Bakara Suresi 140. Ayet — Elfaz
Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
1اَمْemyoksaBağlaç
2تَقُولُونَteḳūlūnesöylüyor(mu)sunuzMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
4اِبْرٰهِيمَibrāhīmeİbrahimÖzel İsim
5وَاِسْمٰعِيلَve ismāǐyleve İsma'ilBağlaç+Özel İsim
6وَاِسْحٰقَve isHāḳave İshakBağlaç+Özel İsim
7وَيَعْقُوبَve yeǎ'ḳūbeve Ya'kubBağlaç+Özel İsim
8وَالْاَسْبَاطَve l-esbāTave torunlarınınBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimس ب طtorun, soy, nesil, oğul, kuzen (özellikle baba tarafından)
9كَانُواkānūolduklarınıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
10هُودًاhūdenyahudiÖzel İsimه و دYahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe.
11اَوْevyahutBağlaç
13قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
14ءَاَنْتُمْe entumsiz miSoru Eki+Zamir
15اَعْلَمُeǎ'lemudaha iyi bilirsinizİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
16اَمِemiyoksaBağlaç
17اللّٰهُ(a)llahuAllah (mı)Lafza-i Celal
18وَمَنْve menve kimdirİsti'nafiye Edatı+Soru Eki
19اَظْلَمُeZlemudaha zalimİsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
20مِمَّنْmimmenkimsedenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
21كَتَمَketemegizleyenMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak
23عِنْدَهُǐndehuyanında bulunanMekan Zarfı+Zamirع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
24مِنَminetarafındanHarf-i Cer
25اللّٰهِ(a)llahiAllahLafza-i Celal
26وَمَاve māve değildirİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
27اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
28بِغَافِلٍbi ğāfilingafilHarf-i Cer+İsimغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan
29عَمَّاǎmmā-danHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
30تَعْمَلُونَteǎ'melūneyaptıklarınız-Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat