Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

وَاِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هٰذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ وَسَنَزِيدُ الْمُحْسِنِينَ

ve iƶ ḳulnā dḣulū hāƶihi l-ḳaryete fe kulū minhā Hayṧu şi'tum rağaden ve dḣulū l-bābe succeden ve ḳūlū HiTTatun neğfir lekum ḣaTāyākum ve se nezīdu l-muHsinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶhani
2قُلْنَاḳulnāق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemiştik ki
3ادْخُلُواdḣulūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirin
4هٰذِهِhāƶihişu
5الْقَرْيَةَl-ḳaryeteق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kente
6فَكُلُواfe kulūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryiyin
7مِنْهَاminhāoradan
8حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyerde
9شِئْتُمْşi'tumش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğiniz
10رَغَدًاrağadenر غ دBol nimetlere sahip olmak, özgürce ve bolca yemek yemek, rahat ve bolluk içinde yaşamak, yaşamın geniş ve keyifli olması.bol bol
11وَادْخُلُواve dḣulūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirin
12الْبَابَl-bābeب و بkapı, giriş yeri, tarz/şekilkapıdan
13سُجَّدًاsuccedenس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecde ederek
14وَقُولُواve ḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve deyin
15حِطَّةٌHiTTatunح ط طBir yükü indirmek, bırakmak, alçaltmak. Bir şeyi yüksek bir yerden alçak bir yere koymak, konmak veya bir yere konup yerleşmek, bir şeyi aşağı atmak, parayı peşin ödemek, bir şeyin yukarıdan aşağıya/aşağı doğru/bir eğimden aşağı inmesini veya gitmesini sağlamak, bir kişiyi alçaltmak veya rütbesini düşürmek, bir şeyden çok indirim yapmak, büyük bir indirim yapmak, birinin borcundan indirim yapmak, bir şeyden uzaklaştırmak veya üstünü almak, indirilmek, düşük veya ucuz olmak (fiyat), tempoda hızlı olmak, şiddetli koşma, bir şeye atılmak, içine dalmak, cildi ve şekli parlatmak veya düzeltmek veya süslemek, bir şeyin üzerine çizgi çekmek veya çizgi yapmak, indirilmek, inmek, aşağı inmek veya aşağıya doğru gitmek, yukarıdan aşağıya gitmek, alçaltılmak veya rütbesi düşürülmek, geri gitmek, uzaklaşmak, yok olmak, bir kişiden indirim istemek/talep etmek/arzu etmek.hitta (ya Rabbi bizi affet)
16نَغْفِرْneğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekbiz de bağışlayalım
17لَكُمْlekumsizin
18خَطَايَاكُمْḣaTāyākumخ ط اYanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden olmak, bir şeyi kaçırmak (veya isabet ettirememek), bir şeyden sapmak veya uzaklaşmak, ulaşılamaz olmak, birinin hata yapmasına neden olmak, yanlış bir hareket/hata/kusur gibi davranmak.hatalarınızı
19وَسَنَزِيدُve se nezīduز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazlave daha fazlasını vereceğiz
20الْمُحْسِنِينَl-muHsinīneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel davrananlara

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir vakit şu şehre girin, nîmetlerinden, nerede dilerseniz orada bol-bol yiyin, kapısından secde ederek girin, burası yurttur deyin, yarlıganma dileyin de suçlarınızı örtelim; iyilikte bulunanların sevabını daha da arttıracağız demiştik.

Adem Uğur

(İsrailoğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yeyin, kapısından eğilerek girin, (girerken) "Hıtta!" (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.

Ahmed Hulusi

Hani şunu demiştik onlara: "Şu karyeye (boyuta) girin ve orada dilediğiniz şekilde (o boyutun nimetlerini) yeyin. . . Kapısından da secde ederek (varlığınızın yokluğunu, yalnızca Allah Esma'sının var olduğunu itiraf ederek) girin ve (benlik hissinizden dolayı) mağfiret dileyin. . . Ki (benliğinizin oluşturduğu) hatalarınızı mağfiret edelim.  Kendisine bağışlananları başkalarıyla karşılıksız paylaşanlara (muhsinlere) daha da arttıracağız. "

Ahmet Tekin

Hani biz: 'Bu şehre girip yerleşin. Buradaki nimetlerden Allah’ın sünneti düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde dilediğiniz şekilde bol bol yeyin. Kapılardan, şehrin giriş noktalarından birlikte, saygıyla secde ederek girin, girerken, ya Rabbi, bizi affet deyin ki, sizin hatalarınızı affedelim. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman kullarımıza nimetlerimizi daha da artıracağız.' demiştik.

Ahmet Varol

Hani, 'Şu kasabaya girin, orada istediğiniz yerden bolca yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve 'bizi bağışla' deyin ki, biz de sizin yanlışlıklarınızı bağışlayalım. İyilere olan lütuflarımızı ise artıracağız' demiştik.

Ali Bulaç

Ve hatırlayın, demiştik ki: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız."

Ali Fikri Yavuz

Bir vakit de (Tîh sahrasından çıktıktan sonra): “- Şu Kudüs şehrine girin de nimetlerinden dilediğinizi, bol bol yeyin; kapısından secde ederek girin ve “Hıtta” deyin (günahınızdan istiğfar edin) ki, günahlarınızı afvedelim. Biz, ihsan (iyilik ve itâat) edenlere, sevabı daha artıracağız.” demiştik.

Ali Rıza Safa

Bir de şöyle demiştik: "Şu kente girin; artık, istediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘Bizi bağışla!' deyin ki, suçlarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara, daha da çoğunu vereceğiz!"

Bayraktar Bayraklı

İsrailoğulları'na, "bu kente giriniz, orada bulunanlardan bol bol yiyiniz; kapısından boyun eğerek giriniz;'Hıtta/hatalıyız'deyiniz ki hatalarınızı bağışlayalım. Çünkü biz, iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz" demiştik.

Bekir Sadak

«Bu sehre girin, orada dilediginiz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapisindan girin, bagisla! deyin, biz de yanilmalarinizi bagislariz, iyilere daha da artiririz» demistik.

Celal Yıldırım

Ve hatırlayın ki, bu şehre (Beytü'l-Makdis'e) girin, dilediğiniz yerde ondan (onun nimetlerinden) refah içinde bol bol yeyin. Kapısından da secde ederek (eğlip saygı göstererek veya baş yere koyup Hakk'a arz-ı şükranda bulunarak) girin ve «dileğimiz, günahlarımızın dökülmesidir» deyin. Biz de kusur ve suçlarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere (Allah'ı görürcesine davrananlara nimetlerimizi) daha da artıracağız, demiştik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Demiştik ki: “Şu şehre girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yiyip için, kapıdan eğilerek girin ve af dileyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Biz iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz.”

Diyanet İşleri

Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

Diyanet İşleri (eski)

'Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, 'bağışla!' deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız' demiştik.

Diyanet Vakfi

(İsrailoğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yeyin, kapısından eğilerek girin, (girerken) «Hıtta!» (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani bir zamanlar «Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve «hıtta» (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız» dedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir vakit: "Şu şehre girin de nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve secde ederek kapıdan girin "günahlarımızı bağışla" deyin ki, size günahlarınızı mağfiret ediverelim, iyilik edenlere ise (nimetlerimizi) daha artıracağız" dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir vakit "şu şehre girin de ni'metlerinden dilediğiniz veçhile bol bol yeyin ve secdeler ederek kapıya girin ve "hıtta" deyin ki size hatı'elerinizi mağfiret ediverelim, muhsinlere ise daha artıracağız" dedik

Erhan Aktaş

Hani: "Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde ederek girin. Ve "Bizi bağışla." deyin ki Biz de yanlışlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani: "Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde ederek girin. Ve "bizi bağışla" deyin ki Biz de yanlışlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani: " Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde ederek girin. Ve bizi bağışla deyin ki Biz de hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.

Fizilal-il Kuran

Hani «Şu kasabaya girin ve orada ne isterseniz bol bol yiyin, fakat kapıdan girerken secde ederek 'bizi bağışla' deyin ki, günahlarınızı affedelim. İyilik edenlere daha fazlasını vereceğiz» dedik.

Gültekin Onan

Ve demiştik ki: "Şu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve "dileğimiz bağışlanmadır" deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Muhsinlerin (alacaklarını / karşılıklarını / ecirlerini) arttıracağız (seneziydülmuhsiniyn)".

Hamdi Döndüren

O vakit (İsrail oğullarına), “Şu kasabaya girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yeyin ve kapıdan secde ederek girin ve ‘hıtta (bağışla!)’ deyin ki, kusurlarınızı bağışlayalım! Biz iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız.” dedik.

Hasan Basri Çantay

Hani: ("Tih" den çıkdıkdan sonra) şu kasabaya girib dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek (eğilerek, saygı göstererek) girin ve (dileğimiz) hıtta (dır, günahlarımızın dökülüp düşmesidir) deyin, (tevbe edin de o sayede) kusurlarınızı örtelim, iyilik (ve itaat) edenler (in ecrin) i ise daha artıracağız" demişdik.

Hasib Asutay

Hani (onlara), 'Şu kente (21) girin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, (şehrin) kapısından secde ederek (eğilerek) girin ve 'hitta' (bağışla) deyin ki, biz de sizin kusurlarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha fazlasını vereceğiz ' demiştik. (21. Kentten kasıt, Kudüs veya Eriha'dır.)

Hayrat Neşriyat

Yine bir zaman (size) şöyle demiştik: 'Şu şehre (Kudüs’e) girin de ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin; (ama) kapıdan secde eden kimseler olarak girin ve 'حِطَّةٌ (Yâ Rab! Bizi affet!)’ deyin ki, size hatâlarınızı bağışlayalım!' Çünki (biz,) iyilik edenle re (mükâfâtla rı nı daha da)artıracağız.

İbni Kesir

Hani; şu kasabaya girin, dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek girin, affet deyin, kusurlarınızı örtelim. İyilik

Mehmet Okuyan

Hani (İsrailoğulları’na) şöyle demiştik: “Şu şehre girip (yerleşin); onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi bolca yiyip (yararlanın)! Kapıdan eğilerek (saygıyla) girin ve “Hıttah! (Bizi bağışla!)” deyin ki sizin için hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız.”

Muhammed Esed

Ve yine (hatırlayın o günleri), Biz, "Bu beldeye girin ve yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bol bol yiyin; fakat kapıdan (tevazu içinde) boyun eğerek girin ve 'Günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır!' deyin ki, günahlarınızı bağışlayayım ve iyilik yapanlara sınırsız mükafat vereyim" demiştik.

Mustafa İslamoğlu

Bir zaman da demiştik ki: Girin şu şehre, canınızın çektiklerinden bol bol yiyin! Ama (şehre ait) kapıdan tevazu içerisinde iki büklüm girin ve "Bizi affet!" diyin! Böylece biz de sizin hatalarınızı affedelim. Sonuçta, Allah'ı görür gibi kulluk edenlere ikramımızı arttıracağız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve hani demiştik ki: «Şu kasabaya girin, ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyiniz. Kapısından secde ederek giriniz ve 'hıtta' deyiniz, sizin için hatalarınızı setredelim. Ve iyilik edenlere mükâfaatı daha artıracağız.»

Ömer Öngüt

Bir vakit de: “Şu şehre girin, dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve: 'Hıtta=bizi affet' deyin, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım, kusurlarınızı örtelim. İyilik edenlere daha da artıracağız. ” demiştik.

Suat Yıldırım

Bir zaman da şöyle dedik: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerden bol bol yiyin! Şehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve "Affet bizi ya Rebbenâ (hıtta)" deyin ki suçlarınızı affedelim; iyilik yapanların mükâfatlarını daha da artıracağız.

Süleyman Ateş

Demiştik ki: "Şu kente girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım, güzel davrananlara daha fazlasını da veririz.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün şöyle demiştik: "Şu kente girin; istediğiniz yerden bol bol yiyin. O kapıdan boyun eğerek girin ve 'Günah yükümüzü kaldır!' deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını vereceğiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün şöyle demiştik: "Şu şehre girin de beğendiğiniz yerden, çekinmeden yiyin. Secde edip kapıdan girin ve ‘hıtta!' (günah yükümüzü kaldır!) deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara ikramımız olacaktır."

Şaban Piriş

Hani: -Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve "bağışla" deyin de sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükafatını da artıralım, demiştik.

Tefhim-ul Kuran

Ve (yine) hatırlayın, demiştik ki: «Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlamandır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) artıracağız.»

Ümit Şimşek

Yine hatırlayın ki, 'Şu beldeye girin ve dilediğiniz yerden bol bol yiyin,' demiştik. 'Ama şehrin kapısından secde ederek girin ve 'Hıtta' deyin ki, Biz de sizin günahlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanları Biz ziyadesiyle ödüllendireceğiz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle demiştik: "Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve 'Affet bizi!' deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman Biz dedik: “Bu kəndə daxil olun və orada istədiyiniz yerlərdə, rahatlıqla yeyin için. Qapıdan səcdə edərək daxil olun və: “Bizi bağışla!”– deyin ki, sizin günahlarınızı bağışlayaq”. Biz yaxşı işlər görənlərə mükafatlarını artırarıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Xatırlayın ki, (Tih səhrasından çıxandan sonra) sizə: ″Bu kəndə girin, bəyəndiyiniz yerdə, istədiyiniz şeyləri rahatlıqla yeyin və buranın qapısından (Allaha) səcdə edən halda ″hittə!″ (″bizi bağışla!″) söyləyərək daxil olun, Biz də günahlarınızı bağışlarıq. Biz yaxşı əməl edənlərin savabını (mükafatını) artıracağıq″, -demişdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gedenkt der Zeit, als Wir sagten: ʺTretet in diese Stadt ein und eßt, was euch mundet und wo immer ihr gern möchtet! Ihr sollt jedoch durch das Tor eintreten, indem ihr euch niederwerft, und sagen: ʹVergebung!ʹ Den Sündern werden Wir vergeben, und die Frommen, die Gutes tun, werden Wir mehr belohnen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir sagten: ʺTretet ein in diese Stadt und esset von dort wo immer ihr wollt nach Herzenslust, und tretet durch das Tor ein, indem ihr euch niederwerft und sagt: ʺVergebung!ʺ, auf daß Wir euch eure Missetaten vergeben. Und Wir werden den Rechtschaffenen mehr geben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als WIR sagten: ʺTretet ein in diese Ortschaft und esst darin allerorts, wo ihr wollt, reichlich. Und tretet ein durch das Tor Sudschudvollziehend und sagt: ʺEntlastung!ʺ Dann vergeben WIR euch eure Verfehlungen und WIR werden die Muhsin noch mehr gewinnen lassen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Remember that once We extended Our mercy to you redeeming you from the wilderness. We said to you: "Make entry into this town –AL-Quds- and eat as you will, wherever you will; it is all replete with choice of all delights and enjoy all that is wholesome and affords pleasure. Humble yourselves and bow your knees to Me as you go through the gate and let your bosoms surge forth and answer thanks. Express your thoughts in words invoking Me to relieve your hearts and unload your burden of sins. We will forgive your iniquities and reward those whose deeds are imprinted with wisdom and piety with what runs higher than what corresponds with their piety"

Abdul Haleem

Remember when We said, ‘Enter this town and eat freely there as you will, but enter its gate humbly and say, "Relieve us!" Then We shall forgive you your sins and increase the rewards of those who do good.’

Abdullah Yusuf Ali

And remember We said: "Enter this town, and eat of the plenty therein as ye wish; but enter the gate with humility, in posture and in words, and We shall forgive you your faults and increase (the portion of) those who do good."

Abul A'la Maududi

And recall when We said: "Go into this town and eat abundantly of its food; but enter the gate prostrate, saying, “Repentance".We will forgive you your sins and shall bestow more favour on the doers of good.”

Aisha Bewley

Remember when We said, ‘Go into this town. and eat from it wherever you like, freely. Enter the gate prostrating and say, "Relieve us of our burdens!" Your mistakes will be forgiven. We will grant increase to all good-doers.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We said: "Enter this town (Jerusalem) and eat bountifully therein with pleasure and delight wherever you wish, and enter the gate in prostration (or bowing with humility) and say: ‘Forgive us,’ and We shall forgive you your sins and shall increase (reward) for the good-doers."

Ali Quli Qarai

And when We said, ‘Enter this town, and eat thereof freely whencesoever you wish, and enter prostrating at the gate, and say, ‘‘Relieve [us of the burden of our sins],’’ that We may forgive your iniquities, and soon We will enhance the virtuous. ’

Amatul Rahman Omar

And when We said, `Enter this (near-at-hand) township and eat from it as you wish freely, and enter the gate submissively and go on praying, "(O Lord!) relieve us of the burden of our faults. " We shall (then) protect you against the evil consequences of your faults and We shall multiply the reward of those who do good to others.'

Arthur John Arberry

And when We said, 'Enter this township, and eat easefully of it wherever you will, and enter in at the gate, prostrating, and say, Unburdening; We will forgive you your transgressions, and increase the good-doers. '

Bijan Moeinian

Remember also when I said: "[Fight with the unjust habitants of Jerusalem, conquer and] Enter into the town [Jerusalem] where you will find as many provisions as you want. Enter the gate (of the town) bowing down with humility invoking God’s name and granting general amnesty (to the inhabitants after the conquest.) Then I will forgive your sins and reward you generously." [They replied: “Moses, you and your God go fight for us and once you conquer the town we will join you!]”

E. Henry Palmer

And when we said, 'Enter this city and eat therefrom as plentifully as ye wish; and enter the gate worshipping and say 'hittatun. So will we pardon you your sins and give increase unto those who do well.'

Edip-Layth

We said, "Enter this town, and eat from it as plentifully as you wish; and enter the gate humbly, and talk amicably, We will then forgive your mistakes, and We will increase for the good-doers."

George Sale

And when We said, enter into this city, and eat of the provisions thereof plentifully as ye will; and enter the gate worshipping, and say, forgiveness! We will pardon you your sins, and give increase unto the well-doers.

Hamid S. Aziz

And when We said, "Enter this city and eat there from as plentifully as you wish; and enter the gate worshipping and say "hittatun" (repentance and surrender to Allah). So will We pardon you your sins and give increase unto those who do right."

Mahmoud Ghali

And (remember) as We said, "Enter this town, so eat opulently of it where you decide, and enter (in at) the gate, constantly prostrating and say, (Unburdening)" (Literally: these "killings") (Then) We forgive you your sins and We will soon increase the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

And when We said: Go into this township and eat freely of that which is therein, and enter the gate prostrate, and say: "Repentance." We will forgive you your sins and will increase (reward) for the right-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And remember, We said to you: "Enter this city, eat wherever you like, as much as you please, but pass through the gates in humility and say: 'May our sins be forgiven. ' We shall forgive your trespasses and give those who do good abundance.

Muhammad Asad

And [remember the time] when We said: "Enter this land, and eat of its food as you may desire. abundantly; but enter the gate humbly and say, `Remove Thou from us the burden of our sins', [whereupon] We shall forgive you your sins, and shall amply reward the doers of good."

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when We said, "Enter this city and eat freely from wherever you please; enter the gate with humility, saying, ‘Absolve us.’ We will forgive your sins and multiply the reward for the good-doers."

Progressive Muslims

And We said: "Enter this town, and eat from it as plentifully as you wish; and enter the gate while prostrating, and Say: "Our load is removed", We will then forgive your mistakes, and We will increase for the good doers. "

Sahih International

And [recall] when We said, "Enter this city and eat from it wherever you will in [ease and] abundance, and enter the gate bowing humbly and say, 'Relieve us of our burdens. ' We will [then] forgive your sins for you, and We will increase the doers of good [in goodness and reward]."

Sam Gerrans

And when We said: “Enter this city, and eat freely of it wheresoever you will. And enter the gate in submission, and say: ‘A mitigation!’ We will forgive you your offences, and will increase the doers of good.”

Shabbir Ahmed

Then We commanded you, "Enter this town (the sacred land of Palestine (5:21)) and enjoy the provisions - partake as you desire. But enter the gate humbly saying, HITTATUN (Our Lord! Pardon our misdeeds since we mend our ways). Then do what you say and We shall forgive you your faults and amply reward the doers of good."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, We said: "Enter this town, and eat from the plentiful in there as you wish; But enter the gate with humility, in (your) way and in (your) words, and We shall forgive you for your faults and increase (the portion of) those who do good. "

Taqi Usmani

When We said, "Enter this town, and eat to your heart’s content wherever you wish in it; and enter the gate prostrating yourselves and say: HiTTah (we seek forgiveness), so that We forgive your errors. And We shall give much more to those who do good."

The Monotheist Group

And We said: "Enter this town, and eat from it as you wish bountifully. And enter the passageway by crouching, and say: "Our load is removed," so that your wrongdoings will be forgiven, and We will increase for the good doers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et (rappelez-vous) lorsque Nous dîmes: ʺEntrez dans cette ville, et mangez-y à lʹenvie où il vous plaira; mais entrez par la porte en vous prosternant et demandez la ʺrémissionʺ (de vos péchés); Nous vous pardonnerons vos fautes si vous faites cela et donnerons davantage de récompense pour les bienfaisants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelî îsraîliyan!) Bênin bîra xwe wê dema me ji we re got: Herin vî bajarî (Qudsê), vêca ya ku hûn bivên hûn çawa dixwazin bi noşîcanî bixwin û bi sernizmî (ji Xwedayê xwe re şikandî) di derî re têkevinê û bibêjin: (Xwedayê me), li gunehên me bibûre. Em ê jî li gunehên we bibûrin û Em ê (xêrên) qencîkarên rast û durist zêde bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Wij zeiden: ʺGaat deze stad binnen en jullie mogen ervan in overvloed eten waar jullie maar willen. Gaat eerbiedig neerbuigend de poort binnen en zegt: ʹVergiffenis!?, dan zullen Wij jullie je fouten vergeven en Wij zullen hun die goed doen nog meer doen toekomen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zeiden: Gaat in deze stad, geniet naar welbehagen van hetgeen zich daar bevindt: treedt de poort aandachtig binnen, en roept uit: Vergiffenis Heer! Wij willen u uwe misstappen ook vergeven, en het geluk der goeden verhoogen.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Wij zeiden: ʺGaat deze stad binnen en eet daarvan (het land) van de overvloed, zoveel als jullie willen.ʺ Gaat buigend de poort binnen en zegt: ʺVergeving!ʺ Wij zullen jullie jullie fouten vergeven, en Wij zullen vermeerden voor de weldoeners.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (помните о благодати Нашей), когда Мы сказали: «Войдите в это селение [город Иерусалим] и питайтесь там, где пожелаете, на удовольствие. И входите в ворота (этого города) (проявляя покорность и благодарность Аллаху), (а именно) преклоняясь ниц, и говорите: «Прощение! [О Аллах, прости нас!]» – (и) Мы простим вам ваши грехи и умножим [увеличим награду] делающим добро».

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как Мы сказали: ʺВойдите в этот град и ешьте вволю, где бы вы ни захотели ʺ. Войдите во врата, преклонив [главу], и взывайте: ʺ[Прости нам наши] грехиʺ. [И тогда] Мы простим ваши грехи и умножим [блага] творящим добро.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (minns) Våra ord: ”Gå in i detta land och ät som ni har lust till av dess (frukter), men fall ned på era ansikten vid inträdet och be: ʹBefria oss från bördan av vår synd!ʹ (Då) skall Vi förlåta er era synder och därtill rikligt belöna dem som gör det goda och det rätta.”