Bakara Suresi 158. Ayet — Elfaz
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.
1اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
2الصَّفَاS-SafāSafaMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsim
3وَالْمَرْوَةَve l-merveteve MerveBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+Özel İsim
4مِنْmin-ndandırHarf-i Cer
5شَعَائِرِşeǎāirinişanlarıİsimش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi söz
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
7فَمَنْfe menkimİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
8حَجَّHaccehaccederMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibح ج جDelil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmek
9الْبَيْتَl-beyteYapıyıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir
10اَوِeviya daBağlaç
11اعْتَمَرَǎ'temeraömre yaparsaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıع م رİkamet etmek, oturmak, onarmak, tamir etmek/canlandırmak, bakmak, inşa etmek, desteklemek, yetiştirmek, yaşanabilir hale getirmek, iyileştirmek, geliştirmek, nüfuslandırmak, hizmet etmek/desteklemek/gözetmek/saymak, ziyaret etmek, sömürgeleştirmek, hedeflemek, sık sık ziyaret etmek, sevgi/şefkat gösterilen bir ziyaret, yerleşik bir yere gitmek.
12فَلَاfe lāyokturSonuç Edatı+Harf-i Nefi
14عَلَيْهِǎleyhikendisineHarf-i Cer+Zamir
15اَنْenMasdar Harfi
16يَطَّوَّفَyeTTavvefetavaf etmesindeMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıط و فGitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatma
17بِهِمَاbihimāonlarıHarf-i Cer+Zamir
18وَمَنْve menve kimBağlaç+Şart Edatı
19تَطَوَّعَteTavveǎkendiliğinden yaparsaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
20خَيْرًاḣayranbir iyilikİsimخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.
21فَاِنَّfe inneşüphesizSonuç Edatı+Harf-i Nasb
22اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
24عَلِيمٌǎlīmun(yaptığını) bilirSıfatع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname