Bakara Suresi 159. Ayet — Elfaz
İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder.
1اِنَّinnedoğrusuHarf-i Nasb
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يَكْتُمُونَyektumūnegizleyenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak
4مَاmāşeyleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
5اَنْزَلْنَاenzelnāindirdiğimizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
6مِنَmine-denHarf-i Cer
7الْبَيِّنَاتِl-beyyinātiaçık deliller-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
8وَالْهُدٰىve l-hudāve hidayetiBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
9مِنْminHarf-i Cer
11مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12بَيَّنَّاهُbeyyennāhubiz açıkça belirttiktenMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
13لِلنَّاسِli n-nāsiinsanlaraHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
14فِيfīHarf-i Cer
15الْكِتَابِl-kitābiKitaptaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
16اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte onlaraİşaret Zamiri
17يَلْعَنُهُمُyel'ǎnuhumula'net ederMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.
18اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
19وَيَلْعَنُهُمُve yel'ǎnuhumuve la'net ederBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.
20اللَّاعِنُونَl-lāǐnūnebütün la'net edebilenlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.