Bakara Suresi 141. Ayet — Elfaz
Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
1تِلْكَtilkeİşte onlarİşaret Zamiri
2اُمَّةٌummetunbir ümmettiİsimا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]
3قَدْḳadkiKesinlik Edatı
4خَلَتْḣaletgelip geçtiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsiz
5لَهَاlehāonlarındırHarf-i Cer+Zamir
6مَاmāşeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7كَسَبَتْkesebetkazandıklarıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
8وَلَكُمْve lekumve sizindirBağlaç+Harf-i Cer+Zamir
9مَاmāşeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10كَسَبْتُمْkesebtumsizin kazandıklarınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
11وَلَاve lāİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
12تُسْـَٔلُونَtuselūnesorulmazsınızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek
13عَمَّاǎmmāşeylerdenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14كَانُواkānūolduklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
15يَعْمَلُونَyeǎ'melūneonların yapıyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat