Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
لَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ اَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَ
lā cunāHa ǎleykum in Talleḳtumu n-nisā'e mā lem temessūhunne ev tefriDū le hunne ferīDeten ve mettiǔhunne ǎlā l-mūsiǐ ḳaderuhu ve ǎlā l-muḳtiri ḳaderuhu metāǎn bi l-meǎ'rūfi Haḳḳan ǎlā l-muHsinīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Kadınları, onlara dokunmadan, yahut nikâh parası kesişmeden boşadınızsa beis yok. Ama onları da faydalandırın. Gücü yeten, gücü yettiği kadar, kudreti olmayan da kendi miktarınca ve örfe uygun olarak bir şey versin. Bu, ihsân sahiplerine bir borçtur.
Abdulkadir Gölpınarlı
Kadınları, onlara dokunmadan, yahut nikâh parası kesişmeden boşadınızsa beis yok. Ama onları da faydalandırın. Gücü yeten, gücü yettiği kadar, kudreti olmayan da kendi miktarınca ve örfe uygun olarak bir şey versin. Bu, ihsân sahiplerine bir borçtur.
Adem Uğur
Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
Ahmed Hulusi
Eğer kendileriyle yatmadan veya mehr tespit etmeden önce boşarsanız size bir suç yoktur. Onları faydalandırın. İmkanları geniş olan, kapasitesince, imkanları dar olan da kendi ölçüsünde örfte olduğu üzere faydalandırmalıdır (boşanan eşlerini). İhsan ediciler üzerine bir görevdir bu.
Ahmet Tekin
Eğer hanımlarınızı zifafa girmeden, onlara dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşar, boşanma kararı alırsanız, bundan dolayı size mehir verme zorunluluğu yoktur, bunda günah da yoktur. Bu durumda onlara hediyeler verin. Eli geniş olan kendi durumuna göre, eli dar olan da kendi haline göre versin. Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerine, İslâmî kurallarla örtüşen örfe göre, münasip hediyeler vermek, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslümanların üzerine düşen bir sorumluluktur.
Ahmet Varol
Kendilerine el sürmediğiniz ve mehirlerini belirlemediğiniz kadınları boşamanızdan dolayı üzerinize bir vebal yoktur. [51] Onlara uygun şekilde bir şeyler verin. Durumu iyi olan kendi gücü oranında, darda olan da kendi gücü oranında örfe göre bir şeyler vermeli. Bu, iyilik sahiplerinin üzerine bir yükümlülüktür.
Ali Bulaç
Kendilerine el sürmediğiniz, mehirlerini tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir haktır.
Ali Fikri Yavuz
Kendilerine dokunmadığınız yahut kendilerine bir mehir tayin etmediğiniz kadınları boşadınızsa, bunda size günah yoktur. Şu kadar var ki, onları, zengin olan kudretine göre, fakir olan da gücü yettiği kadar güzellikle faydalandırsın. Bu, ihsan edenler üzerine borç bir haktır.
Ali Rıza Safa
El sürmediğiniz veya ödencelerini belirlemediğiniz kadınları boşamanızda size suç yoktur. Bu durumda, onları yararlandırın; olanakları geniş olan kendi gücüne göre, dar olan da kendi gücüne göre, adaletli bir biçimde yararlandırmalıdır. Güzel davrananların üzerine bir yükümlülüktür.
Bayraktar Bayraklı
Eğer kadınlarla cinsel ilişki kurmadan ve mehir kesmeden onları boşarsanız, bunda size bir günah yoktur. Ancak böyle durumlarda onları örfe uygun olarak faydalandırınız; imkanı geniş olan kendi gücüne, dar olan da kendi gücüne göre... Bu, güzel davrananlar üzerine bir yükümlülüktür.
Bekir Sadak
Kadinlara el surmeden ve mehirlerini bicmeden onlari bosarsaniz size sorumluluk yoktur. Onlari zengine kendi capina, fakire kendi capina uygun bir sekilde faydalandirin. Bu iyi davrananlarin sanina yakisir bir borctur.
