised. '

Bijan Moeinian

Now if they turn away, say to them: "I have conveyed the Message. I do not know how soon or late, the punishment of the Lord will descend upon you."

E. Henry Palmer

But if they turn their backs say, 'I have proclaimed (war) against all alike, but I know not if what ye are threatened with be near or far!'

Edip-Layth

So if they turn away, then say, "I have given you notice sufficiently, and I do not know if what you are promised is near or far."

George Sale

But if they turn their backs to the confession of God's unity, say, I proclaim war against you all equally: But I know not whether that which ye are theatened with be nigh, or whether it be far distant.

Hamid S. Aziz

Say, "I am only inspired that your God is one God; will ye, then, surrender unto Him (become Muslims)?"

Mahmoud Ghali

So if they turn away, then say, "I have notified you (all) equally, and decidedly I do not realize whether what you are promised is near or far.

Marmaduke Pickthall

But if they are averse, then say: I have warned you all alike, although I know not whether nigh or far is that which ye are promised.

Mohamed Ahmed - Samira

If they turn away, tell them: "I have warned you all alike. I do not know if what has been promised you is near or far away.

Muhammad Asad

But if they turn away, say: "I have proclaimed this in equity unto all of you alike; but I do not know whether that [judgment] which you are promised [by God] is near or far [in time].

Mustafa Khattab

If they turn away, then say, "I have warned you all equally. I do not know if what you are threatened with is near or far.

Progressive Muslims

So if they turn away, then Say: "I have given you notice sufficiently, and I do not know if what you are promised is near or far. "

Sahih International

But if they turn away, then say, "I have announced to [all of] you equally. And I know not whether near or far is that which you are promised.

Sam Gerrans

And if they turn away, say thou: “I have proclaimed to you all alike; and I know not whether near or far is what you are promised.

Shabbir Ahmed

If they still turn away, then say, "I have conveyed the Message to all of you alike. But I do not know whether near or far is that which you are promised."

Syed Vickar Ahamed

But if they turn back, say (to them): "I have proclaimed the Message to you all alike and in truth; And I do not know whether what you are promised is near or far.

Taqi Usmani

But, if they turn away, then say (to them), "I have warned you all alike, and I do not know whether what you have been warned of is near or far.

The Monotheist Group

So if they turn away, then say: "I have given you notice sufficiently, and I do not know if what you are promised is near or far."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si ensuite ils se détournent dis alors: ʺJe vous ai avertis en toute équité; je ne sais si ce qui vous est promis est proche ou lointain.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als zij zich dan afkeren zeg dan: ʺIk heb het jullie klaar en duidelijk verkondigd en ik weet niet of het dichtbij of veraf is wat jullie is aangezegd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien zij aan de belijdenis van Gods eenheid den rug toewenden, zeg dan: Ik verklaar u allen gelijkelijk den oorlog; maar ik weet niet of datgene waarmede gij bedreigd wordt, nabij of verwijderd is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если они отвернутся (от покорности Аллаху), то скажи (им): «Я возвестил вам (то, что повелел мне Аллах) на равных [в отношении этого знания все мы теперь на равных]. И я не знаю, близко или далеко то, что вам обещано [наказание].

Rusça — Osmanov

Если же они откажутся [предаться Аллаху], то скажи: ʺЯ возвестил [ислам] в равной мере для всех вас, и я не знаю, рано или поздно настанет то, что вам обещано.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg, om de vänder dig ryggen: ʺJag har gett er alla en och samma klara och entydiga varning, fastän jag inte vet, om det som (Gud) lovar er skall komma ligger i en nära eller avlägsen framtid.