Ta-Ha Suresi 39. Ayet — Elfaz
"Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Musa, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."
1اَنِenikiTefsiriye Edatı
2اقْذِفِيهِḳƶifīhionu koyEmir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Müfred Müennes Muhatabaق ذ فFırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmak
3فِيfīHarf-i Cer
4التَّابُوتِt-tābūtisandığaMarife (Belirlilik Takısı)+İsim
5فَاقْذِفِيهِfe ḳƶifīhive atİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Müfred Müennes Muhatabaق ذ فFırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmak
6فِيfīHarf-i Cer
7الْيَمِّl-yemmisuyaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.
8فَلْيُلْقِهِfe l yulḳihionu bıraksınİsti'nafiye Edatı+Emir Lamı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
9الْيَمُّl-yemmusuMarife (Belirlilik Takısı)+İsimي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.
10بِالسَّاحِلِbi s-sāHilisahileHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimس ح لSürüklemek, sürümek, sürtmek, sürtünerek aşınmak, yerde sürükleyerek çekmek, ovmak, törpülemek, zımparalamak, aşındırmak, yıpratmak
11يَأْخُذْهُye'ḣuƶhuonu alacaktırMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
13لِيlībanaHarf-i Cer+Zamir
14وَعَدُوٌّve ǎduvvunve düşman olanBağlaç+İsimع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek
15لَهُlehuonaHarf-i Cer+Zamir
16وَاَلْقَيْتُve elḳaytuve koydumBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahde · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
17عَلَيْكَǎleykesenin üzerineHarf-i Cer+Zamir
18مَحَبَّةًmeHabbetenbir sevgiİsimح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.
19مِنِّيminnībendenHarf-i Cer+Zamir
20وَلِتُصْنَعَve li tuSneǎyetiştirilmen içinBağlaç+Ta'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabص ن عYapmak/yaratmak/inşa etmek, bir şeyi işlemek, beslemek, yetiştirmek. Sun'un - bir eylem, yapılan şey. Masna'un (çoğulu masani) - sarnıç, saray, kale, güzel bina, hisar. San'atun - yapma, yapma sanatı.
21عَلٰىǎlāönündeHarf-i Cer
22عَيْنِيǎynīgözümünİsim+Zamirع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.