Celal Yıldırım
Kendileriyle cinsel yaklaşmada bulunmadığınız ya da bir mehir takdir etmediğiniz kadınları boşarsanız, üzerinize bir günah ve sorumluluk yoktur. Eli geniş olan kendi ölçüsüne, eli dar olan da kendi ölçüsüne göre, örfe uygun bir fayda ile onlara yarar sağlayın. Bu (daha çok) iyilik sevenler, iyilikte bulunmak isteyenler üzerine bir haktır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kadınları boşarsanız, onlarla birleşmemiş ve mehir de belirlememiş olursanız malî bir sorumluluğunuz yoktur. Zengin gücü yettiği kadar, eli darda olan da gücü yettiği kadar olmak üzere, onlara mâkul, gönül alıcı bir şeyler verin; iyiler için bu bir borçtur.
Diyanet İşleri
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt'a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
Diyanet İşleri (eski)
Kadınlara el sürmeden ve mehirlerini biçmeden onları boşarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Diyanet Vakfi
Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer kadınları, kendilerine el sürmeden veya mehir belirlemeden boşadınızsa, bunun size bir sakıncası yoktur. Ancak onlara yararlanacakları birşey verin, varlıklı olan durumuna göre, darlık içinde olan da gücüne göre güzellikle bir mal vermelidir. Bu, iyilik severler üzerine borç bir haktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer kadınları kendilerine el sürmeden veyahud bir mehir kesmeden boşadınızsa olmaz değil şu kadar ki onları müstefid edin, eli geniş olan kaderince, eli dar olan da kaderince ve güzellikle bir müt'a verin, bu, muhsinler üzerine borc bir haktır
Erhan Aktaş
Dokunmadığınız veya onlar için farz kılınanı henüz farz kılmadığınız kadınları boşamanızda bir sorumluluk yoktur. Ancak onları yararlandırın. Maddi durumu iyi olan kendi imkanına göre, iyi olmayan da kendi imkanına göre onları meşru bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Dokunmadığınız veya onlar için farz kılınanı henüz farz kılmadığınız kadınları boşamanızda bir sorumluluk yoktur. Ancak onları faydalandırın. Maddi durumu iyi olan kendi imkanına göre, iyi olmayan da kendi imkanına göre onları meşru bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Henüz dokunmadığınız veya mehirlerini daha tespit etmediğiniz kadınları boşamanız durumunda bir bedel ödemeseniz de olur. Ancak maddi durumu iyi olan kendi imkanına göre, iyi olmayan da kendi imkanına göre onları meşru bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.
Fizilal-il Kuran
Kadınlara el sürmeden ya da mehirlerini belirlemeden onları boşamanızın bir sakıncası yoktur. Fakat eli geniş olan kendi gücüne göre ve eli dar olan da kendi gücüne göre olmak üzere onlara geleneklere uygun bir hediye verin. Bu, iyilikseverler için bir borçtur.
Gültekin Onan
Kendilerine el sürmediğiniz, mehirlerini tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın; zengin olan kendi gücü oranında, maruf bir şekilde yararlandırsın. (Bu) iyilik edenler üzerinde bir haktır.
Hamdi Döndüren
Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir belirlemeden boşarsanız, (bunda) size bir günah yoktur. Bu durumda onlara mut’a (teselli hediyesi) verin. Eli geniş olan durumuna göre, eli dar olan da kendi durumuna göre, iyi bilinen örfe uygun olarak versin. Bu iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
Hasan Basri Çantay
Kendileriyle temas etmediğiniz, yahud kendilerine bir mehir ta'yin eylemediğiniz kadınları boşamışsanız (bunda) üzerinize vebal yokdur. Onları — zengin olan (ınız) kudretince, darda bulunan (ınız) da haalince (olmak üzere) — ma'ruf bir faide ile faidelendiriniz. Bu, iyilik etmek şiaarında bulunanların üzerine bir borcdur.
Hasib Asutay
Kendileriyle birleşmediğiniz ve kendilerine bir mehir belirlemediğiniz kadınları boşarsanız size bir sorumluluk yoktur. Onları, zengin kendi gücüne fakir de kendi gücüne göre, iyi geleneğe uygun olarak faydalandırınız. (88) (Bu,) Muhsinler üzerine bir borçtur. (88. Mehir belirlenmeksizin nikâhlanıp ilişkide bulunmadan önce boşanan kadına mehir yerine verilen mala, faydalanılacak şey anlamında 'mut'a' denmiştir. Mut'a asgari olarak bir entari, bir başörtüsü ve bir çarşaftan ibaret olup kocası zengin ise mehr-i mislin yarısından fazla, fakir ise beş dirhemden az olmaz.)
Hayrat Neşriyat
Eğer kadınları kendilerine dokunmadan ve onlara bir mehir ta'yîn etmeden boşarsanız size bir günah yoktur. Fakat (gönüllerini alacak şekilde) onları faydalandırın!Genişlik içinde olan(ınız)a, kendi durumuna göre, darlık içinde olan(ınız)a da gücü yettiğince(onları faydalandırma borcu) vardır. (Bu,) iyilik edenler üzerine bir vazîfe olarak örfe uygun bir faydalandırmadır.
İbni Kesir
Temas etmediğiniz veya bir mehir kesmediğniz kadınları boşamışsanız, size vebal yoktur. Şu kadar ki, zengin olan kudretince, darda bulunan da halince ma'ruf bir fayda ile onları faydalandırmalıdır. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.
Mehmet Okuyan
(Nikâhtan sonra) henüz dokunmadan (cinsel ilişkiye girmeden) veya onlar için belirli bir mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size herhangi bir vebal yoktur. (Bu durumda yine de) onlara ödemede bulunun: Güzel davrananlar üzerine bir borç olarak, zengin olan durumuna göre, fakir olan da durumuna göre uygun (bir ödemede bulunmalıdır).
Muhammed Esed
Henüz dokunmadığınız veya mehir tespit etmediğiniz kadınları boşamanızda bir günah yoktur; ancak (böyle bir durumda bile) onlar için gerekli tedarikleri yapın; imkanları çok olan kendi gücüne dar olan da (yine) kendi gücüne göre adil şekilde bir tedarikte bulunsun; bu, güzel davranan herkesin üzerinde bir yükümlülüktür.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine henüz dokunmadığınız ya da bir mehir tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir vebal yoktur. Ne ki (bu durumda dahi) onlara destek olun! Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da gücü yettiği miktar makul bir biçimde geçimlik tedarik etsin! Bu, Allah'ı görür gibi inanan herkesin üzerine bir yükümlülüktür.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kadınları daha kendilerine temas etmediğiniz halde veya onlara bir mihr tesmiye eylememiş olduğunuz halde boşamış olursanız üzerinize bir vebal yoktur. Şu kadar ki, onları müstefit ediniz. Zengin üzerine kadarınca, dar halli olan da kadarınca ve maruf veçhile bir mut'a vermek icabeder. Bu mut'a muhsinler üzerine terettüb eden bir haktır.
Ömer Öngüt
Kendilerine dokunmadığınız veya kendilerine bir mehir takdir etmediğiniz kadınları boşamışsanız, bunda size bir vebâl yoktur. Şu kadar var ki, zengin olan kudretine göre, fakir olan da gücü yettiği kadar güzellikle onları faydalandırsın. Bu, ihsan sahiplerinin üzerine bir borçtur.
Suat Yıldırım
Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları boşamanızda size günah yoktur. Zengin kudretince, eli dar olan, kendi halince olmak üzere onlara münasip tarzda müt’a versin. İyiliği şiar edinenlere, bunu yapmak bir borçtur.
Süleyman Ateş
Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar bir şey verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde, eli dar olan da kendi kaderince güzel bir şekilde faydalandırmalı (herkes gücü ölçüsünde bir şey vermeli) dir. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.
Süleymaniye Vakfı
Henüz mehirlerini kesinleştirmediğiniz kadınları, el sürmeden boşarsanız size bir günahı olmaz. Onlara; imkanı olan gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde marufa uygun bir ödeme yapsın. Bu, güzel davrananların boynuna borçtur.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Kadınları, mehirlerini kesinleştirmeden ve ilişkiye girmeden boşamanızın size günahı olmaz. Onlara yararlanacakları şeyler verin. İmkanı olan gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde, marufa uygun olarak versin. Bu, güzel davrananlar üzerine bir borçtur.
Şaban Piriş
Kadınlara temas etmeden ve mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Tefhim-ul Kuran
Kendilerine el sürmediğiniz, mehirlerini de tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırmalı. (Bu,) İyilik edenler üzerinde bir haktır.
Ümit Şimşek
Kendilerine temas etmeden veya bir mehir belirlemeden kadınları boşamanızda da size bir günah yoktur. Bu durumda onları gönül alacak birşeyle faydalandırın. İmkânı geniş olan kendi gücüne göre, darda olan da yine kendi gücüne göre, örfe uygun birşeyler versin. İyiliği ilke edinenlere yaraşan budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendilerine dokunmadan veya onlar için herhangi bir mehr belirlemeden kadınları boşamanızda sizin için günah yoktur. Ancak onları nimetlendirin. İmkanları geniş olan kendi gücünce yapar bunu, imkanları sınırlı olan da kendi gücünce yapar. Örfe uygun bir nimetlendirme... Güzel düşünüp güzel davrananlar üzerine bir borç...
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Yaxınlıq etmədiyiniz və mehrini təyin etmədiyiniz qadınları boşasanız, sizə heç bir günah gəlməz. Onlara şəriətə müvafiq qayda üzrə pay verin. Varlı öz imkanına görə, kasıb da öz imkanına görə versin. Bu isə yaxşılıq edənlər üçün bir borcdur.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Yaxınlıq etmədiyiniz (toxunmadığınız) və mehrini (kəbin haqqını, başlığını) təʼyin etmədiyiniz qadınları boşamaq sizə günah sayılmaz. Qəbul olunmuş qayda üzrə, varlı öz imkanı daxilində, kasıb da gücü çatdığı qədər, yaxşılıq (ehsan) edənlərə layiq şəkildə onlara bir şey (mütʼə) versin!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es ist keine Sünde für euch, wenn ihr euch von den Frauen scheiden laßt, die ihr noch nicht berührt oder für die ihr die Brautgabe noch nicht ausgesetzt habt. Ihr habt sie aber wohlwollend mit einer Gabe zu versorgen, jeder seinen Möglichkeiten entsprechend, der Reiche gemäß seinem Reichtum und der Arme gemäß seinen beschränkten Mitteln. Das ist eine Pflicht für die Rechtschaffenen.
Almanca — Der Edle Quran
Es ist für euch keine Sünde darin, wenn ihr euch von Frauen scheidet, solange ihr sie noch nicht berührt oder euch ihnen gegenüber (zu einer Morgengabe) verpflichtet habt. Doch gewährt ihnen eine Abfindung - der Wohlhabende entsprechend seinen Verhältnissen und der Geringbemittelte entsprechend seinen Verhältnissen -, eine Abfindung in rechtlicher Weise. (Dies ist) eine Pflicht für die Gutes Tuenden.
Almanca — M. A. Rassoul
Es ist kein Vergehen für euch, wenn ihr die Frauen entlaßt, bevor ihr sie berührt oder ihnen eine Brautgabe gewahrt habt. Doch gewährt ihnen Versorgung: der Wohlhabende (nach dem,) was er vermag, und der Minderbemittelte nach dem, was er vermag eine Versorgung auf gütige Weise.(Dies ist) eine Verpflichtung für die Gütigen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Es ist für euch keine Verfehlung, wenn ihr von den Frauen die Talaq- Scheidung vollzogen habt, bevor ihr sie intim berührt und ihnen eine Pflichtgabe (Mahr) zugesprochen habt. Und entschädigt sie, der Begüterte nach seinen Mitteln und der Unvermögende nach seinen Mitteln - eine Entschädigung nach dem Gebilligten. Es ist eine Verpflichtung, die den Muhsin obliegt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
You incur no blame if you divorce women before consummating the marriage and before deciding on dower's payment or its amount. But in order to do equity and justice you shall compensate them for disappointing their expectations; the wealthy, according to his means and the restrained, within his means, an expression of good will affording pleasure. This is a duty incumbent on those whose deeds are wise and pious.
Abdul Haleem
You will not be blamed if you divorce women when you have not yet consummated the marriage or fixed a bride-gift for them, but make fair provision for them, the rich according to his means and the poor according to his- this is a duty for those who do good.
Abdullah Yusuf Ali
There is no blame on you if ye divorce women before consummation or the fixation of their dower; but bestow on them (A suitable gift), the wealthy according to his means, and the poor according to his means;- A gift of a reasonable amount is due from those who wish to do the right thing.
Abul A'la Maududi
There is no blame upon you if you divorce your wives before you have touched them or settled a bridal gift upon them. But even in this case you should make some provision for them: the affluent, according to his means; the straitened, according to his means – a provision in fair manner. That is a duty upon the good-doers.
Aisha Bewley
There is nothing wrong in your divorcing women before you have touched them or allotted a dowry to them. But give them a gift – he who is wealthy according to his means and he who is less well off according to his means – a gift to be given with correctness and courtesy: a duty for all good-doers.
Al-Hilali & Khan
There is no sin on you, if you divorce women while yet you have not touched (had sexual relation with) them, nor appointed unto them their Mahr (bridal-money given by the husband to his wife at the time of marriage). But bestow on them (a suitable gift), the rich according to his means, and the poor according to his means, a gift of reasonable amount is a duty on the doers of good.
Ali Quli Qarai
There is no sin upon you if you divorce women while you have not yet touched them or settled a dowry for them. Yet provide for them —the well-off according to his capacity, and the poorly-off according to his capacity— with a sustenance that is honourable, an obligation on the virtuous.
Amatul Rahman Omar
There is no blame on you if you divorce women, while you have not touched them and you have not yet settled for them any marriage portion (- dowry money). But provide for them, - the affluent man according to his means and the one in straitened circumstances according to his means - a provision in an equitable manner (and in accordance with popular usage; this is) an obligation on the doers of good to others.
Arthur John Arberry
There is no fault in you, if you divorce women while as yet you have not touched them nor appointed any marriage-portion for them; yet make provision for them, the affluent man according to his means, and according to his means the needy man, honourably -- an obligation on the good-doers.
Bijan Moeinian
It is no sin, if you divorce a woman before having touched her or fixed a dowry (a traditional pre-agreed sum to be paid to the woman before or after divorce) for her. Pay them something anyhow; the rich man according to his wish and the poor man according to his ability. A fair compensation is due upon the righteous man.
E. Henry Palmer
It is no crime in you if ye divorce your women ere you have yet touched them, or settled for them a settlement. But provide maintenance for them; the wealthy according to his power, and the straitened in circumstances according to his power, must provide, in reason;- a duty this upon the kind.
Edip-Layth
There is no blame on you if you divorce the women before having sexual intercourse with them, or before committing to what was agreed for them. Let them have compensation, the rich according to his means, and the poor according to his means. Compensation, which is according to the recognized norms, is a responsibility for good-doers.
George Sale
It shall be no crime in you, if ye divorce your wives, so long as ye have not touched them, nor settled any dowry on them. And provide for them -- he who is at his ease must provide according to his circumstances, and he who is straitened according to his circumstances -- necessaries, according to what shall be reasonable. This is a duty incumbent on the righteous.
Hamid S. Aziz
It is no crime in you if you divorce your women ere you have yet touched them, or settled for them a settlement. But provide fair maintenance for them; the wealthy according to his power, and the straitened according to his power - a duty this upon the virtuous.
Mahmoud Ghali
There is no fault in you in case you divorce women as long as you have not touched them nor ordained any marriage-portion (Literally: an ordinance) for them; and allow for their (necessary) enjoyment, the affluent man according to his determined means, and the one in reduced circumstances (Literally: grudging "circumstances") according to his determined means, an enjoyment with beneficence, a truly (binding) right on the fair-doers.
Marmaduke Pickthall
It is no sin for you if ye divorce women while yet ye have not touched them, nor appointed unto them a portion. Provide for them, the rich according to his means, and the straitened according to his means, a fair provision. (This is) a bounden duty for those who do good.
Mohamed Ahmed - Samira
There is no sin in divorcing your wives before the consummation of marriage or settling the dowry; but then provide adequately for them, the affluent according to their means, the poor in accordance with theirs as is befitting. This is surely the duty of those who do good.
Muhammad Asad
You will incur no sin if you divorce women while you have not yet touched them nor settled a dower upon them; but [even in such a case] make provision for them - the affluent according to his means, and the straitened according to his means - a provision in an equitable manner: this is a duty upon all who would do good.
Mustafa Khattab
There is no blame if you divorce women before the marriage is consummated or the dowry is settled. But give them a ˹suitable˺ compensation—the rich according to his means and the poor according to his. A reasonable compensation is an obligation on the good-doers.
Progressive Muslims
There is no sin upon you if you divorce the women before having sexual intercourse with them, or before committing to what was agreed for them. Let them have recompense, the rich according to his means, and the poor according to his means. Recompense which is in goodness, a responsibility for those in kindness.
Sahih International
There is no blame upon you if you divorce women you have not touched nor specified for them an obligation. But give them [a gift of] compensation - the wealthy according to his capability and the poor according to his capability - a provision according to what is acceptable, a duty upon the doers of good.
Sam Gerrans
You do no wrong if you divorce women when you have neither touched them nor appointed for them an obligation. But make them a gift: the wealthy according to his means, and the straitened according to his means; a provision according to what is fitting is binding upon the doers of good.
Shabbir Ahmed
And, there is no blame on you if you nullify the marriage before you have touched the women with whom you have signed the marital contract, and before you have appointed the marital gift. This would be an unexpected situation involving emotional trauma. Therefore, show compassion by giving her as generous a gift as you can afford. This would be an act of equity and it is a binding duty on all those who wish to be counted among the benefactors of humanity.
Syed Vickar Ahamed
There is no sin for you if you divorce women before the marital relationship or the fixation of their dower (or dowry); But offer and give them (a suitable gift), the wealthy according to his means, and the poor according to his means; A gift of a reasonable amount is due from those who wish to do the right thing.
Taqi Usmani
There is no liability (of dower) on you if you divorce women when you have not yet touched them, nor fixed for them an amount. So, give them mut‘ah (a gift), a rich man according to his means and a poor one according to his means - a benefit in the recognized manner, an obligation on the virtuous.
The Monotheist Group
There is no sin upon you if you divorce the women before having sexual intercourse with them, or before setting the dowry for them. Let them have recompense, the rich according to his means, and the poor according to his means. A recompense in kindness, a responsibility for the good doers.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Vous ne faites point de péché en divorçant dʹavec des épouses que vous nʹavez pas touchées, et à qui vous nʹavez pas fixé leur mahr. Donnez-leur toutefois - lʹhomme aisé selon sa capacité, lʹindigent selon sa capacité - quelque bien convenable dont elles puissent jouir. Cʹest un devoir pour les bienfaisants..
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Eger (piştî ku we ew mehr kirin) hîn ku we dest nedabe wan an jî we mehra wan diyar nekiribe, hûn jinan berdin, li ser we ne pêwîst e ku hûn mehrê bidin wan. Di vê rewşê de (bi tiştekî ji malê xwe) wan dilxweş bikin. Bila kesê destfireh (dewlemend) li gorî halê xwe û kesê desteng (ê xizan) jî li gorî halê xwe, dayîneke li gorî me’rûfê (Xweda pê razî), bide wan. Ev qenciya bi rindî di stûyê mirovên qenc de deynekî misoger e.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Het is geen overtreding voor jullie als jullie vrouwen de scheiding geven zolang jullie haar niet aangeraakt of een verplichte bruidsgift voor haar vastgesteld hebben, maar treft wel in redelijkheid een voorziening -- de welgestelde naar zijn vermogen en de armlastige naar zijn vermogen -- voor haar levensbehoeften. Het is een verplichting voor hen die goed doen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Ook is het geene zonde, zich van de vrouw te scheiden, zoo lang gij haar niet aangeraakt of haar nog geene huwelijksgift toegekend hebt; doch dan moet gij, de rijke en de arme, ieder naar omstandigheden en billijkheid, voor haar onderhoud zorgen. Dit is de plicht der rechtvaardigen.
Hollandaca — Siregar
Er rust geen zonde op jullie wanneer jullie de vrouwen scheiding geven voordat jullie hen hebben aangeraakt (geslachtsgemeenschap) of jullie voor hen een bruidschat hebben vastgesteld, En geeft hun een geschenk, de rijke volgens zijn vermogen en de arme volgens zijn vermogen. Een redelijk geschenk: als een plicht voor de weldoeners.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Не будет греха на вас (о, мужчины), если вы дадите развод женам (после заключения брачного союза), пока не коснулись их [пока не имели близость с ними] и (пока) не установили им обязательное вознаграждение [пока не назвали размер махра – брачного дара]. И наделяйте их [женщин] дарами (когда разводитесь с ними) (чтобы сгладить обиду), – на состоятельном [богатом] – своя мера (возможностей в одаривании), а на бедном – своя мера (возможностей), – как наделяют согласно принятому [шариату], как подобает (поступать) добродеющим (по отношению к разводимым женщинам).
Rusça — Osmanov
Нет греха на вас, если вы разведетесь с женами, которых вы не познали или которым не устанавливали [отступного] обязательства. Но вы [все же] обеспечьте их приличным [отступным]: состоятельный пусть дает в меру своих возможностей, согласно шариату и разуму, бедный - в меру своих возможностей, как это подобает добродеющим.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Ni gör ingenting klandervärt om ni skiljer er från en kvinna, om ni ännu inte har rört henne och inte heller bundit er för brudgåvan. Men ge henne skälig ersättning - den förmögne vad han förmår och den som lever i små omständigheter vad han förmår. Detta är en plikt för dem som vill göra det goda och det rätta.