Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

اَيَّامًا مَعْدُودَاتٍ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

eyyāmen meǎ'dūdātin fe men kāne minkum merīDan ev ǎlā seferin fe ǐddetun min eyyāmin uḣara ve ǎlā (e)lleƶīne yuTīḳūnehu fidyetun Taǎāmu miskīnin fe men teTavveǎ ḣayran fe huve ḣayrun lehu ve en teSūmū ḣayrun lekum in kuntum teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَيَّامًاeyyāmenي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünlerdir
2مَعْدُودَاتٍmeǎ'dūdātinع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.sayılı
3فَمَنْfe menkim
4كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolursa
5مِنْكُمْminkumsizden
6مَرِيضًاmerīDanم ر ضHasta olmak/rahatsız olmak, hastalıklı, zayıf veya güçsüz, eksiklik, kusurlu veya yetersiz, yargı veya görüşte doğru veya neredeyse doğru olmakhasta
7اَوْevveya
8عَلٰىǎlā
9سَفَرٍseferinس ف رSeyahat etmek, yolculuk yapmak, gitmek, ortaya çıkarmak, parlak olmak, aydınlanmak, açığa çıkarmak, süpürmek, kazımakseferde
10فَعِدَّةٌfe ǐddetunع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.sayısınca tutar
11مِنْmin-de
12اَيَّامٍeyyāminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünler-
13اُخَرَuḣaraا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbaşka
14وَعَلَىve ǎlāve (lazımdır)
15الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
16يُطِيقُونَهُyuTīḳūnehuط و قYapabilmek, bir şeyi yapmaya muktedir olmak. Taaqatun - yetenek, güç, kuvvet. Ataaqa (fiil 4) - bir şeyi yapabilmek. Tawwaqa (fiil 2) - bir yaka bükmek, boyun halkası takmak, bir kişiye zor bir görev yüklemek, olanak sağlamak, boyna asmak, yüklemek, üzerine koymak, çevrelemek. Ataaqa (fiil 4) - bir şeyi yapabilmek, dayanılması çok zor bulmak, bir şeyi büyük zorlukla yapmak. Taaqat - bir kişinin yapabileceği en son nokta.ona (güç) dayanan(lar)
17فِدْيَةٌfidyetunف د يO bir şey verdi, fidye, satın alma, onu serbest bıraktı veya özgür kıldı, müfadat - bir adamı verip karşılığında bir adam alma, bir koleksiyon.fidye vermesi
18طَعَامُTaǎāmuط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yeridoyuracak
19مِسْكِينٍmiskīninس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekbir yoksulu
20فَمَنْfe menartık kim
21تَطَوَّعَteTavveǎط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.gönülden
22خَيْرًاḣayranخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.bir iyilik yaparsa
23فَهُوَfe huveo
24خَيْرٌḣayrunخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayırlıdır
25لَهُlehukendisi için
26وَاَنْve enve
27تَصُومُواteSūmūص و مOruç tutmak, aç durmak, perhiz yapmak, yememek içmemek, kendini tutmak, susmakoruç tutmanız
28خَيْرٌḣayrunخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.daha hayırlıdır
29لَكُمْlekumsizin için
30اِنْineğer
31كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsiz
32تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilirseniz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Oruç, sayılı günlerdedir. İçinizden biri hastalanır, yahut yolda bulunursa orucunu yer, sonra başka günlerde, o yediği gün sayısınca oruç tutar. Kime oruç zor gelirse her gün için bir yoksulu doyurur. Hayır için verdiği şeyi çoğaltırsa bu da kendi hayrına. Fakat bilseniz oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Oruç, sayılı günlerdedir. İçinizden biri hastalanır, yahut yolda bulunursa orucunu yer, sonra başka günlerde, o yediği gün sayısınca oruç tutar. Kime oruç zor gelirse her gün için bir yoksulu doyurur. Hayır için verdiği şeyi çoğaltırsa bu da kendi hayrına. Fakat bilseniz oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır.

Adem Uğur

Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Ahmed Hulusi

Bu sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta veya seyahatte olursa (orucu) yaşayamadığı günler kadar telafi eder. Oruç tutmaya takatı sınırda olanların (sağlığı elvermeyenlerin) üzerine miskin'in (yoksulun) yemeği bir fidye düşer (oruçsuz her günlerine karşılık). Kim hayır olarak daha fazlasını verirse, bu onun için daha hayırlıdır.  Sıyam sizin için daha hayırlıdır (yerine fidye vermekten), eğer bilirseniz.

Ahmet Tekin

Size farz kılınan oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olanlar, bir yolculukta bulunanlar, oruç tutamadıkları günler sayısınca diğer günlerde oruç tutarlar. Oruca dayanmakta zorlananların, takatleri tükenenlerin, her gün için çevresi, çaresi olmayan bir yoksul doyuracak fidye vermeleri gerekir. Kim de gönül hoşluğu ile daha fazla yoksul doyurmak suretiyle fazla fidye verirse, bu onun hakkında daha hayırlıdır. Zor da olsa oruç tutmanız fidye vermekten ve kazaya bırakmaktan hayırlıdır. Eğer orucun faziletini, sevabını, sağlığınıza ve sosyal bünyenize faydalarını öğrenirseniz, ihmal etmezsiniz.

Ahmet Varol

Sayılı günlerde.[37] Sizden kim (bu günlerde) hasta veya yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Artık onu hiç tutamayacak kadar düşkünleşmiş olanlar ise (her bir gün için) bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. Kim gönülden fazlaca bir iyilik yaparsa o kendisi için hayırlı olur. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Ali Bulaç

(Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

Ali Fikri Yavuz

O, size farz kılınan oruç sayılı günlerdir. O günlerde sizden kim hasta, yahut seferde olur da iftar ederse, tutamadığı günler sayısınca sıhhat bulduğu ve rahat ettiği başka günlerde oruç tutar. Fazla ihtiyarlık ve devamlı hastalık gibi sebeplerle oruç tutmaya güç yetiremiyenler üzerine, bir yoksul doyuracak kadar fidye vermek lâzımdır. Bununla beraber kim fidyeyi çok verir, yahut hem oruç tutar, hem de fidye verirse onun için daha hayırlı olur. Size seferde orucu bozmak ve yaşlı hâlinizde fidye vermek izni verilmişken yine oruç tutsanız hakkınızda hayırlıdır, eğer orucun faziletini bilirseniz.

Ali Rıza Safa

Sayılı günlerdir. Yine de sağlığı bozuksa veya yolcuysa, tutamadığı günlerin sayısına denk, diğer günlerde tutmalıdır. Gücü olmayanlar, bir yoksulu doyurarak kurtulmalık vermelidir. İsteyerek, kim bir iyilik yaparsa, kendisi için iyilik yapmış olur. Oruç tutmak da kendiniz için iyilik yapmaktır; keşke bilseydiniz!

Bayraktar Bayraklı

- Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde farz kılındı ki, takvaya ulaşasınız. Ancak, sizden kim hasta ve yolcu olursa, diğer zamanlarda aynı gün sayısı kadar oruç tutmalıdır. Bunun dışında çeşitli nedenlerle orucu çok zorlukla tutabilecek olanlar, bir fakiri doyuracak kadar fidye vermelidirler. Her kim, yapmakla sorumlu olduğundan daha fazla iyilik yaparsa, kendisine iyilik yapmış olur; eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Bekir Sadak

(183-18) 4 Ey Inananlar! Oruc, sizden oncekilere farz kilindigi gibi, Allah'a karsi gelmekten sakinasiniz diye, size sayili gunlerde farz kilindi. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadigi gunlerin sayisinca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamiyanlar, bir duskunu doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruc tutmaniz eger bilirseniz sizin icin hayirlidir.

Celal Yıldırım

Sizden kim hasta ya da yolculuk halinde bulunursa, (tutamadığı) günler sayısınca diğer günlerde tutar. (Fazla yaşlılıktan veya iyileşmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı) oruç tutmaya güç getiremiyenlere bir yoksulu (sabah-akşam) doyuracak fidye gerekir. Kim de gönülden (fidyeyi artırıp) hayr yaparsa, bu onun için daha iyidir. Bununla beraber oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için hayırlıdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(183-184) Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri

Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Diyanet İşleri (eski)

(183-184) Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.

Diyanet Vakfi

Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sayılı günler... İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerden sayısınca tutar. Ona dayanıp kalanlar (dayanamayanlar) üzerine de bir yoksulu doyuracak fidye vermek gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır. Yine de oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sayılı günler, içinizden hasta olan veya seferde bulunan ise diğer günlerden sayısınca, ona dayanıb kalacaklar üzerine de fidye: bir miskin doyumu, her kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır, bununla beraber oruc tutmanız sizin için daha hayırlıdır eğer bilirseniz

Erhan Aktaş

Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hastalanır veya seferde olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Onu tutmaya gücü yetenlerin, bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermesi gerekir. Böyle olmakla birlikte, kim gönlünden gelerek daha fazlasını yaparsa, bu, onun için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, siyam yapmanız sizin için hayırlı olandır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hastalanır veya seferde olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Onu tutmaya gücü yetenlerin, bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermesi gerekir. Böyle olmakla birlikte, kim gönlünden gelerek daha fazlasını yaparsa, bu, onun için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, siyam yapmanız sizin için hayırlı olandır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hastalanır veya sefere çıkarsa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Onu tutmaya gücü yetenlerin, bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermesi gerekir. Böyle olmakla birlikte, kim gönlünden gelerek daha fazlasını yaparsa, bu, onun için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, siyam yapmanız sizin için daha hayırlıdır.

Fizilal-il Kuran

İçinizden kim hasta ya da yolcu olursa tutmadığı günler sayısınca sonraki günlerde oruç tutar. Oruca dayanamayanların bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir. Kim gönüllü olarak bundan daha fazlasını verirse, bu onun için daha hayırlıdır. Ayrıca, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Gültekin Onan

(Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta veya yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin (veya: güç yetiremeyenlerin) üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönlünden bir hayır yaparsa (fidye oranını arttırmak, daha çok yoksul doyurmak vb.) bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız - eğer bilirseniz - sizin için daha hayırlıdır.

Hamdi Döndüren

Sayılı günlerde olmak üzere (farz kılındı). Sizden her kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günler sayısınca, diğer günlerde tutar. Orucu tutmakta zorlananlara ise, bir yoksulu doyuracak kadar bir fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Bununla birlikte eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Hasan Basri Çantay

(O) sayılı günler (dir). Artık sizden kim (o günlerde) hasta, yahud sefer üzerinde olur (ve orucunu yemiş bulunur) sa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar. İhtiyarlığından, yahud şifa bulması ümid edilmeyen bir hastalıkdan dolayı oruç tutmıya) gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye (lazımdır). Bununla beraber kim gönül isteğiyle bir hayır yaparsa işte bu, onun için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız sizin hakkınızda (yemenizden ve fidye vermenizden) hayırlıdır, bilirseniz.

Hasib Asutay

(Oruç) Sayılı günler olarak (farz kılınmıştır). Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Güç yetiremeyenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa (65) bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır. (65. Bir yoksuldan fazlasını doyurursa yahut fidyesini artırırsa.)

Hayrat Neşriyat

Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse(daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla berâber bilirseniz,(güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

İbni Kesir

Sayılı günler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde; gücü yetmeyenlere de bir yoksul doyumu fidye. Bununla beraber kim gönüllü olarak iyilik yaparsa bu; kendisi için

Mehmet Okuyan

(Oruç size) sayılı günlerde olmak üzere (farz kılındı). İçinizden kim hasta veya yolcu olursa, (tutamadığı gün sayısı kadar) diğer günlerden o sayı(yı tamamlasın). Oruç tutmaya çok zor güç yetirenlerin ise bir fakiri doyuracak kadar fidye (vermesi) gerekir. Kim gönüllü olarak iyilik yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Bilirseniz (zorluğa rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Muhammed Esed

Sayılı günlerde (oruç). Ancak sizden kim, hasta veya seyahatte olursa diğer zamanlarda (aynı gün sayısı kadar oruç tutmalıdır); ve (bu gibi hallerde) gücü yetenlere bir muhtacı doyurarak fidye vermek, bir yükümlülüktür. Her kim, yapmaya yükümlü olduğundan daha fazla iyilik yaparsa kendisine iyilik yapmış olur; zira oruç tutmak kendinize iyilik yapmaktır -keşke bunu bilseydiniz.

Mustafa İslamoğlu

Sayılı günlerde... Sizden kim hasta ya da yolcu olursa, tutmadığın sayısı kadar diğer günlerde (oruç tutar) ve (bunlar arasından) ona gücü yetenler üzerine, bir yoksulu doyuracak fidye gerekir; Kim daha fazla hayır işlerse kendisi için daha yararlı olur, ama -eğer bilirseniz-oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sayılı günler. İmdi sizden her kim hasta olur veya sefer üzere bulunursa tutamadığı günler adedince sair günlerde (tutar). Oruca pek zor dayanabilecek kimse üzerine de fidye (bir miskin taamı) (farzdır). İmdi her kim tatavvu'an bir hayır yaparsa bu kendisi için daha hayırlıdır. Ve eğer oruç tutarsanız sizin için hayırlıdır. Eğer bilirseniz.

Ömer Öngüt

(Oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim o günlerde hasta olur veya seferde bulunursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler ise, bir yoksul doyumu fidye verir. Kim kendi isteğiyle nafile olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Suat Yıldırım

Oruç sayılı günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Süleyman Ateş

Sayılı günler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar). Oruca (güç) dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır. Bununla beraber gönül isteğiyle kim bir iyilik yapar(oruç tutar)sa o, kendisi için iyidir. Bilirseniz oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır.

Süleymaniye Vakfı

(Orucu) Sayılı günlerde (tutun). Sizden kim hasta veya yolculuk halinde olursa tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Oruca takatı olanların /gücü yetenlerin bir miskini doyuracak kadar fidye (fitre) verme görevi vardır. Kim (fitre dahil) bir iyiliği fazlasıyla yaparsa onun için daha iyi olur. Bilseniz (hasta veya yolcu iken de) oruç tutmanız sizin için daha iyidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Size yazılan oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim, hasta veya yolculuk halinde olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Orucu tutabilecek olanların bir çaresizi doyuracak kadar fidye (fitre) vermesi de gerekir. Kim bir iyiliğin fazlasını yaparsa onun için iyi olur. Oruç tutmanızın ne kadar iyi olduğunu bilseniz, (hasta ve yolcu olmanıza rağmen) tutarsınız.

Şaban Piriş

O, sayılı günlerdir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Oruç tutmanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

Tefhim-ul Kuran

(Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun) . Zor dayanabilenlerin üzerinde de bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır) . Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

Ümit Şimşek

Oruç günleri sayılıdır. Hasta veya yolcu olanlarınız, o günlerin sayısınca, başka günlerde oruç tutar. Orucu güçlükle tutabilenler ise, fidye olarak yoksul doyururlar. Ama kim fazladan bir hayır işlerse, bu onun için daha hayırlı olur. Oruç tutmanız ise, bir bilseniz, sizin için daha da hayırlıdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Müəyyən sayda olan günləri oruc tutmalısınız. Sizlərdən xəstə və ya səfərdə olanlar başqa günlərdə eyni sayda oruc tutmalıdırlar. Buna taqəti olmayanlar isə (buraxdığı hər gününün əvəzinə) bir kasıbı yedirtməklə fidyə verməlidirlər. Kim könüllü olaraq yaxşılıq etsə, bu onun üçün daha xeyirli olar. Biləsiniz ki, sizə oruc tutmaq daha xeyirlidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Oruc tutmaq) sayı müəyyən olan (bir ay) günlərdir. (Bu günlərdə) sizdən xəstə və ya səfərdə olanlar tutmadığı günlər qədər başqa günlərdə oruc tutmalıdırlar. Oruc tutmağa taqəti olmayanlar isə (hər günün əvəzində) bir yoxsulu doyuracaq qədər fidyə verməlidirlər. Hər kəs könüllü xeyir iş görərsə (həm oruc tutub, həm də fidyə verərsə), bu onun üçün daha yaxşı olar. Bilsəniz oruc tutmaq sizin üçün nə qədər xeyirlidir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Fastenzeit ist auf eine begrenzte Anzahl von Tagen festgelegt. Wer krank oder auf Reisen ist, fastet nicht und holt es an anderen Tagen nach. Wer auch sonst aus anderen Gründen nicht fasten kann, soll als Ersatz einem Bedürftigen Essen geben. Wer freiwillig als gutes Werk mehr fastet, der wird entsprechend dafür belohnt. Es ist für euch gut zu fasten, wenn ihr es nur wüßtet!

Almanca — Der Edle Quran

(Vorgeschrieben ist es euch) an bestimmten Tagen. Wer von euch jedoch krank ist oder sich auf einer Reise befindet, der soll eine (gleiche) Anzahl von anderen Tagen (fasten). Und denjenigen, die es zu leisten vermögen, ist als Ersatz die Speisung eines Armen auferlegt. Wer aber freiwillig Gutes tut, für den ist es besser. Und daß ihr fastet, ist besser für euch, wenn ihr (es) nur wißt!

Almanca — M. A. Rassoul

Es sind nur abgezählte Tage. Und wer von euch krank ist oder sich auf einer Reise befindet, soll eine Anzahl anderer Tage (fasten) Und denen, die es mit großer Mühe ertragen können, ist als Ersatz die Speisung eines Armen auferlegt. Und wenn jemand freiwillig Gutes tut, so ist es besser für ihn. Und daß ihr fastet, ist besser für euch, wenn ihr es (nur) wüßtet!

Almanca — Muhammad Zaidan

Es sind abgezählte Tage. Wer jedoch von euch krank oder auf Reisen war, so (holt er nach die) gleiche Anzahl an anderen Tagen. Und für diejenigen, denen es schwer fällt, ist dessen Ersatz die Speisung eines Bedürftigen. Und wer mehr Gutes freiwillig gibt, so ist dies besser für ihn. Und wenn ihr fastet, ist es besser für euch, würdet ihr es nur wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

It is a religious observance that lasts for a fixed number of days. But those of you who are sick or proceeding on a journey shall compensate the fast by the same number of days at a later date. As for those who experience hardship caused by fasting, they appease Allah by expiation of feeding an indigent. Nonetheless, he who voluntarily offers to commit good shall find benevolence and benefaction indeed rewarding; and if you are able to fast, it profits you, if only you knew.

Abdul Haleem

Fast for a specific number of days, but if one of you is ill, or on a journey, on other days later. For those who can fast only with extreme difficulty, there is a way to compensate- feed a needy person. But if anyone does good of his own accord, it is better for him, and fasting is better for you, if only you knew.

Abdullah Yusuf Ali

(Fasting) for a fixed number of days; but if any of you is ill, or on a journey, the prescribed number (Should be made up) from days later. For those who can do it (With hardship), is a ransom, the feeding of one that is indigent. But he that will give more, of his own free will,- it is better for him. And it is better for you that ye fast, if ye only knew.

Abul A'la Maududi

Fasting is for a fixed number of days, and if one of you be sick, or if one of you be on a journey, you will fast the same number of other days later on. For those who are capable of fasting (but still do not fast) there is a redemption: feeding a needy man for each day missed. Whoever voluntarily does more good than is required, will find it better for him; and that you should fast is better for you, if you only know.

Aisha Bewley

for a specified number of days. But any of you who are ill or on a journey should fast a number of other days. For those who are able to fast, their fidya is to feed the poor. And if someone does good of his own accord, it is better for him. But that you should fast is better for you, if you only knew.

Al-Hilali & Khan

[Observing Saum (fasts)] for a fixed number of days, but if any of you is ill or on a journey, the same number (should be made up) from other days. And as for those who can fast with difficulty, (e.g. an old man), they have (a choice either to fast or) to feed a Miskîn (poor person) (for every day). But whoever does good of his own accord, it is better for him. And that you fast is better for you if only you know.[1]

Ali Quli Qarai

That for known days. But should any of you be sick or on a journey, let it be a [similar] number of other days. Those who find it straining shall be liable to atonement by feeding a needy person. Should anyone do good of his own accord, that is better for him, and to fast is better for you, should you know.

Amatul Rahman Omar

(You are required to fast) for a prescribed number of days. But if anyone of you is sick or is on a journey he shall fast (to make up) the prescribed number in other days. And for those who are able to fast is an expiation (as thanksgiving) the feeding of a poor person (daily for the days of fasting). And he who volunteers (extra) good, (will find that) it is even better for him. And that you observe fasting is better for you, if you only know.

Arthur John Arberry

for days numbered; and if any of you be sick, or if he be on a journey, then a number of other days; and for those who are able to fast, a redemption by feeding a poor man. Yet better it is for him who volunteers good, and that you should fast is better for you, if you but know;

Bijan Moeinian

You have to fast only a few days of the year. Those who become sick or have to travel [during these fasting days] should make it up later. Those for whom fasting imposes a hardship, must feed at least a poor person. The more generosity you show, the better it will be for you. Of course it is much better to observe fasting; if you only knew [how good it is for you.]

E. Henry Palmer

A certain number of days, but he amongst you who is ill or on a journey, then (let him fast) another number of days. And those who are fit to fast may redeem it by feeding a poor man; but he who follows an impulse to a good work it is better for him; and if ye fast it is better for you, if ye did but know.

Edip-Layth

A number of days. Whoever of you is ill or traveling, then the same number from different days; and as for those who can do so but with difficulty, they may redeem by feeding the needy. Whoever does good voluntarily, it is better for him. If you fast, it is better for you if you knew.

George Sale

A certain number of days shall ye fast: But he among you who shall be sick, or on a journey, shall fast an equal number of other days. And those who can keep it, and do not, must redeem their neglect by maintaining of a poor man. And he who voluntarily dealeth better with the poor man than he is obliged, this shall be better for him. But if ye fast it will be better for you, if ye knew it.

Hamid S. Aziz

(Fasting) A certain number of days, but he amongst you who is ill or on a journey, then (let him fast) another number of days. And those who can do it with hardship may redeem it by feeding a poor man; but he who gives more of his own will, it is better for him; but if you fast it is better for you, if you did but know.

Mahmoud Ghali

(The fast is) (for) a prescribed number of days. So, whoever of you is sick or is on a journey, then a (fixed) number of other days; and against the ones who can afford it, there should be a ransom of food for an indigent man; (yet) whoever volunteers charitably, then it is most charitable on his part; and to fast is more charitable for you, in case you know.

Marmaduke Pickthall

(Fast) a certain number of days; and (for) him who is sick among you, or on a journey, (the same) number of other days; and for those who can afford it there is a ransom: the feeding of a man in need - but whoso doeth good of his own accord, it is better for him: and that ye fast is better for you if ye did but know -

Mohamed Ahmed - Samira

Fast a (fixed) number of days, but if someone is ill or is travelling (he should complete) the number of days (he had missed); and those who find it hard to fast should expiate by feeding a poor person. For the good they do with a little hardship is better for men. And if you fast it is good for you, if you knew.

Muhammad Asad

[fasting] during a certain number of days. But whoever of you is ill, or on a journey, [shall fast instead for the same] number of other days; and [in such cases] it is incumbent upon those who can afford it to make sacrifice by feeding a needy person. And whoever does more good than he is bound to do does good unto himself thereby; for to fast is to do good unto yourselves - if you but knew it.

Mustafa Khattab

˹Fast a˺ prescribed number of days.[1] But whoever of you is ill or on a journey, then ˹let them fast˺ an equal number of days ˹after Ramaḍân˺. For those who can only fast with extreme difficulty,[2] compensation can be made by feeding a needy person ˹for every day not fasted˺. But whoever volunteers to give more, it is better for them. And to fast is better for you, if only you knew.

Progressive Muslims

A few number of days. Whoever of you is ill or traveling, then the same number from different days; and as for those who can do so but with difficulty, they may redeem by feeding the needy. And whoever does good voluntarily, then it is better for him. And if you fast it is better for you if you knew.

Sahih International

[Fasting for] a limited number of days. So whoever among you is ill or on a journey [during them] - then an equal number of days [are to be made up]. And upon those who are able [to fast, but with hardship] - a ransom [as substitute] of feeding a poor person [each day]. And whoever volunteers excess - it is better for him. But to fast is best for you, if you only knew.

Sam Gerrans

For days numbered. And whoso among you is sick or on a journey: then a number of other days. And for those who are able to do it is a redemption: feeding a needy person. And whoso does good voluntarily, it is better for him. And that you fast is better for you, if you would know.

Shabbir Ahmed

Just a certain number of days. But, if any of you is sick or is traveling, the number of days should be made up later. For those who can go through Abstinence only with hardship, there is compensation, the feeding of an indigent. Any additional charity will mean additional reward. However, if you knew better, the training course of Abstinence is good for you.

Syed Vickar Ahamed

(Fasting) for a fixed number of days; But if any of you is ill, or on a journey, the prescribed number (should be made up) from days later. For those who can fast but with hardship, is a ransom; The feeding of one who is in need. But he who will give more, by his own free will, it is better for him. And it is better for you that you fast, if you only knew.

Taqi Usmani

for days few in number. However, should any one of you be sick or on a journey, then (he should fast) a number of other days (equal to the missed ones); and those who have the strength, (still, they do not opt for fasting,) on them there is a fidyah (compensation), that is, the feeding of a poor person.Then whoever does good voluntarily, that is better for him. However, that you fast is better for you, if you only knew.

The Monotheist Group

A few number of days. Whoever of you is ill or traveling, then the same number from different days. As for those who can do so but with difficulty, they may redeem by feeding the needy. And whoever does good voluntarily, then it is better for him. And if you fast it is better for you if only you knew.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

pendant un nombre déterminé de jours. Quiconque dʹentre vous est malade ou en voyage, devra jeûner un nombre égal dʹautres jours. Mais pour ceux qui ne pourraient le supporter quʹ(avec grande difficulté), il y a une compensation: nourrir un pauvre. Et si quelquʹun fait plus de son propre gré, cʹest pour lui; mais il est mieux pour vous de jeûner; si vous saviez!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser we hatiye ferzkirin ku hûn çend rojên bijimar rojî bigirin. Êdî kî ji we nexweş be yan jî rêwî be bila bi qasî rojên ku (di nexweşî û rêwîtiyê de xwariye), di rojên din de rojî bigire. Ew kesên ku (ji pîrîtî û nexweşiyê) nikarin rojî bigirin, divê ji ber her rojekê ve gerewê bidin; ku (ji ber her rojekê ve) xwarinê bide belengazekî. Êdî kî ku bi dilê xwe zêdetir bide vêca ew jê re çêtir e. Eger hûn (digel zehmetiyan jî) rojî bigirin, êdî ew ji we re çêtir e eger hûn bizanin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

voor een bepaald aantal dagen. Maar als iemand van jullie ziek is of op reis, dan een aantal andere dagen. En zij die er wel toe in staat zijn (maar het niet doen) hebben als vervangende plicht een behoeftige te spijzigen, maar als iemand uit zichzelf iets goeds doet, is dat beter voor hem en dat jullie vasten is ook beter voor jullie, als jullie dat maar weten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Een zeker getal dagen zult gij vasten. Indien echter iemand onder u ziek of op reis is, dan zal hij een gelijk getal andere dagen vasten. Die het echter kan en het toch niet doet, moet daarvoor een arme voeden. Hij die dit echter vrijwillig doet, handelt beter, en nog beter indien hij de vasten daarbij in acht neemt. Mocht gij dat inzien.

Hollandaca — Siregar

(Vast) en vastgesteld aantal dagen. Maar degene die dan van jullie ziek is, of op reis, dan een aantal andere dagen. En op degenen (van hen) die het (slechts met grote moeite) kunnen volbrengen, rust de plicht van Fidyah: het voeden van een arme. Maar degene die vrijwillig meer (dan verplicht is) geeft: dat is beter voor hem. En dat jullie vasten is beter voor jullie, als jullie dat maar weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

на (несколько) отсчитанных дней; а кто из вас болен [[Из-за болезни не может соблюдать пост, или же из-за поста затягивается лечение, или же он принимает лекарства. (Усеймин)]] или в пути [и поэтому не может соблюдать пост], то (на нем обязанность поститься) (определенное) число других дней [по числу пропущенных дней]. А на тех, которые могут это [поститься] (но не постятся, например, из-за старости или смертельной болезни), (то им надлежит отдавать) выкуп (в виде) кормления (одного) бедняка (за каждый пропущенный день). Кто же дополнительно возьмется за благое [будет поститься еще и кроме обязательных дней или кормить больше чем одного], то это – лучше для него. А соблюдать пост лучше для вас (чем давать выкуп), если бы вы знали (превосходство поста пред Аллахом).

Rusça — Osmanov

на определенное количество дней. А если кто-либо из вас болен или находится в пути, то следует поститься столько же, [сколько пропущено] дней в другое время. А тем, которые способны поститься, [но пропускают по неизлечимой болезни или старости], надлежит во искупление пропущеннонго поста накормить бедняка. А если кто- либо добровольно сделает большее, то тем лучше для него. Вам лучше поститься, если бы только вы знали это.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Fastan skall vara) ett begränsat antal dagar. Men den av er som är sjuk eller på resa (skall fasta senare) under motsvarande antal dagar och de som har möjlighet skall som offer ge en nödställd att äta. Och den som självmant gör gott utöver vad plikten bjuder, (skall finna att) detta kommer honom själv till godo. Och fastan är för ert väl - om ni visste (hur mycket gott den tillför er)!