Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰى كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
ve Zellelnā ǎleykumu l-ğamāme ve enzelnā ǎleykumu l-menne ve s-selvā kulū min Tayyibāti mā razeḳnākum ve mā Zelemūnā ve lākin kānū enfusehum yeZlimūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bulutla gölgelendirmiştik sizi. Rızıklandırdığımız tertemiz şeylerden yiyin diye size kudret helvasıyla bıldırcın indirmiştik. Onlar, zulmü bize etmediler, kendilerine ettiler.
Adem Uğur
Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik ve "Verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz" (dedik). Hakikatta onlar bize değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı.
Ahmed Hulusi
Ve sizi (yakıcı Hakikatten perdeleyen ve beşeriyetinizin idamesini sağlayan) bulutla gölgeledik; üzerinize menn (varlığınızı oluşturan Allah Esma'sındaki kudret kuvvesi) ve selva (manevi aleminizi hissetme duygusu) inzal ettik (hakikatinizden şuurunuza). . . "Rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri yeyin", dedik. Onlar (hakikat bilgisini değerlendirmeyerek) bize zulmetmediler, kendi nefslerine zulmettiler! (Burada ayetin bir batın yorumuna yer verilmiştir zahir anlamı yanı sıra. A. H. )
Ahmet Tekin
Çölde geçirdiğiniz hayat sırasında, üstünüze o bulutu gölge yaptık. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden, helâlinden, sağlıklısında ve lezizinden yeyiniz, dedik. Onlar emrimize isyan etmekle, nimetlere nankörlük etmekle, bize zulmetmediler. Fakat onlar kendilerine, birbirlerine yazık ediyorlardı, zulmediyorlardı.
Ahmet Varol
Üzerinize bulutları göndererek sizi gölgelendirdik. Size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. 'Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin.' Onlar (nankörlükleriyle) bize zulmetmediler ancak kendi kendilerine zulmettiler.
Ali Bulaç
Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.
Ali Fikri Yavuz
Tîh sahrâsında (güneşin ateşinden korunmak için) üstünüze bulutla gölge yaptık ve size kudret helvası ile bıldırcın gönderdik ve bu helâl rızkımızdan yeyin, dedik. Onlar itâat etmemekle bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmetmişlerdi.
Ali Rıza Safa
Sizi, bulutlarla gölgelendirdik; güç helvası ve bıldırcın indirdik. "Size verdiğimiz temiz yiyeceklerden yiyin!" Onlar, Bize haksızlık etmediler. Tam tersine, kendilerine yazık ettiler.
Bayraktar Bayraklı
Sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik de,"Verdiğimiz iyi nimetlerden yiyiniz" dedik. Hakikatte onlar bize değil, sadece kendilerine kötülük ettiler.
Bekir Sadak
Bulutla sizi golgelendirdik, kudret helvasi ve bildircin indirdik, «Verdigimiz riziklarin iyi ve guzel olanlarindan yiyin» dedik. Onlar bize degil, fakat kendilerine yazik ediyorlardi.
Celal Yıldırım
Ve (Sina çölünde sizi güneşin yakıcı sıcaklığından korusun diye) üstünüze bulutu gölge yapmış, üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirmiş ve «Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yeyin,» demiştik. (Fakat onlar bu nimetlerin şükrünü yerine getirmeyip nankörlük etmekle) Bize zulmetmemişlerdi, ama kendilerine zulmetmişlerdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ve sizi bulutlarla gölgeledik; size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik; “Verdiğimiz güzel nimetlerden yiyin” (dedik). Gerçekte onlar bize değil, kendilerine kötülük ediyorlardı.
Diyanet İşleri
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
Diyanet İşleri (eski)
Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, 'Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin' dedik. Onlar Bize değil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı.
Diyanet Vakfi
Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik ve «Verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz» (dedik). Hakikatta onlar bize değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve üstünüze o bulutu gölgelik yaptık ve size verdiğimiz güzel rızıklardan yiyin diye üzerinize hem kudret helvası, hem de bıldırcın indirdik. Bize zulmetmediler, belki kendilerine ediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve üstünüze o bulutu gölgelik çekdik, ve "size kısmet ettiğimiz hoş rızıklardan yeyin" diye üzerinize hem kudret helvası, hem bıldırcın indirdik, zulmü, bize etmediler lakin kendilerine ediyorlardı.
Erhan Aktaş
Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn ve bıldırcın bağışladık. "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn ve bıldırcın bağışladık. "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size kudret helvası ve bıldırcın bağışladık. "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize değil, yalnızca kendilerine zulmediyorlardı.
Fizilal-il Kuran
Üstünüze buluttan gölgelik çektik, size kudret helvası ile bıldırcın kuşu indirerek, «Bağışladığımız helâl yiyeceklerden istediğinizi yiyin» dedik. Ama onlar bize değil, kendilerine zulmediyorlardı.
Gültekin Onan
Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için manna ve bıldırcın (selva) indirmiştik: "Sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden (tayyib) yiyin (külu)" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefslerine zulmetmişlerdi.
Hamdi Döndüren
Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, size kudret helvası ile bıldırcın kuşu gönderdik ve “Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yeyin!” (dedik). Onlar bize değil, asıl kendilerine zulmediyorlardı.
Hasan Basri Çantay
Ve ("Tih" de güneşin sıcaklığından korunmanız için) üstünüze (ince bir) bulutu gölge yapmış, size (orada) kudret helvasiyle yelve kuşunu indirmiş, "Size rızk olarak verdiğimiz şeylerin iyilerinden, güzellerinden (en temiz ve halal olanlarından) yeyin" (onları gizlice saklayıb ve biriktirib de nankörlük ve tama'karlık etmeyin demişdik). Onlar (o nankörlükleriyle) bize zulmetmemişler, fakat kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Hasib Asutay
Bulutları da üzerinize gölgelik yaptık ve size kudret helvası ile bıldırcın (kuşu) indirdik. 'Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeyden yiyin' (dedik). Onlar (nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Hayrat Neşriyat
Hem (Tih çölünde) üzerinizi bulutlarla gölgeledik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Ve:) 'Sizi rızıklandırdığımız temiz şeylerden yiyin!' (dedik). Artık (onlar) bize zulmetmediler; fakat (aslında) kendilerine zulmediyorlardı.
İbni Kesir
Ve üstünüze bulutları gölge yaptık. Kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyilerinden, güzellerinden yeyin. Onlar bize değil ancak kendi nefislerine zulmekteydiler.
Mehmet Okuyan
Sizi bulutla gölgelendirmiş, size kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiş (vermiş), “Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin!” (demiştik). (Emirlerimizi dinlememekle) onlar bize zulmetmemişlerdi; ancak kendilerine yazık etmişlerdi.
Muhammed Esed
Ve bulutların sizi gölgeleri ile ferahlatmasını sağladık, ayrıca "Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yararlanın" (diyerek) kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. O soydaşlarınız (işledikleri günahlarla) bize hiçbir zarar vermediler, fakat (sadece) kendilerine zulmettiler.
Mustafa İslamoğlu
Üzerinizdeki bulutla sizi gölgeledik, size menn ve selva ikram ettik: Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin (diyerek)... Bize kötülük etmediler, fakat kötülük ettikleri yalnızca kendileriydi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve üzerinize bulutları gölgelik kıldık. Ve üzerinize kudret helvası ile (Selva denilen) Yelve kuşunu indirdik. «Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin pâk helâl (olanlarını) yiyiniz!» dedik. Bize zulmetmiş olmadılar, ancak kendi nefislerine zulmeder oldular.
Ömer Öngüt
Üstünüze bulutları gölge yaptık. Kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve güzel olanlarından yiyin. ” dedik. Onlar bize değil, kendilerine zulmediyorlardı.
Suat Yıldırım
Üzerinize bulutları gölge yaptık. Size kısmet ettiğimiz helâl hoş rızıklardan yiyesiniz diye kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Fakat nankörlük etmekle onlar Biz’e değil, kendilerine yazık ediyorlardı.
Süleyman Ateş
bulutu üstünüze gölgelik çektik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik: "Size verdiğimiz güzel rızıklardan yeyin," (dedik). Ama onlar bize değil, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Süleymaniye Vakfı
Bulutları üzerinize gölgelik yaptık, men /kudret helvası ve selva /bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." dedik. Yanlışı bize değil, kendilerine yapıyorlardı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bir de bulutları üzerinize gölgelik yapmış, kudret helvası ve bıldırcın indirmiş, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." demiştik. Onlar bize yanlış yapmadılar; yanlışı kendilerine yapıyorlardı.
Şaban Piriş
Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.
Tefhim-ul Kuran
Bulutları üzerinize gölgelendirdik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yiyin (dedik) . Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.
Ümit Şimşek
Bir de sizi bulutlarla gölgeledik; size kudret helvası ile bıldırcın indirdik: size verdiğimiz güzel ve temiz rızıklardan yiyin diye. Aslında onlar Bize zulmetmiş olmadılar; kendi kendilerine kötülük edip duruyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: "rızk olarak size verdiklerimizin, en temizlerinden yiyin." dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz sizin üstünüzə buludla kölgə saldıq, sizə manna və bildirçin endirdik və: “Sizə ruzi olaraq verdiyimiz pak şeylərdən yeyin!”– dedik. Onlar Bizə deyil, ancaq özlərinə zülm etdilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Yadınıza salın ki, Tih səhrasında yaşadığınız zaman) üstünüzə buludla kölgə saldıq və: ″Ruzi olaraq verdiyimiz halal şeylərdən yeyin!″ (deyərək) sizə qüdrət halvası və bildirçin göndərdik. Onlar (əcdadınız) isə (itaətdən boyun qaçırmaqla) Bizə deyil, ancaq özlərinə zülm etmiş oldular.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wir ließen die Wolken euch Schatten spenden, schickten euch den süßen Manna-Tau und die Salwa-Wachteln herab. Wir sagten: ʺEßt von den guten Dingen, die Wir euch beschert haben!ʺ Als sie Gottes Gaben verleugneten, taten sie nicht Uns, sondern sich selbst unrecht.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir ließen die Wolken euch überschatten und sandten das Manna und die Wachteln auf euch hinab: ʺEßt von den guten Dingen, mit denen Wir euch versorgt haben.ʺ Und sie fügten nicht Uns Unrecht zu, sondern sich selbst.
Almanca — Muhammad Zaidan
und beschatteten euch mit Wolken und schickten euch Al-mann und As-salwa . Esst von den Tay-yibat dessen, was WIR euch als Rizq gewährten! Doch nicht gegen Uns begingen sie Unrecht, sondern sie pflegten gegen sich selbst Unrecht zu begehen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
"We overshadowed you with the clouds to protect you from the heat of the sun and We ordained that the heavens provision you with "AL Manna", the continual dew of Our blessed victuals, and with the quails, and We said: "Eat of the worthy victuals with which We provisioned you. " Yet these people were determined to defy Our authority; they did not actually wrong Us, but in fact it was themselves that they had wronged indeed".
Abdul Haleem
We made the clouds cover you with shade, and sent manna and quails down to you, saying, ‘Eat the good things We have provided for you.’ It was not Us they wronged; they wronged themselves.
Abdullah Yusuf Ali
And We gave you the shade of clouds and sent down to you Manna and quails, saying: "Eat of the good things We have provided for you:" (But they rebelled); to us they did no harm, but they harmed their own souls.
Abul A'la Maududi
And We caused a cloud to comfort you with shade, and We sent down upon you manna and the quails, (saying): "Eat of the good wherewithal that We have provided you as sustenance." And by their sinning (your forefathers) did not wrong Us: it is they themselves whom they wronged.
Aisha Bewley
And We shaded you with clouds and sent down manna and quails to you: ‘Eat of the good things We have provided for you. ’ They did not wrong Us; rather it was themselves they were wronging.
Al-Hilali & Khan
And We shaded you with clouds and sent down on you Al-Manna [1] and the quails, (saying): "Eat of the good lawful things We have provided for you," (but they rebelled). And they did not wrong Us but they wronged themselves.
Ali Quli Qarai
And We shaded you with clouds, and We sent down to you manna and quails: ‘Eat of the good things We have provided for you. ’ And they did not wrong Us, but they used to wrong [only] themselves.
Amatul Rahman Omar
Then We outspread the cloud to be a shade over you and We supplied you Manna and Quails, (saying,) `Eat of the good things We have provided you. ' They (disobeyed and by so doing) did Us no harm but it is themselves that they had been doing harm to.
Arthur John Arberry
And We outspread the cloud to overshadow you, and We sent down manna and quails upon you: 'Eat of the good things wherewith We have provided you. And they worked no wrong upon Us, but themselves they wronged.
Bijan Moeinian
Remember also when we sent the cloud to cast shadow over you and fed you with <i>manna</i> [falling on the ground like dew-drops] and <i>salva</i> [flying in thousands like quails], saying: "Eat of these clean and pure provisions. " All their rebellions did not hurt Us but harmed their own souls.
E. Henry Palmer
And we overshadowed you with the cloud, and sent down the manna and the quails; 'Eat of the good things we have given you. ' They did not wrong us, but it was themselves they were wronging.
Edip-Layth
We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails, "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but they wronged themselves.
George Sale
And We caused clouds to overshadow you, and manna and quails to descend upon you, saying, eat of the food things which We have given you for food: And they injured not Us, but injured their own souls.
Hamid S. Aziz
And We overshadowed you with the cloud, and sent down the manna and the quails; "Eat of the good things we have given you. " They did not wrong Us, but it was themselves they were wronging.
Mahmoud Ghali
And We overshadowed you with mists and We sent down manna and quails upon you. "Eat of whatever good things We have provided you." And in no way did they do injustice to Us, but they were doing injustice to themselves.
Marmaduke Pickthall
And We caused the white cloud to overshadow you and sent down on you the manna and the quails, (saying): Eat of the good things wherewith We have provided you - they wronged Us not, but they did wrong themselves.
Mohamed Ahmed - Samira
And made the cloud spread shade over you, and sent for you manna and quails that you may eat of the good things We have made for you. No harm was done to Us, they only harmed themselves.
Muhammad Asad
And We caused the clouds to comfort you with their shade, and sent down unto you manna and quails. [saying,] "Partake of the good things which We have provided for you as sustenance." And [by all their sinning] they did no harm unto Us-but [only] against their own selves did they sin.
Mustafa Khattab
And ˹remember when˺ We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails,[1] ˹saying˺, "Eat from the good things We have provided for you." The evildoers ˹certainly˺ did not wrong Us, but wronged themselves.
Progressive Muslims
And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you. " They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.
Sahih International
And We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails, [saying], "Eat from the good things with which We have provided you. " And they wronged Us not - but they were [only] wronging themselves.
Sam Gerrans
And We caused the cloud to overshadow you; and We sent down upon you manna and quails: “Eat of the good things that We have provided you.” And they wronged Us not, but they wronged their souls.
Shabbir Ahmed
(When you mended your ways, and established the Divine System) you saw the cool shade of Our Mercy and We bestowed upon you Our Bounties in abundance, the heavenly sustenance. "Partake of the decent things We have provided you." And they had done no harm unto Us - But they certainly had harmed their own 'Selves'.
Syed Vickar Ahamed
And We gave you the shade of clouds and sent down to you manna and quails, (food and birds) saying: "Eat of the good things We have provided for you. " (But they rebelled) and, to Us they did no harm, but they harmed their own souls.
Taqi Usmani
And We made the cloud give you shade, and sent down to you Mann and Salwā: "Eat of the good things We have provided to you". And they (by their ingratitude) did Us no harm, but were harming only themselves.
The Monotheist Group
And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous vous couvrîmes de lʹombre dʹun nuage; et fîmes descendre sur vous la manne et les cailles: - ʺMangez des délices que Nous vous avons attribués!ʺ - Ce nʹest pas à Nous quʹils firent du tort, mais ils se firent tort à eux-mêmes.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me ewr li ser we kirin sî û sîwan, me gezo û goştê sûsikê ji we re daxist û (me ji we re got:) “De risqê pak û xweş ê ku me dayî we bixwin.” Bi rastî wan li me zilm nekir; lê belê wan her li xwe zilm kiriye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen lieten Wij jullie door de wolken overschaduwen en zonden Wij het manna en de kwartels op jullie neer: ʺEet van de goede dingen die Wij jullie voor jullie levensonderhoud gegeven hebben.ʺ Zij deden Ons geen onrecht aan, maar zij deden zichzelf onrecht aan.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij gaven wolken om u te overschaduwen en zonden manna en kwartels, zeggende: eet van de heerlijke spijzen, die wij u hebben gegeven. Zij hadden ons geen leed gedaan, maar zich zelven.
Hollandaca — Siregar
En wij gaven jullie schaduw door middel van de wolk en Wij deden Manna en kwartels voor jullie neerdalen. Eet van de goede dingen waarmee Wij jullie hebben voorzien. Zij deden Ons geen onrecht aan, maar zij deden zichzelf onrecht aan.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(И помните о благодати Нашей, когда вы скитались по земле), и Мы осенили вас облаком [укрыли вас от солнечной жары под его тенью] и низвели для вас манну [нечто подобное меду, которое появляется на деревьях] и перепелов. (И Мы сказали вам): «Питайтесь благами, которыми Мы вас наделили! (И повинуйтесь Аллаху)» (Но они стали ослушаться повеления Аллаха и не благодарили за блага и лишились этих благ.) И (этим самым) не Нам они причинили несправедливость [вред], а самих себя обидели.
Rusça — Osmanov
[Потом] Мы осенили вас облаком и ниспослали вам манну и перепелов с наказом: ʺВкусите от благ, которые Мы даровали вам в уделʺ. [Но сыны Исраила не послушались Нас] и нанесли этим обиду не Нам, а самим себе.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Vi lät molnen skänka er skugga och gav er manna och vaktlar (till föda och uppmanade er:) ʺÄt av de goda ting som Vi har skänkt er för ert uppehälle.ʺ Och de vållade Oss ingen skada (med sina synder) - de skadade enbart sig själva.